Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Kasım 2012

Dil Vardır….

Posted by Site - Yönetici Kasım 30, 2012

dil-vardir-ramazanda-dilinizi-tutun-3-copy

Dil Vardır….

Dil vardır; Malâyanîdir. İşi gücü boş boş konuşmaktır. Konuştuklarında mânâ yoktur. Fayda adına hiçbir şey taşımamaktadır. Ağzının laf yapmasından dolayı sevinmekte, her mesele hakkında konuşmaktan çekinmemekte, konuştuklarımın muhatabıma nasıl bir kazancı vardır, diye düşünmemektedir.

Dil vardır; Şâkirdir. Konuştuğu her kelimede Eş-Şekûr olan Hz. Allah’a (C.C.) teşekkür etmektedir. O, Rabbinin kendisine bahşettiği nimetler karşısında büyük bir minnet duygusu altında ezilmektedir. Bakışları hep kendinedir. Kendinden alttakilere bakarak ne kadar büyük ikramlar içerisinde olduğunu fark etmekte, her ağzını açtığında Kerim olan Rabbine karşı dilinin şükründe cimrilik etmemektedir. Dolayısı ile boş değil, faydalı şeyler konuşmaktadır.

Dil vardır; Şeytandır. Ya haksızlık karşısında üç kuruşluk dünya menfaati adına susan dilsiz şeytan, ya hak karşısında sadece laf olsun diye konuşan dilli şeytandır. Maksadı hak ve hakikat değil, ağırlığı olmayan meclislerde diliyle kendine değer kazandırtmaktır. Dili hakikat için harekete çekmemekte; Hâlif, tû’raf yani muhalefet et, tanınırsın sözünü kendine düstûr edinmektedir. Neye ne adına karşı çıktığını bilmeden, tanınmak için ve bakın ben de varım demek için dün savunduğuna, bugün muhalefet edebilmektedir. Mühim olan o an toplum içerisinde belirmek, öne çıkmaktır. Bunun için dilin hakiki sahibi olan Hz. Allah’ı (C.C.) değil, şeytanı memnun ederek onun yanında yer almaktadır.

Dil vardır; Melektir. Rabbi ile arasında güçlü ve sağlam bir bağ kurduğu için, Hz. Allah (C.C.) o insanın dilinde bir melek vâr etmiştir. O artık meleğin dili ile konuşmakta, farkında olsa ya da olmasa arşın lisanını kullanmaktadır. Hz. Ömer (R.A.) gibi Vahiy gelmeden, vahye mutabık olmakta, etrafında gelişen tüm hadiselere Vahyin aynasından bakarak melekleri bile hayran bırakmaktadır. İradesine hakim olarak, dilinin altında taş varmış gibi, çok konuşmamakta her işe laf yetiştirmek yerine, her hayırlı işe el yetiştirmektedir.

Dil vardır; Esir alandır. Sahibini elinde oyuncağa çevirmiştir. Önce konuşmakta sonra o konuştuklarına sahibini köle yapmaktadır. Gelişigüzel ortalığa laflar savurmakta, sonra da durup bu lafları temizlemeye çalışmaktadır. Ağzı yalama olduğu için de bazen kendi iradesinde olmadan ağzından laflar kaçırmaktadır. Her kaçan laf yabani dört ayaklılar gibi ya başkasının peşine takılmakta ve ona zarar vermekte, ya kendi peşine takılıp bir kuyruk gibi bünyesinden bir parçaymışçasına âleme kendisini gülünç duruma düşürmektedir.

Dil vardır; Esir edendir. Diline hâkimdir; konuşacağı kelimeleri bir kuyumcu titizliğinde seçmekte, boğazında kırk düğüm varmış gibi konuşmadan önce muhatabına bakmakta ve o muhatabın seviyesine göre düğümleri birer birer çözerek, tartarak, fayda ve zararını hesap ederek konuşmaktadır. Dilinden çıkacak sözlere böyle bir çabayı vermesi sözlerine değer katmakta, az ama öz konuşmaktadır. Konuştukça karşıdakilerde tesir uyandırmaktadır. Bazen tatlı dili ile yılanı deliğinden çıkarmakta, bazen o diliyle nice zararlı yılanları deliğine hapsetmektedir…

Dil vardır; Cehenneme odun taşır. Sırtındaki günah torbasına farkında olmadan azık toplamaktadır. Ya iki laf ediyoruz ne mahsuru var diyerek; gıybet, yalan, dedikodu ve iftira okları ile başkalarını hedef almakta, ama neticesinde hep zararı kendisine ulaşmaktadır. Laf olsun, torba dolsun, diye konuşmakta; nihayetinde de torba dolmaktadır. Ama dolan her torba ne yazık ki onu cehenneme hızla sevkeden acı bir sermayeye dönüşmektedir…

Dil vardır; Cennete tohum saçar. Sükûtun altın olduğu şuuruyla susmakta, ağızdan çıkan her sözün bir mesuliyet olduğunun farkında olarak davranmaktadır. Eğer diliyle cennete tohum saçacaksa konuşmakta, yoksa en büyük hikmet olan sükûtu tercih etmektedir…

Son söz; Sözlerin Sultanı, Alemlerin Fahri Ebedîsi Efendimiz (S.A.V.)’in; “Kim bana dili ile beli hakkında söz verir, koruyacağını garanti ederse, ben de ona cenneti garanti ederim” (Buhari, Rikak, 23)

Bu yaziyi gønderen Şerife Şevval Kardelen Hoca Hanıma Teşekkür Ederiz.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | 1 Comment »

İsm-i Azam Duası.

Posted by Site - Yönetici Kasım 29, 2012

İsm-i Azam Duası.,ismi-azam-duasi

İsm-i Azam Duası.

Denildi ki, “El-hayyu’l- kayyum” Allâhü Teâlâ hazretlerinin büyük ismidir. Yâni ism-i azamdır.

îsâ Aîeyhisselâm, ölüleri diriltmek istediği zaman, bu isimlerle dua ederdi. Ve: “Ey hayy ve ey kâyyum (olan Allahım!) diye dua ederdi.

Denilir ki. deniz ehlinin yani deniz yolculuğu yapan kişiler, boğulmaktan korktukları zaman, “Ey hayy ve ey kâyyum (olan Allahım!) diye dua ederler.

Ali bin, Ebî Tâlib (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu. Bedir günü olduğu zaman, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin ne yaptığına bakmak için gittim. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, secde hâlinde olup, şöyle (dua ediyordu: “Ey hayy ve ey kâyyum (olan Allahım!)

Defalarca gidip geldim, hep Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini bu şekilde dua ederken gördüm. Bu kelimelere başka bir şeyi eklemiyordu. Allâhü Teâlâ hazretleri, fethi müyesser kılasıya kadar hep bu hâl üzere dua ettiler.

Hazret-i Ali (r.a.) Efendimizin bu rivayeti bu isimlerinin büyüklüklerine delâlet etmektedir.

İsm-İ Âzam’ın Hakikati

Bâyezîd-ı Bestâmî (k.s.) hazretlerine İsm-i Azamdan sorulduğu gibi. Ona ism-i Azam’ın ne olduğu sorulduğunda, şöyle buyurdular:

İsm-i Azamın belirli bir tarifi (had ve hududu) yoktur. Lakin sen kalbini her şeyden boşaltıp, onu, Allah in vahdaniyetine teslim et. Sen bu şekilde olduğun zaman, istediğin isimle dilediğin şekilde Allâhü Teâlâ hazretlerine dua et.

Kaynak : Rûhu’l-Beyan Tefsiri, Ömer Faruk Hilmi, Fatih Yayınevi: 3/42.43

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 1 Comment »

Dâvûd Aleyhisselâm’a Öğretilenler

Posted by Site - Yönetici Kasım 28, 2012

Dâvûd Aleyhisselâm'a Öğretilenler,Ruhların çıkış ve dönüş yerini; vücutlarda devrinin keyfiyetini bildirir.

Dâvûd Aleyhisselâm’a Öğretilenler

Allahü Teâlâ hazretleri  Dâvûd Aleyhisselâm’a öğretti,

Bunlar:

1 – Demirden zırh yapmak. Dâvûd Aleyhisselâm, demirden zırh yapar ve satardı. Elinin emeğiyle geçinirdi.

2– Kuş dili,

3– Dağların teşbihi,

4- Karıncalarla konuşmak,

5– Kuşlarla konuşmak,

6– Güzel ses,

7– Güzel nağmeler, (1/391)

Dâvûd Aleyhisselâm’m sesinin benzeri kimseye verilmedi. O Zebûru okumaya başladığı zaman, vahşî hayvanlar, ona yaklışır; hatta boyunlarından tutulacak kadar yakın olurlardı. Kuşlar onu dinlemek için gelip başının üzerinde gölge yaparlardı. Akar su durur onu dinlerdi. Esen yel (rüzgâr) durur onun güzel sesine kulak verirdi.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/769.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Davud, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

İmam Buhârî Kimdir ?

Posted by Site - Yönetici Kasım 27, 2012

imam buhari semerkand,islc3a2m_da-tc3bcrbekabir-ziyareti-ve-tevessc3bclimam-buhari-kabir-ziyaretleri-mezar-ziyaretlerikabirarefe-gunusemerkand-buhari

İmam Buhârî Kimdir ?

Hicri 194 (M. 810) yılında Buhara da doğdu. İmam Buhârî diye meşhur oldu. İmam Buhârtnin babası, dördüncü tabaka râvilerdendi. Küçük yaşta babası vefat etti. Annesi sâliha bir kadındı.

Daha küçük bir çocuk olan İmam Buhârî hazretlerinin gözleri kör oldu. Annesi doktorları dolaştı. Doktorlar, bir türlü tedavi edemediler. Kadın dua etti. Gece rüyasına İbrahim Aieyhisselâm girdi. Ona çocuğunun yakında göreceğini söyledi. Sabah Buhârî hazretlerinin gözleri açıldı.

İmam Buhâri iyi bir tahsil gördü. Hadîs-î şerifleri toplamak için hemen hemen bütün islâm âlemini gezdi. Bir çok âlimden Hadîs-i şerif dinledi. İmam Buhârî hazretleri bu şekilde gezerek; üç yüz (300) binden fazla Hadîs-i şerifi senetleriyle ezberledi.

Bu Hadîs-i şeriflerin içerisinde “Buhârî şerifi tasnif etti. Bir çok kitab yazdı. Doksan bin kişi de kendisinden Hadîs-i şerif rivayet etti. Yâni doksan bin kişiye Hadîs-İ şerif okuttu.

İmâm Buhâri hazretleri, Buhâra’da Hadîs-i şerif dersleri veriyordu. Vali ona, kitaplarını alıp getirmesini ve onları kendisinden dinlemek istediğini ve çocuklarına özel ders vermesi şeklinde haber gönderdi. Buhârî hazretleri: “Ben ilmi emirlerin kapısına götürüp zelil etmem. Eğer ilim dinlemek istiyorsan, Mescid’te veya evimdeki ilim meclisine gelip hazır olun. Eğer bunları kabul etmezsenbeni kürsüden ders vermekten men etki Allahü Teâlâ hazretlerinin katında mazur olayım. Çünkü ben Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin: “Her kime bir ilimden sorulur, o da gizlerse, kıyamet günü ateşten bir gem vurulur.” Hadîs-i şeriflerinin gereğince ders vermekteyim. Çocuklarınıza hususî vermek konusuna gelince, ben, bir kısım kimseleri Hadîs-i şerif dersinden men edip birkaç kişiye ders veremem.” dedi.

Bunun üzerine Buhârâ valisi Halid bin Ahmed, İmam Buhârî hazretlerini Buhârâdan sürgün etti. İmam hazretleri, valiyi Allah’a havale ederek; şehirden çıktı. Semerkantlılar. şehirlerine gelip ders vermesini İstedi. Semerkant’a doğru giderken Semerkantlıların da kendisinin konusunda ikiye bölündükleri haberini aldı. Bir kısmı onun şehirlerine gelip ders vermesini İstemiyorlardı. Bunun üzerine İmam hazretleri, Harteng kasabasına akrabalarının yanına gitti.

Aradan bir ay geçmeden bu vali vazifesinden alındı. Merkebe ters bindirilip; “kötü iş yapanların sonu budur” nidalarıyla şehirde dolaştırıldı. İnsanların bu yaptıklarından imam Buhârî hazretlerinin kalbi daraldı. Bir gece kalkmış olduğu teheccüd namazında şöyle dua etti: “Ya Rabbi! yeryüzü bu genişliğiyle bana dar oldu. Beni katına al!” o ay orada kaldı. Hastalandı. Ramazan-ı şerifin bayram gecesinde 62 yaşında iken, 256 (M. 870) yılında Semerkant da vefat etti.

Kabri Semerkant’ın Herteng kasabasındadır. Mezarından günlerce güzel koku çıktı. Bu günlerce devam etti. Mezarına doğru bilezik gibi. bir hur huzmesi ve ışık hâlesi indi. Görenler hayret ettiler. Bunun üzerine insanlar onun kabrine hücum edip mezarının toprağından almaya çalıştılar… O yüce zâtın kabrini korumak için akrabaları mezarının çevresine ağaçtan engel yapıp bekçi tuttular.

Evet ne hazin ki, hayatında dünyayı kendisine dar edenler; ölümünden sonra, mezarının başına üşüştüler. O yüce zatın mezarından bir avuç toprak atmak için yarıştılar…

Kaynak: Dipnot – Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi, Ömer Faruk Hilmi: 3/28-30.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İmam-ı Buhari | Etiketler: | Leave a Comment »

Önemli Duyuru

Posted by Site - Yönetici Kasım 27, 2012

Önemli Duyuru

Bulgaristandan bir hoca kardesimiz bizlerden Allah rizasi icin ( Kendi sahsi icin degil ) Muslumanlara ve onlarin cocuklarina islami ve dini øgretmek icin yardim talebinde bulunuyor, Bu yardim bir para yardimi degil, Kitap,basørtusu vesaire gibi yardimlardir,Insaallah duyarli ve imkani olan kardeslerimiz bu uzaklardan gelen sese kulak verecektir.Allah sizlerden razi,Peygamberimiz sizlerden razi olsun.

Hoca kardesimizden gelen mesaji aynen aktariyorum,Orjinaline dokunmadan aynen paylasiyorum.

sselamu-aleykum merhabalar sayin hocam, ben ayhan abtulov bulgaristan tirgovisteye baali ruets koyundenim.32 yasindayim.sofia yuksek islam enstitusinden meezunum.5 kusur sene tirgovistede imamlik gorevindedim,2 aydir koyume dondum ve calismalarima devam ediyorum.bir cok koyun mevlid ve cenaze merasimlerini yapmaktayim.neredeyse islamiyet sadece bu merasimlerle yasatiliyor.bunu degistirmek istiyorum.bunun icinde yardima ihtiyacim vardir; yasin sureleri(latinceside olmali) ,dua kitaplari(achiklamasida olmali) ,cocuklar icin dini hikayeler , dini cocuk kitaplari,cocuklara dini cocuk vsd leri,dini boyama kitaplari,takkeler,bas ortuleri,tespihler ve akliniza ne gelirse ogretmek icin. irtibat ichin 00359877466741 hocam sizin cevreniz genistir umarim ayarlayabilirsiniz istediklerimi yollamaniz en cabuk ve en kolay ve en az ucretlen metro otobusleriyle olacaktir veyahut telefon verip bir arkadas yardimlarinizi istanbulda soyleyeceeiniz adresten alip arabasi ile bize getirecektir umarim bizim corbada sizinde tuzunuz olacaktir.insallah mektubum okunup silinmez esselamaleykum . lutfen yayinlayin

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Tâbût’un Tarihi

Posted by Site - Yönetici Kasım 26, 2012

tabut,sanduka,cenaze,mezar,kabir,sanduka,tabut,Tâbût’un Tarihi

Tâbût’un Tarihi

Erbâb-i Ahbâr (Tarih ve rivayet uzmanları) buyurdular: Allahü Teâlâ hazretleri Âdem Aleyhisselâm’a bir tâbut indirdi. O tâbutun içinde. Âdem Aleyhisseiâm’ın evlâdından yeryüzüne gelecek olan peygamberlerin temsilleri vardı.

Âdem    Aleyhisselâm’a    indirilen    tâbut,    Şimşâr   (Şimşir)   ağacının tahtasındandı. Üç zira ile iki zira kadardı. Âdem Aleyhisselâm’ın vefatına kadar, Âdem Aleyhisselâm’ın yanında kaldı.

Âdem Aleyhisselâm’ın vefatlarından sonra evlâdı birer birer ona vâris oldular. En son Yakub Aleyhisselâma ulaştı. Yakûb Aleyhisselâmın vefatından sonra İsrâiloğullarının eline geçti. İsrâiloğullanndan da Mûsâ Aleyhisselâm’a geçti.

Mûsâ Aleyhisselâm, onun içine Tevrâtı ve bâzı eşyalarını koyardı. Savaşa girildiği zaman Mûsâ Aleyhisselâm önce o tâbutu ordunun önünden yürütürdü. O tâbut İsrâiloğullarını heyecana getirirdi. Mûsâ Aleyhisselâm’ın vefatından sonra İsrâiloğullarının eline geçti.

Isrâiloğulları, bir şeyde ihtilâf ettikleri zaman ona başvuruyorlardı. Onu aralarında hakem tayin ediyorlardı. 0 da kendilerine konuşurdu ve aralarında hüküm verirdi. .Savaşa girdikleri zaman, o tâbutu önden yürütürlerdi. Tâbut ile düşmanlarına karşı gelip fütuhat kazanırlardı. O tâbutu askerlerin üzerinde melekler taşırdı. Sonra savaşırlardı. Tevrâttan bir sayha işittiklerinde düşmana saldırır ve yakînen başarılı olacaklarına inanırlardı.

İsrâiloğullan Allah’a âsî olup, yeryüzünde fesad çıkarttıkları zaman, Allahü Teâlâ hazretleri onların başına Amalîka’lıları musallat etti. Amalikalılar, Yahudileri mağlub ettiler. Tâbutu ellerinden aldılar. Onu lağıma koydular.

Allahü Teâlâ hazretleri. Tâlûtu melik yapmayı dilediği zaman. Amalikalılara bir belâ musallat etti. Tâbutun olduğu yere bevleden herkes bâsûr hastalığına yakalandı…

Bundan dolayı beş şehir helak oldu. Kâfirler, helak olmalarının sebeblerinin bu tâbut olduğunu anladılar. Onu çıkarttılar. temizlediler, bir kağnının üzerine bağladılar. Kağnıyı da iki öküze bağladılar. İki öküzü salıverdiler. O iki öküz yürümeye başladı. Allahü Teâlâ hazretleri, onlara dört melek vekil etti. Melekler, o öküzleri sevkediyorlardı, hatta Tâlûtun evinin önüne getirdiler.

Yahudiler, peygamberlerinden Tâlût’un melikliğine dair alâmet ve işaret istediklerinde peygamberleri:

-“Tâlût’un, melikliğinin alâmeti, sizin Tâbutu onun evinde bulmanızdır,” buyurdu.

(Yahudiler onun evine koştular.) Tâbutu, Tâlûtun evinde görünce; onun melikliğini kabul ettiler.

Mûsâ Aleyhisselâm’ın vefatından sonra, İsrâiloğulları azıp isyana kalkışmaları yüzünden, Allah onlara gadab ederek Tâbutu kaldırmıştı. Yahudîler, İşmuil Aleyhisselâm’dan Tâlût’un melikliğine (hükümdarlığına) delâlet etmesi için bir âyet istediklerinde İşmuil Aleyhisselâm, kendilerine şöyle söyledi:

-“Muhakkak ki Tâlût’un melikliğinin (hükümdarlığının) alâmeti, size gökten bir tâbutun gelmesidir. Bu tâbutu melekler korumaktadırlar.”

İşmuil Aleyhisselâm’ın beyan ettiği gibi meleklerin koruması altındaki bu tâbut kendilerine geldi. Onlar tâbuta bakıyorlardı, tâbut gelip, Tâlût’un yanıbaşına indi. Bu Ibni Abbas (r.a.) hazretlerinin sözüdür (yani rivayetidir.)

Tâbutta Bulunan Mukaddes Emânetler

Onların ikisi de levhlerin  (Tevrâtın üzerinde yazıldığı levhaların) kalıntıları,

Mûsâ  Aleyhisselâm’ın asası ki bu asâ cennetin mersin ağacındandı.

Mûsâ Aleyhisselâm’ın elbisesi, Mûsâ Aleyhisselâm’ın na’lin {ayakkabı veya pabucu). Harun Aleyhisselâm’ın sarığı, Tevrâttan bâzı şeyler, Süleyman Aleyhisselâm’ın yüzüğü.

Bir   ölçek, menn. Menn kudret helvâsıdır.   Tih   çölünde İsrâiloğullarına iniyordu.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/744-745 – 746 .

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Hz. Osman ( r.a )’ın Kur`an Hatim Şekli

Posted by Site - Yönetici Kasım 25, 2012

Hz. Osman ( r.a )’ın Kur`an Hatim Şekli, evliyanın,  büyüklerimizin  kuranı Hatim etme usulü

Muazzam Bir Hatim Şekli

Selefi salihinin ekserisinin de yaptığı gibi haftada bir hatim eden kişi Kuran’ı yediye böler.
Rivayet edilmiştir ki hz. Osman r.anh,

Cuma gecesi Bakara suresinden Maide suresine kadar, 
Cumartesi gecesi En’am suresinden Hud suresine kadar,
Pazar gecesi Yusuf suresinden Meryem suresine kadar, 
Pazartesi gecesi Ta-ha suresinden Kasas suresine kadar,
Salı gecesi Ankebut suresinden Sad suresine kadar, 
Çarşamba gecesi Zümer suresinden Rahman suresine kadar,
Perşembe gecesi Vakıa suresinden Kuran-ı Kerim’in sonuna kadar hatim ederdi.– (Gazali, İhya)

Hz. Osman’ın r.anh hatimlerinin şekilleri hakkında daha bir çok rivayetler vardır.
Ruh-ul Beyan tefsirinde zikredildiğine göre, bu şekil üzere hatmedenin duası mutlaka kabul olunur.

Hz. Osman hatimi:

Cuma gecesi: Bakara – Maide
Cumartesi gecesi: En’am – Hud
Pazar gecesi: Yusuf – Meryem
Pazartesi gecesi: Ta-ha – Kasas
Salı gecesi: Ankebut – Sad
Çarşamba gecesi: Zümer – Rahman
Perşembe gecesi:Vakıa – İhlas

sureleri okunup hatim tamamlanır.Secdeleri yapıldıktan sonra dua edilir.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, H.z Osman, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 9 Comments »

Hayvanın Sütü Tersiyle (Dışkısı) Kanı Arasından Çıkar

Posted by Site - Yönetici Kasım 25, 2012

Hayvanın Sütü nerden  Çıkar,Hayvanın Sütü Tersiyle (Dışkısı)  Kanı Arasından Çıkar,Süt-sağımı1

Hayvanın Sütü Tersiyle (Dışkısı)  Kanı Arasından Çıkar

(Âlimler) buyurdular: Süt, hayvan tersiyle (Dışkısı)  kanın arasından çıkmaktadır.

İkisinin arasında Allahü Teâlâ hazretlerinin kudretinden bir berzah (çok ince perde) var.

Ters veya kandan hiçbir şey süte karışmaz. Ne rengi, ne tadı veya ne de kokusu sütü etkilemez. Belki süt bütün bunlardan hâlis ve muhlistir.

Denildi ki, hayvan yem yediği zaman, (yem) onun işkembesine yerleşir. O (yani ibarede geçe insanın mi’desinin karşılığıdır, işkembe onu pişirir yâni öğütür ve böylece o yemin alt tarafı ters; ortası süt ve üstü de kan maddesi olur.

Ciğer, bu üç sınıf maddeye musallat olur, yâni üç maddeyi taksim eder. Kan, damarlarda akar. Süt’ü memelere verir. İşkembenin içinde sâdece ters kalır.

Subhânallah Allah’ın kudreti ne büyüktür!

Düşünen insan için hikmeti ne ince ve lütuf doludur.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi – Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/743.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

ÂŞÛRÂ GÜNÜ NELER YAPILIR?

Posted by Site - Yönetici Kasım 24, 2012

ÂŞÛRÂ GÜNÜ NELER YAPILIR?

• O gün, eve ufak-tefek erzak alınırsa, bir sene boyunca evde bereket olur.
• En az on müslümana birer selâm veya bir müslümana on defa selâm verilir. 
• Fakir fukarâ sevindirilir.
• O gün gusledenler, bir sene ufak-tefek hastalık görmezler.
• 10 defa şu duâ okunur: “Sübhânallâhi mil’el-mîzân. Ve müntehe’l-ılmi ve mebleğa’r-rızâ ve zinete’l-arş.”
• Âşûrâ gününe mahsus olmak üzere kuşluk vaktinde 2 rek’at namaz kılınır. Her rek’atte 1 Fâtiha, 50 İhlâs-ı Şerîf okunur.

Namazdan sonra da 100 defa şu salevât-ı şerîfe okunur:

Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin ve Âdeme ve Nûhın ve İbrâhîme ve Mûsâ ve Îsâ vemâ beynehüm mine’n-nebiyyîne ve’l-mürselîn. Salevâtü’llâhi ve selâmühû aleyhim ecmaîn.

• Öğle ile ikindi arasında 4 rek’at namaz kılınır. Her rek’âtte 1 Fâtiha, 50 İhlâs-ı Şerîf okunur. Namazdan sonra:

70 istiğfâr-ı şerîf, 70 salevât-ı şerîfe, 70 defa da “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyil-azîm” denilir. Sonra da ümmet-i Muhammed’in hidâyeti ve halâsı, kurtuluşu için duâ edilir.

Kaynak : (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Âşûre Tarifi

Posted by Site - Yönetici Kasım 23, 2012

Âşûre Tarifi

Malzemeler:

1 kilo buğday,

2 kilo şeker,

yarım kilo nohut,

yarım kilo kuru fasulye,

yarım kilo kuru üzüm,

1 su bardağı pirinç,

1 su bardağı ince doğranmış kuru incir,

1 su bardağı ince doğranmış kuru kayısı,

3 tane ince doğranmış elma.

1 su bardağı ceviz,

1 su bardağı nar,

tarçın,

1 su bardağı fındık,

1 paket çam fıstığı,

1 paket kuş üzümü

Yapılışı:

Buğday akşamdan pişirilir.

Nohut, kuru fasulye, kuru üzüm akşamdan ıslatılır. Ertesi gün ayrı ayrı haşlanır, suları süzülür.

Bütün malzeme büyük bir tencerede karıştırılır. Âşûrenin kıvamına göre su ilâve edilir.

Kaynamaya başlayınca incir, kayısı, elma ve şeker katılıp bal rengine gelinceye kadar pişirilen âşûre bekletilmeden kâselere boşaltılıp üzeri ceviz, fındık, nar, fıstık ve tarçınla süslenir.

Bu malzemeden takriben 40-50 kişilik aşûre çıkar.

.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: