Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 23 Eyl 2012

Berat’ımızı almak için‏

Posted by Site - Yönetici Eylül 23, 2012

cennet,cehennem,Berat'ımızı almak için‏

Berat’ımızı almak için‏

Yüce Rabbimizin  biz kullarına rahmet ve şefkati o kadar sınırsız ki!.. Kullarının illaki Cennet’e girmesi için pek çok imkan ve fırsatlar vermiş. Üç aylar içindeki dört mübarek gece bunlar arasında: Regaib, Miraç, Berat ve Kadir geceleri. Ramazan ayı ise başlı başına bir rahmet deryası. Haftanın günleri içindeki cumanın feyiz ve bereket yüklü oluşu hepimizce malum. Hadis-i Şerif’te buyuruluyor: “Güneş, Cuma gününden daha hayırlı bir gün üzerine doğmamıştır. Adem o gün yaratıldı, o gün cennete konuldu.”
Allah’ın rahmetinin yağmur misali yağdığı gecelerden biri de Berat gecesidir. Günah ve kötülüklerden kurtulma, ilahi rahmete ulaşma gecesi. Tabiatıyla, bu mübarek gecenin ecir ve mükafatını bilip bu geceyi ihya ederek beratını alabilenler için.
rasülüllah (s.a.v) buyuruyor: “Şaban ayının 15. gecesini (Berat gecesi) ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü yüce Allah, bu gece rahmetiyle tecelli eder ve tevbe eden yok mu, onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu, ona rızk vereyim. Hastalığından şifa isteyen yok mu, ona şifa vereyim. Yok mu şunu isteyen, yok mu bunu isteyen der. Bu durum sabaha kadar devam eder.” (İbni Mace)
Berat gecesinin rahmet deryasına dönüşmesine sebep olan en büyük olay Kur’an-ı Kerim’dir. Son ilahi kitap bu gecede Levh-i Mahfuz’dan, yedinci kat semadan dünya semasına toplu halde indirilmiştir. “Apaçık kitaba andolsun ki, şüphesiz biz Kur’an’ı mübarek bir gecede indirdik.(Duhan,2-3)
Kur’an, Kadir gecesinde yeryüzünü aydınlatmaya başlamıştır. Berat gecesinde, dünya semasına indirilmesi, Kadir gecesine bir hazırlıktır. Kur’an-ı Kerim, dünya ve ahiret saadetinin anahtarıdır. Ona inananlar için şifa ve rahmettir. Bütün insanlık için aydınlığa açılan bir kapıdır. “Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık ayetler indiren O’dur. Şüphesiz Allah size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.” (Hadid,9)
Bu kadar önemli bir gece önümüze gelmiştir. Bu, önemli bir fırsattır. Bu mübarek geceyi ihya etmek, büyük bir kazançtır. Berat gecesinde, son bir sene içinde olup bitenler, kulların amelleri Allah-ü Teala’ya arz olunur. Gelecek Berat gecesine kadar vuku bulacak olaylar da görevli meleklere tevdi edilir. Amellerimizin, ibadet ederken ve Allah’ı unutmadığımız halde Rabbimize arz olunması ne büyük güzelliktir.
Yüce Rasülümüz (s.a.v) de,Berat gecesini uyanık ve ibadetle geçirir, Rabbimize iltica ederdi. Bir Berat gecesinde, uzun bir ibadet halinden sonra şöyle dua etmişti: “Allah’ım! Azabından affına, gazabından rızana sığınıyorum. Sen’den, yine Sana iltica ediyorum. Şanın yücedir. Sana yaptığım senayı, Sen’in kendine yaptığın senaya denk bulmuyorum. Sana layık bir şekilde hamd etmekten acizim.
Berat gecesi af ve bağışlanma gecesidir.
Berat gecesinde yapılan ibadetlerin fazileti çok büyüktür.
Peygamber Efendimiz’e (s.a.v) şefaatin tamamı bu gecede verilmiştir.
Maddeleşmiş dünyada,mübarek gün ve geceler, Rabbimizin rızasını kazanıp kulluğumuzu hatırlamak için güzel bir fırsattır.
Hepsi, kurtuluş beratimizi alabilmek için…
Dünyada bize verilmiş olan ömür sermayesini en güzel şekilde değerlendirebilmek için…
Allah’ın biz kullarına açtığı manevi hazinelerden istifade edebilmek için…
Rahmet deryasından nasibimizi alabilmek için…
Bu gece, İslam’ın zafer kazanması, ümmetin uyanması için dua edelim.  Cehaletten kurtuluşu ve ilme yönelmeyi isteyelim. Fiilen de gereğini yapalım.
Mazlumları unutmayalım. Zulmü ortadan kaldırabilmek için üzerimize düşenin ne olduğu konusunda tefekkür edelim.
Bütün insanlığın huzur ve barışını isteyelim. Cenneti talep edip cehennemden Allah’a sığınalım.
Ellerimizi semaya, gönlümüzü Allah’a açalım.
Günahlardan kaçınmaya söz verelim.
İsteklerimizi Allah’a arz edelim.
Allah’tan bağışlanmayı isteyelim. Çünkü,her şeyin sahibi O… Yaratanımız, yaşatanımız…O, Alemlerin Rabbi!. O’nun gücü her şeye yeter. Kudret ve kuvvet sahibi…
Yarabbi! Bizi beratini alanlardan eyle!.
Berat, Kadir verdim niçin bilmedin/ İki rekat olsun namaz kılmadın/ Beyhude işlerden sen usanmadın/ Derse Allah ben ne cevap vereyim(Yunus Emre)

Bu yaziyi gønderen Şerife Şevval Kardelen Hoca Hanıma Teşekkür Ederiz.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

İçimizdeki Hâinler

Posted by Site - Yönetici Eylül 23, 2012

İçimizdeki Hâinler

Müslümanlara en büyük zararı açık harbî dış düşmanları mı veriyor, yoksa içimizdeki cahiller, gafiller, hainler mi? Benim kanaatim ikincilerin verdiğidir.

İçimizdeki cahiller ve gafiller iyi niyetli olabilirler ama bilmeden, istemeden zarar veriyor. Hainler öyle değil, onlar bile bile veriyor.

Kimdir bu hainler?

Bazısı vaktiyle radikal mücahitlik taslayan, “Batsın bu kötü düzen!” diye haykıran, sonra ellerine fırsat geçince mücahitlik postunu atıp müteahhit kılığına giren din sömürücüleridir.

Onlar mukaddesatımızı kendi şahsî menfaatleri, nüfuz ve prestijlerine alet ederler.

Vaktiyle bu düzen pisti, kötüydü, kakaydı ama şimdi cici… Niçin? Çünkü haram gelirler, haram rantlar, haram yağlı kemikler var…

Ümmet birliğini ve şuurunu zayıflatan herkes haindir.

Müslümanları aldatan herkes haindir.

Kur’an edebiyatı yapıp da Kur’anın emirlerini yerine getirmeyen, yasaklarını işleyen bütün fâsık-ı mütecâhirler haindir.

Ehil ve layık olmadığı emanetlere talip olup dâvamızı ve din hizmetlerini mıncıklayan herkes haindir.

Adam cahil ve gafil ama zarar ve tahribatını maddî menfaat karşılığında yapmıyor. Bu samimî cahil ve gafildir.

Bir de, hem zarar verip, tahrip edenler ve hem de malı götürenler var. İşte onlar katmerli haindir.

Çok şeyin ticareti yapılabilir ama bazı şeylerin ticareti yapılmaz. Din ticareti, mukaddesat bezirganlığı ticaretlerin en şenii, en alçakçası,

en rezilanesidir.

Karı satmak, affedersiniz p…nklik yapmak da çok rezil ve pespaye bir iştir ama din sömürüsü ondan bin kere, milyon kere daha kötüdür.

Din kutsaldır, ona sadece ve sadece ihlasla hizmet edilir, o asla istihdam edilemez.

Adına hizmet demekle her yapılan iş hizmet olmaz.

İşlek yerdeki camiye sıcak sulu hela yaptıracak, günde binlerce kişiden birer lira alacak ve hizmet olacak. Yok canım!

Din, iman, Şeriat elden gitmiş, bizimki sıcak sulu modern, konforlu ve turistik helayla uğraşıyor. Hizmetmiş… Sevsinler…

Din hizmeti Hz. Peygamberin (Salat ve selam olsun sona), Selef-i Sâlihînin, her asırda gelip geçmiş rabbanî ulemanın, mürşidlerin metoduyla yapılar.

Din hizmeti Allah rızası için ihlasla yapılır.

Zekat parası ve malıyla din hizmeti yapılmaz, çünkü Şeriat zekat parasıyla cami yapılmasına bile izin vermez.

Hizip, fırka, cemaat, tarikat militanlığı ve holiganlığıyla hizmet yapılmaz, hezimet yapılır.

Reformculukla, dinde değişim ve yenilik rüzgarları estirmekle hizmet olmaz.

Bizim Hazretü’l-Hazerat’ımız pek büyüktür, pek muhteremdir, pek hazrettir edebiyatıyla hizmet mizmet olmaz.

Ruhbanları erbab haline getirip putlaştırmakla hizmet olmaz.

Sözde hizmete bir ceketle başlayıp kısa zamanda Karun gibi zengin olanlar…

Re’y ve heva ile Kur’an tercümesi, meali, tefsiri yazanlar…

Müslümanları birleştirmek yerine param parça edenler…

İman, İslam, Kur’an, mukaddesat; para, mal, zenginlik, senlik benlik, nefsaniyet, hubb-i riyaset, euro dolar, müzeyyen kâşâneler, lüks yazlıklar, mükellef otomobiller, Nemrudî sofralar… Yiyin efendiler yiyin!..

Sabah namazlarında camiler boş… Duaların müstecab olduğu o vakitlerde bizim hizmet erbabı nerelerdedir?

Ah gafiller, cahiller, hainler!.. Kirâmen kâtibîn melekleri her şeyi yazıyor, kaydediyor. Onların bilemediğini AIlâmü’l-guyûb olan Rab Teala biliyor. Kalplerdeki en gizli niyetleri, düşünceleri bile…

Ah, biz nasıl hesap vereceğiz?

Mehmet Şevket Eygi
araştırmacı yazar

23.09.2012

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

KENDİNİ ATEŞTEN KORU EY MÜSLÜMAN

Posted by Site - Yönetici Eylül 23, 2012

KENDİNİ ATEŞTEN KORU EY MÜSLÜMAN

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- buyuruyor ki:

 (( مَثَلِي كَمَثَلِ رَجُلٍ اسْتَوْقَدَ نَارًا، فَلَمَّا أَضَاءَتْ مَا حَوْلَهَا جَعَلَ الْفَرَاشُ وَهَذِهِ الدَّوَابُّ الَّتِي فِي النَّارِ يَقَعْنَ فِيهَا، وَجَعَلَ يَحْجُزُهُنَّ وَيَغْلِبْنَهُ فَيَتَقَحَّمْنَ

فِيهَا، قَالَ: فَذَلِكُمْ مَثَلِي وَمَثَلُكُمْ، أَنَا آخِذٌ بِحُجَزِكُمْ عَنِ النَّارِ، هَلُمَّ عَنِ النَّارِ، هَلُمَّ عَنِ النَّارِ، فَتَغْلِبُونِي تَقَحَّمُونَ فِيهَا.)) [ رواه مسلم ]

  “Benimmisalim, büyük bir ateş yakan kimsenin misali gibidir.Ateş etrafı aydınlatınca, kelebek ve   ateşe düşen şu hayvanlar,ateşe düşmeyebaşlayınca   o kimse, hayvanların ateşe düşmelerine engel olmaya çalışırken, hayvanlar ona üstün gelip şiddetle ateşe düşerler. İşte bu, benimle sizin misaliniz gibidir. Ben sizin kuşağınızdan tutmuş ateşe düşmenize engel olmaya çalışıyor ve ateşten uzaklaşın, ateşten uzaklaşın, diyorum, siz ise, bana üstün gelerek kendinizi ateşin içine atıyorsunuz.”[1]

Ey mü’minler! Cehennem ateşinden uzak durun!

Cehennem ateşi,çok çetin bir ateştir.Öyle ki dünya ateşi,cehennem ateşinin yetmişte biri şiddetindedir.

Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( نَارُكُمْ هَذِهِ الَّتِي يُوقِدُ ابْنُ آدَمَ جُزْءٌ مِنْ سَبْعِينَ جُزْءًا مِنْ حَرِّ جَهَنَّمَ. قَالُوا: وَاللهِ إِنْ كَانَتْ لَكَافِيَةً يَا رَسُولَ اللهِ! قَالَ: فَإِنَّهَا فُضِّلَتْ عَلَيْهَا بِتِسْعَةٍ

وَسِتِّينَ جُزْءًا، كُلُّهَا مِثْلُ حَرِّهَا.)) [ رواه مسلم ]

Adem oğlunun yakmakta olduğu sizin şu ateşiniz, cehennem ateşinin yetmişte biri şiddetindedir.

Sahâbe:

Ey Allah’ın elçisi! Allah’a yemîn olsun ki bu bile yeterliydi.(Dünyada görmekte olduğumuz şu ateş, kıyâmet günü günahkârlara azap edilmesi için yeterli olacaktı. Keşke bununla yetinseydi ya! Hangi sebepten dolayı ateşin ısısı fazlalaştırıldı?) dediler.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:

– Cehennem ateşi, dünya ateşinden 69 kat daha fazla arttırıldı. Cehennem ateşinin her katının sıcaklığı, dünya ateşinin sıcaklığı kadardır.”[2]

Ey mü’minler! Cehennem ateşinden uzak durun!

Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:[ سورة التحريم:  ٦]

Ey îmân edenler! Kendinizi ve âilenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.Onun başında (cehennemliklere azap etmekle görevli),acımasız, güçlü ve Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini derhal yapan melekler vardır.”[3]

Ey mü’minler! Cehennem ateşinden uzak durun!

 (( ذَكَرَ النَّبِيُّ gالنَّارَ فَتَعَوَّذَ مِنْهَا وَأَشَاحَ بِوَجْهِهِ، ثُمَّ ذَكَرَ النَّارَ فَتَعَوَّذَ مِنْهَا وَأَشَاحَ بِوَجْهِهِ، ثُمَّ قَالَ: اتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ، فَإِنْ لَمْ تَجِدْ، فَبِكَلِمَةٍ

طَيِّبَةٍ.)) [ رواه البخاري ]

“Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- cehennem ateşini zikredince ondan Allah’a sığınıp yüzünü çevirdi. Ardından tekrar cehennem ateşini zikredince ondan Allah’a sığınıp yüzünü çevirdi. Sonra şöyle buyurdu:

– Bir hurmanın yarısı ile de olsa (sadaka vererek)kendinizi cehennem ateşinden koruyun. Bunu da bulamayan, güzel bir söz ile kendisini korusun.”[4]

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

(( إِنَّ أَهْوَنَ أَهْلِ النَّارِ عَذَابًا مَنْ لَهُ نَعْلاَنِ وَشِرَاكَانِ مِنْ نَارٍ، يَغْلِي مِنْهُمَا دِمَاغُهُ كَمَا يَغْلِي الْمِرْجَلُ، مَا يَرَى أَنَّ أَحَدًا أ أَشَدُّ مِنْهُ عَذَابًا، وَإِنَّهُ لَأَهْوَنُهُمْ

عَذَابًا.)) [ رواه مسلم ] ‌

“Şüphesiz ki kıyâmet günü cehennemliklerden azabı en hafif olan kimsenin ateşten iki terliği (sandaleti)olacaktır.Kazanın (içindeki suyun)kaynadığıgibi, ayaklarının altından verilen ateşten beyni  kaynayacaktır. Kendisinden daha şiddetli azap edilen kimse olmadığını görecektir (zannedecektir). Oysa cehennemlikler içerisinde azabı en hafif olan kendisidir.”[5]

 (( يُؤْتَى بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ لَهَا سَبْعُونَ أَلْفَ زِمَامٍ مَعَ كُلِّ زِمَامٍ سَبْعُونَ أَلْفَ مَلَكٍ يَجُرُّونَهَا.)) [ رواه مسلم ..…………peygamber efendimiz buyurduki

“Kıyâmet günü, yetmiş bin dizgini olan ve her bir dizgininden yetmiş bin meleğin çektiği cehennem getirilecektir.”[6]

Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:[ سورة فاطر: ٣٦]

“İnkâr edenlere de cehennem ateşi vardır. Onlara, ne ölsünler de rahatlasınlar diye hükmedilir, ne de onlardan cehennem azabı hafifletilir.İşte biz, (küfürdeinat edip ısrar eden)kâfirleri böyle cezalandırırız.”[7]

*****Cehennem ateşinin sıcaklığı çok şiddetli ve çetindir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

 [ سورة الليل:  ١٤-16]

“(Ey insanlar!)Sizi, alev alev yanan bir ateşle (cehennem ateşiyle)uyardım. O ateşe, ancak (Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-‘i)yalanlayıp ondan yüz çeviren kötüler/şakîler girer.”[8]

Cehennemin dibi çok derindir. Oraya bir taş atılacak olsa, taş cehennemin dibine varıncaya kadar yetmiş yıl geçer.

Nitekim Ebû Hureyre r.a ‘den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:

(( كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللهِ  gإِذْ سَمِعَ وَجْبَةً، فَقَالَ النَّبِيُّg: تَدْرُونَ مَا هَذَا؟ قَالَ: قُلْنَا: اللهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ. قَالَ: هَذَا حَجَرٌ رُمِيَ بِهِ فِي النَّارِ مُنْذُ سَبْعِينَ

خَرِيفًا، فَهُوَ يَهْوِي فِي النَّارِ الْآنَ حَتَّى انْتَهَى إِلَى قَعْرِهَا.)) [ رواه مسلم ]

“Biz, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte iken o, ansızın bir gürültü işitti.

Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-:

– Bunun ne olduğunu biliyor musunuz? diye sordu.

Ebu Hureyre dedi ki:

Biz: Allah ve Rasûlü daha iyi bilirler, dedik.

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:

– Bu, yetmiş yıl önce cehenneme atılan ve henüz şimdi cehennemin dibine düşen bir taştır.”[9]

Cehennemin içeceği, insanların bedenlerinden çıkan irindir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

 [ سورة إبراهيم: ١٦–١٧]

“O kâfirin önünden de, azap göreceği cehennem vardır. Orada (cehennemliklerin bedenlerinden çıkan)irinli su içirilir. O, bunu her defasında yudumlamaya çalışacak, fakat (iğrenç, sıcak ve acı olduğu için)yutamayacak ve ona her taraftan ölüm gelecek, fakat o ölemeyecek ki kurtulsun. Bu azabın arkasından da ona şiddetli bir azap gelecektir.”[10]

Ey mü’minler! Cehennem ateşinden uzak durun!

Cehennemliklerin başlarına vurmak için zebânilerin kullanacakları topuzlar, demirdendir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

[ سورة الحج: ١٩–٢٢]

“Şu iki gurup (mü’minler ve kâfirler), Rableri hakkında çekişmeye girmişler (herkes kendisinin haklı olduğunu iddiâ etmiştir). İnkâr edenler için ateşten bir elbise biçilmiştir. Onların başlarının üzerinden de kaynar su dökülecektir! Bu su ile karınlarının içindeki şeyleri ve derileri eritilecektir! Bir de (zebâniler onların başlarına vursunlar diye)onlar için demir topuzlar vardır! Şiddetli sıkıntı ve kederden dolayı oradan her çıkmak istediklerinde, oraya tekrar döndürülürler ve onlara: ‘Cehennemin yakıcı azabını tadın’ denilir.”[11]

Yazın öğle vaktinde sıcaklardan kaçıp korunursunuzda,neden cehennem ateşinden korunmaya çalışmazsınız. O halde demir olsanız bile, yine de eriyeceğiniz cehennem azabının en hafif olanına nasıl güç yetireceksiniz!!!

Ey mü’minler! Cehennem ateşinden uzak durun!

O halde cehennem azabından nasıl ve ne ile uzak durmalıyız?

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( مَنْ حَافَظَ عَلَى الصَّلَوَاتِ الْخَمْسِ عَلَى وُضُوئِهَا، وَمَوَاقِيتِهَا وَرُكُوعِهَا وَسُجُودِهَا يَرَاهَا حَقًّا لِلهِ عَلَيْهِ، حُرِّمَ عَلَى النَّارِ.)) [ رواه أحمد ]

“Kim, beş vakit farz namazlara devam eder, bu namazların abdestine, vakitlerine, rükûuna ve secdesine dikkat eder ve bu namazların, Allah Teâlâ’nın kendisi üzerindeki bir hakkı olduğuna inanırsa, cehennem ateşi kendisine haram olur.”[12]

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- yine şöyle buyurmuştur:

(( مَنْ حَافَظَ عَلَى أَرْبَعِ رَكَعَاتٍ قَبْلَ الظُّهْرِ وَأَرْبَعٍ بَعْدَهَا حَرَّمَهُ اللهُ عَلَى النَّارِ.)) [ رواه الترمذي والنسائي وأبو داود ]

“Kim, öğle namazının farzından önce dört ve sonra da dört rekât (sünnet)namaz kılarsa, Allah Teâlâ cehennem ateşini ona haram kılar.”[13]

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- yine şöyle buyurmuştur:

(( مَنْ سَأَلَ اللهَ الْجَنَّةَ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ قَالَتِ الْجَنَّةُ: اللَّهُمَّ أَدْخِلْهُ الْجَنَّةَ،     وَمَنِ اسْتَجَارَ مِنَ النَّارِ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ قَالَتِ النَّارُ: اللَّهُمَّ أَجِرْهُ مِنَ النَّارِ. ))

 [ رواه الترمذي والنسائي وأبو داود وصححه الألباني]

“Kim, Allah’tan üç defa cenneti isterse, cennet şöyle der:

– Allahım! Onu cennete girdir. Kim de üç defa cehennemden Allah’a sığınırsa, cehennem şöyle der:

-Allahım! Onu cehennemden koru.”[14]

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- yine şöyle buyurmuştur:

(( حُرِّمَتِ النَّارُ عَلَى عَيْنٍ دَمَعَتْ أَوْ بَكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللهِ وَحُرِّمَتِ النَّارُ عَلَى عَيْنٍ سَهِرَتْ فِي سَبِيلِ اللهِ.)) [ رواه أحمد وحسنه الألباني ]

“Allah korkusuyla gözyaşı döken veya ağlayan göze cehennem haram olur. Allah yolunda uykusuz kalan göze cehennem haram olur.”[15]

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- yine şöyle buyurmuştur:

 (( حُرِّمَتِ النَّارُ عَلَى عَيْنٍ غَضَّتْ عَنْ مَحَارِمِ اللهِ أَوْ عَيْنٍ فُقِئَتْ فِي سَبِيلِ اللهِ عَزَّ وَجَلَّ.)) [ رواه الدارمي وحسنه الألباني ]

“Allah’ın haram kıldığı şeylere bakmaktan kendisini sakındıran veya Allah -azze ve celle-‘nin yolunda kör olan göze cehennem haram olur.”[16]

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- yine şöyle buyurmuştur:

 ((مَنِ اغْبَرَّتْ قَدَمَاهُ فِي سَبِيلِ اللهِ حَرَّمَهُ اللهُ عَلَى النَّارِ.)) [ رواه البخاري ]

“Allah yolunda (cihadda)ayakları tozlanan kimseye, cehennem haram olur.”[17]

Ey kardeşlerim!

Cehennem ateşinin korkusuyla ağlamaz mısınız? İyi biliniz ki cehennem korkusuyla ağlayan kimseyi Allah Teâlâ cehennem ateşinden koruyacaktır.

Ey mü’minler! Cehennem ateşinden uzak durun!

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

(( لَيَقِفَنَّ أَحَدُكُمْ بَيْنَ يَدَيِ اللهِ لَيْسَ بَيْنَهُ وَبَيْنَهُ حِجَابٌ، وَلاَ تَرْجُمَانٌ يُتَرْجِمُ لَهُ، ثُمَّ لَيَقُولَنَّ لَهُ: أَلَمْ أُوتِكَ مَالاً؟ فَلَيَقُولَنَّ: بَلَى. ثُمَّ لَيَقُولَنَّ: أَلَمْ أُرْسِلْ إِلَيْكَ

رَسُولاً؟ فَلَيَقُولَنَّ: بَلَى. فَيَنْظُرُ عَنْ يَمِينِهِ فَلاَ يَرَى إِلاَّ النَّارَ، ثُمَّ يَنْظُرُ عَنْ شِمَالِهِ فَلاَ يَرَى

إِلاَّ النَّارَ، فَلْيَتَّقِيَنَّ أَحَدُكُمُ النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ، فَإِنْ لَمْ يَجِدْ فَبِكَلِمَةٍ طَيِّبَةٍ.)) [ رواه البخاري ]

“Sizden biriniz, kıyâmet günü, kendisiyle Allah arasında   hiçbir perde olmaksızın ve tercüme eden hiçbir tercüman olmaksızın Allah’ın huzurunda duracaktır. Ardından Allah ona şöyle soracaktır:

– Ben sana mal vermedim mi?

O:

– Evet, diyecektir.

Sonra şöyle soracaktır:

– Ben sana elçi (peygamber)göndermedim mi?

O:

– Evet diyecektir.

Bunun üzerine o sağına bakacak, cehennemden başka bir şey görmeyecektir. Sonra soluna bakacak, cehennemden başka bir şey görmeyecektir.O halde sizden biriniz, hurma yarısı kadar sadaka ile de olsa cehennem ateşinden korunsun. Bunu da bulamayan, güzel bir söz ile kendisini cehennemden korusun.”[18]

Ey mü’minler! Cehennem ateşinden uzak durun!

Cehennemliklerin yiyeceği, zakkum ağacıdır. Siz zakkum ağacının ne olduğunu bilir misiniz?

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:

[ سورة الدخان: ٤٣ –  ٥٠ ]

“Şüphesiz zakkum ağacı(nın meyvesi), günahkârların yiyeceğidir. (Zakkum ağacının meyvesi), suyun kaynayışı gibi, karınlarda kaynayan erimiş maden gibidir. (Allah zebânilere şöyle emreder:)Onu tutun! Sonra onu cehennemin ortasına doğru sürün! Sonra da başına azap olarak kaynar su dökün. Sonra (ona alaylı olarak şöyle denilir:)Tat bakalım şu azabı! Hani sen (kavminde)  kendince azîz (güçlü) ve değerli idin! İşte bu, (bugün azap olunduğunuz ve dünyada iken) şüphelenip durduğunuz şeydir!”[19]

Allah Teâlâ yine şöyle buyurmuştur:

 [ سورة الصافات: ٦٤–٦٨]

“Şüphesiz o (zakkum ağacı), cehennemin dibinde biten bir ağaçtır. Tomurcukları, sanki şeytanların başları gibidir. İşte cehennemlikler, onun bu meyvelerinden yerler ve karınlarını onunla doldururlar. Sonra onlar için bunun üzerine kaynar su ile karıştırılmış bir içecek vardır. Sonra onların (bu azaptan sonraki)dönüşleri, yine cehennemedir.”[20]

Ey mü’minler! Cehennem ateşinden uzak durun!

 (( عَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ: دَخَلَتِ امْرَأَةٌ مَعَهَا ابْنَتَانِ لَهَا تَسْأَلُ. فَلَمْ تَجِدْ عِنْدِي شَيْئًا غَيْرَ تَمْرَةٍ فَأَعْطَيْتُهَا إِيَّاهَا، فَقَسَمَتْهَا بَيْنَ ابْنَتَيْهَا، وَلَمْ تَأْكُلْ مِنْهَا، ثُمَّ

قَامَتْ فَخَرَجَتْ، فَدَخَلَ النَّبِيُّ gعَلَيْنَا فَأَخْبَرْتُهُ، فَقَالَ: مَنِ ابْتُلِيَ مِنْ هَذِهِ الْبَنَاتِ بِشَيْءٍ كُنَّ لَهُ سِتْرًا مِنْ النَّارِ.)) [ رواه البخاري ]

haz. Âişe’den rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:

“Bir kadın, beraberinde iki kızı olduğu halde evime geldi ve bir şeyler istedi.Yanımda bir tane hurmadan başka bir şey bulamadı. Bunun üzerine ben, hurmayı kendisine verdim. O da hurmayı ikiye bölüp iki kızı arasında paylaştırdı.Kendisi de ondan yemedi. Sonra ayağa kalktı ve dışarı çıkıp gitti. Ardından Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- yanımıza geldi. Olayı kendisine haber verdim.

Buyurdu ki:

-Kim, bu kızlardan dolayı bir şeyle imtihan olunursa, o kızlar onun cehenneme girmesine perde olurlar.”[21]

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

(( حُرِّمَ عَلَى النَّارِ كُلُّ هَيِّنٍ لَيِّنٍ سَهْلٍ قَرِيبٍ مِنَ النَّاسِ.))

[ رواه أحمد وصححه الألباني ]

“Cehennem, ağırbaşlı, yumuşak huylu, kolay ve insanlara yakın olan herkese haram kılınmıştır.”[22]

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- yine şöyle buyurmuştur:

(( ثَلاَثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ حُرِّمَ عَلَى النَّارِ وَحُرِّمَتِ النَّارُ عَلَيْهِ: إِيمَانٌ بِاللهِ، وَحُبُّ اللهِ، وَأَنْ يُلْقَى فِي النَّارِ فَيُحْرَقَ أَحَبُّ

إِلَيْهِ مِنْ أَنْ يَرْجِعَ فِي الْكُفْرِ.))

 [ رواه أحمد ]

“Şu üç haslet kimde bulunursa,o kimse cehenneme, cehennem de ona haram olur:

Allah’a îmân etmek, Allah’ı sevmek ve küfre tekrar dönmektense ateşe atılıp yanması, kendisine daha sevimli olmasıdır.”[23]

Ey mü’minler! Cehennem ateşinden uzak durun!

 (( عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ hقَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللهِ gيَخْطُبُ فَقَالَ: أَنْذَرْتُكُمُ النَّارَ، أَنْذَرْتُكُمُ النَّارَ، أَنْذَرْتُكُمُ النَّارَ. فَمَا زَالَ يَقُولُهَا حَتَّى لَوْ كَانَ فِي

مَقَامِي هَذَا لَسَمِعَهُ أَهْلُ السُّوقِ، حَتَّى سَقَطَتْ خَمِيصَةٌ كَانَتْ عَلَيْهِ عِنْدَ رِجْلَيْهِ.)) [ رواه

الدارمي وصححه الألباني ]

Nu’man b. Beşir’r.a den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:

“Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- hutbede şöyle derken işittim:

– (Ey insanlar!)Sizi, cehennem ateşiyle uyardım. Sizi, cehennem ateşiyle uyardım. Sizi, cehennem ateşiyle uyardım.”

Nu’man b. Beşir r.a dedi ki:

“Bu sözü tekrar edip durdu. Öyle ki şayet o şu benim bulunduğum yerde olsaydı, çarşıda bulunanlar onu mutlaka işitirlerdi. Hatta Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu sözü o kadar tekrarladı ki, omuzunun üzerindeki çizgili şalı ayaklarının dibine düştü.”[24]

Ey mü’minler! Cehennem ateşinden uzak durun!

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

(( مِنْهُمْ مَنْ تَأْخُذُهُ النَّارُ إِلَى كَعْبَيْهِ، وَمِنْهُمْ مَنْ تَأْخُذُهُ النَّارُ إِلَى رُكْبَتَيْهِ، وَمِنْهُمْ مَنْ تَأْخُذُهُ النَّارُ إِلَى حُجْزَتِهِ، وَمِنْهُمْ مَنْ تَأْخُذُهُ النَّارُ إِلَى تَرْقُوَتِهِ.))

 [ رواه مسلم ]

“Cehennem ateşi, cehennemliklerden kimisini aşık kemiklerine,kimisini dizlerine, kimisini beline ve kimisini de köprücük kemiğine kadar alacaktır.”[25]

İbn-i Mehdî şöyle demiştir:

“Süfyan-ı Sevrî’yi, bir kaç gece ne yapıyor diye gözledim. O, geceleri uykusundan korku ve dehşetle uyanır ve:

– Cehennem! Cehennem!

Diye haykırır ve şöyle derdi:

– Cehennemi hatırlamak, beni uykudan ve dünyevî zevklerden alıkoydu.”[26]

Ey mü’minler! Cehennem ateşinden uzak durun!

Vehb ibn-i Münebbih -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:

“Ateş ehli olan cehennemliklere gelince, onlar cehennemde sükûnet bulamazlar. Orada uyuyamazlar ve ölemezler. Ateşin üzerinde yürürler ve ateşin üzerinde otururlar. Onlar, cehennemliklerin irinlerinden içerler ve cehennemin zakkumundan yerler. Yatakları ateştir. Gömlekleri ateş ve katrandır. Yüzlerini ateş kaplar. Cehennemliklerin hepsi zincirlere vurulur. Zincirlerin bir ucu da zebânilerin ellerinde olur. Zebâniler, onlara önlerini ve arkalarını dönerek onları çeker dururlar. Cehennemliklerin bedenlerinden çıkan irinler cehennemdeki çukurlara akar, sonra da bu onların içeceği olur.”

Ey Allah’ın kulları!

İbâdetleri,Allah Teâlâ’yı ibâdettebirlemeden,yani ibâdetleri yalnızca O’na yapmadan cehennem azabından kurtulamazsınız.

Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

 [ سورة المائدة من الآية: ٧٢]

“Şüphesiz ki kim,(ibâdette)Allah’a ortak koşarsa,Allah ona cenneti haram kılmıştır. Onun varacağı yer, cehennemdir. Zâlimlerin (kıyâmet günü onları cehennemden kurtaracak)hiçbir yardımcıları da yoktur.”[27]

Allah Teâlâ yine şöyle buyurur

“(Ey insan!)Allah ile birlikte başka bir ilah edinme! Sonra (nefsin ve insanlar tarafından)kınanmış ve (her türlü iyilikten)uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın.”[28]

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

 (( مَنْ مَاتَ لاَ يُشْرِكُ بِاللهِ شَيْئًا دَخَلَ الْجَنَّةَ، وَمَنْ مَاتَ يُشْرِكُ بِاللهِ شَيْئًا دَخَلَ النَّارَ.)) [ رواه مسلم ]

“Kim, bir şeyi Allah’a ortak koşmadan ölürse, cennete girer. Kim de  bir şeyi Allah’a ortak koşarak ölürse, cehenneme girer.”[29]

Son olarak Allah Teâlâ bizi, Kur’an-ı Kerim’de övdüğü ve haklarında şöyle buyurduğu kimselerden eylesin

[ سورة الفرقان: ٦٥ –٦٧]

“Rahmân’ın iyi kulları yeryüzünde tevâzu ile yürüyen ve kendini bilmez kimseler onlara laf attıkları zaman (benzeriyle karşılık vermeyip güzellikle) selâm diyenlerdir.Onlar, gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyama durarak geçirenlerdir. Onlar: ‘Rabbimiz! Cehennem azabını bizim üzerimizden sav, derler. Doğrusu onun azabı, devamlıdır.Orası gerçekten ne kötü bir yerleşme ve ikâmet yeridir! Onlar, (mallarını)harcadıkları zaman ne israf, ne de cimrilik eden, fakat ikisi arasında orta bir yol tutanlardır.”[30]

Bu yazıyı Gönderen Şerife Şevval Kardelen Hoca Hanıma Teşekkür Ederiz.

.

Kaynak: Yazının devamını oku »

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: