Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Eylül 2012

HACCIN FAZÎLETİ

Posted by Site - Yönetici Eylül 30, 2012

eski kabe

HACCIN FAZÎLETİ

Allâhü Teâlâ Âl-i imran Sûresinin 96. ve 97. âyet-i celîlelerinde buyurdu ki (meâlen): “Şüphe yok ki, insanlar için ilk tesîs edilmiş olan mâbed, Mekke’deki o çok mübârek ve âlemler için hidâyet olan Beytullâh’tır.
Onda açık âyetler (alâmetler), İbrâhîm’in makâmı vardır. Ve her kim ona girerse emîn olur. Ve onun yoluna gücü yeten kimseler üzerine de o Beytullâh’ı haccetmek Allâhü Teâlâ için bir haktır (Allâhü Teâlâ’nın hakkıdır). Ve her kim inkâr ederse şüphe yok ki, Allâhü Teâlâ bütün âlemlerden ganî(zengin)dir.”

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Kim, Allâhü Teâlâ için haccederse, hac esnâsında kötü söz ve davranışlardan sakınır ve günahlara sapmazsa, anasından doğduğu gün gibi temizlenmiş olarak döner.”

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), “Mebrûr (makbul) hac için cennetten başka mükâfât yoktur.” buyurunca, “Onun mebrûr olması ne (ile)dir?” diye soruldu. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) “Yemek yedirmekle, hoş kelâm (konuşmak) iledir.” buyurdu. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.)’e “Hangi amel daha fazîletlidir?” diye sorulduğunda, “Allah ve Resûlü’ne îmân etmektir.” buyurdular. “Sonra hangisi?” denildi. “Allah yolunda cihâddır.” buyurdu. “Daha sonra hangi (amel)dir?” denildi. “Mebrûr hacdır.” buyurdular.

Hiç şüphe yok ki, şu Beyt (Ka’be-i Şerîfe), İslâm’ın direği (mesâbesindeki rükünleri)nden biridir. Kim hac ve umre yaparsa, kefâletini Allâh’ın üzerine havâle etmiş (Allah onun kefili olmuş) demektir. Eğer (bu yolculukta) vefât ederse, Allah onu cennete koyar, şâyet âilesinin yanına döndürürse ganîmetle döndürür.”
Hacda harcanan para(nın sevabı), Allâhü Teâlâ yolunda sarf edilen nafaka gibi, yedi yüz kat fazlası ile verilecektir.” (Hac Rehberi, Fazilet Neşriyat)

BEYİT: 
Ey hâce tutuldu nefesin kabre de girdin
Bû âleme sığmam der idin şimdi ne dersin
Sâmi (Vakanüvis Mustafa Bey)

Fazilet Takvimi : 04.10.2012

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hac İbadeti, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

HACCIN ŞARTLARI VE KISIMLARI

Posted by Site - Yönetici Eylül 30, 2012

hacer-i esved mekke kabe Qible

HACCIN ŞARTLARI VE KISIMLARI

Kim, Allah için hacceder ve hacda faydasız söz konuşmaz ve günah işlemezse, anasından doğduğu gündeki gibi -günahsız olarak- geri döner.” (Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî ve Müslim)

Haccın farz olmasının şartları: 
1- Müslüman olmak,

2- Haccın farz olduğunu bilmek,

3- Bâliğ (ergen) olmak,

4- Akıllı olmak,

5- Hür olmak,

6- Nafakaya ve vâsıtaya muktedir olmak,

7- Vakit (hac ayları),

8- Hacca gidip dönünceye kadar bakmakla mükellef olduğu kimselerin geçimlerini sağlayacak imkânı ve gidiş geliş müddeti içinde yol masrafı ile âile fertlerinin geçimini temin etmiş olmak.

Haccın farz olması için zekâtta olduğu gibi belli bir nisâb yoktur.

Haccın edâsının farz olmasının şartı beştir: 
1- Sıhhatli olmak,

2- Yol emniyeti olmak,

3- Hacca gitmeğe (hapislik gibi) bir mânî olmamak,

4- Kadınların yanında kocası veya güvenilir bir mahremi bulunması,

5- Kadınların iddet bekliyor olmaması.

Hac, hükmü itibariyle üç kısımdır:

Farz hac: Kendisinde haccın şartları bulunan kimselerin, ömürlerinde bir defa yapmaları îcâbeden hacdır.

Vâcib hac: Bir kimsenin nezrederek (adayarak) üzerine vâcib kıldığı hacdır. Başlandıktan sonra bozulan nâfile haccın kazâsı da vâcibtir.

Nâfile hac: Farz ve vâcib olan hac dışındaki hac nâfiledir. Üzerine hac farz olmayan çocuğun veya kölenin yapacağı hac da nâfiledir.

Farz, vâcib yahut nâfile hac edâsı itibarı ile üç türlüdür: 

Hacc-ı İfrâd: Hac mevsiminde umresiz olarak yapılan hacdır.

Hacc-ı Temettû: Aynı senenin hac aylarında umre ve haccı ayrı ayrı ihramlarla edâ etmektir. Temettû haccına niyet eden kimse, dilediği zaman bir Mekkeli gibi umre yapabilir. Şükür kurbanı kesmesi vâciptir. Hacc-ı temettû, hacc-ı ifrâddan daha faziletlidir.

Hacc-ı Kırân: Bir ihrâmla umre ve haccı berâber yapmaktır. Hacc-ı temettûde olduğu gibi şükür kurbanı kesmek vâciptir. Hacc-ı kırân, hacc-ı ifrâd ve hacc-ı temettûdan daha faziletlidir. Hacc-ı kırân ve hacc-ı temettû âfakî olanlar (Mikât hâricinden Mekke’ye gelenler) içindir.

(Hac Rehberi, Fazilet Neşriyat)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hac İbadeti, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

HAC

Posted by Site - Yönetici Eylül 30, 2012

hacer-i esved kabe mekke medine kible,HELAL VE HARAM.. (çok güzel bir hikaye)

HAC

Makbul olan haccın mükâfatı ancak cennettir.” (Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

Hac, İslâm’ın beş esâsından birisidir. Hem mâlî, hem de bedenî bir ibâdettir. Hicretin dokuzuncu senesinde farz kılınmış ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Ebû Bekir’i (r.a.) hac emîri tayîn etmişlerdir.
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) hac farîzasını ertesi sene îfâ buyurmuşlardır.
Şartları kendinde bulunan kişiye ömründe bir kere haccetmek farz-ı ayındır. Hâli müsâit olduğu halde, ömrünün sonuna kadar sıhhati müsâit olmazsa vekil gönderir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: “İslâm beş esas üzerine kurulmuştur. Bunlar; Kelime-i Şehâdet (Allâhü Teâlâ’dan başka ilâh olmadığına ve Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) Allâh’ın kulu ve peygamberi olduğuna şehâdet etmek), namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan orucunu tutmak ve Kâbe’yi haccetmektir.”

Haccın bazı hikmet ve faydaları:
1. Allâhü Teâlâ’ya karşı kendini hakir göstermek, insanlara karşı mütevâzî olmak.
2. Mal nimetinin ve beden sağlığının şükrünü edâ etmek.
3. Kâbe-i Muazzama’nın, insanların ruhlarına inşirâh (genişlik) vermesi.
4. Nefsi tezkiye ve terbiye.
5. Dinleri bir, renkleri ve dilleri ayrı olan Müslümanların kaynaşmaları.
6. Bembeyaz ihrâma bürünmek, beyaz kefene sarılıp âhiret yolculuğuna çıkmanın, kabirden kalkıp mahşere gitmenin bir temsilidir.
7. Hacer-i Es’ad’ı selamladıkça ahid ve mîsâkı hatırlamak ve îmânı tazelemek.
8. İslâm’ın doğup yayıldığı, Peygamberimiz’in ve Ashâbının İslâm için bin bir güçlük ve meşakkat içinde verdiği mücâdeleyi hatırlamak.
9. Hac, Müslümanlarda ömür boyu yâd edilecek güzel hâtıralar bırakır.

(Hac Rehberi, Fazilet Neşriyat)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hac İbadeti, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 2 Comments »

Hacca Azıksız Ve Hazırlıksız Gidilmez

Posted by Site - Yönetici Eylül 29, 2012

Hicri yılbaşı,Hem Hadis-i Şerif Hem Dua

Hacca Azıksız Ve Hazırlıksız Gidilmez

Denildi ki, Yemen ehli, azık almazlar ve yola azıksız çıkarlar. (Bunun sebebini soranlara da şöyle cevap verirlerdi:)

-“Bizler tevekkül edenleriz! Çünkü Beytullah’a hacca gidiyoruz! O bizi doyurmayacak mı?” diyerek, tamamen insanlara yük olurlardı. Mekke’ye vardıkları zaman da halktan dilenmeye başlarlardı. Çoğu zaman da bu durum onları, hırsızlığa, soyguna, yağmalamaya ve gasp, yapmaya götürürdü. Ve bu şekilde azıksızliktan dolayı rezil olurlardı. Bunun üzerine Allahü Teâlâ hazretleri: “Ve azık tedârik edin,” buyurdu.

Yâni, size yetecek ve kendisiyle yüzünü kararmaktan alıkoyacağınız kadar, kuru ekmek, yağ, sevik, hurma ve benzeri azıkları yanınıza alın. Bu azık sebebiyle insanlardan yemek istemekten, insanları zor durumda bırakmaktan ve onlara yük olmaktan korunun “Çünkü azığın en hayırlısı takvadır.” İstemekten ve çalıp, gasbetmekten korunun.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 2/434-435.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hac İbadeti, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 1 Comment »

Hac Yolcusunda Bulunması Geren Üç Hususiyet

Posted by Site - Yönetici Eylül 29, 2012

vedtavafi

Hac Yolcusunda Bulunması Geren Üç Hususiyet

Ebû Cafer Muhammed Bakır (r.h.) şöyle buyurdular: Şu üç şeyi yerine getirmeyen kişi. Allah’ın evine gitme sıkıntı ve zahmetine katlanmasın.

1-Verâ,

2– Hilm,

3– İyi arkadaşlık.

Verâ. kişiyi Allah’ın haram kıldığı şeylerden uzaklaştırır.

Hilm, yumuşak huyluluk ki, kişinin gazabını önler.

İyi arkadaşlık, insanı arkadaşlık ettiği müslümanlarla iyi geçinmesini, onlarla arkadaşlık edip hoş sohbet sahibi kılar. Yolcu ve müsâfır olanlar, bu üç şeye muhtaçtırlar. Bilhassa hac yolcusu, bu üç hususiyete, başkalarından daha muhtaçtır. Bir kişide eğer bu üç hususiyet kemâliyle varsa, onun haca tam ve mükemmel olmuştur. Eğer kişide bu hasletler yoksa, onun haca da yoktur.

Sadî ne güzel buyurmuş:

Bir kişiye hemen hacı denilmez.

Mühim olan onun ahlakıdır.

Hacı o yola giden değildir.

Zîrâ biçâre merkeb de o yola çıktı, 

.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 2/437.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hac İbadeti, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Gurur ve kibir hacının manevi rütbesini düşürür.

Posted by Site - Yönetici Eylül 28, 2012

Gurur ve kibir hacının manevi rütbesini  düşürür

Gurur ve kibir hacının manevi rütbesini  düşürür.

Bâzı Türkler, Şeyhü’İ-İslâm Ahmed Nâmikî el-Câmî (k.s.)[1] hazretlerinin meclisine devam ediyorlardı. Şeyhin kafasının üzerinde kalkan gibi bir nur görünüyordu. Kendisiyle beraber haccetmek üzere anlaşıp ittifak ettiler. Hac’dan döndüğü zaman bu hâl kendisinden zail oldu. Yâni şeyhin başının üzerindeki nur artık görülmez oldu. O kişi bunun sebebini Şeyh’ten sordu. Şeyh buyurdu:

-“Hacdan önce sen tazarru ve meskenet sahibiydin. Şu anda haccın sana gurur verdi. Sen aldandın. Sen nefsine kadr-ü kıymet ve bir menzil ve mertebe verdin. Bundan yâni haccınla mağrur olmandan dolayı senin manevî rütben düştü. O nuru görmez oldun.

Hacı kişiye gereken, haram şeylerden tamamen uzaklaşması ve harama son vermesidir. Nafakasını asla haram kazançtan elde etmemesidir. Çünkü Allahü Teâlâ hazretleri ancak helâl ve temiz olanları kabul eder. “Ve Allahü Teâlâ hazretleri ancak helâl ve temiz olanı kabul eder


[1] Seyhü’l-İslâm Ahmed Nâmikî el-Câmî (k.s.) Horasan velilerindendir. 1049 yılında horasan’ın Namık köyünde doğdu. 1142 de vefat etti. Büyük kerametler sahibi bir zat idi. (80 bin kişi onun elinde tövbe ederek hakka rucu etti. Pek çok eser yazdı. Eserlerinden birinde şöyle buyurur: “Kendi zan ve kafasına göre davranarak, başkalarını düzeltmeye çalışmak, çoğu kere fayda yerine zarar hası! edebilir. Bunun için çok dikkatli ve uyanık olmalı, bir kimsenin saadetine vesile olayım derken, o kimsenin hatta kendinin bile felâketine sebep olmamalıdır

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 2/464-465.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hac İbadeti, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Bir hac, Allah yolunda yapılan yirmi gazve (savaş ve harb’ten) daha faziletlidir.

Posted by Site - Yönetici Eylül 28, 2012

Bir hac, Allah yolunda yapılan yirmi gazve (savaş ve harb’ten) daha faziletlidir.Tefekkür insanı Allah’a götürür.

Bir hac, Allah yolunda yapılan yirmi gazve (savaş ve harb’ten) daha faziletlidir.

Allâhü Teâlâ hazretleri, Arafat ehliyle meleklere karşı övünür ve şöyle der:
-“Ey Melekleri Kullanma bakın. Hepsi de uzak yerlerden, toz toprak içinde ve binbir zahmetle gelmişler. Şahit olun, ben onları bağışladım.
“Muhakkak ki Allah Azze ve CeİIe Hazretleri, Arefe günü akşamı, Arefe ehliyle meleklere karşı övünür (büyük bir övgüyle onlardan söz eder) ve şöyle der:
-“(Ey Melekleri) Kullarıma bakın! toz-toprak içinde, binbir zahmetle bana geldiler.

Yine bir rivayete göre Şeytanın Arafe gününde küçüldüğü, aşağılandığı ve zelil kılındığı kadar, bir başka günde ezilip küçüldüğü, hakaret gördüğü olmamıştır. Şeytanın bu derece ezilmesinin sebebi, Allah’ın rahmetinin inmesi, nice büyük günahlar var ki, onlara, ancak Arafede vakfe yapmak keffârettir, denilmesi ve Arafe’de vakfe yapmalarından dolayı Allah’ın büyük günahları bağışlamasını görmesidir

“Talha Ibn-i Übeydillâh İbn-i Kureyz (r.a.)’dan rivayete göre. Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Şeytan, Arafe günündekinden daha küçük, daha hakir, daha hor ve daha öfkeli, hiç bir günde görülmemiştir. Bu da ancak, o günde Allah’ın rahmetinin indiğini ve Allah’ın büyük günahları affettiğini gördüğü içindir. Hadîs-i şerifte şöyle buyuruldu: “İnsanlardan en büyük günahkâr Arafe’de vakfe yaptığı halde Allahü Teâlâ hazretlerinin gerçekten günahlarını bağışlamadığını zanneden kişidir.

Bir hac, Allah yolunda yapılan yirmi gazve (savaş ve harb’ten) daha faziletlidir.

Denildi ki, bir devenin üzerinde bir kere hac yapıldığı zaman, o deve anne tarafından kırk batın mübarek olur. Bir devenin üzerinde yedi kere hac yapıldığı zaman, onu Cennetin mer’âlarında otlatmak, Allah üzerine hak olur.
Bunu En-Nehrânî (r.h.) nin şu sözleri tasdik etmektir:
Bana ulaştı ki, hamamın ateşini yakan birine (külhana) yakması için, bir yığın bağlanılmış deve kemiği geldi. Hamamcı dedi ki:
-“Ben o kemikleri, ocağa attım. Fakat o kemikler yanmadan ocaktan dışarıya çıktı. Hayret ettim. Kemiği bir daha attım; yine çıktı. Üçüncü kere bütün kuvvetimle ta ocağın ortasına bol ateşin olduğu yere attım; yine çıktı.” O anda gaibten bir ses işittim:
-“Yazıklar olsun sana! Bu on kere hacca .gitmiş olan bir devenin kemiğidir. Nasıl onu ateşte yakıyorsun?” diye bana seslenildi.
Bu rahmet ve şefkat hac yolculuğunda bineklik vazifesi yapmış olan bir hayvana yapılınca, gerçekten hac yapan bir Müslümana acaba nasıl büyük bir şefkat, merhamat ve mağfiret tecelli edecektir?

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 2/446-447.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hac İbadeti, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Yorumlar | Leave a Comment »

Ey Müslüman Kadın!

Posted by Site - Yönetici Eylül 27, 2012

Ey Müslüman Kadın!

Ey Zeyneb`in varisi olacak olan, Müslüman kadın!

Bulunduğun mekân, yaşadığın ülke ne kadar günahın, fücurun, zulmün kol gezdiği bir yer ise de sen, bu zulüm ve günahın bir malzemesi olup ta, günah çarklarının içinde parçalanıp un ufak olup dağılma. Örtünü, iffetini koru, hayândan hiç mi hiç taviz verme.

Ey Ramle`nin varisi olacak olan, Müslüman kadın!

Bu davadan seni kim alıkoymaya çalışırsa sakın aldırış etme. Baban, amcan kim olursa olsun, bütün sıkıntı ve zulümlerine karşı diren ve sabır et. İnan Rabbin sana Habeşistanların yollarını açacaktır.

Ey Ümmü Süleym`in (rümeysa) varisi olacak olan Müslüman kadın!

Sana gelecek evlilik tekliflerinde, tercihin mümin biri olsun. Gözün mal makam peşinde olmasın. Mehir`in takva olsun, çeyizin iman olsun. İnan o zaman mutlu olursun.

Ey Hatice`nin varisi olacak olan Müslüman kadın!

Eşine karşı Hatice ol. Onun gibi fedakâr ol. Eşinin davası uğruna başına gelecek her türlü sıkıntılarına rağmen onun yanında ol. Sabırlı ol ve sabırı tavsiye et. Onunla beraber omuzla davasını, sakın ama sakın onu bu yolda yalnız bırakma.

Ey Meryem`in varisi olacak olan Müslüman kadın!

Sen karnında taşıdığın yükten dolayı, iffetini koru. Tesettürüne öncekinden daha fazla dikkat et.Dünyaya getireceğin çocuğun İsa a.s gibi,takva,iman,cesur olmasını istiyorsan,haram dan kaçın,dedikodulardan kaçın,bol bol zikirle meşgul ol.

Ey Hanne` nin varisi olacak olan Müslüman kadın!

Daha çocuk karnında iken ada onu Rabbine. Ada onu şerefli dinine, ada onu peygamberlerin yoluna. Sakın endişe etme, korkma çünkü Rabbin senin samimiyetinin sonucunda kabul edecektir adağını.

Ey Hacer`in varisi olacak olan Müslüman kadın!

Çocuklarınla Yalnız kaldıysan da, sabır et. Allah`a sığın ve ona tevekkül et. Durma arayış içerisinde ol. Umutla ara azığını, sakın umutsuzluğa kapılıp vazgeçme arayışından. İnan bu imtihanının karşılığını Allah verecektir ve sen ondan hoşnut olacaksın.

Ey Sümeye`nin varisi olacak olan Müslüman kadın!

Davanın yolunda bir er olduğunu unutma. Başına veya başınıza gelecek olan bütün zulüm ve işkencelere rağmen, Resulün şu çaresiz müjdesini tekrar duyuver “sabır ey Yasir ailesi sabır, çünkü sonunda size cennet var.” Evet sonunda size şahadet nasip olacak ve siz hoşnut olacaksınız.

Senin örneklerin bunlar olmalı.

Modayı değil dinini takip et. Modaya uymaktansa en güzel örneğin olan, peygamber as.`a uy. Kendin dışında yaşayan mazlum ve mustazaf halkı düşün.

Afganistan`ı, Çeçen yayı, Filistin`i, Pat ani`yi, Irak`ı, Suriye`yi unutma.

Sen geleceğin Musaplarını, Şamillerini, Ahmet Yasinlerini yetiştirmekle mükellefsin.

Bu yazıyı Gönderen Şerife Şevval Kardelen Hoca Hanıma Teşekkür Ederiz.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | Leave a Comment »

Kadın ve Dua

Posted by Site - Yönetici Eylül 26, 2012

Kadın ve Dua,Kadin ve dua,

Kadın ve Dua

Hikâye olundu: İsrâiloğullarının içinde sâlih bir adam vardı. Çok sevdiği bir eşi vardı. Allah bu sâlih kula kendisine üç istekte bulunmasını bildirdi. Adam eşine:

-“Rabbimden üç mühim ihtiyacımın giderileceği yâni üç konuda yapacağım duamın makbul olacağı hakkında haber aldım. Çok ihtiyaçlarım var. Ne yapacağımı ve öncelikle hangi ihtiyaçların giderilmesi için duâ edeceğimi bilemiyorum. dedi. Kadın:

-“Benim için bir, kendin için iki istekte bulun!” dedi. Adam sordu:

-“Ne istersin?” Kadın:

-“Senin Rabbinden benim isteğim, beni benden daha güzel ve çekici bir kimsenin bulunmayacağı surette kılmasıdır!

Adam önce hanımının çok güzel olması için duâ etti. Hanımının güzelliğinden ve cemâlinden evin içi aydınlanmaya başladı.

Kadın evden çıkmak için ayağa kalktı, kapıya yürüdü. Kocası sordu:

-“Nereye?” Kadın:

-“Bâzı sultanlara gidiyorum! Güzelliğimi senin gibi birisinin yanında boşa harcayacak değilim!“dedi-

Adam eşinin sokağa çıkmasına mani oldu. Fakat kadının güzelliği bâzı sultanların kulağına gitti. Sultanın aveneleri geldiler, kadını zorla kocasından alıp götürdüler. Kadın seve seve gitti. Muradına erip sultanların eşi olacaktı…

Adam büyük bir inkisar ile dergâh-ı ilâhiyeye avuçlarını açtı:

-“Allahım! Senin katında benim iki hacetim kaldı. Makbul olacak iki duam kaldı. Allâhım! Onu maymuna çevir!” Allah, sâlih kulunun duasını kabul etti. Kadın hemen oracıkta maymun oluverdi. Sultan, kadını hemen yanından kovdu. Saraydan uzaklaştırdı.

Kadın maymun hâlinde evine geldi. Kocası onun o haline acıdı. Yine duâ etti:

-“Allâhım! Eşimi eski haline getir!” diye. Allah duasını kabul etti. Eşi eski haline geldi.

Fakat sâlih adamın üç makbul duası da boşuna gitmiş oldu. Ne Adam iflah oldu, ne de eşi…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/612-613.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Allah’tan Başkasının Adına Yemin

Posted by Site - Yönetici Eylül 25, 2012

Allah'tan Başkasının Adına Yemin

Allah’tan Başkasının Adına Yemin

Kim; başkasının adına yemin ederse, meselâ,

Ka’beye yemin olsun!

Beytüllah’a yemin olsun!

Allah’ın peygamberine yemin olsun!” veya babasına ve benzeri şekilde yapılan yeminler, yemin değildirler. Bunlar, şeriat bakımından yemin olmadıkları için, bunlara itibâr da edilmez ve bunlarla söylediklerine muhalefet ederse, keffâret de gerekmez.

Allah’tan başkasının adına yemin etmek (aynı zamanda) mekruhtur.

İmâm   Şafiî   (r.h.)   hazretleri   bu   günahlar   için: olmasından korkarım,” buyurdular.

Hadîs-i şerîfte şöyle buyurulmaktadır:

 Masiyet “Allah’tan başkasının adına yemin eden kişi, muhakkak ki Allah’a şirkkoşmuştur.

Kim Allah’tan baskısına yemin ederse, mutlaka kâfir olmuştur veya müşrik olmuştur.”

Bu (tür) hadîs-i şeriflerin mânâsı, kim Allah’tan başkasına yemin eder ve yemin ettiği şeyin tazimine itikâd ederse (yani yüceliğine inanırsa), o kişi, Allah’a gösterilmesi gereken ta’zimde; o yemin ettiği şeyle Allah’a şirk koşmuştur.

Eğer yemininde ta’zim kastı ve itikadı olmazsa,  (bu tür yeminlerde) bir beis yoktur. Halk arasında âdet olduğu üzere: “Hayır! Babama yemin olsun ki (öyle değil)” demek gibi…

Ali er-Râzî (r.h.) buyurdular: “Hayatıma and olsun” veya “Senin hayatına and olsun!” ve bunlara benzer şekilde yemin eden kişinin küfründen korkarım.

Gerçi halkın çoğu bu gibi şeyleri bilmeden söyleyip dururlar. Ben elbette bunun kesin şirk olduğunu söylemekteyim. Çünkü Allah’tan başkasının adına yemin yapılmaz. İslâm’dan beri yâni uzak olmak için yemin yapılmaz. Kim bunu inanarak gerkçekten bilerek yaparsa, elbette o kişi İslama salim olarak dönemez. Eğer bu kişi yalandan yemin ediyorsa, onun da küfründen korkulur.

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:

Kim bilerek yalan yere İslâm’dan başka bir dinle yemin ederse, o kişi dediği gibidir. (Hangi din üzere yemin etmiş ise o dindedir.)”

Hadîs-i şerifin zahiri buna (yani İslâm’dan başka bir din üzere yemin eden kişinin İslâm dîninden çıktığına) işaret eder.

Eğer bir Müslüman: “Ben böyle yaparsam yahûdî olayım (veya hıristiyan olayım gibi yemin eder),” ve o işi yaparsa, kâfir olur. İmâm Şafiî (r.h.) hazretleri bu görüştedir…

Hanefîler ise buyurdular ki: O kişi tekfir edilmez, yâni kâfir olmaz. Hanefîler bu hadîs-i şerîfleri tehdit mânâsına hamlettiler (yorumladılar).

Fakat: “Eğer ben bu işi yaptıysam yahudîyim” diye fiili mazı (yani dili geçmiş zaman kipiyle) söyleyip yemin eder ve o işi işlerse, Hanefîler bu konuda ihtilâf etmişlerdir. Eğer bu adam bunun yemin olduğunu bilirse, sahih olan fetvaya (görüşe) göre bu adam kâfir olmaz. Eğer bu kişi. yemin ile kâfir olacağı inancındaysa ve bunu bile bile yaparsa kâfir olur. Çünkü küfre, bile bile rızâ göstermiştir. Hanefî âlimlerinin çoğuna göre hadîs-i şerifin hamli (yorumu) böyledir.

Fetavây-ı Bezzâziyye“de, fetvaya göre, bunun yemin olduğu, böyle bir kimseye keffâret lâzım olduğuna dair fetva vardır.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/592-594.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Fıkıh, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: