Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Haziran 2012

Ramazan kelimesi harflerinin ifâde ettiği mânâlar.

Posted by Site - Yönetici Haziran 30, 2012

Ramazan kelimesi harflerinin ifâde ettiği mânâlar.

Ramazan kelimesi harflerinin ifâde ettiği mânâlar.

Ramazan lafzı, beş harften ibârettir: Ra, Mim, Dad, Elif, Nun.. (Yâni, Arapça aslına göre..)
Bu harflerin ifâde ettiği mânâlar, sırası ile şöyledir:

Ra: Allah’ın rızâsına delâlet eder.
Mim: Allah sevgisine delâlet eder..
Dad: Allah’ın kuluna kefîl olduğunu anlatır..
Elif: Allah’ın kulu ile olan ülfetini belirtir.
Nun: Allah’ın nûrunu anlatır..

Üstte anlatılan mânâya göre bu ay: Rızâ, sevgi, kefâlet, ülfet, nûr, eriş, ikrâm ayıdır.. Ama Allah’ın sevdiği iyi kulları için..

Denilmiştir ki:
Aylar arasında Ramazan ayı, vücûd içinde kalb gibidir.
İnsanlar arasında peygamberler gibidir.
Beldeler arasında Harem-i Şerîf gibidir.
Harem öyle bir yerdir ki: Oraya lâin deccâlin girmesi men edilmiştir.

Ramazan ayı, öyle bir aydır ki: Azgın şeytanlar o ayda bağlanır; peygamberler günahkâr kullara şefâat eder.
Ramazan ayı, oruç tutanlara şefâatçıdır. O ayda, kalb îmân ve mârifet nûru ile bezenir.
Ramazan ayı dâhi, Kur’ân okumakla bezenir.

Bir kimse, Ramazan ayında bağışlanmaz ise, acaba hangi ayda bağışlanır!
Kul, tevbe kapıları kapanmadan Allah’a tevbe etmelidir.
Allah’a dönüş zamanı geçip gitmeden, O’na dönmelidir.
Ağlama zamanı ve rahmet vakti geçip gitmeden kul Allah’a yalvarıp ağlamalıdır; merhamet dilemelidir.

Resûlallah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdu:
Ümmetim, Ramazan ayında oruç tutup namaz kılarak onun hakkını edâ ederlerse, ziyân etmezler..
Ashâbtan biri şöyle sordu:
Yâ Nebiyyellâh, onların ziyânı ne olabilir?..
Resûlallah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdu:
Bir kimse, Ramazan ayında haram bir işe girerse, kötü bir amel işleyip şarab (alkollü içki) içerse, o kimsenin Ramazan orucu makbûl olmaz. Gelecek seneye kadar Allah’ın, meleklerinin, semâ halkının lâneti onun üzerinde kalır. İki Ramazan arasında ölür ise, onun için Allah katında hiçbir iyilik yoktur.

Gunyet’üt-Tâlibîn – Abdülkâdir Geylânî Hazretleri (kuddise sirruh)

..

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Oruç, Ramazan-ı Şerif, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Tilâvet Secdesi Nedir?

Posted by Site - Yönetici Haziran 30, 2012

Tilâvet Secdesi Nedir?

Kur’anı kerimde ki bir secde âyetini okuyan veya dinleyen müslümanın yapması vacib olan secdedir.Bunlardan herhangi biri, üzerine vacib olan secdeyi yapmazsa günahkar olur.

Resulullah (s.a.v) buyuruyor: Ademoğlu secde âyeti okur ve secde ederse şeytan ağlayarak ayrılır ve: “Yazık bana, insanoğlu secdeyle emredildi ve secde etti, mukabilinde ona cennet var. Ben de secdeyle emrolundum ama ben itiraz ettim, benim için de ateş var ” der. ”

Tilâvet Secdesi Niçin Vacibtir?

Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyurulur: “Onlar kendilerine Kur’anı kerim okununca secde de etmezler.” (İnşikâk,21). Bir kimse ancak vacib olan işi yapmamaktan ötürü kötülenir. Diğer yandan bu secde namazda yapılan secde olup, namaz secdesi gibi vacib hükmüne tabi olur.
Resulullah (s.a.v) buyuruyor: “Kur’an’ı kerimi okuyan ve dinleyene secde etmek vacibtir
Tilavet secdesi yapmak, Hanefilere göre vacip, diğer üç mezhebe göre ise sünnettir.

Tilâvet Secdesi Ne Zaman Vacib Olur?

Secde âyetini okumak. Okuyanın kulakları duymasa bile secde gerekli olur.
Okunan secde âyetini işitmek veya dinlemek. İşitmek kasıtsız, dinlemek ise kasıtlı olur.
Bir imama uymuş olmak, İmama uyan kimse imamın okuduğu secde âyetini duymasa bile tilâvet secdesi yapar.
Okuyan duyma özürlü olsa dahi, okuma ile üzerine vacip olur.

Müslüman olan bir cünüp veya sarhoş da okuyacağı veya işiteceği bir secde âyetinden dolayı secde ile yükümlü olur. Temizlik ve ayık halinde bu secdeyi yapmaları gerekir.
Kendisine secde âyetinin okunduğu haber verilen uyuyan kimseye de tilâvet secdesi vacib olur.
Secde âyetini hoparlörden dinlemek, okuyucudan dinlemek gibidir. Radyo ve televizyondan dinlenen secde âyeti de hoparlörden dinlemeye benzer. Çünkü sesin tel aracılığı ile ulaşması ile ses dalgaları aracılığı ile telsiz olarak anında ulaşması arasında bir fark bulunmamaktadır.

Tilâvet Secdesi Ne Zaman Gerekmez?

Bir kimse secde âyetini papağan gibi öğretilmiş bir kuştan  yahut ses yankısı olarak dinlerse secde etmesi gerekmez. Secde âyeti uyuyan, baygın olan veya akıl hastası bulunan yahut mümeyyiz olmayan çocuktan işitilse, en sağlam görüşe göre tilâvet secdesi gerekmez.

Tilâvet Secdesini Geciktirmek Günah mı?
Namaz dışında okunan secde ayetlerinin secdesi, ömür boyunca yapılabilir. Ancak özürsüz olarak geciktirmek mekruhtur.

Gecikmeden dolayı bir günah işlenmiş olmazsa da bu vacibi yerine getirmeden ölen insan günahkar olur.

Tilavet Secdesi Nasıl Yapılır?
Başta tilavet secdesi yapacak kişinin abdestli, üstünün başının temiz ve avret yerlerininde örtülü olması şarttır.

Tilavet secdesi yapmak niyetiyle abdestli olarak kıbleye dönülür ve eller kaldırılmaksızın “Allahüekber” diyerek secdeye varılır.

Üç kere “Sübhâne rabbiye’l-a’lâ” denildikten sonra yine “Allahüekber” diyerek kalkılır.
Secdeden kalktıktan sonra “Ğufrâneke Rabbenâ ve İleykel masîr” denir.

Secde âyetinin mealini okuyana secde gerekir mi?
Secde âyetinin mealini okuyan veya dinleyen kimse de secde yapmalıdır.

Kur’an-ı Kerîm’de on dört yerde secde âyeti bulunmaktadır. Bu süreler ve âyet numaraları aşağıda verilmiştir:

SECDE AYETLERİ

Secdeyi Vacib Kılan Ayetler
1.A’raf Suresi ayet:206
2.Rad Suresi ayet:15
3.Nahl Suresi ayet:49
4.İsra Suresi ayet:107
5.Meryem Suresi ayet:58
6.Hacc Suresi ayet:18
7.Furkan suresi ayet:60
8.Neml Suresi ayet:25
9.Secde suresi ayet:15
10.Sad Suresi ayet:24
11.Fussilet Suresi ayet:37
12.Necm Suresi ayet:62
13.İnşikak Suresi ayet:21
14.Alak Suresi ayet:19

Tilavet Secdesi yapılmasını gerektiren
Secde Ayetleri hangi surelerde, kaçıncı cüzlerde bulunur:

1 – A’râf Sûresi’nin     206. âyet-i kerimesi,   ( 9 . Cüz’de)

2 – Ra’d Sûresi’nin       15. âyet-i kerimesi,   (13 . Cüz’de)

3 – Nahl Sûresi’nin       49. âyet-i kerimesi,   (14 . Cüz’de)

4 – İsrâ Sûresi’nin       107. âyet-i kerimesi,  (15 . Cüz’de)

5 – Meryem Sûresi’nin   58. âyet-i kerimesi,  (16 . Cüz’de)

6 – Hacc Sûresi’nin        18. âyet-i kerimesi,  (17 . Cüz’de)

7  – Furkân Sûresi’nin    60. âyet-i kerimesi,  (19 . Cüz’de)

8 – Neml Sûresi’nin        25.âyet-i kerimesi,   (19 . Cüz’de)

9– Secde Sûresi’nin       15. âyet-i kerimesi,  (21 . Cüz’de)

10 – Sâd Sûresi’nin        24. âyet-i kerimesi,  (23 . Cüz’de)

11 – Fussilet Sûresi’nin  37. âyet-i kerimesi  (24 . Cüz’de)

12 – Necm Sûresi’nin     62. âyet-i kerimesi,  (27 . Cüz’de)

13 – İnşikak Sûresi’nin  21. âyet-i kerimesi,  (30 . Cüz’de)

14 – Alâk Sûresi’nin      19. âyet-i kerimesi,  (30 . Cüz’de)

Secde Âyetinin Tekrarlanması
Bir mecliste secde âyetinin birden fazla tekrarlanması hâlinde bir tilâvet secdesi yeterlidir. Secdeyi ilk okuyuştan sonra yapmak daha iyidir. Başka bir görüşe göre, bu secdeyi tehir etmek daha uygundur.
Yine bir kimse çeşitli yer ve meclislerde bir secde âyetini tekrarlarsa, secdenin de tekrarlanması gerekir.
Bir kaç secdenin bulunduğu çeşitli âyetleri okuyan kimsenin, meclis bir olsun farklı bulunsun, her bir âyet için ayrı bir tilâvet secdesi yapması vacib olur.
Açık arazide ve yoldaki meclis birliği üç adım yürümekle, yani o yerden başka yere geçmekle; ağaç üzerinde bulunan için ağacın bir dalından başka bir dalına geçmekle; veya bir nehirde yüzmekle değişmiş olur. Küçük bir evde bir köşeden diğerine geçmekle veya büyük bir camide mekân değişikliği gerçekleşmez.

Ancak okuyan sabit bir yerde bulunmakla birlikte dinleyen meclis değişirse secdenin vücûbu da tekrarlanır.

Tilâvet Secdesini Bozan Haller
Namazı bozan her şey tilâvet secdesini de bozar.

Tilâvet secdesinden kalkmadan abdestin bozulması, konuşma veya kahkaha ile gülme gibi. Ancak bu secdede, kahkaha ile gülmek abdesti bozmaz, kadınlarda bir hizada bulunmak da bu secdeyi ifsat etmez.

Kaynaklar:
1) Kur’an-ı Kerim
2) Kütüb-i Sitte
3) İslam İlmihali, Ali Fikri Yavuz
4) Şamil İslam Ansiklopedisi, Secde-i Tilavet
5) İlmihal, 1, İman, İsam, Türkiye Diyanet Vakfı

.

Şerife Şevval Kardelen hocahanım kardeşimize teşekkür eder, sizlerinde dualarını bekleriz.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | Leave a Comment »

7 – SALAVATLAR ( Büyük salavatı şerifeler )

Posted by Site - Yönetici Haziran 30, 2012

salevat-ı şerife,7 – SALAVATLAR ( Büyük salavatı şerifeler )Salat ve selam Alemlerin Efendisine ( s.a.v. ) olsun.salevat-ı şerife

7 – SALAVATLAR ( Büyük salavatı şerifeler )

Bİ  ADEDİ  ELF SALEVATI

1.Allahümme salli ala seyyidina muhammedin bi adedi elfi enfasıl mahlükat.Ve salli ala seyyidina Muhammedin bi adedi  eş`aaril mevcudat. Ve salli ala seyyidina Muhammedin bi adedi  sevakinil erdı vessemavat. Ve salli ala seyyidina Muhammedin bi adedi   hrufil levhı ved-deavat  Ve salli ala seyyidina Muhammedin bi adedi   küllil ma`düüdat  velma`lümat. Min evveli ezelihii ve evsatı haşrihii ve ahıri bakaaihii ve ala alihi ve sahbihit-tayyibiynet-tahiriyne ecmeıyn. Bi rahmetike Ya erhamerraahımiyn.

SALAT-I  MÜNCİYE

2.Allâahümme salli alâa seyyidinâa Muhammedin ve alâa âali seyyidinâa Muhammed  Salâaten tünciynâa bihâa min cemîy’ıl-ehvâali, ve’l efâat. Ve takzıylenâa bihâa cemîy’al haacâat ve tütahhirunâa bihâa min cemîy’ıs-seyyi’âat ve terfeunâa bihâa ındeke e’led-deracâat ve tübelligunâa bihâa aksal gaayâat. Min cemîy’ıl-hayrâat-i  fil-hayâati ve ba’del-memâat. İnneke alâa külli sey’in kadiyr.

Mânâsı:

“Allâh’ım, Efendimiz Muhammed’e ve ehl-i beytine bizi bütün korku ve âfetlerden kurtaracağın, bütün ihtiyaçlarımızı göndereceğin, bütün günahlarımızdan temizleyeceğin, nezdindeki derecelerin en yücesine yükselteceğin, hayatta ve ölümden sonra bütün hayırların nihâyetine ulaştıracağın şekilde râhmet eyle. Muhakkak sen her şeye kaadirsin.”

SALAT-I  NARİYE  ( Salat-ı tefriciyye )

3.Allâahümme salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâammen alâa seyyidinâa Muhammedinillezii tenhallü bihil ukadü ve tenfericü bihil kürabü ve tükzaa bihil-havâaicü ve tünâalü bihir-ragaaibü ve husnül havâatimi ve husnül havâatim. Ve yüstesgalgamâamü bi vechihil keriim ve alâa âalihii ve sahbihii fîi külli lem-hatin ve nefesin bi adedi külli ma’lûmin lek.

Mânâsı:

“Allâh’ım, kendisi hürmetine dügümler çözülen, gamlar-kederler açılan, ihtiyaçlar giderilen, isteklere, hüsn-i hâtimelere güzel âkibetlere nâil olunan, kerem (cömertlik) sahibi yüzü-suyu hürmetine bulutların sulandığı, Efendimiz Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.) ve onun âl ve ashâbına; her bakış ve her nefeste ve zâtınca mâlum olanların sayısınca, kâmil bir rahmet ve tam bir selâmet ihsan eyle.”

Her gün Peygamber Efendimize çokça salevât okumalıdır. Bilhassa salât-i münciye, salât-i nâriye ve salât-i fethiyye’ye devam edilmelidir. Herhangi bir sıkıntı anında bunların hatmi yapılarak duâ edilirse, Cenâb-i Hak dilekleri kabul eder. Salât-i Münciye’nin hatmi 1000, salât-i nâriye’nin hatmi ise 4444 defa okumaktır.

HAZRETİ SIDDIYK’IN ( R.A ) SALATI

4.Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala eli seyyidina Muhammed. Ve barik ve sellim aleyhi ve aleyhim.Euzü billahi minelhemmi vel huzni ve minel cübini vel buhuli ve minel aczi vel keseli ve min galebetit deyni ve kahrir rical.

SALAT-I  FETHIYYE

5.Allâahümme salli ve sellim ve bâarik alâa seyyidinâ Muhammedinil fâtihı limâa uğlika vel-hâatimi limâa sebeka. Nâasıri’l-hakkı bil hakkı vel hedii ilâa sirâatıkel müstakıym. Ve alâa elihii hakka kadrihii ve mikdâarihil azıym.

Mânâsı:

“Allâh’im salât ve selâm eyle ve mübarek kıl; kilitlenmişlerin açıcısı, öncekilerin sonuncusu, Hakk’a hak ile yardımcı, doğru yoluna hidâyet eden Efendimiz Muhammed’e ve onun ehl-i beytine onun kadrince ve azîm mikdarınca

KUDRETTEN TAŞ ÜZERİNE YAZILAN SALEVAT

6.” Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin bahri envârike ve ma’dini esraarike ve lisâni huccetike ve aruusi memleketike ve imâmi hazretike ve tıraazi mülkike ve hazâini rahmetike ve tarıykı şeriy’atikel mütelezzizi bi tevhıydike insani aynil vücûüdi vessebebi fîi külli mevcûüdin ayni a’yâni halkıkel mütekaddimi min nûri zıyâike. Salâten tedûümü bi devâmike ve tebkâ bi bekâike lâ müntehe lehâ düne ılmike salâten turzıyke ve turzıyhi ve terzâ bihâ annâ Yâ rabbel âlemiyn.

Mânâsı:

” Allahım! Efendimiz Muhammed üzerine salat eyle; nurlarının denizi, sırlarının madeni, delillerinin dili, memleketinin el sürülemez gelini, hazretinin imamı, mülkünün süsü, rahmetinin haznedarı, şeriatının yolu ki, senin tevhidinle lezzetleniyor vücud hakikati. Ve bütün mevcutların sebebi, gözlerin gözü, hakikatlerin hakikati, senin evvelleri yaratmandan, senin nurunun ziyasından… Öyle salât eyle ki, sen devam ettiğin müddetçe devam etsin, sen baki kaldığın müddetçe baki kalsın ki; son olmaz ona, senin ilminin dışında… Öyle salat eyle ki sen onunla razı olasın, onu da razı etsin… Ve 0nunla razı ol bizden ya rabbel alemin. ”

Bu salevat-ı şerifeyi Abdülkadir Geylani hazretleri bir mağarada bir taşın üstünde yazılı olarak bulmuşlardır. Altında da şu ilave varmış: ” Bu salevat-ı şerifeyi 1 defa okuyan 60.000 salevat okumuş sevabı alır.

Bİ  ADEDİ  ELF SALEVATI ( 1.Salavatin aynisi )

7.Allahümme salli ala seyyidina muhammedin bi adedi elfi enfasıl mahlükat.Ve salli ala seyyidina Muhammedin bi adedi  eş`aaril mevcudat. Ve salli ala seyyidina Muhammedin bi adedi  sevakinil erdı vessemavat. Ve salli ala seyyidina Muhammedin bi adedi   hrufil levhı ved-deavat  Ve salli ala seyyidina Muhammedin bi adedi   küllil ma`düüdat  velma`lümat. Min evveli ezelihii ve evsatı haşrihii ve ahıri bakaaihii ve ala alihi ve sahbihit-tayyibiynet-tahiriyne ecmeıyn. Bi rahmetike Ya erhamerraahımiyn.

Kaynak : DUA KİTABI  ( Osmanlı yayınevi )

LÜTFEN Alıntı yapmak isteyenler  adresimizi kaynak gösterirlerse menmun oluruz, Dualarınızı bekliyoruz.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Salavat-ı Şerife, Tavsiyeler, Yorumlar | 34 Comments »

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH’IN ADIYLA

Posted by Site - Yönetici Haziran 20, 2012

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH’IN ADIYLA

•   -‘’Bismillahirrahmanirrahim’’ kelamı her kitabın anahtarı (olmalı) dır.

•   Besmele-i Şerife, Kur’an-ı Kerim’in bir ayeti olmakla beraber, her surenin başında teberruken yer almış bulunmaktadır.
•   Meşru bulunan her işin başında ‘’Besmele’’ okumak, işin hayra ulaşması için şarttır. Evvelinde ‘’Besmele’’ çekilmeyen bir işin sonunda hayır ve bereket yoktur…
•   Dini bahislerde alakası bulunan her kitabın başına ‘’Besmele’’ yazmak lazımdır.
•   İslami bir eseri okuma veya okutma sırasında ‘’Besmele’’ çekilmesi, bir şey yenilip içildiğinde bu mübarek kelamın okunması sünnettir.

Besmele-i Şerife hakkında Hadis-i Şerifler:
•   ‘’ Kelam-ı Ala’nın Levh-ı Mahfuz’a ilk yazdığı ‘’Besmele-i Şerife’’ dir.
•   ‘’Cebrail A.S bana ilk vahiy getirdiğinde ‘’Bismillahirrahmanirrahim’’ ile başladı.
•   ‘’Besmele’’ siz ve ‘’Salâvat’’ sız konuşmak bereketten mahrumdur.
•   Allah ism-i şerifi, İsm-i Azam’dır ve Kur’an-ı Kerim, bütün Esma-i İlahiye’den evvel o isimle başlamıştır.

•   Besmele-i Şerife nazil olunca, Melaike-i Kiram ferahladı; Arş-ı A’zam sallandı; onunla bin melaike nazil oldu; onun azamiyetden Mekke dağları tekbir getirdi ve müşrikler: ‘’Muhammed dağlara sihir yaptı’’ dediler; mahlûkata yakın hâsıl oldu; cin taifesi onun azamet ve te’siriyle bayılıp düştü; melekler harekete geldi; zamanın melikleri zelil oldu.
•   Hz.Cibril, Halilullah’ı Nemrud’d-un narından kurtarmaya geldiinde kanadında ‘’Besmele’’ yazılıydı.

•   İsa A.S.’ın dilinde ‘’Besmele” yazılıydı. Beşikte konuştu, ölüyü diriltti, dilsizleri söyletti, bars (alaca) illetini tedavi etti…
•   Süleyman A.S.’ın mühründe ‘’Besmele’’ yazılıydı. İns ve cine hükmetti.
•   Besmele-i Şerife’nin nüzulüyle melekler ‘’Onunla mülk tamam oldu’’ diye teberrük ettiler.
•   Bir kimse kalbiyle ve lisanıyla ‘’Besmele’’ çekse, dağlar onunla tespih ederler.

•   ‘’Bir kimse ‘’Bismillahirrahmanirrahim La havle vela kuvvete illa billahil-aliyyil-azim’’ dese, her beladan, gam ve kederden kurtulur. (Hadis-i Şerif)

•   Her kim sıdk ile Besmele çekse, kendisine dört bin hasenat yazılır, dört bin günahı silinir, makamı dört bin derece yükseltilir.

Muallim, çocuğa Besmele öğretince, Mevla meleklerine nida eder: ’’Üç kurtuluş beraatı yazın: Biri o çocuk için; biri, ana ve babası için; biri de, muallimi için olsun. Cümlesine rahmetimle inayet eyledim’’ buyurur.

•   Bir kimse ‘’Besmele-i Şerife’’ yazılı kâğıda tazimle yerden kaldırırsa, ind-i İlahi’de sıdıklardan yazılır.
•   Büyük Veli Bişr-i Hafi K.S. hidayete ermeden evvel meyhaneden giderken ‘’Besmele’’ yazılı kâğıdı yerden kaldırıp sildi, sevdi: ‘’Senin yerin orası değil!’’ dedi ve kağıdı hürmeten yuttu. Mevla O’na bu sebepten velilik rütbesi ihsan etti…
•   Hz. Ali R.A.’den rivayet olunan hadis-i şerifde: ‘’Dört kitabın bütün ilmi, Kuran-ı Azimüş-şan’da, onun bütün ilmi Fatih-i Şerife’de, Fatiha’nın bütün ilmi Besmele-i Şerife’de, onun bütün ilmi de Besmele’nin ‘’Be’’ sindedir.
•   Bütün ilimlerden murad, kulu Rabbi’ne ulaştırmak olup ‘’Be’’ de ise ilsak (ulaştırmak) manası vardır, buyrulmuştur.
•   Ebu Hureyre R.A.’dan rivayet edilen bir hadis-i şerif: ’’Besmele ile abdeste başla, bitinceye kadar amel defterine hasenat yazılır.”
•   Bir kimse ehline yaklaşırken Besmele çekse, yıkanıncaya kadar hasenat yazılır. Bu birleşme  çocuğa sebep olursa, onun nefesleri adedince, nesli kesilinceye kadar ve cümlesinin nefesleri adedince hasenat yazılır.
•   Hayvana binerken ‘’Bismillahi velhamdül-lillahi’’ diyene hayvanın adımları adedince sevap yazılır.
•   Gemiye ve vasıtaya binerken BİSMİLLAHİ MECRAHA VE MÜRSAHA İNNE RABBİ LEGAFURURRAHİM demek, selamet ve hasenata sebep olur.
•   Elbise çıkarırken Besmele çekenin cinlerle arasında perde olur.
•   Rum Kayseri (kralı) Hz. Ömer R.A.’e: ‘’Deva bulunmaz baş ağrısına müptelayım. Bir ilaç gönder’’ der.
•   Hz. Ömer, külah içine Besmele yazıp gönderir. Kayser Külahı başına koyar ağrı kesilir; kaldırır ağrı hemen gelir. “Bunda ne var?’’ diye araştırır, Besmele’yi görür…
•   Firavun, azmadan önce kapısı üzerine Besmele yazmıştı. Bu hal helakını te’hire (ertelenmesine) sebep oldu…

•   Bir kısım Yahudi, Hz. Halid R.A.’e:
•   -Bir ayet, bir keramet göster, Müslüman olalım, dediler.
•   Bir şişe zehiri Besmele’yle içti, zarar görmedi. Onlar da İslâmı kabul ettiler.
•   İsa (a.s.m.) bir meyyitin kabrinde azap olunduğunu gördü. Üzüldü… Sonra ona ikram olunduğunu gördü. Mevla’dan hikmetini sual etti:
•   -Bu kişinin çocuğu büyüdü, muallime gitti, Besmele’yi öğrendi. Arz üzerinde evladı ism-i pakimi okurken, arzın karnında babasına azap etmek şan-ı uluheyyitime layık değildir, buyruldu.
•   Bismillahirrahmanirrahim demenin kerameti saymakla bitmez; kitaplara sığmaz.
•   İsm-i ilahi, kalblere nur, maksuda vusul, onunla dualar makbuldür.
•   Besmele; Kelamın anahtarıdır. Perdeler açan, maniler aşan, gönüllere nur saçan, ayıpları örten, nice envar ve esrara sahip ilahi nur, ebedi sürurdur…
•   Besmele; dertleri def’eder, nimetleri çeker.
•   Aile ocağında terbiye Besmele ile başlar.
•   Kıyamet günü Ümmetimden bir kavim Bismillahirrahmanırrahim derler. Hasenatları günahlarından ağır gelir. Diğer ümmetler:
•   ‘’Subhanellah! Ümmet-i Muhammed’in hasenat’ı ne acib!’’ derler.
•   Peygamberleri cevap verir:
•   —Onların kelamının evvelinde esma-i ilahiye’den üç isim var. Teraziye konsa, semavat ve arzdan ağır gelir. O isimler: Bismillahirrahmanirrahim’dir. (Hadis-i Şerif)
•   Hz. Osman R.A. Rasulullaha’a şiddetli ağrısı olduğunu arz etti. Rasulullah S.A..V Efendimiz:
•   — Elini ağrıyan yere koy, Bismillahi euzü biizzetillahi  ve kudretihi min şerri ma ecüdü, havassını yedi defa oku, o mahalle nefes et! buyurdular. Okudu ve şifa buldu.
•   Mühim ve müşkil bir işin hallinde ‘’51’’ defa Besmele-i Şerife okunur, müşkilata sebep olan insana, işe veya o mahalle yönelerek, tam inanç içinde o tarafa ‘’Huu’’ diyerek üflenirse, bi’iznilah müşkil hal ve asan olur.

•   Dua silahsa, Besmele-i Şerife mermi mesabesindedir.
Ömer R.a. Nil nehrine yazdığı fermanda Besmele ile: Ey Nil! Eğer sen kendiliğinden akıyorsan, bundan sonra akma, sana ihtiyacım yok. Şayet seni tek ve kahir olan Allahü Azimüşşan akıtıyorsa, senin akmanı Kahir ve Kahhar olan Allah’tan diliyorum, diye yazdı. Ferman Nil’e konuldu ve Nil akmaya başladı. Adelet-i Nebi’nin mümessili olan Hz. Faruk’un fermanıyla Nil kıyamete kadar akacaktır.

Daha ziyade malumat arzu edenler Besmele Ankara Fazilet Yayıncılığın Besmele risalesine müracaat etsinler.

Bana vahiyden ilk defa ilkaa olunan şey BİSMİLLAHİRRAHMANIRRAHİM dir.

.
Kaynak:
Binbir Hadis-i Şerif
Ankara Fazilet Yayıncılık A.Ş

Şerife Şevval Kardelen Hocahanima tesekkur eder, Sizlerinde dualarini bekleriz.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Seyhü’l-İslâm Ahmed Nâmikî el-Câmî (k.s.) Kimdir ?

Posted by Site - Yönetici Haziran 18, 2012

Seyhü’l-İslâm Ahmed Nâmikî el-Câmî (k.s.) Kimdir ?

Seyhü’l-İslâm Ahmed Nâmikî el-Câmî (k.s.) Horasan velilerindendir. 1049 yılında horasan’ın Namık köyünde doğdu. 1142 de vefat etti.

Büyük kerametler sahibi bir zat idi. 80 bin kişi onun elinde tövbe ederek hakka rucu etti.

Pek çok eser yazdı. Eserlerinden birinde şöyle buyurur: “Kendi zan ve kafasına göre davranarak, başkalarını düzeltmeye çalışmak, çoğu kere fayda yerine zarar hası! edebilir. Bunun için çok dikkatli ve uyanık olmalı, bir kimsenin saadetine vesile olayım derken, o kimsenin hatta kendinin bile felâketine sebep olmamalıdır

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri,: 2/464-465.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Coca Cola’da Alkol ????

Posted by Site - Yönetici Haziran 16, 2012

Coca Cola’da Alkol  Varmı ????

TESTLERDE 19 ÜRÜNÜN 10’UNDA ALKOL ÇIKTI

Fransa’nın en çok satan tüketici dergilerinden ’60 Millions de consommateurs’ tarafından yapılan içecek araştırması, başta Coca Cola ve Pepsi olmak üzere piyasadaki 19 farklı markaya ait meşrubat ürününü rastgele satın alarak laboratuvarda test etti.

Test sonuçları, derginin Temmuz-Ağustos sayısında “İçtiğiniz ürünlerin içinde neler olduğunu biliyor musunuz?” başlığıyla kapaktan duyuruldu. Testin en çarpıcı sonucu ise 19 markanın 10‘unda çok düşük miktarda da olsa alkole rastlanması oldu.

İşte araştırmanın çarpıcı sonuçları:

– Araştırmaya konu olan kola ürünlerinden Coca Cola Klasik, Coca Cola Light, Coca Cola Zero, Pepsi Klasik, Pepsi Max, Dia Kola ürünlerinde çok az miktarda da olsa alkol çıktı.

Pepsi ve Coca Cola‘da yer alan bazı bitki özlerinde alerjik hidorkarbonlar bulunduğu tespit edildi.

– Kolaların renklendirilmesi için kullanılan ve ABD’de potansiyel kanserojen olduğu gerekçesiyle kullanımına kısıtlama getirilen E 150c ve E 150d (karamel) kimyasal maddelerinin, Avrupa’daki ürünlerde sınırlama olmaksızın kullanılmaya devam edildiği ortaya çıktı.

– Tüm içeceklerde en yoğun olarak tespit edilen madde; beklendiği gibi, şeker. Hemen hemen tüm ürünlerin litresinde 100 grama yakın şeker bulundu. Coca Cola’nın litresinde 108 gram şeker tespit edilirken Pepsi’de 103 gram şeker bulundu. Bir küp şekerin 4 gram olduğu düşünülürse bu, 1 litre kolada 25 küp şekerden fazla şeker bulunduğu anlamına geliyor.

– Coca Cola’daki kafein oranı, Pepsi’ye göre daha düşük çıktı. Coca Cola’nın litresinde 91 miligram kafein bulunurken Pepsi’de bu rakam, 101 miligram olarak tespit edildi.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

Mi’rac Gecesinde Yapılması tavsiye edilen ibadetler.

Posted by Site - Yönetici Haziran 16, 2012

Mi’rac Gecesinde Yapılması tavsiye edilen ibadetler.,mirac gecesi,mirac kandili

Mi’rac Gecesinde Yapılması tavsiye edilen ibadetler.

Receb-i şerîfin 27′nci gecesi „Mi’rac gecesi“dir. Yatsı namazından sonra 12 rek’at „Hacet namazı“ kılınır. Beher rek’atte Fâtiha-i şerîfeden sonra 10 İhlâs-ı şerîf okunur.

Namaza niyet: „Yâ Rabbî, rızâ-i şerîfin için niyet eyledim namaza. Bu gece yedi kat gökleri ve bütün esrârını göstererek muhabbetin ile müşerref kıldığın sevgili habîbin Resûl-i Zîşan Efendimiz hürmetine ben âciz kulunu afv-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne ve rızâ-i ilâhîne mazhar eyle, Allâhü Ekber.

Namazdan sonra:

4 Fâtiha-i şerîfe,

100 defa:

سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ ِللهِ وَلاَ اِلهَ اِلاَّ اللهُ وَاللهُ اَكْبَرُ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ اِلاَّ بِاللهِ الْعَلِىِّ الْعَظِيمِ

Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym
100 İstiğfâr-ı şerîf,
100 Salevât- şerîfe
okunup duâ yapılır.

Bu namazda, İhlâs-ı şerîfeler 100′er adet okunursa veya bu namaz 100 rek’at olarak kılınırsa; bunu yerine getiren mü’min huzûr-i ilâhîye namaz borçlusu olarak çıkmaz.

Mi’rac gecesinden sonraki gün, mutlaka oruçlu olmalıdır. O gün öğle ile ikindi arasında 4 rek’at namaz kılınır. Her rek’atte Fâtiha-i şerîfeden sonra

5 -Âyetü’l-Kürsî,
5 -Kul yâ eyyühel-kâfirûn…,
5 -İhlâs-ı şerîf,
5 -Kul eûzu birabbil-felak…
5 -Kul eûzu birabbin-nâs… okunur

Kaynak : Mübârek Gün ve Gecelerde Yapılması Tavsiye Edilen DUÂ ve İBÂDETLER – Fazilet Neşriyat.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mi'rac Kandili, Mubarek Gün Ve Geceler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 2 Comments »

Mİ’RÂC GECESİ

Posted by Site - Yönetici Haziran 16, 2012

mirac gecesi neler oldu,mirac kandili,

Mİ’RÂC GECESİ

Mi’râc gecesi, Receb ayının yirmiyedinci gecesidir. Mi’râc, merdiven demektir. Resûlullahın göklere çıkarıldığı, bilinmeyen yerlere götürüldüğü gecedir.

Mekke halkı îmân etmiyor, Müslümanlara çok sıkıntı veriyordu. İşkenceye başlamış, işi azdırmışlardı. Resûlullah çok üzüldü. Hicretten bir yıl önce, elliiki yaşında idi. Zeyd bin Hârise’yi alarak Tâif’e gitti. Tâif halkına bir ay nasîhat eyledi. Hiç kimse îmân etmedi.Alay ettiler.Çocuklar tarafından taşa tuttular.Resulullahı çok üzdüler.

Ümitsiz, üzüntülü, yorgun geri dönerken, mübârek bacakları yaralandı. Hz. Zeyd’in başı kan içinde kaldı. Çok sıcak bir saatte, yol kenarında, bitkin hâlde oturdular. Orada bulunan bağ sahibi, Rebîa’nın oğulları Utbe ve Şeybe adındaki zengin iki kardeş, köleleri Addâs ile, birer salkım üzüm gönderdi.

Resûlullah üzümü yerken Besmele okudu. Addâs, o zaman Hıristiyan idi. Bunu işitince şaşırdı:

– Yıllarca buralardayım. Kimseden böyle söz duymadım. Bu nasıl sözdür? dedi.

Resûlullah ona sordu:

– Sen neredensin?

– Nineveliyim.

– Yûnüs aleyhisselâmın memleketinden imişsin.

– Siz Yûnüs’ü nereden tanıyorsunuz? Onu, buralarda kimse bilmez.

– O benim kardeşimdir. O da, benim gibi Peygamber idi.

– Bu güzel yüzün, bu tatlı sözlerin sahibi yalancı olmaz. Ben inandım ki, sen Allahın Resûlüsün. Yâ Resûlallah, yıllarca bu zâlimlere, bu yalancılara kölelik ediyorum. Herkesin hakkını yiyorlar. Herkesi aldatıyorlar. Hiç iyi tarafları yok. Dünyalık toplamak, şehvetlerini yapmak için her alçaklığı göze alıyorlar. Onlardan nefret ediyorum. Sizinle birlikte gelmek istiyorum.

Resûlullah, tebessüm ederek buyurdu:

– Şimdi efendilerinin yanında kal! Az zaman sonra, adımı her yerde işitirsin. O zaman bana gel!

Bir müddet istirahat edip, yaralarını, kanlarını sildiler. Mekke’ye yürüdüler. Karanlıkta şehre girdiler. Birkaç ay, Mekke’de çok sıkıntılı geçti. Her taraf düşman idi. Gidecek bir yer yoktu. Doğruca amcası Ebû Talib’in kızı Ümm-i Hânî’nin Ebû Tâlib mahallesinde bulunan evine geldi. Ümm-i Hânî, o zaman îmân etmemişti.

Kapı çalınınca sordu:

– Kimsiniz?

– Amcan oğlu Muhammed’im. Kabûl edersen, misâfir geldim.

– Senin gibi doğru sözlü, emîn, asîl, şerefli misâfire can fedâ olsun. Yalnız teşrîf edeceğinizi önceden bildirseydiniz, birşeyler hazırlardım. Şimdi yedirecek birşeyim yok.

– Yiyecek, içecek istemem. Hiçbiri gözümde yok. Rabbime ibâdet etmek, yalvarmak için bir yer bana yetişir.

Ümm-i Hânî, Resûlullahı içeri alıp, bir hasır, leğen, ibrik verdi.

Resûlullah o gün çok incinmişti. Abdest alıp, Rabbine yalvarmaya, af dilemeye, kulların îmâna gelmesi, saâdete kavuşmaları için duâya başladı. Çok yorgun, aç, üzüntülü idi. Hasır üzerine uzanıp uyuyuverdi.

Hazırladığım ni’metleri görsün

O anda, Allahü teâlâ, Cebrâil aleyhisselâma buyurdu ki:

– Sevgili Peygamberimi çok üzdüm. Mübârek bedenini, nâzik kalbini çok incittim. Bu hâlde, yine bana yalvarıyor. Benden başka, hiçbir şey düşünmüyor. Git! Habîbimi getir! Cennetimi, Cehennemimi göster. O’na ve O’nu sevenlere hazırladığım ni’metleri görsün. O’na inanmıyanlara, sözleri, yazıları ve hareketleri ile O’nu incitenlere hazırladığım azâbları görsün. O’nu Ben teselli edeceğim. O’nun nâzik kalbinin yaralarını ben gidereceğim.

Resûlullahın bedenen Mekke’den Beytül-mukaddes’e götürüldüğüne inanmıyan kâfir olur. Göklere ve bilinmiyen yerlere götürüldüğüne inanmıyan ise, Ehl-i sünnetten ayrılmış olur.

Cebrâil aleyhisselâm mi’râc için geldiğinde Peygamber efendimize hitâben dedi ki:

– Ey bütün yaratılmışların en üstünü! Ey Yaratanın sevgilisi! Ey Peygamberlerin efendisi, iyilikler menba’ı, üstünlükler kaynağı olan şerefli Peygamber! Rabbin sana selâm ediyor. Hiçbir peygambere, hiçbir mahlûkuna vermediği ni’meti sana ihsân ediyor. Seni kendine da’vet ediyor. Lütfen kalk. Buyur, gidelim.

Burak adındaki beyaz hayvana binip, bir anda Kudüs’te, Mescid-i Aksâ’ya geldiler. Cebrâil aleyhisselâm kayayı parmağı ile deldi. Burak’ı oraya bağladı. Geçmiş peygamberlerden ba’zısının rûhları insan şeklinde orada idi. Cemâ’at ile namaz için ^Adem, Nûh, İbrâhîm peygamberlere, imâm olmalarını sıra ile söyledi. Hiçbiri kabûl etmedi. Özür dilediler.

“Başkası imâm olamaz!”

Cebrâil aleyhisselâm, Habîbullahı ileri sürdü:

– Sen varken, başkası imâm olamaz, dedi.

Namazdan sonra, mescidden çıkıp bilinmeyen bir mi’râc ile, bir anda, yedi kat gökleri geçtiler. Her gökte bir büyük peygamberi gördü. Cebrâil aleyhisselâm Sidre’de kaldı.

– Kıl kadar ilerlersem, yanar, yok olurum, dedi.

Sidret-ül müntehâ, altıncı gökte bulunan büyük bir ağaçtır. Resûlullah efendimiz Cenneti, Cehennemi, sayısız şeyleri görüp, Refref adındaki bir Cennet yaygısı üstünde olarak Kürsî, Arş ve Rûh âlemlerini geçip, bilinmeyen, anlaşılamıyan, anlatılamıyan şekilde Allahü teâlânın dilediği yüksekliklere ulaştı. Mekânsız, zamansız, cihetsiz, sıfatsız olarak Allahü teâlâyı gördü.

Gözsüz, kulaksız, vâsıtasız, ortamsız olarak Rabbi ile konuştu. Hiçbir mahlûkun bilemiyeceği, anlıyamıyacağı ni’metlere kavuşup, bir anda, Kudüs’e ve oradan Mekke-i mükerremeye, Ümm-i Hânî’nin evine geldi. Yattığı yer henüz soğumamış, leğendeki abdest suyunun hareketi durmamış idi. Sabah olunca, Kâ’be yanına gidip mi’râcını anlatmak istedi. Ümmühâni, “Sana inanan zaten bir avuç , miracını anlatırsan, müşrikler inanmazlar, alay ederler; iman edenler de vazgeçer. İleride kuvvetlenince anlatırsın” dedi. Peygamberimiz, bir insan başta çürükse sununda da çürük olur. Ben İslam binasını sağlam insanlar üzerine bina etmek isitiyorum. Gidip anlatayım ki çürüker sağlarla belli olsun. Gidip anlattı. Bini işiten kâfirler alay etti. “Muhammed aklını kaçırmış, iyice sapıtmış” dediler.

Müslüman olmaya niyeti olanlar da vazgeçti. Birkaçı sevinerek Ebû Bekr’in evine geldi. Çünkü, onun akıllı, tecrübeli, hesâblı bir tüccâr olduğunu biliyorlardı. Kapıya çıkınca hemen sordular:

– Ey Ebâ Bekr! Sen çok defa Kudüs’e gittin geldin. İyi bilirsin. Mekke’den Kudüs’e gidip gelmek, ne kadar zaman sürer?

– İyi biliyorum. Bir aydan fazla.

Kâfirler bu söze sevindi. “Akıllı, tecrübeli adamın sözü böyle olur” dediler. Gülerek, alay ederek ve Hz. Ebû Bekr’in de kendi kafalarında olduğuna sevinerek:

– Senin efendin, Kudüs’e bir gecede gidip geldiğini söylüyor. Artık iyice sapıttı, diyerek, Ebû Bekr’e sevgi, saygı gösterdiler.

O söyledi ise inandım

Hz. Ebû Bekr, Resûlullahın mübârek adını işitince:

Eğer O söyledi ise, inandım. Bir anda gidip gelmiştir, deyip içeri girdi.

Kâfirler neye uğradıklarını anlıyamadı. Önlerine bakıp gidiyor ve, “vay canına, Muhammed ne yaman büyücü imiş. Ebû Bekr’e sihir yapmış” diyorlardı.

Hz. Ebû Bekr hemen giyinip, Resûlullahın yanına geldi. Büyük kalabalık arasında, yüksek sesle dedi ki:

– Yâ Resûlallah! Mi’râcınız mübârek olsun!

Resûlullah, bu gün Ebû Bekr’e Sıddîk” dedi. Bu adı almakla, bir kat daha yükseldi.

Resûlullahın bedenen Mekke’den Beytül-mukaddes’e götürüldüğüne inanmıyan kâfir olur. Göklere ve bilinmiyen yerlere götürüldüğüne inanmıyan ise, Ehl-i sünnetten ayrılmış olur.

İsrâ ve Mi’râc

İsrâ ve mi’râc, Peygamberimizin Medîne’ye hicretlerinden ondokuz ay önce Mîlâdî 621 yılında, geceleyin vuku’ bulmuştur.

Sevgili Peygamberimiz, Allahü teâlâ tarafından vâki olan da’vet üzerine melekût âlemini, kâinatın hârikalarını seyir ve temâşa için, gecenin muayyen bir saatinde Mekke’den yaklaşık olarak 2500 km. uzak mesâfede bulunan Kudüs’e götürülmüş, oradan da göklere bilinmeyen yerlere yükselmiştir.

Sevgili Peygamberimizin bu iki mahal arasındaki seyâhatleri geceleyin vuku’ bulduğu için, gece yolculuğu ettirilmek ma’nâsına olarak bu olaya “İsrâ” denmiş, bu mübârek kelime aynı olayı anlatan âyetle başlayan “İsrâ” sûresinin de adı olmuştur.

Mi’râc ise yükseğe çıkmak ma’nâsında olarak merdiven, ya’nî Resûl-i ekrem efendimizin varlık ufuklarının üstüne, yüce makâmlara yükselmesi demektir.

Nitekim mi’râc hadîslerinde sevgili Peygamberimiz, (Yükseğe çıkarıldım) buyurduklarından, bu hâdise mi’râc diye anılmıştır.

Bu da’vet ve mi’râc işi, Peygamber efendimizin kendisini en yalnız ve en çok üzgün hissettiği bir zamanda olmuştur. Zîrâ Tâif’ten müteessir olarak dönmüştü. Sonra 25 yıllık biricik hanımı ve en yakın destekçisi Hz. Hatîce vâlidemizi kaybetmişti.

Bundan bir müddet evvel de amcası Ebû Tâlib vefât etmişti. Artık Mekke müşriklerine karşı onu himâye edecek kimse de kalmamıştı.

Hem kendisine, hem Eshâbına uygulanan baskılar, münâsebetleri kesmeler, ezâlar ve cefâlar, haddi hudûdu aşmıştı.

Müslümanların bir kısmı da Peygamber efendimizin izni ile Habeşistan’a göç etmişlerdi.

Onbir yılı aşkın bir zamandan beri devam eden îmân ve küfür mücâdelesinde inananların sayısı pek fazla değildi. Çoğunluğu inanmayanlar teşkil ediyordu. Hulâsa ebedî hayat verecek yüce din yok edilmek isteniyordu.

İşte bu olup bitenlerin içinde, çok üzgün hâlde bulunan Peygamberimize, bütün bu tehlikeli günlerin sona ermek üzere olduğunu, hicret olayı ile İslâm tarihinde yepyeni bir huzûr ve sükûn devrinin açılmak üzere bulunduğunu müjdelemek ve gönlünü almak için, onun melekût âlemini seyredeceği ve yüce Mevlâdan yeni emirler telakki edeceği mübârek gece gelip çatmıştı.

Peygamber efendimiz bu gece Cebrâil aleyhisselâmın geçemediği noktayı geçmiş, arada vâsıta olmaksızın bilinmiyen bir şekilde mekânsız, zamansız, cihetsiz, sıfatsız olarak Allahü teâlâyı görmüş ve konuşmuştur.

Mi’râc gecesi hediyeleri

Beş vakit namaz burada farz kılınmıştır. Ayrıca, îmân esaslarıyle ilgili Bekara sûresinin son iki âyeti ve ümmetinden şirk koşmayanların Cennete gireceği müjdesi, Peygamber efendimizin mi’râc dönüşü biz ümmetine getirdiği en değerli armağanlardır.

Yine bu gecede bizzat Allahü teâlâ tarafından Peygamber efendimize vahyedilen ve O’nun şahsında bize öğretilen ba’zı tutum ve davranışlar hakkında ilâhî vecîbeler bildirilmiştir.

Bu vecîbeler İsrâ sûresinin 23. ila 39. âyetleri arasında belirtilen 12 maddeden ibârettir ve şunlardır:

Allaha hiç bir surette şirk koymayın! Anne ve babanıza hürmet ve itâat edin! Hısım ve akrabaya, fakir ve yoksullara, gurbette kalmış kimselere, yolculara yardım edin! Geçim endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin! Yetimlerin mallarına dokunmayın! Onlara hoş muâmele edin! Zinâya yaklaşmayın! Haksız yere kimseyi öldürmeyin! Verilen sözü tutun! Ölçü ve tartıda doğruluğa dikkat edin! Bilmediğiniz bir şeyin ardına körü körüne takılıp gitmeyin! Yer yüzünde kibir ve gurur taslayarak yürümeyin!

Bu mu’cizeyi zaman ve mekân mefhumlarıyle açıklamak ve akıl ile îzâh etmek mümkün değildir. İlâhi kudretin ve Peygamberlik mertebesinin ne demek olduğunu idrak edebilenler, bu hâdisede bir gariplik görmezler. Allah ve Resûlüne inananlar mu’cizeye de inanırlar.

Bu gece yapılacak ibadet

Bu gecenin gününü oruçla, gecesini ibadetle geçirmelidir. Kur’an-ı kerim, okumalı namaz kılmalıdır. Peygamber efendimiz buyurdu ki:

Receb ayında bir gün, bir gece vardır ki, bir kimse o gün oruç tutsa, gecesinde namaz kılsa, ibâdete devam eylese, bir senenin bütün günlerini oruç tutmuş, bütün gecelerini ibâdetle geçirmiş sevâbı verilir. O gün Recebin yirmiyedinci günüdür.”

“Bir kimse, Recep ayının yirmiyedinci günü oruç tutsa, Allahü teâlâ o kimseye altmış ay oruç tutma sevabı yazar”

.

Kaynak:365 Gün dua – Mehmet Oruç

.

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mi'rac Kandili, Mubarek Gün Ve Geceler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Ömrü boyunca, iki imparatorluk, dört krallık ve on bir prensliği kendine bağladı; Fatih Sultan Mehmed…

Posted by Site - Yönetici Haziran 15, 2012

Ömrü boyunca, iki imparatorluk, dört krallık ve on bir prensliği kendine bağladı; Fatih Sultan Mehmed…

– Arapça ve Farsça olmak üzere 7 dil biliyordu. Latinceyi anadili gibi konuştuğu rivayet edilir.

– Şairdi. Mahiyetindeki 185 şairden 30’unu maaşa bağladı.

– Ünlü ressam Bellini’yi İstanbul’a getirtip kendi portresini yaptırdı.

– İstanbul’un fethi için, Musluhiddin ve Saruca Serkan gibi, Osmanlı mühendislerinin yanında, Macar Urban’a Edirne’de, “şahi” adı verilen toplar döktürdü. Bu toplar, Bizans’ın yanı sıra Avrupa asırlardır süren feodaliteyi de bitirecekti…

– Kanuni’den çok önce, bir kanunname ve bir anayasa hazırlattı.

– Otlukbeli’de Uzun Hasan’ı yenince, zaferini kutlamak için 40 bin esiri serbest bıraktı.

– Otuz yıllık saltanatı süresince, yirmi beş askeri harekata bizzat komuta etti.

– 900 bin km. olan Osmanlı topraklarını, 2 milyon 214 bin km.’ye çıkardı.

– Venedik Kralı tarafından planlanan on dört suikast girişiminden sağ kurtulmayı başardı. Ölümü hakkında “suikast” şüpheleri halen vardır.

– Ölümün ardından Papa, kutlama amacıyla üç gün boyunca gece-gündüz durmaksızın çanlarını çaldırdı.

– Ömrü boyunca, iki imparatorluk, dört krallık ve on bir prensliği kendine bağladı.

– Hristiyanlar tarafından, Osmanlı Türklerinin İstanbul’u fethettiği gün “dünyanın sonu” şeklinde tanımlandı.

– Son yapılan anketlere göre, akla ismi ilk gelen Osmanlı sultanı olmuştur.

– Birçok tarihçiye göre Fatih, devlet-i ebed müddet geleneğinin son hükümdarıydı…

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Fatih Sultan mehmet, Güncel, Gündem, Genel, Tarih, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Dünya Ve Âhiret Seferlerinde Azık

Posted by Site - Yönetici Haziran 15, 2012

Kadınlar camiye gidebilirmi

Dünya Ve Âhiret Seferlerinde Azık

Azığın hayırlısı, yemek olarak hazırlanan değil; takva olarak hazırlanandır. Kelâmın tahkikinde şu ortaya çıkmaktadır: Muhakkak ki insanın seferi (yolculuğu) vardır.

1 Dünyanın içinde olan sefer,

2 Dünyadan (ölümle) olan seferdir.

Dünya’nın içinde yâni bir yerden bir yere yolculuk yapmak suretiyle meydana gelen seferlerde elbette azık lâzımdır.

Azık, yol için lâzım olan; yiyecek, içecek, binek ve maldır.

Dünyadan (ölümle) yapılan sefer ve yolculukta da elbette azık lâzımdır.

Dünyadan âhirete giden seferin azığı ise şunlardır:

1Ma’rifetüllah,

2 Muhabbetüllah,

3 Taat ile meşgul olup, mâsivâdan yüz çevirmek,

4 Allah’a muhalefet etmekten kaçınmak,

5 Ve  Allah’ın   nehiylerinden  yâni  yasaklarından ictinâb edip kaçınmaktır.

Bu azıklar, dünyâ seferlerinde lâzım olan azıklardan daha hayırlıdır. Çünkü dünyâ azığı, seni münkati* (gececi bir azâb’dan) halâs edip kurtarmaktadır. Âhiret azığı ise, seni daimî elan bir azâbtan ve Cehennem ateşinden kurtarmaktadır.

Dünyâ azığı fânîdir; âhiret azığı ise, seni bakî, hâlis ve temiz olan lezzetlere yâni Cennete kavuşturur.

.

Kaynak: Tefeir-i kebir, c. S/179 – İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/434-435.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: