Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Mart 2012

Kalb İlede Kabe’ye Yönelmek Lazım

Posted by Site - Yönetici Mart 10, 2012

namaz,niyet,Kalb İlede Kabe'ye Yönelmek Lazım

Kalb İlede Kabe’ye Yönelmek Lazım

Eşbâh ve nezâirde buyuruldu: Müslümanların kendisinden faydalanacakları rabıta binalarını inşâ etmek yani, kervansaraylar ve islâm ülkesinin hudutlarını bekleyenlerin irtibat yerlerini ve hayır kurumlarını yapıp, müslümanların faydasına sunmak, ikinci hacdan yâni nafile hac’dan daha faziletlidir. Nafile hac nafile sadakadan daha faziletlidir. Farz olan hac, anne ve babaya itaat etmekten daha evlâdır. Ancak nafile hac böyle değildir.

Zenginin haccı, fakirin haccından daha faziletlidir. Çünkü fakir kişi, farzı Mekke’de edâ eder. Onun gidişi nafiledir.( Fakir kimseye hac farz olmadıgındandır – Yaptıgı hac nafiledir ) Farz’ın fazileti, nafilenin faziletinden daha üstündür.

Akıllı kişi, Allah’ın beytine yâni Kabe’ye yönelir ve onu ziyaret eder. Eğer mal bakımından Kabe’yi ziyaret etmeye musâit değilse, himmet ve haliyle musâit olmalıdır. Yâni düşüncesi, gayreti, hali ve kalbiyle Beytüllahı ziyaret etmelidir.
Muhakkak ki, Beytüllahı ziyaret etmede en önemli şey, kişinin sâdece kalıbı ile değil, kalbi ile manen Kabe’ye yönelmesidir. Mesnevide buyuruldu: Sen nice yollar yürüdün de gül biçemedin.

.
Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/198.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar | Leave a Comment »

Mü’min ile bir kâfir`in balık avlama hikâyesi

Posted by Site - Yönetici Mart 9, 2012

Mü’min ile bir kâfir`in balık avlama hikâyesi

Mü’min ile bir kâfir`in balık avlama hikâyesi

Eski zamanlarda bir mü’min ile bir kâfir balık avlamaya gittiler. Kâfir kendi ilahlarını anıyor ve balık tutuyordu. Hatta bu şekilde çok balık tuttu. Mü’min, Allah’ı zikrediyordu, ama balık adına hiçbir şey onun ağına gelip düşmüyordu. Sonra güneşin batışı sırasında, bir balık ona isabet etti. Balığı çekti fakat balık ağdan kurtulup yine suya düştü. Akşam oldu. Eve döndüler. Mü’minin eli boştu. Yanında hiçbir şey yoktu. Kâfir ise, ağını doldurmuştu.
Mü’minin üzerine müvekkel olan melek, bu duruma özüldü. Bu müvekkel melek daha sonra göğe çıktığında, mü’minin Cennetteki makamını gördü. Kendi kendine: -“Vallahi! O mü’minin gelip varacağı yer burası olduktan sonra ona isabet eden hiçbir şey ona zarar vermez” dedi.

Müvekkel melek, kâfirin de Cehennemdeki yerini gördü. Onun için de:
-“Vallahi! O kâfirin düşeceği yer bura olduktan sonra, dünyâda ona isabet eden hiçbir maddî fayda artık ona hiçbir şey sağlamaz,” dedi.Şerhü’l-Hutab isimli kitapta da böyle beyan edilmektedir.

Gaflet içinde geçen güzellikler için, bülbül vuslata kavuşmak için etmektedir.
Bu ne devlettir ki. ona hep hasetçiler, onun hasedini kaldırmaktadır.
İsyan edenler. Cehennem azabını hakikâtiyle bilmiş olsalardı, günah ve isyanları asla irtikab etmezlerdi. Bir delikte zehirli bir yılanın olduğunu bilen kişinin, elini o deliğe sokması nasıl ki imkansız ise, Cehennem azabına inancı tam olan kişinin de ateşten ve azabtan dolayı asla isyan irtikâb etmez.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/206-207

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Yorumlar | 1 Comment »

Timurlenk Kimdir ?

Posted by Site - Yönetici Mart 8, 2012

timurlenk-kimdir

Timurlenk Kimdir ?

Timurlenk, Tarihin en büyük cihangirlerinden biridir. Babası Moğol Barlas aşireti reislerinden Emir Turgaya, annesi Tigin Hatundur. 1336 tarihinde Keş kasabasında doğdu. Âlimleri ve eviiyâ’yı seven babası, oğlunun aklî, naklî ilimler ve askerî bilgiler için özel hocalar tuttu.

Timur Han Çin’e ve Delhiye kadar bütün Asyayı, Irak, Suriye ve İzmire kadar bütün Anadoluyu hükmünün altına aidi. Kaderin bir cilvesi olarak,

Yıldırım Bayezid Hanı mağlup etti.

Timurlenk, islâm dinine ve Müslümanlara en büyük hizmeti o günlerde halk arasında yayılmaya Çalışılan “Hurufîlik” adındaki sapık cereyanı söndürmesidir. Allah, din, kitap, peygamber, namus ve aile mefhumunu tanımayan hurufîliğin kurucusu Fazlullah Hurufiyi öldürttü.

Timurlenk, Taftazanî ve Seyyid Şerif Curcânî Hazretleri gibi büyük alimlerin meclislerine gider, onlardan nasihat alırdı.

Allah dostlarına çok bağlı bir insandı. Bir gün Buhârâ caddesinde geçerken Şah-ı Nakşı Bend Muhammed Behâuddin Hazretlerinin hânegâhının halılarının temizlenmekte olduğunu öğrenince, oraya koştu. Tozları yüzüne sürdü. “Belki Allah dostlarının ayak tozları hürmetine Cenab-ı Allah bana yardım eder” diye…. 200.000 kişilik bir ordu ile Cin seferine giderken 19 mart 1405tarihinde vefat etti.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/209-210..

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Tavsiyeler, Türkiye | Etiketler: | Leave a Comment »

İmam Busayrî Hazretleri Kimdir ?

Posted by Site - Yönetici Mart 7, 2012

imam-busayri-hazretleri-kimdir-imam-c4b1-busirc3ae-kimdirthe-maqam-of-imam-al-busiri-q-s-copy

İmam Busayrî Hazretleri Kimdir ?

İmam Busayrî Hazretlerinin asıl ismi, Muhammed bin Saîd bin Hammâd olup. evliyanın büyüklerinden ve islam alimlerinin önde gelenlerindendir. Peygamber aşığıdır.

Peygamber Efendimize olan sevgisini, aşk ve muhabbetini dile getirdiği bir çok şiir. beyt ve na’t-ı şerif yazmışlardır.

Özellikle felçli bir hasta iken yazıp okuduğu ve Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini rüyasında görüp şifâ bulduğu “Kaside-i Bürde” isimli kitabı çok meşhurdur.

Günümüzde bile gönül erleri tarafından büyük bir aşkla okunmaktadır.

İmam Busayrî Hazretleri. 1212 (609) veya 1211 (H. 608} tarihinde Mısır’ın Busayr şehrinde doğdu. 1295 (H. 695) senesinde Mısır’ın iskenderiye şehrinde vefat etti. Kabri oradadır

İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri : 2/135-138.

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Türkiye | Etiketler: | Leave a Comment »

Süfyân-I Sevrî’nin Haccı

Posted by Site - Yönetici Mart 6, 2012

Süfyân-I Sevrî’nin Haccı

Süfyân-I Sevrî’nin Haccı

Süfyân-ı Sevrî’den rivayet olundu. Süfyân-ı Sevrî buyurdular: Bir sene hacca gitmiştim. Arafat’tan dönüp, o seneden sonra hac yapmama görüşündeydim. Hacılara baktım; asasına dayanmış yaşlı bir adam gördüm. O, beni süzercesine uzun uzun bana bakıyordu. Ben ona:»
-“Esselâmü aleyke yâ şeyh! Ey yaşlı adam, Allah’ın selâmı senin üzerine olsun,” diye selâm verdim. O da bana:
-“Ey Süfyân! Senin de üzerine olsun!.” Ben hayretle ona bakarken; o konuşmasına devam etti. Bana:
-“Niyetinden dön!” dedi. Ben:
-“Sübhânellah! Sen benim niyetimi nereden biliyorsun?” dedim. O:
-“Rabbim bana ilham etti,” diye cevap verdi. Ve şöyle devam etti:
-“Gerçekten ben otuzbeş defa hac ettim. Otuz beşinci haccımda Arafat’ta vakfede bulunuyordum, insanların şu zahmetine bakıp, Allahü Teâlâ hazretleri, onların ve benim haccımı kabul edecek mi, diye düşünüyordum. Ben bu düşünceye kalmışken güneş battı ve hacılar, Arafat’tan Müzdelife’ye indiler. Benim yanımda kimse kalmamıştı. Gece karardı. O gece uyudum. rüyâm’da şöyle gördüm. Sanki gerçekten kıyamet kopmuştu. İnsanlar, haşr olmuşlardı. Amel defterleri uçuşuyordu. Mizan kurulmuştu. Sırat ortaya konmuştu. Cennet ve Cehennemin kapıları açılmıştı. Cehennemin şöyle dediğini işittim:
-“Ey Allahım! Hacıları benim sıcağımdan ve soğuğumdan koru!” diyordu. Bunun üzerine Cehenneme şöyle nida geldi:
-“Ey Ateş! Hacılardan gayri için de dua et, çünkü onlar, çölün susuzluğunu ve Arafat’ın sıcaklığını tattılar. Bundan dolayı onlar, kıyametin susuzluğundan muhafaza olundular (bu gün onlara susuzluk yok) ve onlar, şefaate nail oldular, şefaate ermenin zevkini tattılar. Zîrâ onlar, canları ve mallarıyla benim rızâmı taleb edip aradılar.
Şeyh buyurdu:
-“O anda ben uyandım. İki rekat namaz kıldım. Sonra yine uyudum. Aynı rüyâ’yı aynı şekilde yine gördüm. Bu rüya rahmânî mi yoksa şeytanî mi, diye düşünüyordum ki, bana:
-“Hayır! Belki bu rüya rahman olan Allah tarafindandır. Sağ elini uzat!” denildi.
Ben de sağ elimi uzattım. Bir de baktım ki, avucumda bir mektub: Şöyle yazılıydı:
Her kim Arafat’ta vakfe yapar ve Beytullahı ziyaret ederse, ben onu kendi ehli beytinden yetmiş kişi hakkında şefaatçi kılarım.”
Bu hadiseyi bize aktaran, Süfyân-i Sevrî hazretleri buyurdular:”O zât o mektubu bana gösterdi ve ben de okudum.” Sonra Şeyh efendi buyurdular:
-“O zamandan beri her sene haccettim. Ta ki, bu şekilde yetmiş üç haccım tamam oldu.” Bu hadise, “Zühretü’r-Riyâz” isimli kitabta zikredildi.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/196-198.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Safa İle Merve Tepelerine Dikilen Putların Hikâyesi

Posted by Site - Yönetici Mart 5, 2012

sehirlerin anasi mekke,kabe,Mekke'ye Ümmü'l-Kurâ şehirlerin (ve köylerin) anası Denilmesi.

Safa İle Merve Tepelerine Dikilen Putların Hikâyesi

Rivayet olundu: Safa tepesinde kendisine “İsaf denilen erkek şeklinde bir put vardı. Merve tepesinde de kendisineNaile” denilen kadın şeklinde bir put bulunuyordu. (O zaman câhiliyye halkı) Bu iki putun insan olduğu, Kabe’de zina ettikleri için taş kesildiklerini ve kendilerinden ibret alınması için bu iki tepeye konulduklarını rivayet ediyorlardı.

Uzun bir zaman geçtikten sonra, insanlar, Allah’tan başka bu iki puta tapmaya başladılar. Câhiliyye halkı. Safa ile Merve arasında sa’y ederlerken bu iki puta saygı gösterisinde bulunur ve ta’zîm için bu iki puta dokunurlardı. İslâm gelip putlar kırılınca, Müslümanlar, Safa ile Merve arasında sa’y edip bu iki tepenin arasını tavaf etmeyi kerih gördüler, hoş görmediler. Müslümanların bu hareketleri üzerine Allah, bu iki tepe arasında tavaf etmelerine izin verdi ve bunların Allah’ın alâmetlerinden olduğunu bildirdi.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/193-194.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar | Etiketler: | 7 Comments »

Kör Bir İhtiyarın Kur’an Okurken Gözlerinin Görmesi

Posted by Site - Yönetici Mart 4, 2012

kor-bir-ihtiyarin-kuran-okurken-gozlerinin-gormesi

Kör Bir İhtiyarın Kur’an Okurken Gözlerinin Görmesi

Yoksul bir şeyh, kör bir ihtiyarın evine misafir oldu. Evde, duvarda asılı duran bir Kur’an vardı. Şeyh bu duruma hayret etti. Çünkü evde kör bir ihtiyardan başka kimse yaşamıyordu.
Kendi kendine, ‘‘Burada kör bir ihtiyardan başka kimse yok. Bu Kur’an’ı kim okur?” diye düşündü. Bu durumu ev sahibine sormak istedi, fakat uygun olmayacağı fikrine kapıldı. Bu işin sebebinin kendiliğinden ortaya çıkıncaya kadar, sabretmeye karar verdi.

Bu düşünceyle yatıp uyudu. Gece yarısı Kur’an sesiyle yatağından sıçrayıp uyandı. Gördüğü manzara karşısında şaşırdı kaldı. Kör ihtiyar, Kur’an’ı önüne almış okuyordu. Okuyuşunda en ufak bir yanlış da yoktu. Bir yandan da parmağıyla okuduğu satırı takip ediyordu. Şeyh daha fazla dayanamayarak sordu:
Kör olduğun halde, Kur’ân-ı Kerîm’i böyle nasıl okuyabiliyorsun? Parmağınla takip ettiğine göre, harfleri görmemen imkânsız.” Kör ihtiyar, misafir şeyhe tatlı bir
tebessümle cevap verdi. ”Dostum, Allah’ın kudretinin büyüklüğü yanında, benim halimin şaşılacak nesi var? O diledi mi sebepli veya sebepsiz yaratır.
Allahıma yalvardım.Yâ rabbi! Ben Kur’an okumayı, her şeyden çok seviyorum. Kur’an okuduğum zaman gözlerime nur ver.
Âyetlerini duraklamadan, yanlışsız okuyabileyim.’ Rabbim duamı kabul etti. Ne zaman Kur’an’ı elime alsam, rabbimin lutfuyla gözlerim açılır. Harfleri görürüm.”

Kaynak : Mesnevi`de Geçen Hikayerler

.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana | Leave a Comment »

VELİLERE UYMAK

Posted by Site - Yönetici Mart 3, 2012

futuhul-gayb-gizliden-sesler-gavsul-azam-seyyid-abdulkadir-geylani

VELİLERE UYMAK

Sen nefsine, kötü arzularına taptıkça , velilerin derecesine çıkmayı isteme…

Halbuki onlar yalnız Mevlaya kulluk ederler. Senin istediğin dünya, onlarınki ise ukba…

Sen yalnız bu dünyayı görürsün, onlar yerin, göğün sahibini görürler.

Sen halkla ünsiyet edersin, onlar daima Hak la olurlar…

Senin kalbin, yerdekilere bağlı; onların kalbleri arşa bağlıdır.

Sen gördüğünü tuzağa düşürmek istersin, onlara gelince, senin gördüklerine iltifat etmezler. Yalnız yaratanı görürler ve O’nun emirlerine uymağa bakarlar.

O, Allah dostları, bulacaklarını Hak’la buldular, ereceklerine erdiler. Sana gelince; zavallı bir halde, şehvetine uydun kaldın.. Yalnız dünyayı ve arzularını gördün.Halbuki onlar; halkı, arzularını, temennilerini bırakarak bu yola girdiler. Yüksekderecelere bu sayade erdiler. Onları bu makama, yaptıkları, ibadet, taat, sena götürdü. Bu da onlara Allah’ın ihsanıdır, ki istediğine verir.

Onlar; ibadete, taata; Allah’ın yardımı ve verdiği kolaylıkla, bıkmadan usanmadan koştular.

İbadet onlara ruh oldu… Manevi bir gıda oldu.

Onlar, bu hale devam ettiklerinde dünya başlarına bela oldu. Bir felaket halini aldı.

Fakat onlar bunu duymadılar. Kendilerini cennet evinde gördüler. Onlar her şeyin evvelini aradılar, şimdiki haline aldanmadılar. Hak Taala onları evvelden niçin yarattı ve neyi anlattıysa onu öğrenmeğe çalıştılar.

Yer onların hürmetinde durur. Sema onların duası ile açılır. Ölüm, onların kararı ile olur. Bu salahiyeti onlara mevla vermiştir.

Padişah onları yerin düzeni için yaratmıştır, yer yüzünü onlarla bezetmiştir. Onlar hep birden dağlar gibidirler. Hak’ka giden yollar bunlar arasından açılmıştır.

Malı, mülkü gaye edinip, bunlardan kaçana merhamet yoktur.

Onlar, yeryüzündekilerin hayırlısıdır. Yer, gök baki kaldıkça onlara selam ve saygılar olsun…

 

Kaynak : Fütuhu’l Gayb – Gizliden Sesler – Gavs’ül Azam Seyyid Abdülkadir Geylani

.

Posted in Abdülkadir Geylani, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | Leave a Comment »

Süleyman Aleyhisselâm ve bir kuş

Posted by Site - Yönetici Mart 2, 2012

suleyman-aleyhisselam-ve-bir-kus

Süleyman Aleyhisselâm ve  bir kuş

Süleyman Aleyhisselâm’ın zamanında bir kuş vardı. Bu kuşun güzel bir sesi vardı. Kuşun sureti de çok güzeldi. Onu bir adam bin dirheme satın aldı. Başka bir kuş geldi. Kafesinin üzerine konup öttü. O yabancı kuş gittikten sonra, kafesteki güzel sesli kuş ötmez oldu, sustu. Adam Süleyman Aleyhisselâm’a geldi. Kuşunu şikâyet etti. Süleyman Aleyhisselâm:
-“Gidin o kuşu bana getirin!” dedi. O kuşu getirdiklerinde Süleyman Aleyhisselâm kafesteki kuşa seslendi:
-“Sahibinin senin üzerinde hakkı vardır. Çünkü adam seni çok yüksek para ile satın aldı. Sen neden sustun? Niçin ötmüyorsun?” diye sordu. Kuş:
-“Ey Allah’ın peygamberi! Ona (sahibime) deki: Kalbini benden kaldırsın, yâni benden ümidini kessin. Ben bundan böyle ebediyyen kafesin içinde ötmeyeceğim” dedi. Süleyman Aleyhisselâm sordu:
-“Neden?” Kuş:
-“Benim ötmem, feryad ve figanım vatan ve evlâd hasretindendi. Kuşun biri bana:Sen böyle güzel öttüğün için seni kafesin içinde hapsediyorlar. Ötme, sus! Eğer böyle devam edersen kurtulursun!” dedi. Ben de vatan ve evlâdıma kavuşmak için sustum. Artık ötmüyorum,” dedi.
Süleyman Aleyhisselâm kuşun anlattıklarını adama anlattı. Adam:
-“Ey Allah’ın peygamberi! Onu bırak gitsin. Ben onu sesi için kafese koymuştum. Ötmeyen kuşu ne edeyim?” dedi.
Süleyman Aleyhisselâm, adama bin dirhem verip kuşu bıraktı. Kuş kafesten kurtulup havalandığında şöyle ötmeye başladı:
-“Beni tasvir edip bana güzel şekil ve ses veren, beni havada uçuran ve kafeste bana sabır veren Allah subhânehû ve teâlâ hazretleri, noksan sıfatlardan münezzehtir. Ona teşbih ederim!” diyordu.
Sonra Süleyman Aleyhisselâm çevresindekilere şöyle buyurdu: -“Eğer bu kuş kafeste ötmeye devam etseydi oradan kurtulamazdı. Sabretti kurtuldu.”
Hakikatte bunun misâli, nefsin sıfatlarından fânî olmaya işarettir. Çünkü kişi, kendi arzusuyla, zorlanmadan, ölmediği müddetçe hakîkî hayata ulaşamaz.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/190-192.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Güncel, Gündem, Genel, H.z Süleyman, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Yorumlar | Leave a Comment »

Beyşehir – Beyşehir Tanıtımı ve 8. Göl Festivali

Posted by Site - Yönetici Mart 1, 2012

Beyşehir – Beyşehir Tanıtımı ve 8. Göl Festivali

Konya televizyonlarından SUNTV’nin 8. Uluslararası Beyşehir Göl Festivali’nin başlangıcında Beyşehir’de çektiği Belgesel ve Göl Festivali’nin birinci günü.

Posted in Belgesel, Beyşehir Göl Festivali – Video, Beyşehir Göl Festivali Resimler, Beyşehir`in Tarihi, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Video, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: