Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 06 Ara 2011

Tırnakları Kesmek

Posted by Site - Yönetici Aralık 6, 2011

cunupken-tras-olmak-ve-tirnak-kesmek_2cff copy

Tırnakları Kesmek

Tırnakları kırpmak, yani kesmektir. Tırnaktan uzayanları kesmek mendubtur.

Çünkü tırnaklarda pislik toplanır ve kirden dolayı cilde (deriye) su ulaşmayabilir.

Ve bu yabancı maddelerden dolayı da cünüb kişinin cenabeti devam eder.

Zira gusül abdestinin farzlarından biri de bedende, iğne ucu kadar da olsa kuru bir yerin kalmamasıdır.

Böyle bir kişi yıkandığı halde gusül abdesti almamış olur. Bu haliyle cünübtür. Hatta cenabet onun bütün vücûdunda kalmış sayılır.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 2/24.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Sünnet Olmak ve Sünnetin Yaşı

Posted by Site - Yönetici Aralık 6, 2011

Sünnet Olmak ve Sünnetin Yaşı

Sünnet Olmak

Amma sünnet, zekerden (erkeklik âletinden), fazla olan derinin kesilmesidir. Âlimlerin hepsi bu sünnetin müekked sünnetlerden olduğu görüşündedirler. (1/222) Sünnet olmak İslâm fıtratındandır. Erkekler için sünnetin terkilmesine asla yol yoktur. Ancak sünnetli olarak doğarsa o hariç. Peygamberlerin hepsi gerçekten sünnet olmuş ve göbekleri kesik olarak doğmuşlardır. Onlara bir şeref ve ikram olarak sünnetli ve göbekleri kesik olarak doğmuşlardır. İbrahim Haliiüllah Aleyhisselâm hariç… İbrahim Aleyhisselâm, yüz yirmi yaşında iken veya yüzseksen yaşında iken. kör bir keser ile kendi kendisini sünnet etti. Kendisinden sonra gelenlere sünnet için örnek oldu.

Sünnetin Yaşı

Sünnetin yaşında ihtilâf olundu. Âlimler şöyle buyurdular:
1 –Bulûğ çağına kadar sünnet olmak mecburî değildir. Çünkü sünnet temizlik, temizlik ise âkil baliğ olmakla başlar.
2-On yaşına baliğ olduğu zaman sünnet edilir.
3-Yedi yaşında iken sünnet edilir.
4-Yedi yaşından on yaşına kadar sünnet edilir.
5-Heddâdî buyurdular: Doğumunun yedinci gününden on yaşına kadar sünnet edilir. Bulûğ çağına kadar sünnet olmayı terketmek mekruhtur.
6-Ebû Hanife hazretleri, sünnet olmanın çağından tevakkuf etmişlerdir. (Bir şey söylememişler.)
7-Yaşlı iken Müslüman olan bir kişinin seksen yaşına kadar sünnet olması müstehabtır
8-Hasan Basri hazretlerinden rivayet olundu: İhtiyar bir kişi Müslüman olduğu zaman, onun sünnet olmamasında bir beis yoktur. Hasan Basrî hazretleri, onun şehadetini, zebihasını (kestiği kurban ve av hayvanını), hac ve namazını reddetmez. Ve buyurdu: İbnü Abdilber ve âlimlerin çoğu bu görüştedir.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri

.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar | 1 Comment »

Bıyıkların Kısaltılması

Posted by Site - Yönetici Aralık 6, 2011

Bıyıkların Kısaltılması

Bıyıkların Kısaltılması

Bıyıkların kısaltması, onların makas ile kırpılarak kesilmesi demektir. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri her cuma günü. cuma namazına çıkmadan önce bıyıklarını kısaltırdı.
İmam Nevevî hazretleri buyurdular: Bıyıkların kısaltılmasında muhtar olan (tercih edilen), dudakların çevresi, görüleceği şekilde kısaltmaktır. Kaşlar gibi olurlar.

İhyâ-u Ulûmiddin’de buyuruldu: Dudakların çevresini kapatmayacak şekilde iki yana sarkmakta bir beis yoktur. Hazret-i Ömer (r.a.) ve başkaları böyle yapmıştır. Bu şekilde yapmak dudakları ve ağzı kapatmaz ve yemek bulaşığı da üzerinde kalmaz.
Mücâhidler (savaşanlar) içindârü’l-harbde (İslâmi idare olmayan ülkede) tırnakların uzatılması gibi, bıyıkların uzatılması da mendub’tur. Her ne kadar tırnak ve bıyıkları kesmek İslâm fıtratından ise de, savaşta düşmanların gözünde heybetli görünmek için, bıyık ve tırnakların uzatılması mendub’tur.
Sünnet olan, bıyıkların kısaltılmasidır. Kazılarak traş edilmesi, ise sakalın traş edilmesi gibi mekruhtur. Hadîs-i şerifte buyuruldu: Bıyıklarınızı kısaltın, sakallarınızı kısalıktan muaf tutun ‘(uzatın),  Bıyıkları kısaltmak, onları kesmek ve kırpmaktır. Affetmek ise, serbest ve hali üzere terk etmektir. Sakalları traş etmek çirkindir. Belki müsle (bir canlının uzuvlarını keserek ona işkence etmek gibi,) haramdır. Saç traşı (başının saçlarını) traş etmek kadınlar hakkında müsle olup yasak edildiği, erkeklere benzetme olduğu ve süslerini yok etmek olduğu gibi, erkekler için de, sakal traşı olmak müsle, kadınlara benzeme ve kemâlin (aslî güzelliği) yok etmek manâsına gelir.

Fakıhler şöyle buyurdular: Zamanı geldiğinde sakal bırakmak güzellik, traş etmekse onun kemâlini ve olgunluğunu elden kaçırmaktır. Meleklerin teşbihlerinden biri şudur:
Erkekleri sakal ile tezyin eden (olgunlaştıran); kadınları, kakül, zülüf ve saç örükleriyle süsleyen Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir.”
Keşşafta erkeklerin övülme makamında şu âyeti kerime şöyle buyurdu: Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler.  Onlar, sakal ve sarık ehlidirler.
Nisâbü’l-İhtisâb’da buyuruldu: Erbabının, üzerinde hesab vereceği işlerden biri de, erkeklerin sakallarını traş etmeleri ve kadınların da erkeklere benzemek için saçlarını traş etmeleridir.
Sakaldan bir tutamdan fazla geleni kesmekte bir beis yoktur. Zira Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, sakalını uzunluğuna ve enine tutardı. Bir tutamdan fazla geleni keserdi. Zira ifrad derecesinde uzun olan bir sakal, insanın fıtratını bozar. Uzun sakal gıybetçilerin diline düşer. Dedikoducuların, ileri geri konuşmalarına sebeb olur. Bu niyetle, söz konusu duruma düşmekten kaçınmanın bir sakıncası yoktur. Ak düşen (beyaz olan) kılları yolmak mekruhtur. Zamanımızda bâzılarının yaptıkları gibi, saç ve sakalının beyazlarını yolup, genç görüntüsü vermek mekruhtur.

Hafız buyurdu:
Siyah kılın defteri dürüldü. Artık yüzünde sıyâh kıl noksan olmaz, yüz kere seçsen ve yolsan bile…
Yâni çünkü sakalının siyahlık defteri dürüldü. Ve beyaz olmağa başladı. Beyazlarını birer birer çekip koparmakla beyazdan kurtulup gururlanmanın faydası yoktur. İnsaf gerek!

Arabî beyt:
Üstünü siyaha boyuyor.
Altında beyazları çıkıyor.
Altı bozuk olan bir şeyin üstünde hayır yoktur.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri

.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: