Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Kasım 2011

İskilipli Atıf Hoca’nın Mezarının Taşınmasının Görüntüleri!

Posted by Site - Yönetici Kasım 27, 2011

İskilipli Atıf Hoca’nın Mezarının Taşınmasının Görüntüleri!

İskilipli Mehmet Atıf Hoca’nın mezarının, yıllar sonra Ankara’dan İskilip’e taşınmasına ilişkin görüntüler ortaya çıktı.

Tek parti döneminde şapka inkılabına muhalefet ettiği gerekçesiyle idam edilen İskilipli Mehmet Atıf Hoca’nın mezarının, yıllar sonra Ankara’dan İskilip’e taşınmasına ilişkin görüntüler ortaya çıktı. DNA testinden sonra Atıf Hoca’nın kemiklerini toplayan eski vekil, belediye başkanıyla birlikte cenaze namazını kılıp dualar eşliğinde kemikleri İskilip’teki kabre gömmüş.

1926 yılında ‘’Üç Aliler’’ olarak bilinen heyetin yönettiği İstiklal Mahkemesi kararıyla idamına karar verilen İskilipli Atıf Hoca, 4 Şubat 1926 tarihinde Ankara Ulucanlar’da kurulan idam sehpasında can verdi. Cenazesi ilk olarak Mamak kimsesizle’ mezarlığına defnedildi. Adnan Menderes’in başbakan olmasıyla kabri bulunarak 1954 yılında DP iktidarı döneminde Gülveren ile Çinçin arasındaki asri mezarlığa taşındı. Daha sonraki yıllarda mezarlığın o bölümü parka dönüşünce Atıf Hoca’nın kabri de kayboldu. Uzun yıllar kabrinin yeri ailesi tarafından dahi bilinemedi. Cebeci’deki Şafaktepe Parkı’na gelen sevenleri mezarın yerini dahi bilmeden dua etmek zorunda kaldı. Bu durum idam yıllarında mahkemede katip zabitliği yapan ve Atıf Hoca’nın yargılama ve idam hallerini yakından takip eden bir görevlinin vicdanını derinden yaraladı. Hayattayken Atıf Hoca’nın kabri konusunda harekete geçmekten çekinen katip zabiti, oğluna bir vasiyet bırakarak mezarın yeri konusunda ipuçları verdi. Vefat eden zabit katibinin oğluna bıraktığı vasiyet sonrası parka dönüşen yerde Atıf Hoca’nın mezarı bulundu. Atıf Hoca’nın kabrinin bulunması ve çıkartılması için merhumun yakınlarına Fazilet Partisi eski Hatay Milletvekili Mehmet Sılay yardımcı oldu. 2000 yılında bulunan mezarın İskilip’e taşınma sürece tam 8 yıl sürdü. Atıf Hoca’nın ailesinden geriye çok az kimse kaldığı için süreç uzadı.

Sılay, mezardan çıkartılan kemik örneklerini Atıf Hoca’nın yakınlarından alınan örneklerle birlikte DNA testi yaptırdı. DNA sonuçları kemiklerin Atıf Hoca’ya ait olduğunu doğrulayınca Atıf Hoca’nın cenazesinin memleketi Çorum’un İskilip ilçesine taşınmasına karar verildi. Mezarlık açıldığında daha önce tam üç kez yer değiştiren Atıf Hoca’nın cenazesinden geriye kalan kemiklerinin bir kısmının kayıp bir kısmının da parçalanmış olduğu görüldü. Eski vekil Sılay, dualar eşliğinde özenle çıkartılan kemikleri kendi özel aracıyla İskilip’e götürdü. Konudan haberdar edilen dönemin İskilip Belediye Başkanı Orhan Öztürk ile birlikte Sılay, 22 Nisan 2008 tarihinde ikindi namazı sonrasında cenazenin İskilip Gülbaba Mezarlığı’na defnini sağladı. Definde dualar okunda ve cenaze namazı da kılındı.

İSKİLİPLİ MEHMED ÂTIF HOCA’NIN HAYATI

Babası Akkoyunlu aşîretinin İmamoğulları ailesinden gelen Mehmed Ali Ağa, annesi Mekke’den göç etmiş, Ben-î Hattab aşîretinden Nazlı Hanım. Altı aylıkken öksüz kalan Mehmed Âtıf, dedesi Hasan Kethüdâ’nın himayesinde yetişti. Köy hocasından başladığı tahsiline 1891‘de îtibâren iki sene İskilip’te devam etti. 1893 Nisan ayında medrese eğitimine devam etti. 1902’de medresedeki öğrenimini bitiren Atıf Hoca, ertesi sene Fatih Camiinde ders vermeye başladı. Bu sıralarda Dâr-ül Fünûn’un İlâhiyat Fakültesi’ne girdi ve 1905’te buradan mezun olarak Kabataş Lisesi Arapça öğretmenliğine başladı. Şapka inkılabına muhalefet ettiği gerekçesiyle dönemin Üç Aliler olarak bilinen mahkeme heyetinin başında olduğu İstiklal Mahkemesi’nde 26 Ocak 1926 Salı günü Ankara’da yargılandı. Savcı, İskilipli Atif Hoca için 3 yıl hapis cezası istedi. Mahkeme, müdafaa için bir gün sonraya bırakıldı. Mahkemeye savunma vermeyen Atıf Hoca bir süre sonra Ankara Ulucanlar’da idam edildi.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İskilipli Atıf Hoca | Etiketler: | 1 Comment »

Hatim Duâsı

Posted by Site - Yönetici Kasım 27, 2011

Hatim Duâsı

Hatim Duâsı

اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينَ

وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا اَنْتَ مَوْلَينَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ وَاعْفُ عَنَّا

وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا اَنْتَ مَوْلَينَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا

وَارْحَمْنَا اَنْتَ مَوْلَينَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ اَللَّهُمَّ اجْعَلْ هَذَا الْخَتْمَ الشَّرِيفَ

وَالْفَاتِحَةَ الشَّرِيفَةَ وَاْلاِخْلاَصَ الشَّرِيفَ اَوَّلاً هَدِيَّةً وَاصِلَةً اِلَى رُوحِ نَبِىِّ الرَّحْمَةِ رَسُولِ

الثَّقَلَيْنِ اِمَامِ الْحَرَمَيْنِ مُحَمَّدً الْمُصْطَفَى صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَاِلَى اَرْوَاحِ اَهْلِ بَيْتِهِ وَآلِهِ

وَاَصْحَابِهِ رِضْوَانُ اللهِ تَعَالَى عَلَيْهِمْ اَجْمَعِينَ وَاِلَى اَرْوَاحِ جَمِيعِ اْلاَنْبِيَاءِ وَالْمُرْسَلِينَ

صَلَوَاتُ اللهِ وَسَلاَمُهُ عَلَيْهِمْ اَجْمَعِينَ وَاِلَى اَرْوَاحِ جَمِيعِ سِلْسِلَةِ سَادَاتِنَا الْكِرَامِ قَدَّسَ اللهُ

اَسْرَارَهُمْ اَجْمَعِينَ اَللَّهُمَّ اجْعَلْ هَذَا جُزْءًا مِنْ جُزْءِ صَدَقَاتِ النَّبِىِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

جُزْءًا مِنْ جُزْءِ هَدِيَّاتِ سِلْسِلَةِ سَادَاتِنَا الْكِرَامِ اِلَى اَرْوَاحِنَا اِلَى اَرْوَاحِ آبَائِنَا وَاُمَّهَاتِنَا

وَاَقْرَبَائِنَا وَتَعَلُّقَاتِنَا وَلِجَمِيعِ مَنْ لَهُمْ حَقٌّ عَلَيْنَا خَاصَّةً اِلَى هِدَايَةِ اُمَّةِ مُحَمَّدٍ وَاَوْلاَدِ اُمَّةِ

مُحَمَّدٍ خَاصَّةً اِلَى خَلاَصِ اُمَّةِ مُحَمَّدٍ وَاَوْلاَدِ اُمَّةِ مُحَمَّدٍ خَاصَّةً اِلَى سَلاَمَةِ اُمَّةِ مُحَمَّدٍ

وَاَوْلاَدِ اُمَّةِ مُحَمَّدٍ خَاصَّةً اِلَى قَهْرِ اَعْدَاءِ اُمَّةِ مُحَمَّدٍ وَاَوْلاَدِ اُمَّةِ مُحَمَّدٍ اَللَّهُمَّ انْصُرْ مَنْ

نَصَرَ الدِّينَ وَاخْذُلْ مَنْ خَذَلَ الْمُسْلِمِينَ بِحَقِّ اَسْرَارِ سَيِّدِ الْمُرْسَلِينَ وَبِحَقِّ جَمَالِكَ يَا

جَمِيلُ جَلَّ جَلاَلُهُ يَا قَاهِرُ يَا قَهَّارُ يَا مُهْلِكُ يَا مُمِيتُ يَا ضَارُّ يَا قَاهِرُ يَا قَهَّارُ يَا مُهْلِكُ يَا

مُمِيتُ يَا ضَارُّ يَا قَاهِرُ يَا قَهَّارُ يَا مُهْلِكُ يَا مُمِيتُ يَا ضَارُّ اَللَّهُمَّ مُنْزِلَ الْكِتَابِ سَرِيعَ

الْحِسَابِ اِهْزِمِ اْلاَحْزَابَ اَللَّهُمَّ اهْزِمْهُمْ وَانْصُرْنَا عَلَيْهِمْ وَزَلْزِلْهُمْ اَللَّهُمَّ يَا مُجِيبَ

الْمُضْطَرِّينَ وَيَا صَرِيخَ الْمَكْرُوبِينَ اِكْشِفْ عَنَّا هَمَّنَا وَغَمَّنَا وَكُرْبَتَنَا فَاِنَّكَ تَرَى مَا نَزَلَ بِنَا

وَبِالْمُؤْمِنِينَ جَمِيعًا اَللَّهُمَّ اسْتُرْ عَوْرَاتِنَا وَآمِنْ رَوْعَاتِنَا يَا اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ اَللَّهُمَّ ارْزُقْنَا

حِفْظَ الْمُرْسَلِينَ وَاِلْهَامَ اْلاَنْبِيَاءِ وَفَهْمَ اْلاَوْلِيَاءِ بِكَرَمِكَ يَا اَكْرَمَ اْلاَكْرَمِينَ وَبِرَحْمَتِكَ يَا

اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ وَسَلاَمٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ ِللهِ

رَبِّ الْعَالَمِينَ

Hasan Arikan  – Muhtasar Ilmihal

.

Posted in Diger Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

KUR`ANI KERİM KİME RAHMET, KİME HÜSRANDIR ?

Posted by Site - Yönetici Kasım 24, 2011

KUR`ANI KERİM KİME RAHMET, KİME HÜSRANDIR ? 

  Biz Kur’ân’dan, iman edenler için bir şifa ve rahmet kaynağı olan âyetler indiriyoruz. Zalimlerin de ancak zararını artırır. ( Sure-i isra – ayet 82 )

Kur`anı Kerim mü`minlerin arkasından okunur.

Şimdi ise mü`min mi,kafir mi,mürted mi,münafık mı, ne oldugu belli olmayan hatta hayatlarını din-i İslam`ın aleyhinde çalışarak geçirmis olan zevatin arkasından Kur`an ve Mevlid okutuyorlar.Bunun bir faydası yoktur.

Çünkü Kur`an-ı Kerim yalnız mü`minler için şifa ve rahmettir.Zalimlere ise ondan ne bir şifa nede bir rahmet vardır. Ancak hüsranlarının artmasına ve azaplarının çogalmasına sebep olur.


.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | Leave a Comment »

OSMANLICA VE LATİN HARFLERLE KARABAŞ TECVİDİ

Posted by Site - Yönetici Kasım 24, 2011

OSMANLICA VE LATİN HARFLERLE KARABAŞ TECVİDİ

 Not : Resimleri büyük boy görmek için resimlerin üzerine TIKLAYINIZ

OSMANLICA VE LATİN HARFLERLE KARABAŞ TECVİDİ 

TAKDİM

Tecvid ;
Lugat’da bir nesneyi güzel etmek ve hoşça yapmak tır.
Kıraat ilminde ise ;Her harfin hakkını vererek mahrecinden çıkartmaktır.
Asıl gayesi ilahi kelamı (Kur’an-ı kerim) okumakta dili her türlü hatadan korumaktır.

Kur’an-ı kerimi okumakta 3 usul vardır.

1.) Tertil (Yavaş) , 2.) Tedvir (Normal) , 3.) Hadr (Hızlı)

EÛZÜBİLLÂHİMİNEŞŞEYTANİRRACÎM BİSMİLLÂHİRRAHMANİRRAHÎM

TECVİD İLMİ

Allahü Tealaya hamdü senadan ve Rasulina ve dahi aline ve ashabına salatü selamdan sonra malüm ola ki,harfi med üçtür.1-
Vav, 2-Ya, 3-Elif

Amma Vav ne zaman harfi med olur?
Vav sakin olsa ma kabli mazmum olsa
ol zaman harfi med olur.

Amma Ya ne zaman harfi med olur?
Ya sakin olsa ma kabli meksür olsa ol zaman harfi med olur.

Amma elif ise daima sakin olup ma kabli meftuh olmakla cemii zamanda harfi med olur.
Üütiinaa gibi.

Ve dahi sebebi med ikidir.1-Hemze,2-Sükun.
Amma hemze harekesi olan elife derler.
Amma sükün demek, yani harekesi olmayan harf demektir.

Babü Meddi tabii:
Kaçan harf med olup, sebebi med olmasa ol zaman meddi tabii olur.
Misali:Taahaa, Ebedaa, Tevvaabaa, Elif Raam raa nın ra sı ve haamiimin haa sı gibi.
Amma bunun mertebesi bir elif miktarı med olunmaktır.
Bir elif miktarı demek, yani bir parmak kaldıracak kadar demektir.

Babü Meddi Muttasıl
Kaçan harfi medden sonra sebebi med hemze olup, ikisi bir kelimede vaki olsa meddi muttasıl olur.
Misali:İzaacaaaae, Ülaaaaike, ciiiie, süüüüe, gibi.
Meddi muttasılın meddi vaciptir, müttefekun aleyh olduğu için.
Müttefekun aleyh demek, yani cemii kurra med ettiler, ala meratibihim gasr etmediler, demektir.
Amma bunun mertebesi kıraatı Asım ve rivayeti hafs üzre dört elif miktarı med olunmaktır.

Babü Meddi Munfasıl.
Kaçan harfi medden sonra, sebebi med hemze olup, başka başka kelimede vaki olsa meddi munfasıl olur.
Misali:Yaaaa eyyühaa, İnniiii ehaafü, Tüübüüüü ilellaahi, gibi. Ve dahi harfi med,gah vavı mukaddere olur.
Misali:Enne maalehüüüü ehledeh, Indehüüüü illaa bi iznih, gibi.Ve gah, Yaai Mukaddere olur.
Misali:Vemaa yükezzibu bihiiiii, İllaa min ılmihii, İllaa bimaa şaaaae, gibi. Meddi Munfasılın meddi caizdir.Muhtelefun fiih olduğu için.
Muhtelefun fiih demek, Yani bazı kurra med ettiler, ve bazı kurra gasr ettiler, demektir. Ve bunun mertebesi dahi kıraatı Asım verivayeti hafs üzre
dört elif miktarı med olunmaktır.

Babü Meddi Lazım
Kaçan harfi medden sonra sebebi med sükün lazım vaki olsa meddi lazım olur.
Sükunu lazım neye derler?
Vakfen ve vaslen sabit olan sükuna derler.
Ve dahi bu meddi lazım dört türlüdür.
1- Biri Meddi Lazım kelimei müsakkaledir. Misali:Veleddaaalliiin, Elhaaaggatü, Te’müruunniii,gibi
2-Ve biri Meddi lazım Kelimei muhaffefedir.
Misali:El aaane
3-Ve biri Meddi lazım harfi Musakkaledir.
Misali:Elf Lam Mim in Lamı, Elif Lam Mim Sad ın Lamı ve Ta Sin Mim in Sin i gibi.
4-Ve biri Meddi lazım harfi Muhaffeftir.
Misali:Elif Lam Mim in Mim i, Elif Lam Mim Sadın Mim i ve Sad ı, Elif Lam Mim Ranın Lam ı ve Ha Mim in Mim i gibi.
Meddi Lazımın meddi vaciptir, müttefekun aleyh olduğu için.
Ve bunun mertebesi cemi kurra katında dört elif miktarı med olunmaktır.

Babü Meddi Arız
Kaçan harfi medden sonra sebebi med sükunu arız vaki olsa meddi arız olur.
Sükunu arız neye derler?
Vakfen sabit, vaslen sakıt olan sükuna derler.
Misali:Ye’lemuuun, Yevmiddiiin Nesteıiiiin, gibi.
Meddi Arızın meddi caizdir.Muhtelefun fiiih olduğu için.
Ve amma bunun mertebesi oldur ki, Kaçan ahiri meftuh olsa üç vecih caiz olur.
1-Tul, 2-Tevassüt,3-Gasr
Ve eğer meksür olursa dört vecih caiz olur.
1-Tul, 2-Tevessut,3-Gasr, 4-Bir de gasr ile revm.
Ve dahi Revm neye derler?
Gizli avaz ile harekeyi talep etmeye derler.
Tarifi:Erravmü talebül haraketi bi savtin hafiyy
Ve dahi işmam neye derler?
Sükundan sonra dudakları yummaya derler.
Tarifi:El işmamü indımamüşşefeteyni ba’dessükuun.

Babü Meddi Lin.
Kaçan harfi linden sonra sebebi med sükun vaki olsa meddi lin olur.
Amma harfi lin neye derler?
“Vav” veya “Ya” sakin olsa ma kabilleri meftuh olsa ona derler.
Misali:Vessayyyf,Aleyyyh, Minhavvvf, Velanevvvm, gibi.
Meddi Linin meddi caizdir, muhtelefun fiih olduğu için.
Ve amma bunun mertebesi oldur ki,Kaçan bunda sebebi med sükun lazım olsa iki vecih caiz olur.
1-Tul, 2-Tevessut
Misali:Haaa Miiim Ayyyn Siiin Gaaaf, Keeef Heee yaa Ayyyn Saaad, şerifelerinde vaki olan “Ayın”Lafzı gibi.
Ve eğer sükunu arız olsa meddi arız gibidir ki, üç, dört veya yedi vecih caiz olur.
Misali:Mukaddem zikrolunan misaller gibi.

Babü Tenvin ve Nunu sakin
Tenvin, iki üstüne iki esireye ve iki ötüreye derler.
Ve amma Nunu sakin cezimli “nun”a derler.

Babü İhfa
Harfi ihfa onbeş harftir ki, aşağıdaki beytlerin evvelki harflerdir.
1- Sif(sad),2-Zaa(zel),3-Sena,(se) ,4-Cuude(cim),5-Şahsin,(şın),6-Gad, (gaf),7-Sema, (sin),8- Keramen(kef ),9- Da'(dat),10-Zaalimen(zı),11-Zid,(ze) ,12-Tügaa,(te),13-Düm,(dal), 14- Taaliben(tı),15-Feteraa( fe)
Kaçan tenvin veya nunu sakin bu onbeş harften birine uğrasa ihfa olur.
Misali:Ğaniyyun keriim, Fethun gariib, An salatihim, gibi.
Tarifi:El ihfaaü haaletün beynel izhari vel idğaami aariyetün anişşediidi mea begaail ğunneh.

Babü İzhar.
Harfi izhar altı harftir ki, bu esmaai şerifelerinin evvelki harfleridir.
Ellahü(elif),Hayyü n(ha),Haaligun(noktalı ha),Adlün(ayın),Ğaniyyun(ğayın),Heediyen(he)
Kaçan tenvin veya nunu sakin bu altı harften birine uğrasa izhar olur.
Misali:Ğafuurunhaliim, meneemene, minhavfin, gibi.
Tarifi:El izheeru hüvel infisaalü tebaauden beynel harfeyyn.

Babü iglaab.
Harfi iglaab ‘be’dir.
Kaçan tenvin veya nunu sakin ‘be’ ye uğrarsa iklap olur.
Misali:Semiiun besıiir, Min be’di, Leyün bezenne,gibi.
Tarifi:El iglaabü hüve galbün nunis seekineti evittenviini mimmaa haalisan ve ihfaaühee ındelbaai biğunneh.
Gunne neye derler?
Genizden gelen savte derler.
Tarifi:Hiye savtün yehrucü anil hayşuum.

Babü idğamı meal ğunne.
İdğamı meal ğunne dört harftir ki,Yemnuu(ye,mim,nun,vav)harfleridir.
Kaçan tenvin veya nunu sakin bu dört harften birine uğrasa İdğamı meal ğunne olur.
Misali:Hayran yerahuu, fedlen minellahi, vemen ya’mel, gibi.
Amma nunu sakinile vav yahut ya , bir kelimede vaki olsa ol zaman izhar olur.
Misali:Bünyaanün,Gınvaanün,Sınvaanün, gibi.

Babü İdğaamı bila gunne.
İdğaamı bila gunne harfleri ikiharftir ki, 1-Lam ve 2-Rı harfleridir.
Kaçan tenvin veya nunu sakin bu iki harften birine uğrasa İdğaamı bila gunneolur.
Misali:Ğafuurun rahıiim, Hüden lilmüttegıiin, Min rabbihim, gibi.

Babü idğamı misleyn.
İdğamı misleyn, şol harftir ki, sakin olup yine kendi misline uğrasa idğamı misleyn olur.
Misali:Fema rabihat ticaaratühüm, Enidrib bi asaake, eevav ve nesaruu,gibi.
Tarifi:Mettehadee mehracen ve sıfaten.
Amma nunu sakin nuna uğrasa hem idğamı misleyn ve hem de idğamı meal ğunne olur.
Misali:Min naarin, vemen nüammirhü,gibi.
Mimi sakinin üç hali vardır:
1-Mimi sakin mime uğrasa idğamı misleyn meal gunne olur.
Misali:Aleyhim mü’sadetün, etamehüm min cüüın, gibi.
2-Mimi sakin ‘ba’ ya uğrasa ihfa(dudak ihfası)olur.
Misali:İnne rabbehüm bihim, termiihim bi hıcaaretin, gibi.
3-Mimi sakin mim ile ‘ba’nın gayrı hurufa uğrasa izhar olur.
Misali:Hüm fiih, Leküm diinüküm, gibi.

Babü İdğamü mütecaniseyn.
Kaçan mahreçleri bir olup sıfatları başka olan harfler birbirine uğrasa idğam mütecaniseyn olur.
Amma bunun harfleri üç mahreçtedir.
1-Tı, Dal, Te mahrecidir.
Misali:Lein beset(tı)te ( okunuşu Leimbesette);Ve gaalet taaifetün( okunuşu Ve gaalettaaifetün), Es(peltek)gaalet deavellaaah, Maaabed tüm, gibi.
2-Zı, zel,se(peltek)mahrecidir.
Misali:İz(peltek)zalemuu,yelhes(peltek)z(peltek)aalik,gibi.
3-Be, mim mahrecidir.
Misali:Ya büneyyerkeb meanaa(okunuşu:Ya büneyyerkemmeanaa), gibi.
Tarifi:Mettehadee mehracen vehtelefaa sıfaten.

Babü İdğamü mütegaribeyn.
Kaçan mahrecinde veya sıfatında yakınlığı olan harfler birbirine uğrasa İdğamü mütegaribeyn olur.
Amma bunun harfleri iki mahreçlidir.
1-Lam, ra mahrecidir.
Misali:Gul rabbi(Okunuşu:Gurrabbi), Belrafeahullahu(Okunuşu:Berrafeahullahü), gibi.
2- Gaf, kef mahrecidir.
Misali:Elem nahlugküm(Okunuşu:Elemnahlukküm),gibi.
Tarifi:Maa tegaarabaa mehracen ev sıfaten.

Babü İdğamü şemsiyye.
İdğamü şemsiyye harfleri on dört harftir ki, bu aşağıdaki beytlerin evvelki harfleridir.
Tüb(Te ),Sümme( Peltek se ),de’ (dal ),zenben(zel), ramaa (ra ),zid( keskin ze),süm’aten( keskinse ) , şim( şın ) ,sadra(sad ),dayfin(dat ), taabe(
tı ), zannün (zı),lehüü( lam),neam(nun).
Kaçan elif laam ki,ona lamı tarif derler, bu ondört harften birine uğrasa İdğamü şemsiyye olur.
Amma nun’a uğradıkta İdğamü şemsiyye meal ğunne olur.
Misali:Vennaas, gibi.
Bakisine uğradıkta idğamı şemsiyye bila ğunne olur.
Misali:Veşşemsi, vettiini, gibi.

“Babü İzhari kameriyye.
İzhari kameri harfleri on dört harftir ki, Ebği hacceke ve haf agiimehu(Elif,be,ğayin,ha,cim,kef,va v,hı,fe,ayin,gaf,ya,mim,he)
harfleridir.
Kaçan lamı tarif, bu ondört harften birine uğrasa İzhari kameriyye olur.
Misali:Vel asr, vel fecr, vel gamer, gibi.

Babü galgale.
Harfi kalkale beş harftirki,gutbucedin(Gaf,tı,be,cim,dal)harfleri dir.
Kaçan bu beş harften biri kelimenin ortasında veya ahırında sakin olsa kalkale olur.
Misali:Yed huluun, Ehad, bil hag, gibi.
El galgalehu lugat:Etteharrukü vel izdirab.
Ve fil istilaah:Tegalgulul mehraci hatta yüsmea lehü neyratün gaviyyeh.

Babü Hükmürra.
1-Kaçan”ra”meftuh veya mezmum olsa kalın okunur.
Misali: Errahmaanirrahıim, Verruuhu,nesrullahi, gibi.
2-Ve eğer meksür olsa ince okunur.
Misali:Bil birri,gibi.
3-Ve dahi “ra”sakin olup ma kabli meftuh veya mezmum olsa kalın okunur.
Misali:Binnüzür,men şeker, venhar, gibi.
4- Ve dahi “ra” sakin olup ma kabli meksur olsa ince okunur.
Misali:Vestabir,vesteğfirhu, gibi.
5- Amma bu sureti ahirede, “ra”nın ma ba’dinde hurufu istiladan biri vaki olsa ol zaman kalın okunur. Hurufu istila yedi harftir ki,Hussa
dağtın gız(1-Hı,2-sad,3-dat,4-ğayin,5-tı,6-gaf,7-zı)harfleridir.
Misali:Mirsaaden, ve girtaasin, ve firgatin, gibi.
6-Amma hurufu istila meksür olsa,ol zaman ince ve kalın okumak caiz olur.
Misali: Küllü firgin, gibi.
7-Ve dahi “ra”sakin olup ma kablinin kesresi arız olsa ol zaman yine kalın okunur.
Misali:İrciıii limenirtedaa, gibi.
8-Ve dahi “ra”sakin olup ma kabli dahi sakin olsa, sakine itibar edilmez, ma gabline itibar olunur.Eğer ma kabli meftuh veya mazmum olsa
kalın okunur.
Misali:Bissabr, min külli emr, fissudüür, gibi, Ve eğer meksür olsa ince okunur.
Misali. Besıiir,Gadiir, gibi.
9- Ve dahi “ra”sakin olup ma kabli harfi lin olsa ol zaman dahi ince okunur.
Misali: Seyyr, hayyr, gibi

Babü Lafzatullah.
Kaçan lafzatullahın ma gabli meftuh veya mazmum olsa kalın okunur.
Misali: Hüvellahü, Nasrullahi, gibi.
Ve eğer meksür olsa ince okunur.
Misali:Billahi, ve lillahi, gibi.

Babüzzamir.
Kaçan zamirin ma gabli müteharrik olsa med olunur.
Misali:İnnehu, bihii, ve lehuu, gibi.
Amma Vema nefgahüü, lem yentehi, med olunmaz.Zira,zamir değildir,nefsi kelimedendir.
Ve eğer ma kabli sakin olsa gasr olunur.
Misali:Aleyhi, ileyhi, fiihi, gibi. Amma sure-i furganda, fiihiii mühaanee med olunur.

Babüssekte.
Sekte, Kur’an-ı Azimüşşanda dört yerdedir.
1-Biri sure-i Kehfte:ıvecen gayyimen
2- Ve Biri sure-i Ya siin de:min mer gadinaa haazaa
3- Ve biri Sure-i Kıyamede: Ve giile men raagin
4- Ve biri de surei mutaffifiinde dir.Kella bel raane
Tarifi: Essektetü gat’ussavti düünen nefes.
Malum olaki, “heeei” sekte ile kıraat olunan kelimenin haleti vasıllarında, yani;Lem yetesenneh, vegtedih, ve kitaabiyeh, ve hısaabiyeh, ve maaliyeh, ve sültaaniyeh, ve maa edraake maahiyeh, de “heeyi” ispat eden gurra içün bir “heei” sakine ilhak lazımdır. Hazreti Asım cemii mevaadııda vaslında “heei” ispat eyledi. Eimme-i gurraadan bazıları kitaabiyeh , hısaabiyeh lafızlarının gayrıda ispat etmediler.
Amma vakıf halinde “heei” sektelerin isbatı müttefekun aleyhtir.

.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Karabaş Tecvidi, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Sırat Köprüsünden Bahseden Bazı Âyet-i Kerime Ve Hadis-i Şerifler

Posted by Site - Yönetici Kasım 23, 2011

Sırat Köprüsünden Bahseden Bazı Âyet-i Kerime Ve Hadis-i Şerifler,hellfire

Sırat Köprüsünden Bahseden Bazı Âyet-i Kerime Ve Hadis-i Şerifler

İnsanlar haşir (toplanma) yerinden ayrıldıktan sonra, sırat köprüsünün berisindeki karanlık bölgye gelirler. Nitekim önceki sayfalarda geçen ve Hz. Aişe’den rivayet olunan bir hadiste anlatıldığına göre göklerin başka gökler­le, yerin de başka bir yerle değiştirileceği günde insanların nerede buluna­cakları sorulduğunda Rasûlullah (s.a.v.) şöyle cevap vermiştir: ”Onlar köp­rünün berisindeki karanlıkta bulunacaklardır.” İşte o karanlık bölgede müna­fıklar müminlerden ayrılıp onların gerisinde kalır; müminler onları geçerler.

Aralarına bir sûr girer ve müminlere ulaşmalarına engel olur. Nitekim yüce Allah buyurmuş ki:

İnanmış erkek ve kadınları, defterleri sağdan verilmiş ve ışıkları önle­rinde olarak giderken gördüğün gün onlara şöyle denecektir:Müjde; bugün altlarından ırmaklar akan, içinde temelli kalacağınız cennetler sizindir.” İşte bu büyük kurtuluştur. İki yüzlü erkek ve kadınlar müminlere: “Bizi de göze­tin; ışığımızdan faydalanalım” dedikleri gün, onlara: “Ardınıza dönün de ışık arayın” denir. İnananlarla iki yüzlüler arasına, kapısının içinde rahmet ve dı­şında azâb olan bir sûr çekilir. İki yüzlüler, inananlara: “Biz sizinle beraber değümiydik” diye seslenirler. Onlar: “Evet öyle; fakat sizler kendinizi aldat­tınız, bize pusu kurdunuz. Allah’ın buyruğu gelene kadar dinde şüpheye düş­tünüz. Sizi kuruntular aldattı. Sizi şeytanlar Allah’a karşı da ayarttı. Bugün sizden ve inkâr edenlerden fidye kabul edilmez. Varacağınız yer ateştir. Lâ­yığınız orasıdır. Ne kötü bir dönüştür!

Allah’ın, peygamberini ve onunla beraber olan müminler utandırmaya­cağı o gün, ışıkları önlerinde ve defterleri sağlarından verilmiş olarak yürür­ler veRabbimiz ışığımızı tamamla, bizi bağışla, doğrusu sen her şeye kadir­sin” derler.” [504]

Beyhakî… Mesruk’tan rivayet etti ki; Abdullah şöyle demiştir:

Cenab-ı Allah kıyâmt gününde insanları toplar. Ve şöyle ses­lenir: “Ey insanlar! Sizi yaratıp rızıklandıran ve şekillendiren Rabbinizin, dünyada dost edindiklerinize sizleri bu gündede dost kılmasına razı olmaz mısınız?” Böyle denildikten sonra Uzeyr (a.s.)’a dünyada iken tapanların karşısına Uzeyr’in şeytanı dikilir. Artık, dünyadayken taptıkları ağaçlar, dal­lar ve taşlar, insanların karşısına dikilir. Müslümanlar diz üstü çömelmiş ola­rak orada kalırlar. Kendilerine şöyle denilir:

— Neyiniz var sizin? Neden siz de diğer insanlarla birlikte gitmediniz?

— Bizim bir Rabbimiz var. Ama O’nu henüz görmedik.

— O’nu görürseniz tanır mısınız?

— Bizimle O’nun arasında bir alâmet vardır. Görürsek, o alâmetle tanırız kendisini.

:— Neymiş o alâmet?

— Baldırın açılmasıdır.

İşte o esnada baldır açılır. Dünyadayken kendisine ibadet etmiş olan­lar, Allah’ın huzurunda secdeye kapanırlar. Bazı kimselerin sırtları ise öküz boynuzu gibi kaskatı kesilir. Secde etmek isterler ama edemezler. Secde halinde duranlara, kalkmaları için emir verilir. Başlarını kaldırırlar; kendileri­ne amelleri miktarınca ışıkları verilir. Kimin bir hurma ağacı kadar, kimine daha az miktarda ışık verilir. En sondakine ise ayağının baş parmağı mikta­rınca ışık verilir. Öyleki bu ışık bazan söner, bazan aydınlık saçar. Aydınlık saçtığında adamın ayağı ilerler. Söndüğünde ayakta durup bekler. Evet, kı­lıçtan keskince ve kaygan olan sırat köprüsünün üzerinden geçerler. Onlara: “Işığınız miktarınca ilerleyin” denir. Kimi, yıldız gibi kayarak; kimi rüzgar gibi eserek; kimi göz açıp kapatincaya dek kısa bir sürede; kimi binek hay­vanım andırırcasına koşarak, kimi de koşar adımlarla o köprüden geçip gi­der. Herkes ameline göre oradan geçer. Işığı, ayağının baş parmağında olan kişi de geçer. Geçiş anında bir el iner, bir el kalkar, kimi adam düşer, kimi adam üste çıkar, yan taraflarına ateş isabet eder, neticede kurtulurlar. Kurtul­duklarında da şöyle derler: “(Ey Cehennem!) Seni gördükten sonra bizi sen­den kurtaran Allah’a hamdolsun. Doğrusu Allah, hiç kimseye vermedğini bi­ze verdi.

Beyhakî… Enes b. Mâlik’ten rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v) şöyle bu­yurmuştur: “Sırat köprüsü kıldan ince, kılıçtan keskincedir. Melekler (oradan aşağıya düşmesinler diye) mümin erkeklerle kadınları korurlar. Cebrail (a.s) de beni korur. Ben:Yarab! Selâmet ver, selâmet ver” derim. O günde aya­ğı kayanlar ve ayak kaymaları çok olur.

Sevrî… Mücahid’den rivayet etti ki; Cünade b. Ebi Ümeyye şöyle de­miştir: “Allah katında sizin adlarınız, simanız, eşkâliniz, fısıldaşmalarınız ve oturduğnuz meclisler yazılıdır. Kıyamet günü olduğundaEy falan! Bu senin nurundur. Ey falan sana ise nur yoktur” denilir.” Böyle dedikten sonra Cüna­de şu âyeti okudu: “İnanmış erkek ve kadınları, defterleri sağdan verilmiş ve ışıkları önlerinde olarak giderken gördüğün gün .…”

Dahhâk dedi ki: Kıyamet gününde kendisine ışık verilmeyen kimse kal­maz. Sırat köprüsüne vardıklarında münafıkların ışıkları söner. Müminler bu durumu görünce, kendi ışıklarının da sönmesinden korkarak: “Rabbimiz! Işı­ğımızı tamamla” derler.” [507]

İshak b. Beşîr Ebû Huzeyfe… İbn Abbas’tan rivayet etti ki: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

Kıyamet gününde Cenab-ı Allah (rahmetiyle) kullarını Örtmek için on­ları adlarıyla çağırır. Sırat köprüsünün yanına gelindiğinde mümin-münafık herkese ışık verir. Köprünün üzerine çıktıklarında, Cenab-ı Allah münafık erkeklerle kadınların ışıklarını ellerinden alır. Onlar da inanmışlara:Bizi de gözetin; ışığınızdan faydalanalım” derler. Müminlerse: “Rabbimiz ışığımızı tamamla” derler. Orada kimse hatırlanmaz.”

İbn Ebi Hatim.,. Ebû Derdâ ve Ebû Zerr’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

Kıyamet gününde secde etmesi için kendisine izin verilecek ilk kişi be­nim. Secdeden başını kaldırması için kendisine izin verilen ilk kişi de ben olacağım. (Secdeden kalktıktan sonra) önüme, arkama, sağıma, soluma ba­kacak ve diğer ümmetler arasında, kendi ümmetimi tanıyacağım.”

Adamın biri: “Ey Allah’ın Rasûlü! Nuh Peygamberden senin zamanına kadar geçen zamanlarda yaşamış olan onca ümmet arasından kendi ümmeti­ni nasıl tanıyabileceksin?” diye sorunca, Rasûlullah (s.a.v) ona şu cevabı ver­di: “Onları abdestin izi olarak alınlarında, el ve ayaklarmdaki parlaklıktan ta­nırım. Bu (ayırıcı özellik) başka ümmetlerde yoktur. Ayrıca amel defterleri sağ ellerine verilecektir. Onları simalarından ve yüzlerinden tanırım. Onları kendilerinin ve zürriyetlerinin önünde giden ışıklarından tanırım.” [509]

İbn Ebi Hatim… Safvan b. Amr’dan rivayet etti ki; Süleym b. Amir şöy­le demiştir: Bir cenaze töreni için Dımaşk kapısından dışarı çıktık. Ebû Üma-me el-Bahilî de bizimleydi. Cenazenin namazı kılınıpta gömülmesine başlan­dığında Ebû Ümame dedi ki: “Ey insanlar! Siz, iyilikler ve kötülükleri pay­laştığınız bir menzilde sabahlayıp akşamladınız. Yakında başka bir menzile göçeceksiniz. (Mezarı göstererek) o menzil de şurasıdır. Şurası yalnızlık evi­dir, karanlık evidir, kurtçukların evidir, darlık evidir, meğer ki Allah geniş­letsin sonra kıyamet gününde buradan başka yerlere göçeceksiniz. O yerler­de insanları Allah’ın emirlerinden bir emir bürür de bazı yüzler ağınır, bazı yüzlerse kararır. Oradan da başka bir menzile intikal edersiniz. İnsanları şid­detli bir karanlık bürür. Sonra insanlara ışık dağıtılır. Mümine ışık verilir ama kâfire ve münafıka verilmez. Onlar hakkında Cenab-ı Allah kendi kita­bında şu örneği vermektedir:Allah’ın nûr vermediği kimsenin nûr olmaz.” (Nûr, 22/40) Kör adamın, gören adamın gözü ile kendi çevresini görmesi nasıl mümkün değilse, aynı şekilde kâfir ve münafık ta müminin nûr ve ışığından yararlanamaz. Münafıkların, inanmışlara “Bizi de gözetin; ışığınızdan fayda­lanalım.” dedikleri gün, onlara: “Ardınıza dönün de ışık arayın” denir.”

Bu, Cenab-ı Allah’ın münafıklara yaptığı bir aldatmacadır. Zira yüce Allah buyurmuş ki: Yazının devamını oku »

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Cennet & Cehennem, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | 1 Comment »

RASÛLÜLLAH EFENDİMİZİN NİMETE HÜRMETİ

Posted by Site - Yönetici Kasım 19, 2011

RASÛLÜLLAH EFENDİMİZİN NİMETE HÜRMETİ

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), Hz. Aişe validemizin (r.anha) hücresinde duvarın dibine düşmüş ve tozlanmış bir parça ekmek görüyor. Hemen onu alıyor, siliyor ve onu yiyor. Sonra da Hz. Aişe’ye şöyle buyuruyor:

Ya Aişe! Allah’ın nimetine karşı güzel davran ve bil ki, bir hane halkına küsen bir nimet, onlara bir daha zor geri döner.” (İmam Şa’rânî, Levakihu’l-Envar [Terc.], S. 351)

Hz. Ömer’in oğlu Abdullah (r.anhüma) nimete hürmet eden kölesini azad ediyor

Hz. Abdullah kölesi ile beraber bir yolculuğa çıkmışlardı. Yolda atılmış bir parça ekmek gördüler. Hz. Ömer’in oğlu kölesine, o ekmeği yerden almasını emretti… Akşamleyin de Abdullah kölesine,

– “O yerden kaldırdığın ekmek parçası nerede? Onu getir” dedi. Kölesi de, onu yediğini söyleyince, Hz. Abdullah bunun üzerine kölesine

– “Haydi git, seni azad ettim! Artık hürsün. Zira ben Rasûlüllah’tan (s.a.v.) şöyle işittim:

Kim ki yerde bir ekmek parçası görür, yerden kaldırır ve onu yer ise, daha lokma midesine inmeden Allah onun bütün günahlarını bağışlar.”

Bu durumda ben, Allah tarafından bağışlanmış bir kimseyi yanımda köle olarak tutmaktan hayâ ederim, buyurdu. (Tenbihu’l-Gafilin [Terc.], C. 2, S. 538)

Şeyh Efdaleddin hazretleri buyuruyor ki:

İnsan, ömrü boyunca Allah’ın bir nimeti karşılığında kor bir ateş üzerinde secdeye kapansa yine de Allah’ın o bir nimetinin şükrünü eda etmiş olamaz.

Cüneyd-i Bağdadi Hazretlerine,

– “Şükür hakkında ne dersin?” diye sorduklarında şöyle buyurdu:

– “Şükür odur ki, Allah’ın verdiği nimetler ile Allah’a karşı gelip günah işlemeyesin ve o nimetler ile kuvvet kazanıp, kullarına zulum etmiyesin. (İmam Şa’râni, a.g.e., Terc., S. 418)

Halis Ece

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel | Etiketler: | Leave a Comment »

Kıble İmtihanı ve Kıbleteyn Camii

Posted by Site - Yönetici Kasım 16, 2011

Kıbleteyn Camii

Kıble İmtihanı ve Kıbleteyn Camii

Rivayet olundu:
Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri Mekke’de iken ashabıyla Kâbeye dönerek namaz kılıyorlardı. Medine’ye hicret ettikleri zaman, Allahü Teâlâ, Mescid-i Aksâ’ya dönerek namaz kılmalarını emretti. Yahudilerin iman ve tasdik etmeleri daha yakın ve kolay olsun diye. Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri, on altı (16) ay kadar, Mescid-i Aksâ’ya yönelerek namaz kıldılar. Bu süre içerisinde, Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri, Allahü Teâlâ’dan kıblegâh’ın Kabe’ye çevirilmesini temenni ediyordu. İçinden öyle istiyordu. Çünkü Kabe, babası ibrahim Aleyhisselâm’in kıblesiydi. Kıblelerin en eskisiydi. Yahudilerin, belki iman etmelerine etkiler diye çevirilen kıblegâh’dan önce geliyordu. Allahü Teâlâ buyurdular:
Hakîkaten yüzünün semâda aranıp durduğunu görüyoruz. Artık müsterih ol: Seni, hoşnut olacağın bir kıble’ye memur edeceğiz.

Kıble’nin değişmesi, Seleme Oğullarının mescidinde oldu.
Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri, Seleme Oğullarının mescidinde öğle namazını kılıyordu. İlk iki rek’atı kıldırdı. Üçüncü rek’atta iken: “Haydi, yüzünü Mescid-i Harâm’a doğru çevir! Âyeti kerimesi indi. Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri, namazını bozmadan namazın içinde, Mescid-i Aksâ’dan Mescid-i Haram’a döndü. Bunun için bu camiye “Mescid-i Kıbleteyn” iki kıble camii denildi.

Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri, Kabe’ye dönüp namaz kılmaya başlayınca inkâr edenler, inkâr etmeye başladılar. Bu durum, Allahü Teâlâ tarafından bir imtihan idi. Allah buyurdu:
Ve, işte böyle sizi doğru bir caddeye çıkarıp, ortada yürüyen bir ümmet kıldık ki siz, bütün insanlar üzerine adalet numunesi, hak şâhidleri olasınız. Peygamber de sizin üzerinize şâhid olsun. Kıble’yi mukaddema (önceki) durduğun Kabe yapışımız da sırf şunun içindir: Peygamberin izince gidecekleri, iki Ökçesi üzerinde geri döneceklerden ayıralım. O, elbette Allah’ın hidâyet eylediği kimselerden mâadasına mutlak ağır gelecekti. Allah îmânınızı zayi edecek değil. Her halde Allah insanlara re’fetli, çok re’fetli’dir, rahîm’dir.Bakara,2/143″

Allahım! Bize hidâyet ver. Bizi dalâlete düşmekten koru. Hak yolda ayaklarımızı sabit kıl. Kâfir kavimlere karşı bize yardım et. Amin…
Mü’mine hak olan, Allah’a güvenmesi ve emirlerine sarılması, İlâhî emirler gereği dönmesi ve emirleri onu hangi tarafa çekiyorsa o tarafa yönelmesi, Rasûlü Muhammed Mustafa (s.a.v.) Hazretleri’nin sünnetine tabi olması, âciz olan aklına ve kasır (kısa, dar) olan fehmine (anlayışına) uymaması ve edebi, risâlet madeninden öğrenip; kıblenin değiştirilme sebebini asla sormamasıdır. Aksine Allah’ın emirlerine intizâr etmelidir (canla başla gönülle bağlanmalıdır). Allahü Teâlâ Hazretleri, Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerine meramını vermekle ona ikram etti ve o yüce rasûlü bütün peygamberler üzerine faziletli kıldı.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 1/780-781.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Yorumlar | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: