Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 11 Şub 2011

Mü’minler kendi ailelerine şefaat edeceklerdir

Posted by Site - Yönetici Şubat 11, 2011

Mü'minler kendi ailelerine şefaat edeceklerdir

Mü'minler kendi ailelerine şefaat edeceklerdir

Mü’minler kendi ailelerine şefaat sdeceklerdir:

İbn Ebi’d-Dünya… Übey b. Kâ’b’dan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Kıyamet gününde ben peygamberlerin hatibi, imamı ve şefaat sahibi olacağım.”

İbn Ebi’d-Dünya… Enes b. Mâlik’ten rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“(Kıyamet gününde) ben onların (mezardan) ilk çıkanı, geldiklerinde rehberleri, sustuklarında sözcüleri, alıkonulduklarında şefaatçileri, ümitsizli­ğe düştüklerinde müjdecileri olacağım. O gün anahtarlar elimde olacaktır. Livâül hamd (hamd sancağı) elimde olacaktır. Aziz ve Celil olan Allah ka­tında insanların en kıymetisi benim. Etrafımda bin hizmetçi dolaşacaktır. On­lar Örtülü yumurta ve saçılmış inci gibidirler.

İmam Ahmed b. Hanbel… Enes b. Mâlik’ten rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Şefaatim, ümmetimin büyük günah işlemiş olanlarınadır.

Müsned adlı eserinde Hafız Ebubekir el-Bezzâr, Enes’ten rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Şefaatim, ümmetimin büyük günah işlemiş olanınadır.”

İmam Ahmed b. Hanbel… Enes’ten rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Her peygamber bir dilekte bulundu” Ya da şöyle buyurmuştur: “Her peygamberin yaptığı bir duâ vardır ve bu duası kabul edilmiştir. Cenab-ı Al­lah benim duamı da, kıyamet gününde ümmetime şefaat etmekliğim şeklin­de kabul buyurmuştur.”

İbn Ebi’d-Dünya… Enes’ten rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle bu­yurmuştur:

Kıyamet günü olduğunda bana şefaat hakkı verilir. Kalbinde zerre ağır­lığınca imân bulunan kimselere şefaat ederim. Öyle ki kalbinde şu kadar iman bulunan bir kimse dahi (cehennemde) kalmaz.” Rasûlullah (s.a.v.) böy­le buyururken baş parmağıyla işaret parmağını oynatmıştı.

İmam Ahmed b. Hanbel… Enes’ten rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Her peygamberin yaptığı ve kabul edilen bir duası vardır. Ben duamı, kıyamet gününde ümmetime şefaat olarak gizledim.”

Müslim… Enes’ten rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Kıyamet gününde müminler toplanır ve şefaati derinden derine düşün­meye başlarlar. Sonra daBizi şu bulunduğumuz yerden kurtarıp rahata er­dirmesi için birini Rabbimiz şefaatçi göndersediyerek ve Hz. Âdem’in ya­nına gidip ona şöyle derler; “Sen insanların babasısın. Allah seni kendi eliy­le yarattı. Ruhundan sana üfledi. Meleklere emredip onları sana secde ettir­di. Bizi şu bulunduğumuz yerden kurtarıp rahata erdirmesi için Rabbin katın­da bize şefaatçi ol.” Hz. Âdem: “Ben bunu size sağlayamam” der; işlemiş ol­duğu bir günahı hatırlatır; bu nedenle Rabbinden utanır.”

Ebû Avane’den nakledilen bir hadiste Peygamber (s.a.v.) şefaatin aşa­malarını anlatırken şöyle buyurmuştur: “Sonra dördüncü kez Allah’ın huzu­runa gidip şöyle derim: Ya Rab! Kur’ân’ın hapsettiklerinden başkası kalma­dı.

İmam Ahmed b. Hanbel… Enes’ten rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Kıyamet gününde müminler (toplanma yerinde) bekletilirler. Bu işten kurtulmanın çaresini derinden derine düşünmeye başlarlar. “Bizi şu bulundu­ğumuz yerden kurtarıp rahata erdirmesi için Rabbimize birini şefaatçi olarak göndersekderler. Âdem‘ (a.s.)’e gidip şöyle derler: “Sen babamızsm. Yüce Allah seni kendi eliyle yarattı. Meleklerini sana secde ettirdi. Her şeyin ismi­ni sana öğretti. Rabbin katında bize şefaatçi ol.” Âdem (a.s.): “Ben bunu si­ze sağlayamam” der. Yasaklanmış olduğu halde ağacın meyvesinden yediği­ni, böylece günah işlediğini söyleyerek Nuh (a.s.)’a gitmelerini salık verir. Onun allah tarafından yeryüzü halkına gönderilen (ulül-azm) peygamberle­rin ilki olduğunu söyler. Bunun üzerine insanlar Hz. Nuh’a giderler. O da on­lara:Ben bunu size sağlayamamder. Bilmediği bir konuda Rabbinden (kâ­fir oğlunu affedip kurtarması gibi) bir istekte bulunma günahını işlediğini ha­tırlatır ve Hz. İbrahim’e gitmelerini salık verir. Onlar da Hz. İbrahim’e gider­ler. Ancak Hz. İbrahim onlara:Ben bunu size sağlayamamder. Ve üç kez yalan söyleyerek günah işlemiş olduğunu beyan eder. Ve Allah’la konuş­ma şerefine dünyadayken ermiş ve kendisine Tevrat gönderilmiş olan Musa peygambere gitmelerini salık verir. Yanına gittiklerinde Hz. Musa onlara:Ben bunu size sağlayamamder. Adam öldürerek günah işlemiş olduğunu beyan eder ve:İsa’ya gidin. O, Allah’ın kelimesi ve ruhu olan bir kuldur.” der. Hz. İsa’ya giderler. Hz. İsâ onlara:Ben bunu size sağlayamam. Ama siz Muhammed’e gidin. O, önceki ve sonraki günahları Allah tarafından bağış­lanmış bir kuldur.der. Bana gelirler. Ben de konağına gitmek için Rab-bim’den izin isterim. Bu izin verilir. Gidip kendisini gördüğümde secdeye kapanırım. Rabblm beni dilediği kadar o halde bırakır. Sonra da: “Ya Mu­hammed! Başını secdeden kaldır. Konuş, sözün dinlenecektir. Şefaat et, şe­faatin kabul edilecektir. Dile, dileğin gerçekleşecektir.der. Başımı secdeden kaldırırım. Rabbimi, O’nun bana öğrettiği şekilde hamd edip överim. Sonra şefaat ederim. Benim için bir sınır konulur. (Günahkârları) cennete koya­rım.” Hemmam dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.)’ın şöyle buyurduğunu da işittim:Onları cehennemden çıkarıp cennete koyarım. Yanına ikinci kez gitmek için Rabbimden izin isterim. Bana bu izin verilir. Onu görünce secdeye ka­panırım. Rabbim beni dilediği kadar o halde bırakır. Sonra da:Ya Muham-med başını kaldır. Konuş, dinleneceksin. Şefaat et; şefaatin kabul edilecek­tir. Dile; dileğin gerçekleşecektir.der. Başımı secdeden kaldırırım. Rabbi­mi, O’nun bana öğrettiği şekilde hamdedip överim. Sonra şefaat ederim. Be­nim için bir sınır konulur. Günahkârları cehennemden çıkarıp cennete koya­rım. Yanına üçüncü kez gitmek için Rabbimden izin isterim. Bana bu izin ve­rilir. Yanma gidip O’nu görünce secdeye kapanırım. Rabbim beni dilediği kadar o halde bırakır. Sonra da,Ya Muhammedi Başını secdeden kaldır. Konuş, dinleneceksin. Şefaat et; şefaatin kabul edilecektir. Dile; dileğin ger­çekleşecektir.” der. Başımı secdeden kaldırırım. Rabbimi, O’nun bana öğret­tiği şekilde hamd edip överim. Sonra şefaat ederim. Benim için bir sınır ko­nulur. Günahkârları cehennemden çıkarıp cennete koyarım. Cehennemde sa­dece Kur’ân’ın hapsettikleri kalır.” Yani orada ebediyyen kalmaları vacib olanlar kalırlar. Böyle dedikten sonra Rasûlullah (s.a.v.) şu âyet-i kerimeyi okudu:

Belki de Rabbin seni övülecek bir makam yükseltir.” (îsrâ, 17/79)

Bu âyette sözü edilen makam, yüce Allanın Peygamberi (s.a.v.)’e ver­meyi vaadettiği Makam-ı Mahmud’dur.

Bezzâr… Enes’ten rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Benden şefaat istenilmeye ve ben de şefaat etmeye devam ederim. Aziz ve Celil Rabbim de şefaatimi kabul buyurur. Nihayet ben derim ki: Ya Rab! Beni lâ ilahe illallah diyen kimselere şefaatçi kıl.

İmam Ahmed b. Hanbel… Enes’ten rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Ben ayakta durup ümmetimin sıratı geçmesini beklerken İsa bana gelip şöye der: “Ya Muhammed! Şu Peygamberler toplanıp sana gelmişler. Bütün ümmetler hakkında gerekli hükmü verip gidecekleri yere göndermesi ve on­ları içinde bulundukları şu durumdan kurtarması için Allaha dua etmeni sen­den istiyorlar. Bütün insanlar (maşherde) ağızlarına kadar tere batmışlardır. Mümin kimse, nezleye tutulmuş gibidir. Kâfiri ise ölüm bürür. Ben isa’ya:Ben dönünceye kadar burada beklederim. Hemen gidip Arş’in altında du­rurum. Seçkin ve mürsel peygamberlerin karşılaşmadıkları bir ikramla karşı­laşırım. Cenab-ı Allah, Cebrail’e şöyle vahyeder:Muhammed’e git ve ona de ki: Başını secdeden kaldır. Dile, ne dilersen sana verilecektir. Şefaat et, şefaatin kabul edilecektir.Ümmetim için şefaat eder ve her doksan dokuz kişiden birin cehennemden çıkarırım. Şefaat için sürekli Rabbimin yanına gi­derim. Huzurunda her duruşumda mutlaka şefaat ederim. Nihayet Allah ba­na dilediğimi verir. Bu cümleden olmak üzere bana şöyle der:Ey Muham­med! Ümmetinden bir gün dahi ihlaslı olarak Allah’tan başka ilah bulunma­dığına şehadet eden ve bu şehadet üzere vefat eden herkesi cennete koy.”

İbn Ebi’d-Dünyâ… Nadr b. Enes’ten rivayet etti ki; Enes şöyle demiştir:

Kulların başına gelenler gelmiş iken Cibril, Peygamber (s.a.v.)’in yanı­na gelir veRabbinden izin iste; ümmetin için şefaatçi olmayı dile.” der. Ben de arşın yanına yaklaşır, orada dururum. Orada hiç bir peygamberin ve göz­de meleğin karşılaşmadığı bir ikramla karşılaşırım. Yüce Allah: “Dile ne di­lersen verilecektir; şefaat et, şefaatin kabul edilecektir.” der. Ben de: “Üm­metim” der.”

İbn Ebi’d-Dünya… Ebû Büreyde’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Ümmetimden taşlar ve kerpiçler sayısınca insanlara şefaat edeceğimi umuyorum.”

İmam Ahmed b. Hanbel… Câbir b. Abdullah’tan rivayet etti ki; Rasûlul­lah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Her peygamberin yaptığı bir duâ vardır. Ben duamı, kıyamet gününde ümmetime şefaat olarak gizledim.”

Kaynak : ÖLÜM VE ÖTESİ – İBNİ KESİR

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: