Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

KUR’ANI KERİMDE LANETLENEN KİŞİLER VE SUÇLARI‏

Posted by Site - Yönetici Ocak 15, 2011

KUR’ANI KERİMDE LANETLENEN KİŞİLER VE SUÇLARI‏

KUR’ANI KERİMDE LANETLENEN KİŞİLER VE SUÇLARI‏

KUR’ANI KERİMDE LANETLENEN KİŞİLER VE SUÇLARI‏

1. ALLAH’IN SECDE EDİN EMRİNE UYMAYAN İBLİS LANETLENMİŞ VE KOVULMUŞUR

لَّعَنَهُ اللّهُ وَقَالَ لَأَتَّخِذَنَّ مِنْ عِبَادِكَ نَصِيبًا مَّفْرُوضًا

– O şeytan ki, Allah’ın lanetine uğrayınca “Kesinlikle kullarının belirli bir bölümünü kendi tarafıma alacağım. “Nisa.118

قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ وَإِنَّ عَلَيْكَ اللَّعْنَةَ إِلَى يَوْمِ الدِّينِ

Allah “Öyleyse defol oradan, artık sen rahmetimden kovulmuşsun” dedi.

– “Hesaplaşma gününe kadar sürekli olarak lânetim üzerinedir. “Hicr34-35

قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ وَإِنَّ عَلَيْكَ لَعْنَتِي إِلَى يَوْمِ الدِّينِ

Allah: “Çık oradan sen artık kovulmuş birisin.

Ceza gününe kadar lanetim senin üzerinedir dedi.Sad77-78

2. KAFİRLER LANETLENMİŞTİR

إِنَّ اللَّهَ لَعَنَ الْكَافِرِينَ وَأَعَدَّ لَهُمْ سَعِيرًا خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا لَّا يَجِدُونَ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا يَوْمَ تُقَلَّبُ وُجُوهُهُمْ فِي النَّارِ يَقُولُونَ يَا لَيْتَنَا أَطَعْنَا اللَّهَ وَأَطَعْنَا الرَّسُولَا وَقَالُوا رَبَّنَا إِنَّا أَطَعْنَا سَادَتَنَا وَكُبَرَاءنَا فَأَضَلُّونَا السَّبِيلَا رَبَّنَا آتِهِمْ ضِعْفَيْنِ مِنَ الْعَذَابِ وَالْعَنْهُمْ لَعْنًا كَبِيرًا

Allah kafirlere lanet etmiş ve onlar için çılgın bir ateş hazırlamıştır. Orada ebedi olarak kalacaklar kendilerini koruyacak ne bir dost, ne bir yardımcı bulamayacaklardır. Yüzleri ateşe çevrildiği gün: “Keşke Allah’a itaat etseydik, keşke Peygambere itaat etseydik” derler.” Rabbimiz! Biz yöneticilerimize ve büyüklerimize itaat etmiştik, fakat onlar bizi yoldan saptırdılar” derler.” Rabbimiz! Onlara iki kat azab ver ve onları büyük bir lanetle rahmetinden kov “Ahzab 64.65.66.67.68

وَقَالُواْ قُلُوبُنَا غُلْفٌ بَل لَّعَنَهُمُ اللَّه بِكُفْرِهِمْ فَقَلِيلاً مَّا يُؤْمِنُونَ

– (Yahudiler); “Kalplerimiz kılıflıdır” dediler. Hayır, yalnız kâfir olduklarından dolayı Allah onları lânetledi. Onların pek azı iman eder.Bakara88

لُعِنَ الَّذِينَ كَفَرُواْ مِن بَنِي إِسْرَائِيلَ عَلَى لِسَانِ دَاوُودَ وَعِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ ذَلِكَ بِمَا عَصَوا وَّكَانُواْ يَعْتَدُونَ

– İsrailoğullarının kafirleri, Davud’un ve Meryemoğlu İsa’nın dilinden lanetlenmiştir. Bu lânetlenmelerinin sebebi, onların Allah’a karşı gelmeleri ve O’nun sınırlarını çiğnemeleri idi.Maide78

وَلَمَّا جَاءهُمْ كِتَابٌ مِّنْ عِندِ اللّهِ مُصَدِّقٌ لِّمَا مَعَهُمْ وَكَانُواْ مِن قَبْلُ يَسْتَفْتِحُونَ عَلَى الَّذِينَ كَفَرُواْ فَلَمَّا جَاءهُم مَّا عَرَفُواْ كَفَرُواْ بِهِ فَلَعْنَةُ اللَّه عَلَى الْكَافِرِينَ

– Onlara Allah katından elleri altındaki Tevrat’ı onaylayan bir kitap (Kur’an) gelince -ki, daha önce kâfirlere karşı zafer kazanmak istedikleri halde ötedenberi bilip durdukları bu kitap kendilerine gelince- onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti kâfirlerin üzerinedir.Bakara89

إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَمَاتُوا وَهُمْ كُفَّارٌ أُولَئِكَ عَلَيْهِمْ لَعْنَةُ اللّهِ وَالْمَلآئِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِين

Ayetlerimizi inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüş olanlara gelince Allah’ın, meleklerin ve insanların ortak lâneti onların üzerinedir.Bakara.161

3. TAĞUTA İNANIP MÜ’MİNLERİN YOLUNUN DOĞRU OLMADIĞINI SÖYLEYENLER LANETLENMİŞTİR

أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ أُوتُواْ نَصِيبًا مِّنَ الْكِتَابِ يُؤْمِنُونَ بِالْجِبْتِ وَالطَّاغُوتِ وَيَقُولُونَ لِلَّذِينَ كَفَرُواْ هَؤُلاء أَهْدَى مِنَ الَّذِينَ آمَنُواْ سَبِيلاً

أُوْلَـئِكَ الَّذِينَ لَعَنَهُمُ اللّهُ وَمَن يَلْعَنِ اللّهُ فَلَن تَجِدَ لَهُ نَصِيرًا

– Şu kendilerine kitaptan bir pay verdiklerimizi görmüyor musun? Bunlar puta ve tağut’a (şeytana) inanırlar ve kâfirler hakkında `Bunların yolu müminlerin yolundan daha doğrudur’ derler.

– Bunlar Allah’ın lânetine uğramış kimselerdir.Allah birine lânet ederse ona yardım edecek birini bulamazsın.Nisa51-52

4. DİNDEN DÖNENLER LANETLENMİŞTİR

كَيْفَ يَهْدِي اللّهُ قَوْمًا كَفَرُواْ بَعْدَ إِيمَانِهِمْ وَشَهِدُواْ أَنَّ الرَّسُولَ حَقٌّ وَجَاءهُمُ الْبَيِّنَاتُ وَاللّهُ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

أُوْلَـئِكَ جَزَآؤُهُمْ أَنَّ عَلَيْهِمْ لَعْنَةَ اللّهِ وَالْمَلآئِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ

– Peygamberin haklı olduğunu gördükleri, kendilerine açık belgeler geldiği halde iman ettikten sonra kafir olanları Allah doğru yola nasıl iletir? Allah zalimleri doğru yola iletmez.

– Böylelerinin cezası; Allah’ın, meleklerin ve tüm insanların lanetine uğramalarıdır.

– Onların bu cezaları süreklidir. Ne azapları hafifletilir ve ne de yüzlerine bakılır.Ali İmran 86-87-88

وَنَادَى أَصْحَابُ الْجَنَّةِ أَصْحَابَ النَّارِ أَن قَدْ وَجَدْنَا مَا وَعَدَنَا رَبُّنَا حَقًّا فَهَلْ وَجَدتُّم مَّا وَعَدَ رَبُّكُمْ حَقًّا قَالُواْ نَعَمْ فَأَذَّنَ مُؤَذِّنٌ بَيْنَهُمْ أَن لَّعْنَةُ اللّهِ عَلَى الظَّالِمِينَ

5. ZALİMLERE LANETEDİLMİŞTİR VE ÖZÜRLERİ KABUL EDİLMEZ

Cennetlikler, cehennemliklere seslenerek, “Biz Rabbimizin bize vadettiklerini gerçekleşmiş bulduk, siz de Rabbinizin size yönelik vaadlerini gerçekleşmiş buldunuz mu? derler. Cehennemlikler “Evet derler. Bu sırada aralarından biri yüksek sesle şöyle bağırır, “Allah’ın lâneti zalimlerin üzerine olsun. “A’raf 44

يَوْمَ لَا يَنفَعُ الظَّالِمِينَ مَعْذِرَتُهُمْ وَلَهُمُ اللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُوءُ الدَّارِ

O gün zalimlere, özür beyan etmeleri fayda vermez, lanet onlaradır. Yurdun kötüsü de onlaradır.Mü’min 52

6. (YAHİDİLERDEN)ALLAH’IN KİTABINI TAHRİF EDENLER VE RASULE İSYAN EDENLER LANETLENMİŞTİR

مِّنَ الَّذِينَ هَادُواْ يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِ وَيَقُولُونَ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَاسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ وَرَاعِنَا لَيًّا بِأَلْسِنَتِهِمْ وَطَعْنًا فِي الدِّينِ وَلَوْ أَنَّهُمْ قَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا وَاسْمَعْ وَانظُرْنَا لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ وَأَقْوَمَ وَلَكِن لَّعَنَهُمُ اللّهُ بِكُفْرِهِمْ فَلاَ يُؤْمِنُونَ إِلاَّ قَلِيلاً

Yahudiler içinde öyleleri varki Tevrat’taki kelimeleri değiştirerek ve dillerini ağız boşluklarında burarak “işittik ve karşı geldik “, “Dinle sözü dinlenmez olasıca!” ve “Raina (Bizi gözet anlamına da gelen eş sesli bir hakaret deyimi)” ilerler. Oysa eğer (böyle diyecekleri yerde) “Duyduk ve uyduk “, “İşit ” ve “Bize bak ” deselerdi kendileri hesabına daha hayırlı ve tutarlı olurdu. Fakat Allah kâfirlikleri yüzünden kendilerine lânet ettiği için -pek azı dışında- onlar iman etmezler.Nisa.46

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ آمِنُواْ بِمَا نَزَّلْنَا مُصَدِّقًا لِّمَا مَعَكُم مِّن قَبْلِ أَن نَّطْمِسَ وُجُوهًا فَنَرُدَّهَا عَلَى أَدْبَارِهَا أَوْ نَلْعَنَهُمْ كَمَا لَعَنَّا أَصْحَابَ السَّبْتِ وَكَانَ أَمْرُ اللّهِ مَفْعُولاً

Ey kendilerine kitap verilenler, biz bazı yüzleri çarpıtıp ense taraflarına döndürmeden ya da Cumartesi yasağını çiğneyenleri lânetlediğimiz gibi lânetlemeden elinizdeki kitabı onaylayıcı olarak indirdiğimiz Kur’an’a iman ediniz. Yoksa Allah’ın emri her zaman kesinlikle yerine gelir.Nisa 47

8. ALLAH’IN EMİRLERİNİ ÇİĞNEYENLER LANETE UĞRAMIŞLARDIR

قُلْ هَلْ أُنَبِّئُكُم بِشَرٍّ مِّن ذَلِكَ مَثُوبَةً عِندَ اللّهِ مَن لَّعَنَهُ اللّهُ وَغَضِبَ عَلَيْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَازِيرَ وَعَبَدَ الطَّاغُوتَ أُوْلَـئِكَ شَرٌّ مَّكَاناً وَأَضَلُّ عَن سَوَاء السَّبِيلِ

De ki; “Allah katında bundan daha kötü konumda olanları size bildireyim mi? Allah’ın lanet ettiği, gazabına uğrattığı, aralarından bir bölümünü çarpıtarak maymuna ve domuza dönüştürdüğü kimseler ile tağuta tapan kimselerdir. Bunlar konumları en kötü ve doğru yoldan en sapmış olanlardır.Maide 60

9. ALLAH’A VERMİŞ OLDUĞU MİSAKI BOZANLAR LANETLENMİŞTİR

فَبِمَا نَقْضِهِم مِّيثَاقَهُمْ لَعنَّاهُمْ وَجَعَلْنَا قُلُوبَهُمْ قَاسِيَةً يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِ وَنَسُواْ حَظًّا مِّمَّا ذُكِّرُواْ بِهِ وَلاَ تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلَىَ خَآئِنَة

ٍ مِّنْهُمْ إِلاَّ قَلِيلاً مِّنْهُمُ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاصْفَحْ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ

Verdikleri sözlerden caydıkları için onları lanetledik ve kalplerini katılaştırdık. Onlar kelimelerin anlamlarını değiştirirler, kendilerine verilen öğütleri unuturlar. Pek azı dışında, onlardan sürekli ihanet görürsün. Yine de onları bağışla, yaptıklarına aldırış etme. Hiç şüphesiz Allah iyi davrananları sever.Maide 13

وَالَّذِينَ يَنقُضُونَ عَهْدَ اللّهِ مِن بَعْدِ مِيثَاقِهِ وَيَقْطَعُونَ مَآ أَمَرَ اللّهُ بِهِ أَن يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الأَرْضِ أُوْلَئِكَ لَهُمُ اللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُوءُ الدَّارِ

Allah’a vermiş oldukları sözü kesin bir taahhüt haline getirdikten sonra bozanlara, Allah’ın sürdürülmesini emrettiği ilişkileri kesenlere ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlara gelince onlara lânet vardır, ve dünyayı izleyecek olan kötü akıbet kendilerini beklemektedir.Rad 25

10. İLAHLIK İDDA EDEN FİRAVUN VE AVANESİ LANETLENMİŞTİR

وَأَتْبَعْنَاهُمْ فِي هَذِهِ الدُّنْيَا لَعْنَةً وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ هُم مِّنَ الْمَقْبُوحِينَ

Bu dünya hayatında biz onların peşine bir lânet taktık. Kıyamet günüde iğrenç kimselerden olacaklar.Kasas 42

يَقْدُمُ قَوْمَهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَأَوْرَدَهُمُ النَّارَ وَبِئْسَ الْوِرْدُ الْمَوْرُودُ

وَأُتْبِعُواْ فِي هَـذِهِ الدُّنْيَا لَعْنَةً وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ أَلا إِنَّ عَادًا كَفَرُواْ رَبَّهُمْ أَلاَ بُعْدًا لِّعَادٍ قَوْمِ هُودٍ

Kıyamet günü, Firavun kavminin önüne düşerek onları cehenneme götürdü. Vardıkları yer ne fena bir yerdir! Gerek bu dünyada gerek kıyamet gününde Allah’ın lânetine uğradılar. Haberiniz olsun, Adoğulları Rabblerini inkâr ettiler. Hey, kahrolsun Hud’un kavmi ( Adoğulları)Hud59- 60

وَأُتْبِعُواْ فِي هَـذِهِ لَعْنَةً وَيَوْمَ الْقِيَامَةِ بِئْسَ الرِّفْدُ الْمَرْفُودُ

(firavun ve ordusu )Hem dünyada hem de ahirette lânete uğramışlardır. Paylarına düşen bu armağan ne fena bir armağandır.Hud 99

11. MÜ’MİNLERİ ALDATMAYA ÇALIŞAN, İŞ BAŞINA GELİNCE BOZGUNCULUK YAPAN, ŞEHİRDE KÖTÜ HABER YAYAN, ALLAH HAKKINDA KÖTÜ ZANDA BULUNAN MÜNAFIKLAR LANETLENMİŞTİR

وَعَدَ الله الْمُنَافِقِينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْكُفَّارَ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا هِيَ حَسْبُهُمْ وَلَعَنَهُمُ اللّهُ وَلَهُمْ عَذَابٌ مُّقِيمٌ

Allah münafık erkek- münafık kadınlar ile kâfirleri cehennem ateşi ile cezalandıracağını vaad etmiştir. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır. Orası onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir. Onları sürekli bir azap beklemektedir.Tevbe 68

فَهَلْ عَسَيْتُمْ إِن تَوَلَّيْتُمْ أَن تُفْسِدُوا فِي الْأَرْضِ وَتُقَطِّعُوا أَرْحَامَكُمْ أُوْلَئِكَ الَّذِينَ لَعَنَهُمُ اللَّهُ فَأَصَمَّهُمْ وَأَعْمَى أَبْصَارَهُمْ

– Demek sizler iş başına gelecek olursanız, yeryüzünde bozgunculuk yapacak, akrabalık bağlarını da koparacaksınız, öyle mi?

– İşte bunlar, Allah’ın kendilerini lanetlediği, bu yüzden kendilerini sağır ve gözlerini kör kıldığı kimselerdir.Muhammed 22.23

لَئِن لَّمْ يَنتَهِ الْمُنَافِقُونَ وَالَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَالْمُرْجِفُونَ فِي الْمَدِينَةِ لَنُغْرِيَنَّكَ بِهِمْ ثُمَّ لَا يُجَاوِرُونَكَ فِيهَا إِلَّا قَلِيلًا

مَلْعُونِينَ أَيْنَمَا ثُقِفُوا أُخِذُوا وَقُتِّلُوا تَقْتِيلًا

İki yüzlüler, kalplerinde fesat bulunanlar, şehirde bozguncu haberler yayanlar, eğer bundan vazgeçmezlerse, andolsun ki seni onlarla mücadeleye davet ederiz; sonra çevrende az bir zamandan fazla kalamazlar.Lanetlenmiş olarak, nerede bulunurlarsa yakalanır ve öldürülürler.”Ahzab 60.61

وَيُعَذِّبَ الْمُنَافِقِينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْمُشْرِكِينَ وَالْمُشْرِكَاتِ الظَّانِّينَ بِاللَّهِ ظَنَّ السَّوْءِ عَلَيْهِمْ دَائِرَةُ السَّوْءِ وَغَضِبَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ وَلَعَنَهُمْ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَهَنَّمَ وَسَاءتْ مَصِيرًا

Allah hakkında kötü zanda bulunan iki yüzlü erkek ve kadınlar, müşrik erkek ve kadınlara Allah azab etsin, kötü zanları kendi başlarına gelsin! Allah onlara gazab etmiş onları lanetlemiş ve cehennemi kendilerine hazırlamıştır. Ne kötü dönüş yeridir.Fetih 6

12. ALLAH’IN LANETİNİN YALANCILAR ÜZERİNE OLMASI İÇİN LANETLEŞMEK

فَمَنْ حَآجَّكَ فِيهِ مِن بَعْدِ مَا جَاءكَ مِنَ الْعِلْمِ فَقُلْ تَعَالَوْاْ نَدْعُ أَبْنَاءنَا وَأَبْنَاءكُمْ وَنِسَاءنَا وَنِسَاءكُمْ وَأَنفُسَنَا وأَنفُسَكُمْ ثُمَّ نَبْتَهِلْ فَنَجْعَل لَّعْنَةُ اللّهِ عَلَى الْكَاذِبِينَ

Sana gelen bilgiden sonra kim bu konuda seninle tartışacak olursa de ki; `Geliniz, evlatlarımızı ve evlatlarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendinizi ve kendimizi biraraya çağıralım; sonra karşılıklı lânetleşerek Allah’ın lânetinin yalancıların üzerine olmasını dileyelim.Ali İmran 61

وَالْخَامِسَةُ أَنَّ لَعْنَتَ اللَّهِ عَلَيْهِ إِن كَانَ مِنَ الْكَاذِبِينَ وَيَدْرَأُ

Beşinci keresinde de “Eğer yalan söylüyorsam, Allah’ın lanetine uğrayayım” demeleri gerekir.Nur7

13. ALLAH’A YALAN İFTİRA EDENLER MÜ’MİNE KADINLARA ZİNA İSNAD EDENELER LANETLENMİŞTİR

وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَى عَلَى اللّهِ كَذِبًا أُوْلَـئِكَ يُعْرَضُونَ عَلَى رَبِّهِمْ وَيَقُولُ الأَشْهَادُ هَـؤُلاء الَّذِينَ كَذَبُواْ عَلَى رَبِّهِمْ أَلاَ لَعْنَةُ اللّهِ عَلَى الظَّالِمِينَ

Allah’a iftira edenden daha zalim kim olabilir? Onlar Rabblerinin huzuruna çıkarıldıklarında. tanıklar “Bunlar Rabbleri hakkında yalan yakıştırmalar düzmüşlerdir” derler. Haberiniz olsun ki, Allah’ın lâneti zalimlerin üzerinedir.Hud 18

إِنَّ الَّذِينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ لُعِنُوا فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

– Zinadan haberi bulunmayan iffetli mümin kadınlara, zina isnad edenler, dünyada ve ahirette lanete uğramışlardır. Onlara büyük bir azap vardır.Nur 33

14. CEHENNEMLİKLER CEHENNEME GİRERKEN BİRBİRLERİNİ LANETLİYORLAR

قَالَ ادْخُلُواْ فِي أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِكُم مِّن الْجِنِّ وَالإِنسِ فِي النَّارِ كُلَّمَا دَخَلَتْ أُمَّةٌ لَّعَنَتْ أُخْتَهَا حَتَّى إِذَا ادَّارَكُواْ فِيهَا جَمِيعًا قَالَتْ أُخْرَاهُمْ لأُولاَهُمْ رَبَّنَا هَـؤُلاء أَضَلُّونَا فَآتِهِمْ عَذَابًا ضِعْفًا مِّنَ النَّارِ قَالَ لِكُلٍّ ضِعْفٌ وَلَـكِن لاَّ تَعْلَمُونَ

“Allah onlara “Sizden önce gelip göçen cin ve insan toplulukları yanında cehenneme giriniz ” der. Her cehenneme giren topluluk yoldaşına lânet okur. Sonunda hepsi biraraya gelince sonrakiler, kendilerinden öncekiler için “Ey Rabbimiz, bizi bunlar yoldan çıkardı, onun için bunlara bir kat daha fazla cehennem azabı çektir” derler. Allah da onlara “Herbirinizin azabı ikiye katlanmıştır, ama bilmiyorsunuz. “A’raf 38

وَقَالَ إِنَّمَا اتَّخَذْتُم مِّن دُونِ اللَّهِ أَوْثَانًا مَّوَدَّةَ بَيْنِكُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا ثُمَّ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَكْفُرُ بَعْضُكُم بِبَعْضٍ وَيَلْعَنُ بَعْضُكُم بَعْضًا وَمَأْوَاكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُم مِّن نَّاصِرِينَ

(- İbrahim) dedi ki; “Sizler dünya hayatında birbirinizin hatırı için Allah’ı bir yana bırakarak putları ilah edindiniz. Ama ilerde kıyamet günü birbirinizi tanımazlıktan gelecek, birbirinize lânet okuyacaksınız. Varacağınız yer cehennemdir. Orada size yardım elini uzatan hiçbir kimse olmayacaktır.Ankebut 25

15. BİR MÜ’MİNİ KASTEN ÖLDÜREN LANETLENMİŞTİR

وَمَن يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُّتَعَمِّدًا فَجَزَآؤُهُ جَهَنَّمُ خَالِدًا فِيهَا وَغَضِبَ اللّهُ عَلَيْهِ وَلَعَنَهُ وَأَعَدَّ لَهُ عَذَابًا عَظِيمًا

Kim bir mümini kasten öldürürse onun cezası içinde ebedi olarak kalmak üzere Cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, lanet etmiş ve kendisi için büyük azap hazırlamıştır.Nisa 93

16. ALLAH’A YAKIŞMIYAN SIFATLAR İSNAD EDENLER LANETLENMİŞTİR

وَقَالَتِ الْيَهُودُ يَدُ اللّهِ مَغْلُولَةٌ غُلَّتْ أَيْدِيهِمْ وَلُعِنُواْ بِمَا قَالُواْ بَلْ يَدَاهُ مَبْسُوطَتَانِ يُنفِقُ كَيْفَ يَشَاء وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرًا مِّنْهُم مَّا أُنزِلَ إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ طُغْيَانًا وَكُفْرًا وَأَلْقَيْنَا بَيْنَهُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَاء إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ كُلَّمَا أَوْقَدُواْ نَارًا لِّلْحَرْبِ أَطْفَأَهَا اللّهُ وَيَسْعَوْنَ فِي الأَرْضِ فَسَادًا وَاللّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُفْسِدِينَ

Yahudiler “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. Bu sözlerinden ötürü elleri bağlansın. onlara lanet olsun! Tersine O’nun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. Rabbin tarafından sana indirilen ayetler onların çoğunun azgınlığını ve kafirliğini arttıracaktır. Onların arasına kıyamet gününe kadar sürecek bir düşmanlık ve kin saldık. Ne zaman savaş ateşini körüklediler ise, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde hep fesad, bozgunculuk peşinde koşarlar. Oysa Allah bozguncuları sevmez.Maide 64

إِنَّ الَّذِينَ يُؤْذُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ لَعَنَهُمُ اللَّهُ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَأَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا مُّهِينًا

`Allah’a ve Rasulune eziyet edenlere, Allah, dünyada da ahirette de lanet eder; onlar için alçaltıcı bir azab hazırlamıştır.”Ahzab 57

17. ALLAH’IN İNDİRDİĞİ KİTABI İNSANLARA AÇIKLAMAYIP GİZLEYENLER LANETLENMİŞTİR

إِنَّ الَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَا أَنزَلْنَا مِنَ الْبَيِّنَاتِ وَالْهُدَى مِن بَعْدِ مَا بَيَّنَّاهُ لِلنَّاسِ فِي الْكِتَابِ أُولَـئِكَ يَلعَنُهُمُ اللّهُ وَيَلْعَنُهُمُ اللَّاعِنُونَ

İndirdiğimiz beyyineleri, biz onları Kitapta açıkladıktan sonra gizleyenler var ya, onlara hem Allah hem de bütün lânet edebilenler lânet eder.Bakara 159

وَإِذْ قُلْنَا لَكَ إِنَّ رَبَّكَ أَحَاطَ بِالنَّاسِ وَمَا جَعَلْنَا الرُّؤيَا الَّتِي أَرَيْنَاكَ إِلاَّ فِتْنَةً لِّلنَّاسِ وَالشَّجَرَةَ الْمَلْعُونَةَ فِي القُرْآنِ وَنُخَوِّفُهُمْ فَمَا يَزِيدُهُمْ إِلاَّ طُغْيَانًا كَبِيرًا

Hani sana “Rabbin insanları (Mekkeli müşrikleri) kuşatma altına aldı ” dedik. (O gece) sana gösterdiğimiz görüntüleri ve Kur’an’da adı geçen lanetlenmiş ağacı da sırf insanlara bir sınav konusu olsun diye ortaya koyduk. Onları korkutuyoruz ama bu korkutmalarımız azgınlıklarını arttırmaktan başka bir işe yaramıyor.aiasra 60

سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Kudret ve şeref sahibi Rabb’in, onların taktıkları sıfatlardan münezzehtir, yücedir.

– Selâm gönderilen peygamberlere. •- Hamd, alemlerin Rabb’i Allah’a Mahsustur…

Bu yazıyı gönderen degerli  ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN hocamizdan Allah razı olsun,Sizlerinde dualarını bekleriz.

.

3 Yanıt to “KUR’ANI KERİMDE LANETLENEN KİŞİLER VE SUÇLARI‏”

  1. ümit said

    Selamın aleyküm
    Bn erkeğim ve bir erkekle dübüründen birleşim Amel defterin kapanirmi? Gusülüm kabul olur mu fakat tövbe erdem nasıl ederim ne yapmamaliyim söylermisiniz

    Beğen

  2. ümit said

    Selamın aleyküm
    Bn erkeğim ve bir erkekle dübüründen birleştim Amel defterin kapandi Mi gusülüm kabul olur mu tövbe erdem nasıl ederim ?

    Beğen

  3. Degerli kardesim,Tevbe kapisi kiyamet sabahina kadar aciktir. Allahin rahmeti ve magfireti cok genistir,Umulurki Allah ( C.C.) af eder.

    istigfarin en buyugu olan bir tesbih namzi kilin.Bir daha o søylediginiz lanetli gunahi asla islemeyin, nasuh tevbesi ile tevbe edin.

    Tesbih namazı tevbenin, istiğfarın en büyüğü… Sadece kavlen/dille-sözle değil, bütün vücutla fiilen yapılanıdır. Yani fiilî istiğfardır. Ecri-sevabı çok büyüktür. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), amcası Hz. Abbas’a (r.a.), “Bu namazı kıldığın vakit günahının öncesi ve sonrası, yenisi ve eskisi, hatâen ve kasten (bilerek-bilmeyerek) yapılanı, küçüğü ve büyüğü, gizlisi ve aşikâr olanı mağfiret edilmiş olur…” (1) buyurmuşlardır.

    Tesbih namazı hakkında Kur’an’da geçen herhangi bir ayet yoktur; ancak bu namaz hakkında Resûlüllah Efendimiz’den (s.a.v.), yukarıda da bir kısımını zikrettiğimiz hadis-i şerif varid olmuştur. Hazret-i İkrime’den ve o da Hazret-i İbn Abbas’tan (r.anhüm) rivâyet etmişlerdir ki, Resûlü Ekrem Efendimiz (s.a.v.) muhterem amcaları Hazret-i Abbas’a (r.a.) hitaben Tesbih Namazı ile alakalı dikkat çekici şu tavsiyelerde bulunmuşlardır:

    “Ey Abbas! Amcacığım! Sana bir şey vereyim mi, sana bir bağışta bulunayım mı? Sana bir özellik tanıyayım mı? Sana on haslet ölçüsü vereyim mi? Sen bu on hasleti yerine getirdiğin zaman, Allah senin geçmiş ve gelecek, eski ve yeni, bilerek veya bilmeyerek yaptığın, gizli veya aşikâr yapılan, küçük büyük bütün günahlarını affeder, bağışlar. Bu on haslet şunlardır:

    “Dört rek’at namaz kılarsın, her rek’atında Fatiha suresini ve başka bir sure okursun. Birinci rek’atta kıraatı bitirdikten sonra, ayakta iken on beş defa: ‘Sübhânellâhi velhamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vellâhü ekber (velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym)’ dedikten sonra rükua varırsın ve aynı tesbihi on defa rükûda söylersin. Sonra başını kaldırıp, ayakta on defa söylersin. Sonra secdeye gider on defa orada söylersin. Birinci secdeden sonra iki secde arasındaki oturuşta on defa söylersin. İkinci secdeye vardığında yine on defa ve başını secdeden kaldırınca da on defa söylersin. Böylece bir rek’atta yetmiş beş defayı tamamlamış olursun.

    “Ey amcacığım! Eğer güç yetirebilirsen, her gün bu namazı bir defa kılarsın. Buna güç yetiremediğin takdirde, her cuma bir defa kılmaya çalışırsın. Bunu da yapamazsan, her sene bir defa kılmaya çalış. Bunu da yapamazsan hiç olmazsa ömründe bir defa olsun kıl.” (2)

    TESBİH NAMAZININ KILINIŞI

    Tesbih namazı 4 rek’attir. Bu namazda 300 defa şu tesbih okunur:

    “Sübhânellâhi velhamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vellâhü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym.”

    Bu tesbih, namaz içinde şöyle okunur:

    • 15 kere Sübhâneke’den sonra (Fâtiha ve zamm-ı sûreden önce),

    • 10 defa Eûzü Besmele, Fâtiha ve zamm-ı sûreden sonra,

    • 10 defa Rükûda,

    • 10 defa Rükûdan kalkınca ayakta (kavmede),

    • 10 defa Birinci secdede,

    • 10 defa İki secde arasındaki oturmada (celsede),

    • 10 defa İkinci secdede,

    Birinci rek’atte okunan bu tesbihlerin adedi 75’tir. İkinci rek’atte aynı sıralama ile yine 75 defa okunur. Üçüncü ve dördüncü rek’atler de böyle kılınır. (3)

    Bütün namazlarda olduğu gibi, tesbih namazında da, Kur’an’dan bir şey okunacağı zaman, Kur’ân-ı Kerim’in herhangi bir yerinden okumak mümkündür. “Şu sure okunmaz veya mutlaka şu sureyi okumak gerekir” diye bir şart yoktur. Ancak İbn Abbas’a (r.a.), “Bu namaz için belirlenmiş bir sûre biliyor musun?” diye sorulunca, “Evet, et-Tekâsür, el-Asr, el-Kâfirûn, ve el-İhlâs” diye cevap vermiştir.(4)

    ***

    Tesbih Namazı, kılınması teşvik edilmiş bir namazdır. Bunu alışkanlık haline getirmek müstehaptır. Tembelllik etmemek lâzımdır.

    Kılmasını bilmeyenlerin de istifade etmesi, öğrenmeleri maksadıyla cemaatle de kılınabilir. Cemaatle kılınırsa imam olacak kimse bu namazı kılmayı evvela nezreder ve namazı kıldırırken kıraatı ve tesbihleri her yerde cehrî (sesli) okur. Cemaat ise sükut eder, dinler. (5)

    Tesbih namazında yanılma olursa, sehiv secdesinde bu ilave tesbihlerin okunması gerekmez. Namaz kılan aklında bu tesbihlerin sayılarını tutabiliyorsa, bastırarak da olsa parmakları ile saymaz.

    DİPNOTLAR

    (1) Mehmed Zihni Efendi, Nimet-i İslâm, İstanbul, 1398, s. 632.
    (2) Tirmizî, Vitir, 19; İbn Mace, ikâme, 190; Ebû Dâvud, Tatavvu, 14; et-Tergib ve’t-Terhib, I, 467, 469.
    (3) Tesbih namazının bu kılınma usûlü, Tirmizî’nin el-Câmii’nde İmam-ı Azam Ebû Hanife’nin (rh.) talebelerinden Abadullah b. Mübarek’ten (r.aleyh) rivayet ettiği şekle göredir.
    (4) el-Fetâva’l-Hindiyye, Mısır 1323, I, 119.
    (5) İbn Abidîn, Reddü’l-Muhtar, Mısır, 1966, II, 27; Muhtasar İlmihal, Hasan Arıkan, Fazilet Neşriyat, İstanbul, yyy., s. 95-96; Mehmed Zihni Efendi, Nimet-i İslâm, İstanbul, 1398, s. 632)

    TEVBE ETMEK FARZDIR

    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “İslâm(hakîkî îmân), öncesindeki küfrü imhâ eder, affettirir; tevbe de öncesinde işlenen günahları siler, affettirir.”

    (Hadîs-i Şerîf, Mecmau’z-Zevâid)
    Her Müslüman sabah akşam tevbe ve istiğfâra devâm etmelidir. “Ey îmân edenler, Allah’a nasûh tevbe ediniz” meâlindeki Tahrîm sûresinin, 8. âyet-i kerimesiyle tevbe farz kılınmıştır.

    Tevbe: kusûruna, günahlarına kalbiyle pişman olup bir daha yapmamaya azmetmektir.

    İstiğfâr: ‘Estağfirullâh el-azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüve’l-Hayye’l-Kayyûme ve etûbü ileyh’ diyerek Allah’tan günahının bağışlanmasını niyâz etmektir.

    Kulda şu üç şey bulunduğunda hakikaten tevbe etmiş olur:

    Birincisi, işlediği günahın zararının, dünyada ve âhirette severek istediği her şeye perde olduğunu bilmek.

    İkincisi, işlediği günahlardan dolayı kalbinde elem, acı hissetmek.

    Üçüncüsü, böyle günahları terk etmeye azmettikten sonra hemen o günâha karşılık olacak iyilikler yaparak günahlar sebebi ile kaçırdığı hayırları tedarik etmeye, kazanmaya gayret etmek.

    Yoksa kalbi gâfil olup günahına da pişman değil iken sırf dili ile tevbe ve istiğfârın faydası olmaz. Ancak âhirete ve günahların âhirette zarar vereceğine tam îmân edenlerin tevbesi makbul olur.

    İmâm-ı Âzam (rah.), vasiyetnâmesinde istiğfarı tavsiye etmiş ve akşam sabah seyyidü’l-istiğfar okumanın cennete girmeye vesîle olduğunu rivâyet etmiştir.

    Seyyidü’l-İstiğfâr:

    “Allâhümme ente’l-Melikü’l-Hayyü’llezî lâ ilâhe illâ ente. Ente Rabbî, halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va’dike mesteta’tü eûzü bike min şerri mâ sana’tü, ebûü leke bini’metike aleyye ve ebûü bizenbî, fağfirlî zünûbî, feinneke lâ yağfiru’z-zünûbe illâ ente.”

    (Ş. Dürri Yekta) –

    Tevbe hakkinda genis bilgileri bu lunkten okuyabilirsiniz : https://yukarikayalar.wordpress.com/category/tevbe/

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

 
%d blogcu bunu beğendi: