Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Aralık 2010

FATİHA-İ ŞERİFE’NİN ESRARI

Posted by Site - Yönetici Aralık 19, 2010

FATİHA-İ ŞERİFE’NİN ESRARI

FATİHA-İ ŞERİFE’NİN ESRARI

FATİHA-İ ŞERİFE’NİN ESRARI

(الْحَمْدُ ) Beş HARFLİDİR . CENAB-I HAK MELEKLERE ŞÖYLE BUYURUR: BU KULUMA 5 VAKİT NAMAZIN SEVABINI VERİN.

(للّهِ) ) ÜÇ HARFTİR.TOPLAM 8 HARF ETTİ. CENAB-I HAK MELEKLERE ŞÖYLE BUYURUR:BU KULUMA CENNETİN 8 KAPISINI DA AÇIN.

(رَبِّ الْعَالَمِينَ ) ON HARFTİR.TOPLAM 18 HARF EDER. CENAB-I HAK MELEKLERE ŞÖYLE BUYURUR:BU KULUMA 18 BİN ALEMİN SEVABINI VERİN.

(الرَّحْمـنِ) ALTI HARFTİR.TOPLAM 24 EDER.CENAB-I HAK MELEKLERE ŞÖYLE BUYURUR:BU KULUMA 24 SAAT İBADET ETMİŞ SEVABI VERİN.

(الرَّحِيمِ) ALTI HARF.TOPLAM 30 HARF EDER.CENAB-I HAK MELEKLERE ŞÖYLE BUYURUR:BU KULUMA 30 (GÜN) RAMAZAN SEVABI VERİN.

(مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ ) ON İKİ HARFDİR.TOPLAM 42 HARF EDER.CENAB-I HAK MELEKLERE ŞÖYLE BUYURUR:BU KULUMA 42 REKAT (5 VAKİTTE 40 REKAT + 2 REKAT KUŞLUK NAMAZI ) NAMAZ SEVABI VERİN.

(إِيَّاكَ نَعْبُدُ )= SEKİZ HARFTİR.TOPLAM 50 HARF EDER.CENAB-I HAK MELEKLERE ŞÖYLE BUYURUR:BU KULUMU SIRATTA HİÇ BEKLETMEYİN.(SIRATTA 50 SENE BEKLENİR.)

(وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ) = ON BİR HARFTİR.TOPLAM 61 HARF EDER.CENAB-I HAK MELEKLERE ŞÖYLE BUYURUR:BU KULUMA 61 DENİZDEKİ (DÜNYADA KÜÇÜK – BÜYÜK 61 DENİZ VARDIR) HER DAMLA MİKTARI SEVAP VERİN.

(اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ) =ON DOKUZ HARFTİR.TOPLAM 80 HARF EDER.CENAB-I HAK MELEKLERE ŞÖYLE BUYURUR:BU KULUMUN 80 BÜYÜK GÜNAHINI SİLİN.

(صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ) = ON DOKUZ HARFTİR.TOPLAM 99 EDER.CENAB-I HAK MELEKLERE ŞÖYLE BUYURUR:BENİM ESMA – İ HUSNE’MİN SEVABINI VERİN.

(غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ) = ON BEŞ HARFTİR.TOPLAM 114 EDER.CENAB-I HAK MELEKLERE ŞÖYLE BUYURUR:BU KULUMA 114 SURENİN SEVABINI VERİN.

(وَلَا الضَّالِّي) = ON HARFTİR.TOPLAM 124 HARF EDER.CENAB-I HAK MELEKLERE ŞÖYLE BUYURUR: BU KULUMA 124 BİN PEYGAMBERİN SEVABINI VERİN.( BİR RİVAYETE GÖRE 124 BİN PEYGAMBER GÖNDERİLMİŞTİR.)

(آمين ) = DÖRT HARFTİR.BUNU SÖYLEYEN DE 4 BELADAN EMİN OLUR:

1)İMANIN ZAİL OLMASINDAN.

2)ARASAT MEYDANINDA Kİ KORKUDAN.

3)SIRATTAN

4)CEHENNEMDEN

AYRICA (آمين) DEKİ

(Elif) =ADEM A.S.

(Mim) = MUHAMMED A.S.

(Ye) =YAHYA A.S.

(Nun ) = NUH A.S. ‘ A DELALET EDER VE ŞU ŞEKİLDE DUA YAPILMIŞ OLUR: YA RABBİ! BU 4 PEYGAMBER’İN YÜZÜSUYU HÜRMETİNE DUALARIMI KABUL EYLE.

Bu yazıyı gönderen degerli  ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN hocamizdan Allah razı olsun,Sizlerinde dualarını bekleriz.

.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | 1 Comment »

ÇALGILI -MÜZİKLİ İLAHİLER MODASI

Posted by Site - Yönetici Aralık 19, 2010

tasavvuf muzigi,muzikli ilahiler,musiki,muzik,RUHUN DEĞİL NEFSİN GIDASI MÜZİK!

ÇALGILI – MÜZİKLİ – İLAHİLER MODASI

Zamanımızda dans edecek derecede disko müzikleri gibi ilahi söyleme ve bunlara rağbet etme modası aldı başını gidiyor, din istismarcıları buluğ çağına girmiş kadın olma sıfatlarına malik genç kız çocuklarını bile para için ağlatarak sahnelere çıkarıyor ve bunlar vasıtası ile müslümanların inanç ve i’tikadlarını ifsad edip onları sömürüyorlar. Allah-ü teala kendisinin razı olduğu amelleri gerek kitabında gerek Resulleri vasıtası ile bildirmiştir, bildirdikleri emirler içersinde de; haşa “çalgılarla beni anın bana şükredin dememiştir..!” Hatta Resulullah “sallallahu aleyhi ve sellem” bu tür ilahilerin okunduğu mecliste en ön sırada oturmuş olsa hangi müslüman çalgılar ile kadınlı kızlı Allah’ı anabilir O’nu zikredebilir..? Allah insaf versin…

Dinimizislam.com tarafından İslam kitaplarından alıntı yapılan alt daki fetvaları elinizi vicdanınıza koyarak okuyun hangi alim neyi delil göstererek müziğe ruhsat veya izin vermiş bir tane bulamazsınız.Acizliğimiz ve kulluğumuz münasebeti ile bizlerden hatalar ve günahlar eksik olmaz fakat bu demek değildir ki işlediğimiz hata ve günahlardan müsterih olup onları beğenip taktir edelim böyle bir tutum bizlerin imanını zedeler hatta Allah korusun kati nasslardan birini inkarımız sebebi ile imanımızdan bile oluruz.

***

Nasslardan hüküm çıkaran ulemanın açıklamaları şöyledir:

İSLAM ALİMLERİ BUYURUYOR Kİ:

İbni Hibban’ın bildirdiği hadis-i şerifte, Resulullah, develerin boyunlarındaki ceresleri [çanları] çıkarmıştır. Halbuki çan şehveti tahrik etmez. Çan bulunan yere rahmet melekleri girmiyor. Artık çalgıyı, çalgı aletlerini siz düşünün. Şeyh-ul-İslâm Ahmed İbni Kemal efendi hazretleri Kırk Hadis kitabında buyuruyor ki:

(Mizmarları kırmak ve hınzırları öldürmek için gönderildim) hadis-i şerifindeki mizmar, bütün çalgı aletleridir. Bu hadis-i şerif, her çeşit çalgıyı ve domuz eti yemeyi yasak etmektedir.

Hazret-i Ebu Bekir, iki küçük cariyenin def çalıp şarkı söylediklerini gördü ve onları azarlayarak “Şeytanın çalgısını mı çalıyorsunuz?” dedi. (Buhari)

Hazret-i Ömer, ihramlı bir toplulukta şarkı söyleyen birine, “Allah senin ibadetini kabul etmesin” dedi. (İbni Ebid-dünya)

Eshabı kiramdan Enes bin Malik hazretleri “En pis kazanç, şarkı ve çalgı aletleriyle kazanılandır” dedi. (İbni Ebid-Dünya)

İbni Abbas hazretleri, “Çalgı aletleri haramdır” dedi. (Beyheki)

Âişe validemiz, bir evde şarkı söyleyen birini görünce ona, “Yazıklar olsun sana. Bu şeytandır, bunu çıkarın dışarı” dedi ve onu çıkardılar. (Buhari)

Fudayl b. İyad hazretleri, “Müzik ve şarkı, zinanın teşvikçisidir” dedi. (İbni Ebid-dünya)

Şeyhül İslam Ahmed İbn-i Kemal Paşazade,Risale-i Münire’debuyuruyor ki:

Cevâhir-i Fetâvâ kitabında (Raks [oyun], şarkı ve çalgı haramdır) diyor. İstihsân kitabında çalgı dinlemenin haram olduğu bildiriliyor. Hidâye kitabının sahibi, (Şarkı söyleyenin şahitliği kabul edilmez) diyor. Tefsir âlimlerinin büyüklerinden İmam-ı Kurtubi, “şarkı söylemek, ney çalmak ve raks etmek icma ile haramdır” diyor. Abdülkadir-i Geylani’nin (Raksa helal diyen kâfir olur) fetvası vardır. (Vesiletü’n Necat kitabı)

Şeyh Muhammed Rebhami hazretleri buyuruyor ki:

Saz, tanbur, def, ney ve diğer çalgı aletlerini çalmak, Allahü teâlânın emrini tutmamak olur.” (Riyad-ün-Nasıhin)

İmam-ı Şa’rani hazretleri buyuruyor ki:”Hakim-i Tirmizi’nin Nevadiru’l Usul adındaki kitapta rivayet ettiği hadis-i şerifte Resul-i Ekrem efendimiz, (Her kim şarkı sesine kulak verirse, onun ruhanileri dinlemesine izin verilmez) buyurdu. Oradakilerden biri tarafından, (Ya Resulallah, ruhaniler kimlerdir?) diye soruldu. Resulullah da, (Cennet ehlinin okuyucularıdır) buyurdu. (Muhtasar-ı Tezkire-i Kurtubi)

İmam-ı Birgivi hazretleri buyuruyor ki:

Saz dinlemekten kulaklarını korumalıdır.” (Risale-i Birgivi)

Şarkı, Kitap ve Sünnetle yasaklanmıştır.” (İmam-ı Kurtubi)

Şarkı ve müzik aletlerinin haram olduğu konusunda icma vardır.” (İbni Salâh)

İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:

İmam-ı Şami, Mültekıt kitabında (Hiçbir âlim, teganniye mubah demedi) buyurdu. (mektubat-i rabbani 266. mektub)

Kur’an-ı kerimi musiki perdelerine uydurarak okumak haramdır.” (Fetava-i Bezzâziyye)

Çalgı çalmanın haram olduğu, icma ile bildirildi.” (Makamat-ı Mazheriyye)

Çalgı çalarak veya oyun arasında Kur’an okuyan kâfir olur.” (Tergib-üs-salât)

İmam-ı Münavi hazretleri (Nikahı herkese duyurun! Bunun için de, camide yapın ve def çalın) hadis-i şerifini açıklarken, (Mescitlerde def çalınmaz. Hadis-i şerif, mescid dışında çalınmasını, mescitte yalnız nikah yapılmasını emrediyor) diyor. (Hadika)

Dümbelek, ney, saz çalmak haramdır.” (Tahtavi şerhi)

(Mevlana hazretleri ney çalmamış ve dinlememiştir sonradan mevleviliğe sokulmuştur, kendisi zikrin bile gizlisini yapar idi.)

Teganni ile okuyan bir imamın arkasında kılınan namazın iadesi gerekir.” (Halebi)

Kur’an-ı kerimi, Arap şivesine uygun, tecvid ile ve güzel ses ile okumalıdır. Ebu Davud’daki hadis-i şerifte, (Kur’anı güzel sesle okuyun) buyuruldu. Yani “Allah’tan korkarak okuyun” demektir. Bu da, tecvid ilmine uyarak okumakla olur. Yoksa, harfleri, kelimeleri değiştirerek, manayı, nazmı bozarak teganni ile okumak haramdır. (Berika)

Teganni haramdır.” (Tıbb-ün-nebevi)

Kur’an-ı kerimi teganni ile okumak ve dinlemek haramdır. Burhâneddin-i Mergınânî hazretleri buyurdu ki:

Kur’an-ı kerimi teganni ile okuyan hafıza, ne güzel okudun diyen kimsenin imanı gider. Tecdîd-i iman gerekir. Kuhistânî de, böyle yazmaktadır. (Dürr-ül-müntekâ)

Teganni ile şarkı söylemek ve dinlemek haramdır. Tekkelerde ilahiler okuyarak raks etmek, oynamak, dönmek haramdır. Şimdi, dinden haberi olmayan fasıklar, böyle tarikatçılık yapıyorlar.” (Fetava-yı Hindiyye 5 Cild 352. sahife)

Allame Zahirüddin bin Cafer diyor ki:

(Mevlidde, salihlerle salevat okumak, her zaman sevaptır. Fakat, buna haram karıştırmak, mesela çalgı, şarkı, raks gibi şeyler yapmak büyük günah olur.)

Büyük âlim ibni Arabi hazretleri Fütuhat-ı Mekkiyye kitabında, raks ile ve dönerek olan simanın yasak olduğunu bildirmiştir. (Mektubat)

Sima esnasında raks (dans) günahtır.” (Merec-ül-bahreyn)

Kitab-ül-kırare’deki hadis-i şerifte, kıyamet alametleri sayılırken, (Kur’an-ı kerim mizmardan, [çalgılardan] okunur) buyuruluyor. (Tergib-üs-salât)

Ney de, diğer çalgılar gibi asla caiz değildir. Eğlence ve para kazanmak için şarkı söylemek haramdır. Her çalgıyı çalmak ve dinlemek, raks etmek caiz değildir.” (Redd-ül Muhtar- İbni Abidin)

Allahü teâlânın aşkı ile dolmuş, evliyanın büyüklerinden olan Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretleri, ney ve başka hiçbir çalgı çalmadı. Musiki dinlemedi ve raks etmedi. Zikrin kalb ile, sessiz olacağını Mesnevi’de bildirmektedir.” (S. Ebediyye)

Raks ile, söz ile [şarkı, çalgı ile] başkalarını eğlendiren şahit olamaz.” (Mecelle m. 1705)

İlahi, hasta olmayan kalbi yumuşatır, haram olmaz. (ilahiler ile) Çalgı çalmak ise bütün âlimlerce haramdır. (Makamat-ı Mazheriyye)

Hak sevgisi ile sima dinleyen sıddık, nefse uyup dinleyen zındık olur.” (Siyerül-aktab)

Sıkıntı gidermek için, kendi kendine nağme okumak caizdir. Fakat, başkalarını eğlendirmek için okumak caiz değildir. Her çalgı haramdır.” (Ahlak-ı alaiyye)

Keyf ve eğlence için, her çalgıyı çalmak ve dinlemek haramdır. Yalnız savaşta, askerin moralini kuvvetlendirmek için, bando, mızıka çalmak ve bunlara sulhta da hazırlanmak ve düğünlerde davul, def çalmak caizdir. Mescitlerde her çalgı haramdır.” (Ukud-üd-dürriyye)

İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:

Eğlence veya para kazanmak için başkalarına şarkı söylemek, sözbirliği ile haramdır. Çalgı ile raks etmek büyük günahtır. Sıkıntısını gidermek için kendi kendine şarkı söylemek günah değildir. Çalgı olarak, yalnız kadınların düğünlerde def çalması caizdir.” (Redd-ül-Muhtar)

Fısk ve içki içilen yerlerde çalgı çalmak ve bunu dinlemek haramdır. Resulullah çobanın kavalını işitince, parmakları ile mübarek kulaklarını kapadı ise de, yanında bulunan Abdullah bin Ömer’e kulaklarını kapamasını emretmedi. Bu da, elde olmadan duymanın haram olmadığını göstermektedir. Bayramda, savaşta, hac yolunda, sahurda, düğünlerde ve askerlikte davul çalmak da caizdir. [Okullarda, millî ve siyasi toplantılarda bando, mızıka, mehter marşı çalmak caizdir.] (Hadika)

Def, tambur ve her çeşit çalgıyı evinde, dükkanında bulundurmak, kendisi kullanmasa bile, satmak, hediye etmek, kiraya vermek günahtır.” (Berika)

Müzik, nefsin gıdası, ruhun zehiridir, kalbi karartır.” (Dürr-ül mearif)

İlahileri çalgı ile, ney çalarak okumak bid’attir. Harama helal diyen ve haramı ibadete karıştıran kâfir olur.” (S.Ebediyye)

İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:

Resulullah efendimiz, geldiği bir evde, küçük zenci kızları [cariyeler] def çalıp şarkı söylüyorlardı. Şarkıyı bırakıp, Resulullahı övmeye başladılar. Resulullah efendimiz, (Onu bırakın, oyun arasında beni övmeyin. Beni övmek [mevlid, ilahi] ibadettir. Eğlence, oyun arasında ibadet caiz değildir) buyurdu. (K. Saadet)

[Bazıları, bu hadis-i şerife istinaden kadınların şarkı söylemesinin ve çalgının caiz olduğunu söylüyorlar. Şarkı söyleyenler cariye idi. Cariyenin avret yeri erkeğinki gibidir. Sesi de avret değildir. Hür kadınların sesi de avrettir, saçları kolları da avrettir. (Hadika, Berika)]

Her çeşit çalgı dinlemek haramdır.” (Fetava-i Bezzaziyye, Hadika, Ahlak-ı alaiyye)

Müzik bütün dinlerde büyük günahtır.” (Dürr-ül-münteka)

İncilin yasakladığı müziği, sonradan papazlar Hıristiyanlığa soktu.” (Mevahib-i ledünniyye şerhi Zerkani)

Bu yazıyı gönderen degerli  ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN hocamizdan Allah razı olsun,Sizlerinde dualarını bekleriz.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Müzik - Musiki, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: , , | 6 Comments »

Kız Çocuğu Bir Nimettir…

Posted by Site - Yönetici Aralık 18, 2010

kzocuubirnimettir

Kız Çocuğu Bir Nimettir…

Kız, çocuğu olunca üzülmek, hele hele anneyi suçlamak çok yanlıştır.

Kuran-ı kerimde mealen, (Allah dilediğine kız, dilediğine erkek çocuk bahşeder. Kimine hem erkek, hem kız çocuğu verir, dilediğini de kısır bırakır. Her şeyi hakkı ile bilen ve her şeye gücü yeten ancak Allahtır) buyuruldu. (Şura 49, 50)

Peygamber efendimiz, (Kız çocuklarını hor görmeyin) buyurdu. Hor görmek dini bilmemekten ileri gelir. Hayırlı evlat istemelidir. Hayırlı olmadıktan sonra, kız veya erkek olmuş ne fark eder?

Dinimizde, kadının ve kız çocuklarının fazileti büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Kızlarınızı altın ve gümüş ile süsleyin! Elbiseleri güzel olsun! İtibar kazanmaları için en güzel hediyelerle ihsanda bulunun!) [Hakim]

(Kız çocuğunu güzelce terbiye edip, Allahü teâlânın verdiği nimetlerle bolluk içinde yedirir giydirirse, o kız çocuğu onun için bir bereket olur, Cehennemden kurtulup kolayca Cennete girmesine vesile olur.) [Taberani]

(İki kız evladına güzel muamele eden, mutlaka Cennete girer.) [İbni Mace]

(İki kızı veya iki kız kardeşi olup da, maişetlerini güzelce sağlayanla Cennette beraber oluruz.) [Tirmizi]

(Çarşıdan aldığı şeyleri, erkek çocuklardan önce kız çocuklarına verene Allahü teâlâ rahmetle nazar eder. Allahü teâlâ, rahmetle nazar ettiğine de azap etmez.) [Harâiti]

(Çarşıdan turfanda meyve alıp evine getiren, sadaka sevabı alır. Getirdiği meyveyi, erkek çocuklarından önce kız çocuklarına versin! Kadınları, kızları sevindiren, Allah korkusundan ağlayanlar gibi sevap kazanır. Allah korkusundan ağlayanın bedeni de Cehenneme haram olur.) [İbni Adiy]

(Üç kızına, ihtiyaçtan kurtulana kadar iyi bakan, yedirip giydiren, elbette Cenneti kazanır.) [Ebu Davud]

(Üç kız veya kız kardeşinin geçim veya başka sıkıntılarına katlananı, Allahü teâlâ Cennete koyar.) Eshab-ı kiramdan biri, (İki tane olursa da aynı mıdır?) diye sual edince, Peygamber efendimiz (Evet, iki tane olursa da aynıdır) buyurdu. Başka birisi, (Ya bir tane olursa?) diye sual etti. Cevabında buyurdu ki: (Bir tane de olsa gene aynıdır.) [Hakim, Harâiti]

Görüldüğü gibi, kız ve kadınlara değer vermeyenler, müslümanlığı bilmeyen kimselerdir. Müslüman, dinini iyi öğrenip kadına layık olduğu değeri vermelidir!

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Kadınlara ancak asalet ve şeref sahibi kimse değer verir. Onları ancak kötü ve aşağılık kimseler hor görür.) [İ.Asakir

Bu güzel yazıyı bize gönderen degerli ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN hocamizdan Allah razı olsun,Sizlerinde dualarını bekleriz.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | 6 Comments »

KURÂN-I KERÎMİN MUHÂFAZASI

Posted by Site - Yönetici Aralık 17, 2010

KURÂN-I KERÎMİN MUHÂFAZASI

KURÂN-I KERÎMİN MUHÂFAZASI

KURÂN-I KERÎMİN MUHÂFAZASI

Hicr Sûresinin 9. âyet-i kerîmesinde şöyle buyuruluyor: (meâlen) Hiç şüphe yok ki zikri (Kur’an-ı Kerîmi) biz indirdik biz! Onu muhâfaza edecek de biziz!

Görüldüğü üzere Cenâb-ı Hak, Kurân-ı Azîmüş-Şânın muhâfazasını bizzât üstlendiğini bir çok tekîdle ifâde buyuruyor. Tefsir âlimleri bu muhâfazanın nasıl olacağı husûsunda birkaç vecîh beyân etmişlerdir,

Şöyle ki:

1. Allâhü Teâlâ, Kurân-ı Kerîmi hiçbir beşerin sözüne benzemeyen bir mûcîze kılmıştır. Böylece insanları Kurân-ı Kerîme ziyâde yapmaktan veyâ onu noksanlaştırmaktan âcîz bırakmıştır. Çünkü Kurân-ı Kerîme bir şey ilâve edecek veyâ eksiltecek olsalar nazm-ı Kurân değişir ve bütün akıl sâhipleri bunun Kur’ân olmadığını bilir.

2. Allâhü Teâlâ hiç kimseye Kurân-ı Kerîmle mücâdele edebilecek kudret vermemiştir. Onunla mücâdele etmeye kalkışan, dâimâ mağlûb olmaya mahkûmdur.

3. Cenâb-ı Hak, Kurân-ı Kerîmi muhafaza edecek, onu öğrenecek ve insanların da öğrenmesi için kıyâmet sabahına kadar hizmet edecek bir topluluğu vazîfelendirir. Bu sûretle, Kurân-ı Azîmüş-Şânın ortadan kalkmasına veyâ bozulmasına mânî olur.

4. Yine bir kişi Kurân-ı Kerîmin bir harfini veyâ bir noktasını değiştirmeye kalksa, muhakkak ona Bu yanlıştır, Allâhın kelâmını değiştirmektir, dalâlettir. İşte görülüyor ki, Kurân-ı Kerîm başka hiçbir kitaba nâsib olmayan bir muhâfaza altındadır.  Din düşmanlarının onu değiştirmek ve ortadan kaldırmak için bunca çalışmalarına rağmen Kitab-ı Mübînin bir harfini bile değiştirememeleri Kur’ân-ı Kerîmin en büyük mûcizelerindendir. (N-9)

Bu yazıyı gönderen degerli  ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN hocamizdan Allah razı olsun,Sizlerinde dualarını bekleriz.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Mahşer Meydanı ve Hesap

Posted by Site - Yönetici Aralık 17, 2010

Mahşer Meydanı ve Hesap

Mahşer Meydanı ve Hesap

Mahşer Meydanı ve Hesap

يَوۡمَٮِٕذٍ۬ تُعۡرَضُونَ لَا تَخۡفَىٰ مِنكُمۡ خَافِيَةٌ۬=“ O gün huzura arz olunursunuz. Size ait hiçbir şey gizli kalmayacak.

فَأَمَّا مَنۡ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُ ۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقۡرَءُواْ كِتَـٰبِيَهۡ=Artık kitabı sağ eline verilmiş olana gelince der ki; “-Alın okuyun kitabımı! Çünkü ben hakikaten hesabıma kavuşacağımı biliyorum

( فَهُوَ فِى عِيشَةٍ۬ رَّاضِيَةٍ۬ =İşte o hoşnut bir hayat içindedir.)

( فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ۬ = yüksek bir cennette)

(قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ۬ -=meyveleri de yakındır)

(كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَآ أَسۡلَفۡتُمۡ فِى ٱلۡأَيَّامِ ٱلۡخَالِيَة = {dünyada} Geçmiş günlerde takdim ettiğiniz {iyi amellerin} karşılığı olarak afiyetle yiyin, için. )

َ فَأَمَّا مَنۡ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُ ۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقۡرَءُواْ كِتَـٰبِيَهۡ = Amma kitabı sol eline verilmiş olan kimseye gelince, oda der ki; “ – Ah keşke benim kitabım verilmeseydi!)

وَلَمۡ أَدۡرِ مَا حِسَابِيَهۡ = Hesabımın da ne olduğunu bilmeseydim” (Hakka suresi 18-26)

–   İnsanlar mahşer meydanında, onun dehşet ve azamet terleri içinde kıvranıp dururken gök tarafından büyük yapılı, korkunç suretli şiddet saçan melekler gelir. Nitekim Rasülullah Efendimiz; “-Allah-ü Teala’ nın öyle acayip melekleri vardır ki göz kapaklarının arası 100 yıllık mesafedir.” buyurmuştur. İşte bu melekler halka dönerek, teker teker bütün insanları çağıracak “ Ey falan oğlu filan hesaba gel” diyecekler.

İşte bu anda kalpler çarpmaya, vücutlar terlemeye başlayacak, akıllar yerinden oynayacak. Hesaba çekilmektense cehenneme gitmeyi  tercih edecekler. Suale başlamadan önce  arşın nuru gözükecek ve yeryüzü bu nur ile parlayacak.  O zaman herkes Allah-ü Teala’nın hesap görmeye başlayacağını anlayacak ve yine herkes Allah-ü Teala’nın yalnız kendisini  hesaba çekeceğini zan edecektir.

Azamet sahibi  Hz Allah o anda Cebrail’e cehennemi getir buyuracak, o da cehennemi getirecek. Gerekli emri alan cehennem  kükreyerek, insanlar üzerine kıvılcımlar saçmaya başlayacak. Herkes onun uğultusunu duyacak ve herkes feryadu figan ederek vay halimize diyecekler…

بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَعُرِضُواْ عَلَىٰ رَبِّكَ صَفًّ۬ا لَّقَدۡ جِئۡتُمُونَا كَمَا خَلَقۡنَـٰكُمۡ أَوَّلَ مَرَّةِۭ‌ۚ بَلۡ زَعَمۡتُمۡ أَلَّن نَّجۡعَلَ لَكُم مَّوۡعِدً۬ا (٤٨)

Meali: “ Ve hepsi saf saf olarak Rablerine arz edilmişlerdir. İşte buyurur; “- Celalim hakkı için ilk defa yarattığımız gibi bize geldiniz.Size hiç  bir mevıde yapmayacağız, hesap sormayacağız zan etmiştiniz. Sure-i Kehf = 48

Beş saf olarak geleceklerdir, bir saf Peygamberlerden, bir saf   evliyaullahtan , bir saf mü’minlerden bir safta münafıklardan oluşacaktır.

Bu yazıyı gönderen degerli  ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN hocamizdan Allah razı olsun,Sizlerinde dualarını bekleriz.

.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mahşer, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | 2 Comments »

MÜMİN’İN MÜMİN KARDEŞİNE VAZİFESİ

Posted by Site - Yönetici Aralık 16, 2010

MÜMİN'İN MÜMİN KARDEŞİNE VAZİFESİ

MÜMİN'İN MÜMİN KARDEŞİNE VAZİFESİ

MÜMİN’İN MÜMİN KARDEŞİNE VAZİFESİ

Ebu Hüreyre r.a. Peygamber efendimizden şu Hadis’ i Şerifi

nakletmiştir:

<  MÜSLÜMANIN MÜSLÜMAN ÜZERİNDEKİ HAKKI 6 DIR >.

1- Ona rastladıgı zaman selam vermesi,

2- Yemege davet ederse icabet etmesi,

3- Nasihat istediginde nasihat etmesi,

4- Aksırdıgı zaman YERHAMÜKALLAH demesi,

5- Hastalandıgında ziyaret etmesi,

6- Öldügü zamanda cenazesinde hazır bulunmasıdır.

Herşeyden evvel müslüman herkese karşı hürmetli olan,edep  hudutlarının dışına çıkmayan insandır.Çünkü edep müslümanın vasfı  mümeyyizidir.

Müslüman müslümana karşı tatlı dilli, güler yüzlü, samimi, halis ve  muhlis ve açık kalpli olmalıdır.Allahü Teala güler yüzlü, iyi huylu kimseyi sever.

Müslüman hiç kimseye eliyle ve diliyle eziyet etmez.Çünkü müslüman  diger müslümanların elinden ve dilinden selamet buldugu kimsedir.

Yine müslüman, başkasının kötülügüne karşı iyilik yapmalıdır.Bunu  yapamazsa hiç olmazsa sabredip kötülükle karşılık vermemelidir.

Kendisine yapılan eziyetlere sabr etmeli, eziyet edenleride af  etmelidir. Kendisine gelmeyene gitmeli, vermeyene vermelidir.

Küsmemeli, üç günden fazla dargın durmamalı, dargın olan  müslümanların barışması için gayret etmeli,böylece İslam cemiyetinin  parçalanmasına müsade etmemelidir.

Müslümanın kusurlarını araştırmamalı, görüp bildigi kusurlarını da  örtüp gizlemelidir.Başkasının kusurunu degil de, kendi kusurunu  görmeli, başkasına yaptıgı kötülügü, başkasının da kendisine yaptıgı  iyiligi hiçbir zaman unutmamalıdır.

Müslüman, müslüman kardeşini arkasından müdafa etmeli, hakkındaki  yalnış fikirleri düzeltmeli, meşru olan her durumda din kardeşinin  yardımında olmalıdır.Çünkü müslüman din kardeşinin yardımında oldugu  müddetçe Allah c.c.de onun yardımında olur.

Müslüman kardeşi hakkında su-i zanda bulunmamalı, onu töhmet altında  bırakmamalı,onun hakkında nefret uyandırmamalı,uyandıranlara müsade  etmemeli buna gücü yetmedigi takdirde o meclisi terk etmelidir.

Müslüman, her insanın mevkiine göre konuşmalıdır.Cahil ile ilmi  mevzulara girmadigi gibi,Alim ile de onun ilmi mevkiine göre hareket  edip konuşmalıdır.

Mevki, makam ve mal sahiblerini, mal ve mevkileri  için degil Allah c.c. rızası ve müslüman kardeşlerimiz oldukları için sevmelidir.

Peygamberimiz s.a.v.< kim zengine malı için hürmet  gösterirse dininin üçte ikisi gider> buyurmuşlardır

Bu güzel yazıyı bize gönderen degerli ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN hocamizdan Allah razı olsun,Sizlerinde dualarını bekleriz.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

AŞURE NASIL YAPILIR – Aşure Tarifi – izleyin..

Posted by Site - Yönetici Aralık 16, 2010

AŞURE NASIL YAPILIR – Aşure Tarifi – izleyin..

Vodpod videoları artık kullanılamıyor.

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel | 1 Comment »

AŞURE GÜNÜ

Posted by Site - Yönetici Aralık 16, 2010

Aşure Günü,,asura,asir,asur,Aşûrâ Günü Namaz,Aşure tarifi ,Aşure günü duaları yapılacak ibadetler ve namazı,yeni,lezzetli tarif,en yeni tarifler,,

AŞURE  GÜNÜ

Ibni Abbâs buyurur ki;

«Peygamber ‘imiz Medine’ye gelince Yahudilerin Asure Günü oruç tuttugunu gördü. Sebebini sorunca O’naBu gün ulu Allah Hz. Musa (A.S.) ile Israilogullarini Firavn’in kavmi karsisinda üstün çikardi. Biz de Hz. Musa’ya (A.S.) duydugumuz hürmete dayanarak bu gün oruç tutuyoruz.” diye cevap verdiler.

Bunun üzerine Peygamber ‘imiz onlara «Biz Hz. Musa’ya (A.S.) sizden daha saygiliyiz» diye buyurarak ümmetine asure günü oruç tutmalarini emretti.

Asure Günü’nün üstünlük sebebi hakkinda bize genis bilgiler gelmistir. Bunlara göre bu gün Hz. Âdem’in {A.S.) tevbesi kabul edildi, yine Hz. Âdem (A.S.) bu gün yaratildi ve Cennete girisi de bu güne rastlar.

Ars, Kürsî, Gökler, yeryüzü, günes, ay, yildizlar ve Cennet bu gün yaratildi. Hz. Ibrahim (A.S) bu gün yaratildi ve yine bu gün atesten yanmaksizin kurtuldu. Yine bu gün Hz. Musa (A.S.) ile yanindaki mü’minler, suda bogulmaktan kurtuldular. Fir’avn ve adamlari bugün boguldu.

Hz. Isâ (A.S.) bu gün dogdu ve yine bu gün göge Çikarildi. . Nuh (A.S)‘un Gemisi bu gün Cûdî tepesinde karaya oturtuldu. Hz. Süleyman (A.S)’a muhtesem saltanat bu gün verildi.

Hz. Yûnus (A.S) baligin karnindan bu gün çikarildi. Hz. Yâkûb’un (A.S.) bu gün gözleri yeniden açildi. Hz. Yûsuf (A.S)‘un kuyudan çikarilmasi bu güne rastlar. Hz. Eyyüb (A.S) tutuldugu hastaliktan bu gün kurtuldu. Yeryüzüne ilk yagmurun düsmesi de bu güne rastlar.

Daha önceki ümmetler zamaninda bu gün oruç tutmak yaygindi. Hatta Ramazandan önce bu günde oruç tutmanin önce farz kilinip sonra bu emrin ortadan kalktigi ileri sürülür.

Hicretten sonra bu günü oruçla geçiren Peygamber ‘imiz Medine’ye gelince, emrini yeniledi.

Hattâ. Peygamberimizin (S.A.S.) fâni ömrünün son yilinda «Eger gelecek seneye kadar yasarsam. Asure Günlerin dokuzuncu ve onuncusunda oruç tutacagim» diye buyurdugu ve fakat o yıl içinde Allah’a kavustugu, buna göre onuncu günden baska bir gün oruç tutmadi ise de bu arzuyu gösterdigi ileri sürülür.

Zilhicce’nin dokuzuncu ve onbirinci günü tutulmasi «Siz Asure Günü’nden bir gün önce ve bîr gün daha oruç tutarak Yahudilerin geleneginden ayrilin.» seklindeki hadisine dayanir. Cünki, yahudiler sirf Asure Günü oruç tutuyorlardi.

Beyhâkî’ye göre Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

«— Asure Günü kim aile halkina ve yakinlarina karsi cömert davranirsa. Allah da onu bütün sene boyunca genislige kavusturur.»

Taberânî’nin kaydettigi ve rivayet zincirinde belirsizlik bulunan bir hadise göre. Peygamber’imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:

Asure Günü verilen bir dîrhemlik sadakaya yediyüz bin dirhem gibi sevâb verilir.”

Öte yandan. Asure Günü gözüne sürme çekenin o yil göz agrisina yakalanmiyacagini ve o gün yikananin hasta olmiyacagini ileri süren hadis uydurmadir.

Hakim’in belirttigine göre, o gün gözlere sürme çekmek, bid´attir, Ibni Kayyum (R.A.) «Asure Günü sürme çekmeyi, tanegillerden yemek pisirmeyi, yag sürün meyi ve kokulanmayi tesvik ettigi Heri sürülen hadis, yakmalarin uydurmasidir» der.

Bilesin ki, Asure Günü Hz. Hüseyin (R.A)’in ugradigi ihanet, onun derece yüceliginin artisina ve Allâh Katindaki yüksek mertebesini ve temiz ehli beytin safina katilisini gösteren bir delildir.

Bu günde Hz. Hüseyin’in (R.A.) ugradigi ihaneti anmak isteyen kimse, Allah’in emrine uyarak ve Ulu Allah’in «Onlara Allâh’dan magfiret ve rahmet vardir. Iste onlar hidayete erenlerdir» mealindeki âyetle Hz. Hüseyin’e (R.A.) ayirdigi mertebeye saygi duyarak sadece sık sık «Innâ lillâhi ve in-na ileyhl râciûn» demesi gerekir.

Bunun disinda hic kimsenin, sakın ve sakın râfizilerin ve benzerlerinin yas tutma, aglasma ve dögünme gibi geleneklerine uymamalidir. Çünki böyle davranmak, mü’min ahlâkina uymaz. Eger böyle davranmak mesru olsaydi, Hz. Hüseyin’in (R.A.) dedesi olan Peygamber imizin ölüm gününde yas tutmak daha yerinde oturdu.

Yüce Allâh, bize kafidir, O ne gürel vekildir.

Bu güzel yazıyı bize gönderen degerli ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN hocamizdan Allah razı olsun,Sizlerinde dualarını bekleriz.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | 2 Comments »

Gelin – Kaynana ilişkisi

Posted by Site - Yönetici Aralık 15, 2010

Gelin - Kaynana ilişkisi

Gelin - Kaynana ilişkisi

Gelin – Kaynana ilişkisi

Çin Hikayesi

Li-Li, gelin olup Çin geleneklerine uygun biçimde kaynanasının evine taşınmıştı… Ancak kısa bir süre sonra, kaynanasıyla arasında geçimsizlik baş gösterdi. Çünkü kişilikleri tamamen farklıydı ve birinin ak dediğine diğeri kara diyordu…

Genç gelin ayrı bir eve taşınmak için nabız yoklayınca ortalık ayağa kalktı… Hiçbir gelin kaynanasından ayrı ev açamazdı… Çin gelenekleri buna asla izin vermiyordu.

Li-Li mecburen vazgeçti. Arzusunu/isteğini bastırıp kaynanasıyla oturmayı sürdürdü…

Fakat hayat gitgide çekilmez oluyordu… Hele de eşinin hali perişandı… Annesiyle karısı arasında tükeniyordu adeta… Aslında hayat üçü için de cehennem azabına dönmüştü…

Genç gelin çaresizlik içinde kıvranırken, aklına çılgın bir fikir geldi… Kaynanasını zehirleyecekti… Lakin bunu kimseye fark ettirmeden yapmalıydı…

Doğruca babasının eski bir arkadaşı olan ihtiyar bir aktara koştu ve planını anlattı ona…

Peki” diyen yaşlı baharatçı, ona bitkilerden bir şurup hazırladı:..

Bu” dedi, “etkisi üç ay içinde görülecek bir zehirdir. Üç ay boyunca her gün azar-azar kaynananın yemeğine karıştıracaksın.”

Parmağını havaya kaldırarak devam etti yaşlı Çinli aktar: “Kaynanan öldüğünde kimsenin senden kuşkulanmaması için, üç ay boyunca kaynanana çok iyi davranmalı, bir dediğini iki etmemelisin. Kadıncağız üç ay sonra nasılsa ölecek, bari gözü arkada kalmasın.

Tamam” diyen Li-Li, sevinç içinde eve döndü ve yaşlı baharatçının dediklerini aynen uygulamaya koydu…

Kaynanasına her gün çok güzel yemekler pişiriyor, o güne değin hiç olmadığı kadar da iyi davranıyordu… O kadar iyi davranıyordu ki, kaynanası gelinine yaptıklarından dolayı pişman olmaya başlamıştı… Gelinine haksızlık ettiğini düşünüyordu… Birkaç gün içinde o da değişip iyileşmeye karar verdi… Artık o da gelinine çok iyi davranıyordu…

Böylece aileye dirlik ve düzen gelmişti… Herkes çok mutluydu… Özellikle Li-Li’nin eşi, bu değişimden son derece memnundu… Annesiyle karısı arasında öğütülmekten kurtulmuştu…

Fakat zehir etkisini gösterip kaynana ölünce ne olacaktı… Genç gelin yaptıklarından pişman bir vaziyette aktar dükkânının yolunu tuttu… Babasının dostu olan yaşlı aktarı tekrar buldu… Kaynanası için bir panzehir yapmasını rica etti…

Artık ölmesini istemiyorum; lütfen verdiğiniz zehiri etkisizleştirecek bir panzehir hazırlayın…

Li-Li konuşurken ağlıyordu… Yaşlı baharatçı, karşısında ağlayarak konuşan genç gelini gülümseyerek dinledikten sonra, sordu:

Neden artık kayınvalidenin ölmesini istemiyorsun? Oysa buraya ilk geldiğinde çok kararlı görünüyordun!

İstemiyorum, çünkü...” dedi Li-Li gözyaşlarını silerek, “O çok değişti, artık eskisi gibi aksi değil; benim ak dediğime kara demiyor, evin içinde gülümseyerek dolaşıyor, bana kızım diye hitap ediyor… Anlayacağınız ey babamın dostu, evde her şey yolunda…

İhtiyar baharatçının gülümsemesi tüm yüzüne yayıldı… “Demek işler yolunda, birbirinizle artık zıtlaşmıyorsunuz.”

Asla!” dedi genç gelin, “zıtlaşmak şöyle dursun, çok seviyoruz birbirimizi… biraz görmesek özlüyoruz...”

Ve artık onun ölmesini istemiyorsun.”

Asla! Kaynanamı o kadar seviyorum ki, ölürse dayanamam… Bu benim başıma gelebilecek en büyük felaket olur.”

Yaşlı aktar uzun sakalını çekiştirerekten tane-tane konuşmaya başladı: “Ey benim eski ve iyi dostumun kızı Li-Li! Merak etme, sana zehir diye verdiğim şey iştah açıcı etkisi olan bir şuruptu… Ondan yemeğine katarak, sadece kaynananın iştahını artırabilirdin.”

Derin bir nefes aldıktan sonra devam etti: “Gerçek zehir senin beyninde idi… Adı ‘peşin hüküm’ ve ‘nefret’ti… Zaten nefret, peşin hükmün çocuğudur… Bir beyne yerleştiler mi, beyindeki tüm iyi şeyleri öldürürler… Kaynanana iyi davranınca beynindeki zehirlerden kurtuldun. Kaynanan da, senin iyi davranışların sayesinde kendi beynindeki zehirlerden kurtuldu… Sana iyi davranmaya başladı… Peşin hükümle birlikte nefret dağıldı gitti, yerlerine sevgi geldi… Sonuçta olmanız gerektiği gibi ana-kız oldunuz.

***

Eski bir Çin atasözü şöyle der: Gül veren elde gül kokusu kalır.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | Etiketler: | 1 Comment »

Aşure gününde yapılabilecek ibadetler..

Posted by Site - Yönetici Aralık 15, 2010

Aşure gününde yapılabilecek ibadetler..

Aşure gününde yapılabilecek ibadetler..

Aşure gününde yapılabilecek ibadetler..

1)O gün eve ufak tefek erzak alınırsa,bir sene boyunca evde bereket olur.Zira efendimiz,S.A.V. şöyle buyurmaktadır:

Kimki aşure gününde kendinin ve aile efradının nafakasını geniş tutarsa,Cenabı hakta senenin tamamında o kişinin rızkını genişletir.

Bazı zatlar ‘evde ihtiyaç olan birçok bilhassa gıda maddeleri o gün alınınca evde bir sene boyunca eksiklik görülmez’ demişlerdir.

2)Enaz 10 Müslümana birer selam veya bir müslümana 10 selam verilir.Bu hususta P.E.şöyle buyurmaktadır:

Herkim aşure gününde müslümanlardan 10 kişiye selam verirse,o kişi bütün müslümanlara selam vermiş gibidir.

Başka bir hadisi şerifte ise,”İnsanların en cimrisi selamı esirgeyendir.En acizide duadan aciz olandır.”buyrulmuştur.

3)Ogün fakir fukara sevindirilir.Çünkü efendimiz,şöyle buyurmaktadır:

Kimki aşure günü zerre miktarı tasaddukta bulunursa Cenabı hak ona Uhut dağı kadar sevap verir.Ve kıyamet günü o sevaplar mizanına konur.’

4)O gün gusletmek çok faziletlidir.Nitekim P.E;

Aşure günü boy abdesti alan,ölüm hastalığından başka hastalık görmez.O gün bir hastayı ziyaret eden bütün insanları ziyaret etmiş gibi olur.Aşure günü bir kimseye su veren isyan etmemiş gibi afvolunur.”

Diğer bir hadisi şerifte;

Aşure günü iki defa boy abdesti alan kişinin gözlerinde ebediyyen hastalık olmaz.”buyrulmuştur.

Yine efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

‘Kimki aşure günü gusledecek olursa anasından doğduğu gün gibi ,Cenabı Hak onu günahlardan temizler.

Allah dostları,bu işin hikmetini şöyle izah etmişlerdir.

Aşure günü bütün sulara zemzem suyu karıştırılır.Bu nasıl olur?denilirse nasılki arzın bir cüzü olan insanoğluna bir damarından herhangi bir ilaç verilirse vücüdundaki bütün kılcal damarlarına varıncaya kadar o ilaç ulaşır.Aynı şekilde arzın damarları su kaynaklarıda birbirine bağlıdır.Aşure günü vazifeli melekler tarafından arzın bütün sularına zemzem suyu sirayet eder.Ve o gün bütün sularda zemzem bereketi olur. Binaenaleyh o gün gusleden,sulardan içen bütün müslümanlar için Allah tarafından şifadır.

5)Akrabaları ziyaret ederek sılayı rahim yapmak.Zira efendimiz buyuruyorki,

Kim akrabaları ile ilişkisini kesmiş iken Aşure günü onları ziyaret ederse Allahü teala ona Zekeriyya A.S.ve İsa A.S.ın nasibini verir.Ve orta parmakla şehadet parmağının yakınlığı gibi Cennnette o iki peygambere komşu eder.’

6)Zikir meclislerinde bulunmak.Bu husustada efendimiz şöyle buyurmuştur:

Kimki aşure günü Allah’ı bir topluluğa gider,onlarla bir saat bulunursa onu cennetine koymak Allah üzere haktır.”

7)Açlar doyurulur,çıplaklar giydirilir ve yetimlerin gönlü alınır.P.E. şöyle buyurmuştur,

Kimki aşure günü eliyle bir yetimin başını mesederse(okşarsa)Cenabı Hak o yetimin başındaki saçının her teli için cennette yüksek dereceler verir.

8 ) Husama namazı kılınabilir.

Bu namaz aşure günü kılınabilir.Çünkü efendimiz bu namazı aşure günü,terviye günü,arefe günü,kurban bayramı günü ve beraat günü olmak üzere senenin 6 gününde kılarlardı.

9)10 defa şu dua okunur;

سُبْحانَ اللَّهِ مِلْأَالْميزانِ وَمُنْتَها الْعِلْمِ وَمَبْلَغَ الرِّضىَ وَزينَةَالْعَرْشِ

10)Aşure gününe mahsus olmak üzere kuşluk vakti iki rekat namaz kılınır.

Her rekatte 1 fatiha 50 ihlası şerif okunur.Namazdan sonrada 100 defa şu salavatı şerife okunur.

Allahümme salli ala seyyidina muhammedin ve ala eli seyyidina muhammedin ve ademe ve nuhin ve ibrahime ve musa ve isa vema beynehüm minennebiyyine vel mürselin.Salavatullahi ve selamühü aleyhim ecmeıin.”

Öğle ile ikindi arasında 4 rekat namaz kılınır.

Her rekatte 1 fatiha,50 ihlası şerife okunur.

Namazdan sonra,

70 istiğfarı şerif

70 salevatı şerife

70 defada LA HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAHİL ALİYYİL AZİM. denilir.Sonrada ümmeti muhammedin hidayeti için dua edilir.

Bu guzel yazi icin Şerife Şevval Kardelen hoca kardesimize tesekkur ederiz.

KAYNAK

*fazilet neşriyat dua ve ibadetler

*imam gazali(ihyaülleyli vennahar)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | 7 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: