Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Kıyamet Gününde Şefaatçiler.

Posted by Site - Yönetici Ekim 12, 2010

Kıyamet Gününde Şefaatçi

Kıyamet Gününde Şefaatçi

Kıyamet Gününde Şefaatçiler; Önce Peygamberler, Sonra Alimler, Sonra Da Şehidler Olacaktır:

Hafız Ebû Ya’lâ… Müminlerin emiri Osman b. Affan (r.a.)’dan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Kıyamet gününde üç sınıf insan şefaat edecektir: Peygamberler, sonra âlimler, sonra da şehidler.

Ebubekir el-Bezzâr… Harb b. Şüreyh el-Bezzâr’ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: Ebû Cafer Muhammed b. Ali’ye dedim ki:

Iraklıların sözünü ettiklerî şu şefaat hakkında ne diyorsun? Gerçek­ten şefaat var mıdır?

Neyin (kimin) şefaatini soruyorsun?

Muhammed (s.a.v.)‘in şefaatini soruyorum.

Evet. Vallahi bu şefaat vardır. Allah’a yemin ederim ki; amcam Mu­hammed b. Ali b. Hanefiye, Ali’den naklederek Rasûlullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etti:Ümmetim için o kadar çok şefaat ederim ki, niha­yet Aziz ve Celil olan Rabbim bana seslenerek,Razı oldun mu ey Muham­med?diye sorar. Ben de: “Razı oldum ya Rab.derim.”

İbn Ebi’d-Dünyâ… Avf b. Mâlik el-Eşcaî’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Dün gece Rabbimin katından biri yanıma gelerek beni, ümmetimin ya­rısının cennete girmesi ve şefaat ikilemi arasında seçim yapmak durumunda bıraktı. Ben de şefaati seçtim. Sahabîler: “Ey Allah’ın Rasûlii! Allah aşkına ve sahabilerin olmamız hatırına bizi de kendilerine şefaat edeceklerin arası­na kat.deyince Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Burada hazır bulunan­lar şahid olsunlar ki; şefaatim, ümmetimden, hiç bir şeyi Allah’a ortak koş-maksızın ölen kimseleredir.

Yakub b. Süfyan… Avf b. Mâlik’ten rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Rabbimin katından Cibril (a.s.) yanıma gelip beni iki şeyden birini seç­me durumunda bıraktı: Ya Ümmetimin yarısı cennete girecekti. Ya da şefa­atte bulunacaktım. Ben şefaatte bulunmayı seçtim.

Beyhakî… Şa’bî’den rivayet etti ki; Kâ’b b. Ucre şöyle demiştir:

Ya Rasûlallah! Şefaat, şefaat...” dedim. Rasûlullah (s.a.v.) şu cevabı verdi: “Şefaatim, ümmetimin büyük günah işleyenlerdedir.”

İmam Ahmed b. Hanbel… Huzeyfe’den rivayet etti ki; Ebubekir es-Sid-dık (r.a.) şöyle demiştir:

Bir gün Rasûlullah (s.a.v.) sabahladı, namazını kıldı. Sonra oturdu. Kuşluk vakti olunca güldü. Sonra yerinde oturdu. Derken öğlen, ikinci ve ak­şam namazlarını da kıldı. Bütün bunlar olup biterken o hiç konuşmuyordu. Nihayet yatsı namazını da kıldı. Sonra kalkıp ailesinin yanına gitti. İnsanlar banaRasûlullah (s.a.v.)‘e durumunu sormayacak mısın? Çünkü o bugün da­ha önce hiç yapmadığını yaptı!dediler. Ben de durumu kendisine sordum. Bana şu açıklamada bulundu:

Evet. Bana dünya ve ahiret halleriyle ilgili manzaralar gösterildi. (Kı­yamet gününde Cenab-ı Allah, önceki ve sonraki ümmetleri aynı alanda top­layacak. İnsanlar şöyle kıtalara ayrılacaklar, nihayet çenelerine kadar tere gö­mülecekler ve o halde Âdem (a.s.)’e gidip diyecekler ki: “Sen beşeriyetin atasısın. Allah seni seçti. Rabbin katında bize şefaatçi ol.” Âdem (a.s.) ise şöyle cevap verir: “Sizin karşılaştığınız şeylerle ben de karşılaştım. Siz, baba­nız (Adem)’den sonra (ikinci) babanız olan Nûh (a.s.)’a gidin.”

Allah, Adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini, İmrân ailesini âlemlere tercih etti.” (Âl-i İmrân. 3/33)

İnsanlar Hz. Nuh’un yanma gider ve derler ki: “Rabbin katında bize şe­faat et. Sen Allanın seçtiği, tercih ettiği, duasını kabul buyurduğu bir kimsesin­. Peygamberlerden hiç biri seninki gibi bir duâ yapmamıştır.” Hz. Nûh, onlara: “İstediğiniz şey yanımda yoktur. Ama siz İbrahim’e gidin. Çünkü Al­lah onu dost edinmiştir.” Yanına gittiklerinde Hz. İbrahim onlara: “İstediği­niz şey yanımda yoktur. Ama siz Musa’ya gidin. Çünkü Allah onunla konuş­muş ta konuşmuştur.” der. Yanına gittiklerinde Hz. Mûsâ onlara: “İstediği­niz şey yanımda yoktur. Ama siz Ademoğullannın efendisinin yanına gidin. Çünkü yer ilk olarak onun için yarılacak ve o, mezarından ilk çıkacak kişi olacaktır. Siz, Muhammed (s.a.v.)’e gidin.” der.

Yanıma gelirler. (Şefaat için) Rabbimden izin isterim. Bana izin verilir. O’nu gördüğümde  secdeye kapanırım. Yüce Allah dilediği bir süre kadar beni o halde bırakır. Sonra şöyle buyurur: “Başını secdeden kaldır. Konuş, sözün dinlenecektir. Şefaat et, şefaatin kabul edilecektir.” Başını kaldırıpta Aziz ve Celil olan Rabbim bana baktığında O’nun huzurunda secdeye kapa­nırım. O vaziyette bir cuma (hafta) kadar daha beklerim. Yüce Allah: “Başı­nı secdeden kaldır. Konuş, sözün dinlenecektir. Şefaat et, şefaatin kabul edi­lecektir.” der. Başımı kaldırıp ta Aziz ve Celil olan Rabbim bana baktığında O’nun huzurunda secdeye kapanırım. O vaziyette bir cuma (hafta) kadar da­ha beklerim. Yüce Allah: “Başını secdeden kaldır. Konuş, sözün dinlenecek­tir. Şefaat et, şefaatin kabul edilecektir.” der. Tekrar secdeye kapanmak Rab­bimin huzuruna vardığımda Cebrail pazumdan tutar ve hiç bir beşere öğret­mediği bir duayı bana öğretir. Ben de derim ki: “Ey Rabbim! Beni Âdemoğullarının efendisi olarak yarattın. Bunu övünmek için söylemiyorum. Kıya­met gününde yer ilk olarak benim için yarılacak ve mezardan çıkacak ilk ki­şi ben olacağım. Bunu da Övünmek için söylemiyorum.” Derken Eyle ile San’a arasındaki mesafeden daha fazla bir yeri dolduracak kadar ümmetim­den çok sayıda kişi. Kevser havuzuna (su içmeye) gelecektir. Sonra peygam­berler çağırılırlar. Allah’ın salât-ü selâmı üzerlerine olsun. Kimi peygamber bir toplulukla gelecek; kimi peygamber beş altı kişiyle gelecek, kimi pey­gamber de yalnız başına gelecektir. Sonra şehidler çağırılır. Onlar, diledikle­ri kimselere şefaat ederler. Şehidler böyle yaptıktan sonra yüce Allah: “Ben merhametlilerin en merhametlisiyim. Allah’a hiç bir şeyi ortak koşmayan kimseleri de cennete koyun.” diye emreder. Onları da cennete koyarlar. Son­ra yüce Allah “Cehenneme bakın bakalım. Orada hiç bir hayırlı amel bulabi­lecek misiniz?” diye sorar. Cehenneme bakar, orada bir adama rastlar ve ona: “Hiçbir hayırlı amel işledin mi?” diye sorarlar. O da şöyle cevap verir: “Ha­yır. Sadece alışverişte insanlara müsamahalı davranırdım.” Bunun üzerine Cenab-ı Allah: “Kendisi diğer kullarıma nasıl müsamahalı davranmışsa siz de bu kuluma müsamaha gösterin.” der. Sonra cehennemden bir adam çıka­rırlar. Ona: “Hiç hayır yaptın mı?” diye sorarlar. O da: “Hayır. Yalnız çocuk­larıma şu vasiyette bulunmuştum: ‘Ben öldüğümde beni ateşle yakın. Sonra beni öğütür gibi ufalayın. Sürme haline geldiğimde beni deniz kıyısına götü­rüp rüzgara vererek savuran. Vallahi o zaman âlemlerin Rabbi beni artık hiç yakalayıp azablandıramaz’!” Yüce Allah o adama sorar:

— Neden böyle yaptın?

— Senden korktuğum için.

En büyük mülke sahib olan hükümdara bak! Onun mülkü kadar mülk ve on kat fazlası sana verilecektir!

Sen en büyük hükümdar olduğun halde benimle niye alay ediyorsun? Resûlullah (s.a.v.): “Kuşluk vaktinden beri beni güldüren, işte buydu.”dedi.

İmam Ahmed b. Hanbel… Ebû Saîd’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Sırat köprüsü cehennemin iki yakasının üzerine kurulur. Üzerinde hur­ma dikeni gibi dikenler vardır. Sonra insanlar onun üzerinden geçerler. Kimi selâmetle geçip kurtulur. Kimi yaralanarak geçip gider. Kimi yakalanıp ce­henneme düşer. Cenab-ı Allah, kullar arasında hüküm verme işini tamamla­dıktan sonra müminler, dünyadayken kendileri gibi namaz kılıp, zekât veren, oruç tutan, hac eden, gaza yapan bazı adamları aramaya başlar ve şöyle der­ler: “Ya Rab! Kullarından bazıları dünyadayken bizimle beraber ve bizim gi­bi namaz kılar, zekât verir, oruç tutar, hacceder ve gaza yaparlardı. Ama şim­di onları göremiyoruz?!” Cenab-ı Allah, müminlere der ki: “Cehenneme gi­din. Bu dediklerinizden orada bulduklarınızı ateşten çıkarın.” Müminler ce­henneme gider, onları orada bulurlar. Ateş onları amellerine göre yakalamış­tır: Kimini ayaklarına kadar, kimini bacaklarının yarı yerine kadar, kimini dizlerine kadar, kimini beline kadar yakalamıştır. Ama yüzlerini bürümemiştir. Onları ateşten çıkarıp hayat suyuna atarlar.” Ashab: “Hayat suyu nedir ey Allah’ın Rasûlü?” diye sorduklarında, Rasûlullah (s.a.v.) şu cevabı verdi: “Cennetliklerin yıkandığı sudur. (O suda yıkanınca) tarladaki ekin gibi biter-ler”.Bir defasinda da şöyle demişti: Ekin, selin (ardı sıra yerde kalan) köpü­ğünün içinde biter.) Sonra peygamberler, ihlâslı olarak ‘Allah’tan başka ilâh yoktur` diye şehadet getirmiş olanlar için şefaatte bulunarak onları cehen­nemden çıkarırlar. Sonra da Cenab-ı Allah kendi rahmetiyle, cehennemdekilere tecelli eden ve kalbinde zerre ağırlığınca imân bulunan hiç bir kulu ora­da bırakmaz, mutlaka çıkarır.

İmam Ahmed b. Hanbel… Ebû Saîd’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cehennemlikler, o ateş ehlidir ki, onlar orada ölmezler ve dirilmezler. Cenab-ı Allah, kendilerine merhamet etmek istediği kimseleri cehennemde öldürür. Sonra onları gurup halinde hayat nehrine koyar. Onları dağıtır. (Ya­hut onlar hayat nehrine ya da cennet nehrine açılırlar.) Sonra da sel artığı su­lardaki bitkiler gibi biterler. Ağacı hiç görmüyor musunuz? Önce yeşerir, sonra sararır, ardından tekrar yeşil olur.” Bazıları dediler ki: Rasûlullah (s.a.v.) böyle derken badiyedeymiş gibiydi.

İmam Ahmed b. Hanbel… Ebû Saîd’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cehennemlikler, o ateş ehlidir ki; orada ölmez ve dirilmezler. Onlar o kimselerdir ki suçları (ya da günahları) sebebiyle cehenneme girerler. Yüce Allah onları öyle bir öldürüşle öldürür ki adeta kömür haline gelirler. İşte o zaman Cenab-ı Allah ohlara şefaat edilmesine izin verir. Onlar toplu olarak getirilip cennet ırmaklarına serpiştirilirler. Cenab-ı Allah:Ey Cennetlikler! Bunlara su gönderinder. Sonra onlar, sel köpüğünde biten tahıllar gibi bi­terler.” Bu hadisi dinleyen ashaptan biri:Rasûlullah (s.a.v.) böyle derken badiyedeymiş gibiydi.” dedi.

İmam Ahmed b. Hanbel… Ebû Nadre’den rivayet etti ki; Ebû Saîd el-Hudrî şöyle demiştir:

İnsanlar üzerinde kancalar, dikenler ve çengeller bulunan ve bunlara ta­kılmaktan da kurtulamayacakları cehennem köprüsünden geçmek durumun­da bırakılırlar. Kimi o köprüden yıldırım gibi, kimi rüzgar gibi, kimi rahvan at gibi geçip gider. Kimileri de sürünerek geçip giderler.

Cehennemliklere gelince onlar orada ölmezler ve dirilmezler. Günah­kârlar ise günahları nedeniyle yakalanıp yakılırlar. Adeta kömür haline gelir­ler. Sonra Cenab-ı Allah onlara şefaat edilmesine izin verir de guruplar ha­linde cehennemden alınıp bir ırmağa atılırlar. Orada sel köpüklerinde biten bitki gibi biterler. Evet, Rasûlullah (s.a.v.) bu konuda şöyle buyurdu:

Cehenneme en yakın bir adam çıkarılıp cehennemin kenarına getirilir. Yüce Allah’a şöyle der:

Ya Rab! Yüzümüzü cehennemden başka tarafa çevir.

Bundan başka bir şeyi benden istemeyeceğine dâir ahdine ve zimme­tine yemin eder misin?

Ahdime ve zimmetime yemin ederim ki, başka bir şeyi istemeyece­ğim senden.

Cenab-ı Allah onun yüzünü başka tarafa çevirir. O esnada bir ağaç gö­rür ve şöyle der:

Ya Rab! Beni şu ağaca yaklaştır da gölgesinde gölgeleneyim ve mey­vesinden yiyeyim.

Bundan başka bir şeyi benden istemeyeceğine dâir ahdine ve zimme­tine yemin eder misin?

Ahdime ve zimmetime yemin ederim ki, başka bir şeyi istemeyece­ğim senden.

Cenab-ı Allah onu o ağaca yaklaştırır. Ama adam o esnada öncekinden daha güzel bir ağaç görür ve şöyle der:

Ya Rab? Beni şu ağacın yanına götür de gölgesinde gölgeleneyim ve meyvesinden yiyeyim.

Bundan başka bir şeyi benden istemeyeceğine dâir ahdine ve zimme­tine yemin eder misin?

Ahdime ve zimmetime yemin ederim ki, başka bir şeyi istemeyece­ğim senden.

Cenab-ı Allah onu o güzel ağacın yanına götürür. O esnada adam (önce­kilerden daha güzel) üçüncü bir ağaç görür ve şöyle der:

Ya Rab? Beni şu ağacın yanına götür de gölgesinde gölgeleneyim ve meyvesinden yiyeyim.

– Bundan başka bir şeyi benden istemeyeceğine dâir ahdine ve zimme­tine yemin eder misin?

Ahdime ve zimmetime yemin ederim ki, başka bir şeyi istemeyece­ğim senden.

Cenab-ı Allah onu o ağacın yanına götürür. Adam insan topluluğunu (cennette) görüp seslerini işitince ‘Ya Rab! Beni cennete koyder. Adam cennete konulur. Kendisine dünya ve bir o kadarı daha verilir. (Başka bir ri­vayette ise şöyle denilmiştir: Adam cennete girer. Kendisine dünya ve on ka­tı daha verilir).”

İmam Ahmed b. Hanbel… Amr b. Saîd’den rivayet etti ki; Ebû Hüreyre şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v.)’e: “Kıyamet gününde senin şefaatin sebe­biyle en fazla bahtiyar olacak insan hangisidir?” diye sordum. Buyurdu ki:

Ey Ebû Hüreyre! Senin hadise tutkun olduğunu gördüğüm için bu ha­disi senden önce hiç kimsenin bana sormayacağını tahmin etmiştim doğrusu. Kıyamet gününde benim şefaatim sebebiyle en fazla bahtiyar olacak insan, kendiliğinden ihlâslı olarak lâilahe illallah diyen kimsedir.

Bu, Buharî ve Müslim’in sıhhat şartlarına uygun sahih bir hadistir.

İmam Ahmed b. Hanbel… Muaviye b. Ma’teb el-Hüzelfden rivayet etti ki; Ebû Hüreyre şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’e: “Şefaat konusunda Rabbin senden ve murâd eyledi?” diye sordum. Buyurdu ki:

Muhammed’in canım kudret elinde bulunan zât’a yemin ederim ki; senin ilme tutkun olduğunu gördüğümden dolayı ümmetimden ilk senin bu soruyu bana soracağını tahmin etmiştim doğrusu. Muhammed’in canı kudret elinde bulunan zât’a yemin ederim ki; insanların cennet kapısında durmaları beni şefaatimin tamam olmasından daha çok ilgilendirip düşündürmektedir. Şefa­atim, “Allah’tan başka ilâh yoktur” diyerek ihlaslıca şehadette bulunan, kal­bi dilini ve dili de kalbini doğrulayan kimseleredir.

İmam Ahmed b. Hanbel… Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Her peygamberin yaptığı bir duâ vardır. Ben duamı âhirette ümmetime şefaat olarak gizlemek istiyorum.”

Kâ’b’ül Ahbar, bu hadisi kendisine nakleden Ebû Hüreyre’ye: “Sen bu­nu Rasûlullah (s.a.v.)’in kendisinden mi işittin?” diye sormuş, Ebû Hüreyre de “Evet” diye cevap germişti.

Müslim, bu hadisi nıünferid olarak rivayet etmiştir.

İmam Ahmed b. Hanbel… Hz. Osman’ın azatlısı Ebû Dâre’nin şöyle de­diğini rivayet etmiştir:

Bakî’ mezarlığında Ebû Hüreyre ile beraberdik. Bir ara onun şöyle de­diğini duyduk: “Kıyamet gününde Muhammed (s.a.v.)’in şefaatini insanlar arasında en iyi bilen benim!” Böyle demesi üzerine insanlar gelip etrafında toplandılar ve: “Haydi, Allah sana rahmet etsin. Sözün gerisini getir.” dedi­ler. Ebû Hüreyre dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle duâ etti: “Allahım! Sana inanmış ve sana ortak koşmamış olarak huzuruna gelen her kulu bağışla.”

Beyhakî… Ümmü Habibe’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Benden sonra ümmetimin ne gibi durumlarla karşılaşacakları, birbirle­rinin kanlarını akıtacakları hakkında sen ne dersin? Önceki ümmetler hakkın­da Cenab-ı Allah bu hususta ne karar vermiş ise ümmetim hakkında da öyle karar vermiştir. Bu nedenle ben, Cenab-ı Allah’tan beni ümmetime şefaatte yetkili kılmasını diledim. Oda yetkili kıldı.”

Beyhakî bunun senedinin sahih olduğunu söylemiştir.

Kaynak : Ölüm ve ötesi – İbni Kesir

Bir Yanıt to “Kıyamet Gününde Şefaatçiler.”

  1. NIMET said

    S.ALEYKUM
    HUSNI HATIM ILE OLMEYI PEYGAMBERIMIZIN S.A.Vin ALIMLERIN SEHIDLERIN SEFEATINE ERMEYI SONSUZ HAYAT CENNETLE MUJDELENMEYI VE CEMALULLAHINI GORMEYI MEVLAM CUMLEMIZE NASIP ETSIN.
    SEFEATLERINE EREMEZSEK HALIMIZ NE OLUR
    EYY ALEMLERIN RABBI OLAN ALLAHIM YARDIM EYLE KIYAMETTE BIZLERE.
    HOCAM ALLAH RAZI OLSUN KONULAR COK GUZEL.
    DUA ILE
    ALLAHA EMANETIZ

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

 
%d blogcu bunu beğendi: