Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 16 Eyl 2010

Hârut Ve Mârut Hakkında Bir Rivayet

Posted by Site - Yönetici Eylül 16, 2010

Hârut Ve Mârut Hakkında Bir Rivayet,kuyu,yusuf ,hz, yusuf,,dini hikaye,harut-ile-marut copy

Hârut Ve Mârut Hakkında Bir Rivayet

Rivayete göre İdris Aleyhisselâm zamanında az amel ve çok günah işlemelerinden dolayı Ademoğlunu ayıpladılar. Bunun üzerine Allah, onlara şöyle buyurdu:

-“Eğer ben sizleri dünyaya göndersem, siz de onların yaptık­ları gibi yapacak ve onların irtikab ettiklerini irtikâb edeceksiniz,” dedi. Melekler:

-“Ya Rabbi seni noksan sıfatlardan tenzih ederizî Sana karşı isyan etmek bize yakışmaz,” dediler. Allahü Teâlâ:

-“Öyleyse içinizde en hayırlı olanlarınızdan iki melek seçin. Onları yeryüzüne indireceğim,” dedi. Melekler de kendi aralarında Hârut ve Mârut`u seçtiler. Bu ikisi meleklerin en sâlihlerinden ve en çok ibâdet edenlerindendi. Bu iki melek, beşer yani insan terkibi (insanın sahib olduğu nefis ve diğer meziyetlere bezenmiş olarak) yeryüzüne indirildiler. Ve böylece yaptıklarını yaptılar. Bu rivayet akıldan uzak değildir. Çünkü meleklerin iniş sebepleri sadece isyan için değildir. Bu zahir olmaktadır. [1]Yoksa Cebrail ve diğer meleklerden de günah zahir olurdu. Görmüyor musun iki kavle göre, İblis meleklerden olduğu halde onun şehveti ve zürriyeti vardır. Çünkü İblis melekler divânından kovulduktan sonra bu durumlar kendisinden meydana geldi. Buna göre Hârut ve Mârut yeryüzüne indikten sonra onlar için şehvetin meydana gelmesi caizdir. Beşeriyet terkibi bunu gerektirir.

Âhkâmü’l-Mercân’da şöyle buyuruldu: Muhakkak ki Allahü Teâlâ, meleklerin, cinlerin ve insanların arasında suret ve şekilleri birbirlerine zıt olacak şekilde yarattı. Allahü Teâlâ’nin bir meleği insan suretine çevirmesi, o meleğin zahiri ve bâtınî olarak melek olma şeklinden çıkmasıyla olur. Yine böylece eğer, şeytan insan oğlu şekline çevirilse, şeytan olmaktan çıkar.

Hârût Ve Mârutun Cezası

Rivayet olundu: İdris Aleyhisselâm o iki meleğe şefaat etmek isteyince, onlar dünya ve âhiret azabı arasında muhayyer bırakıl­dılar. Onlar da dünya azabını seçtiler. Çünkü dünya azabı, âhiret azabına göre çok kolaydır. Bunun üzerine onlar, Bâbil kuyusunda, saçlarından bağlı bir şekilde bağlandılar. Ta kıyamete kadar böyle kalacaklar.

Mücâhid buyurdu: Ateşle dolu olan kuyuya konuldular. (Başka bir rivayete göre:) Onlar ayaklarından asılı olarak durmaktadırlar, denildi. Dilleriyle suyun arasında ancak dört parmak kadar bir mesafe vardır. Onlar orada susuzluk ile azablandırılmaktadırlar. (Bunlar gerçek değil; birer rivayettirler)”

Şeyh Üftâde Efendi (k.s.) Hazretleri buyurdular:

İç yağından yapılmış bir mumun kokusu çirkindir. Ondan melekler rahatsız olurlar. Hatta Hârut ve Mârut`un böyle bir koku ile azab gördükleri, söylenir. Baldan yapılmış bir mumun kokusu güzeldir. Aziz Mahmud Hüdâyî Hazretlerinin “Vaikâf’ında bu böyledir.

Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi- İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri

1-Kenzul Ummal, Hadis no : 4379

.


[1] Kenzül-Ümmâl hadiss no: 4379 bakınız

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Hayvanların Dilini Öğrenen Adam

Posted by Site - Yönetici Eylül 16, 2010

Hayvanların Dilini Öğrenen Adam

Hayvanların Dilini Öğrenen Adam

Hayvanların Dilini Öğrenen Adam

Bir gün meraklı bir genç Hz. Musa’dan hayvanların dilini öğrenmek istedi. Hz. Musa bunun kendisine zarar verebileceğini ne kadar anlatmaya çalıştıysa da, genç adamı fikrinden vazgeçiremedi.

Genç adam, ”Yâ Musa! Beni geri çevirmek, senin büyüklüğüne uygun düşmez. Hiç olmazsa, kapımın önünde yatan köpekle, kümes hayvanlarımın dilini anlayayım” dedi.

Bunun üzerine Musa (a.s) ona dua etti. Adam sevinerek evine gitti. Sabahleyin kapının eşiğine durdu. Hizmetçi kadın sofranın altındaki örtüyü bahçeye silkelediğinde, yere bir parça ekmek düştü. Evin horozu, bu parça ekmeği hemen kaptı. Köpek, ”Niçin benim hakkıma göz dikiyorsun? Sen buğday ve arpa yiyebilirsin. Ekmek benim hakkım” dedi.

Horoz, ”Merak etme, yarın sahibimizin atı sakatlanıp kesilecek, kendine bol bol ziyafet çekersin” dedi. Horozla köpeğin konuşmalarını duyan adam, hemen atını pazara götürerek sattı.

Adam, ertesi sabah da, ”Bakalım horozla köpek ne konuşacaklar?” diyerek kulak kabarttı. Köpek, ”Sen yalan söyledin. Hani sahibimizin atı sakatlanıp kesilecekti, ben de bol bol yiyecektim?” dedi. Horoz, ”Sahibimiz kurnazlık yapıp, atını sattı. At orada sakatlanıp kesildi. Sen yine de meraklanma, yarın katır ölecek, yine size ziyafet var” dedi.
Adam bunu duyar duymaz ahırdaki katırını pazara çıkarıp sattı. Zarardan ziyandan kurtulmanın sevinciyle evine dündü. Kendi kendine hayvanların dilini öğrenmenin kârlı bir iş olduğunu düşündü.

Sabah olur olmaz yine bahçeye çıkıp horozla köpeğin konuşmalarına kulak kabarttı. Köpek bir önceki günde olduğu gibi, horoza kızmaktaydı. ”Hani katır? Hani bolca et? Nerede kaldı ziyafet? Sen büyük bir yalancısın.” Horoz, ”Hayır, ben yalan söylemedim. Katır ölecekti ama sahibimiz onu da sattı. Sen hiç merak etme, yarın sahibimizin kıymetli kölesi ölecek. Onun hayrına yemekler verilecek, helvalar dağıtılacak, hepimiz güzelce doyacağız” dedi.

Bunu duyan adam, o gün hiç beklemedi. Üçe beşe bakmadan kölesini götürüp sattı. Adam başına gelebilecek üç felâketten de kurtulduğu için çok neşeliydi. Sevinç içerisinde şükürler etti. Ertesi gün olduğunda, yine horozla köpeğin yanına koştu. Ne konuştuklarını dinlemeye başladı.

Köpek çok kızgındı. Bu sefer, ”Günlerdir yalanlarınla beni avutuyorsun. Hani köle ölecekti? Onun ölüm yemeği sayesinde karnımız doyacaktı. Sen yalandan başka bir söz bilmez misin?” dedi.

Horoz, ”Yalancılığı asla kabul etmem. Horozlar yalan söz nedir, bilmezler. Allah bizi insanlara namaz vakitlerini bildirmemiz için yaratmıştır. Onun için vakitsiz öten horozun başı kesilir.
Köle öldü, fakat bu evde değil. Çünkü sahibimiz onu sattı. Açıkgöz efendimiz, bu davranışıyla malını kurtardı ama canını kurtaramayacak. Atın, katırın, kölenin ölümü; başına gelebilecek belâ ve musibetlerin koruyucusu olacaktı. Onlarısatarak malına gelecek zarardan kurtuldu, ancak belâyı kendi üzerine çekti. Sıra onda. Yarın sahibimiz ölecek, mirasçıları öküzü kurban kesip, yemek dağıtacaklar
” dedi.

Bunu duyan adam, âh vah ederek Hz. Musa’ya koştu, ”Feryadıma yetiş, beni ölümden kurtar” dedi. Musa (a.s), ”Ok yaydan fırlamış. Allah’ın takdiri geri dönmez. Allah’tan senin için dileğim, huzuruna imanlı gitmendir” dedi. Musa (a.s) daha bunları söylerken adamın hali değişmeye başladı. Ayaklarıbirbirine dolandı. Üç-dört kişi alıp, evin götürdüler.
***
Akıllı kişi, işin sonunu gönül gözü ile önceden görür. Bilgisi az olan kişi ise, iş olup bittikten sonra farkına varır.

Kaynak : Mesnevide gecen hikayeler.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: