Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 26 Ağu 2010

Müslümana domuz eti yediriyorlar

Posted by Site - Yönetici Ağustos 26, 2010

Müslümana domuz eti yediriyorlar

Müslümana domuz eti yediriyorlar

Müslümana domuz eti yediriyorlar

DAHA önce de yazmıştım, tekrarlamakta yarar var: İstanbul Eminönü’nde Mısır Çarşısından Rüstem Paşa Camiine doğru giderken, tarihî bir hanın birinci katında “Levi Koşer EtLokantası adında” bir Yahudi lokantası vardır. Sahipleri Müslümandır, Hahambaşılık ile anlaşmışlardır, Yahudiliğe göre helal/koşer yemek yapıp satarlar.

Orada başında siyah şapkası ile sakallı bir haham bulunur sabah 9’dan öğleden sonra 4’e kadar (Levi Lokantasında akşam servisi yoktur). Hahambaşılık tarafından vazifelendirilmiştir. Lokantaya giren kırmızı etlerin, tavukların, balıkların, yağların ve diğer malzemenin koşer olması konusunda denetleme yapar, koşer olmayan malzemenin içeriye girmesine izin vermez. Sütlü maddelerle etli malzemelerin birlikte pişirilmesine engel olur.Velhasıl Yahudi Şeriatının yeme içme ile ilgili hükümlerinin uygulanmasına çalışır.

Biz Müslümanların lokantalarında böyle dinî denetimimiz yoktur. Her lokantaya bir din müfettişi konulsun demiyorum, böyle bir şeye imkan bulunmaz.

İsteğim şudur: Diyanet İşleri Başkanlığımız ülke çapında helal gıda, helal et ve tavuk konusunda söz sahibi olmalıdır.

Medya sık sık dile getiriyor: Birtakım vicdansızlar halka evcil domuz eti, yaban domuzu eti, eşek eti yediriyorlar.

Batı Anadolu’daki ve Trakya’daki domuz çiftliklerinin sayısı çok artmıştır.

Avcılarımız cayır cayır yaban domuzu vuruyor. Bu hayvanların leşleri yol kenarlarına getiriliyor. Üstü kapalı kamyonlar geliyor, tartıp parasını verip alıyorlar.

Tavuklar, İslâm dininin ve Şeriatının uygun görmediği sıcak sulu usul ile yolunuyor, murdar oluyor.

Pastacılıkta domuzlu jelatin kullanılıyor.

Peynir mayalarının bazısı domuz midesinden çıkartılan usarelerle yapılıyormuş.

Bazı restoranlarda etleri yumuşatmak için şaraba batırıyorlar.

Herkes için söylemiyorum: Bazı vicdansızlar uykuluk diye domuz eti kullanıyormuş.

Bazı ilaçlarda domuzdan çıkartılan maddeler var.

Bazı kremlerde, şampuanlarda…

Sabunlarda…

Domuz derilerinden çanta ve ayakkabı yapılıyor.

Velhasıl, dinimizin kesinlikle haram li aynihi kılmış olduğu domuz her yere girmiştir.

Diyanet’in, bu konularda halkımızı uyarması, elden geldiği kadar nehy-i münker yapması gerekmez mi? Diyanetin denetimi elbette Belediyelerinki gibi olmaz ama yine de bir şeyler yapılamaz mı?

Müslümanlara domuz, eşek eti yedirilirken ulemanın, fukahanın, sorumluların susması caiz midir?.. Haksızlık karşısında susulur mu?..

Mehmed Şevket Eygi

..

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Danyâl Aleyhisselâm’ın Gördüğü İbretli Hadise

Posted by Site - Yönetici Ağustos 26, 2010

1

1

Danyâl Aleyhisselâm’ın Gördüğü İbretli Hadise

Sarih el-Hattab, Vehb bin Münebbih’ten rivayet etti. O buyurdu. Danyâİ Aleyhisselâm, ıssız bir çölde yürüyordu. Bir ses işitti:

-“Ey Danyâl! Dur! Acâiblikler gör!” Danyal Aleyhisselâm sağma soluna baktı bir şey göremedi. Yine yoluna devam etti. İkinci kere bir ses işitti. Danyal Aleyhisselâm, ikinci ses üzerine durdum, dedi. Bir de ne göreyim bir ev beni kendisine çağırıyor. Ben de o evin içine girdim. Altından yapılmış bir yatak gördüm. Misk ye anber ile donatılmış. Üzerinde ölü bir genç vardı. Genç, ölü değil de sanki uyuyordu. Gencin üzerinde anlatılmayacak vasıfta birçok güzel süs eşyaları, altın ve mücevherat vardı. Sağ elinde altından bir yüzük, başında altından yapılmış taç vardır. Başı ucunda bir kılıç vardı. Yapraktan ve yeşilliklerden daha yeşildi. Bir baktım yataktan bir ses geldi:

-“Bu kılıcı al ve üzerindekini oku!” Bunun üzerine ben kılıcı aldım ve üzerindeki yazılan okudum O kılıcın üzerinde şu yazılıydı:

-“Bu, Samsam bin Avc bin Unuk bin Âd bin İrem’in kılıcıdır. Ben binyediyüz (1700) sene yaşadım. Ben on iki bin cariye (kadın) ile temasta bulundum. Ben kırk bin şehir bina ettim. Ben zulüm, zorbalık ve ahmaklık ile insaf dâiresinden çıktım. Benim hazinelerimin anahtarlarını, dörtyüz katır taşırdı. Dünyanın haracını (vergisini) ben alırdım. Dünya ehlinden benimle münazara edebilecek ve çekişebilecek kimse yoktu. Kimse benim karşıma çıkıp benimle harbedemiyordu. Ben Rubûbiyeti (Rab olduğumu) iddia ettim. Bana açlık isabet etti. Öyle bir duruma düştüm ki, açlığımı gidermek için, bir avuç içi kadarcik bir tane (yenecek maddesi, buğday ve arpa için) bin (1000) kafîz ( eskı bır şlcu bırımıdırö bır kafız 18 kılo agırlıgına tekabul etmektedır ) kadar inci (ve altın) verdim. Gün geldi, bunu bulamadım. Bulmaya gücüm yetmedi. Varlığın içinde açlıktan öldüm. Ey dünya ehli! Ölümünüzü zikredin. Hem de çok zikredin. Benden ibret alın. Beni aldattığı gibi, dünya hayatı sizi aldatmasın. Muhakkak ki, ehlim (ailem ve avânelerim) benim günahımdan hiçbir şeyi üzerimden kaldıracak değiller. Kimse benim günah yükümü yüklenmez.

Sadî buyurdu:

Ey Efendiî Mağrur olma.

Ömür tükendi. Ferasetli davran.

Zaman geçip gidiyor.

Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi- İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri


Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 2 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: