Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 24 Ağu 2010

SABIR VE ŞÜKÜR AYI RAMAZAN

Posted by Site - Yönetici Ağustos 24, 2010

Oruçlu olan kimse, hurma ile iftâr etsin! Çünkü hurma bereketlidir

SABIR VE ŞÜKÜR AYI RAMAZAN

Ramazân-ı şerif oruç ayı olduğu gibi, aynı zamanda bir sabır ve şükür ayıdır.

Sabır, hem zirvedeki insanların hâli hem de o yolda mesafe katetmeye çalışanların güç kaynağı…

Şükür de, insana bahşedilen duygu-düşünce ve â’zâlarla bu mübarek ayda zirve noktada îfa edilen ve maddi-manevi nimetlerin artarak devamını sağlayan bir kulluk vazifesi…

En uzun ömürlüler, en çok yaşayanlar değil, uhrevî bakımdan, hayatlarından en çok semere almasını bilenlerdir.

İşte Ramazan ayı, böylesine bir ömür sürmek isteyenlerin, acziyet ve fakirliklerini îtiraf ile hazîneden bolca istifade edebilecekleri bir zaman dilimidir. Zira bu ay Bin aydan daha hayırlı olan bir geceyi, yani Kadir gecesini içinde barındırmaktadır.

Bize düşen; sadece rahmet-mağfiret ve felah ayı olan Ramazan’da değil, onun dışındaki günlerde de Rabbimize müteveccih bir hayat yaşayıp bütün bir seneyi Ramazanlaştırmak… İslâm’ın ulvî düsturlarını/ilkelerini hayatımıza esas kılmak… Ve Efendimizin (s.a.v.) sünnet-i seniyyelerine sımsıkı sarılmaktır.

***

TERÂVİH NAMAZI

Kamerî takvimde günler akşamla yani hilâlin akşam vakti görülmesiyle girer. Meselâ yarın oruç tutacaksak, terâvih bu geceden itibaren kılınmaya başlar. Önce terâvih, sonra sâhur ve oruç

Terâvih ayrı bir ibâdet, oruç da ayrı bir ibâdettir. O bakımdan özründen dolayı oruç tutamayanlar, terâvihi terk etmemelidir. Orucu tutamayabilir ama, terâvihi kılmalıdır. Biri yapılamazsa diğeri terk edilmez.

Terâvih 20 rek’atli müekked bir sünnettir. Yatsının farzı arkasından kılınan iki rek’at sünnetten sonra, vitirden önce kılınır.

İki rek’atte bir selam vermek efdâldir. Dört rek’atte bir de selâm verilebilir. Sekizde, onda, hatta yirmi’de bir selâmla da kılmak câizdir, fakat mekruhtur. Selâmlar ne kadar azalırsa sevâbı da o kadar azalır.

Memleketimizde umumiyetle dörtte bir selâmla kılınmaktadır. Tabii her iki rek’atte oturtulur, Tahıyyât’tan sonra salevâtlar okunur, selâm verilmeyip ayağa kalkılınca namaza yeniden başlanıyormuş gibi Sübhâneke okunur, Eûzü-Besmele çekilir, sonra Fâtiha’ya başlanır. Cemaatla kılınıyorsa, cemaat Sübhânekeden sonra sadece Eûzü çeker, Besmeleyi okumaz, onu imama bırakır.

Terâvihin müekked sünnet oluşu, yalnız erkekler için değildir. Hanımlar için de aynı kuvvete sahip bir sünnettir. Bu mevzuda erkekle kadın arasında hiçbir fark yoktur. Cemaatle de tek başına da kılınabilir.

***

ORUÇ

Oruç lûgatte, bir şeye karşı kendini tutmaktır. Nitekim Allah Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Meryem’den hikâyeten şöyle buyurmuştur: “Ben, Rahmân (olan Allah) için oruç adadım. (Yani söz söylememeyi nezrettim.) Onun için bugün hiçbir kimseye kat’iyyen söz söylemeyeceğim.”[26] Kısaca Meryem vâlidemiz burada, konuşmamayı adadım demek istemiştir.

Şeriat lisânında ise oruç, tutmakla mükellef kimselerin niyet ederek, fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar orucu bozan şeylerden korunmalarıdır.

Yukarıdad da ifade ettiğimiz üzere oruç, İslâm’ın beş temel şartından biridir. Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulmuştur: “Ey iman edenler! Takvâ üzere olasınız diye, sizden öncekilere oruç farz kılındığı gibi, size de oruç farz kılınmıştır.(el- Bakara, 183)Kim o aya (Ramazan ayına) erişirse oruç tutsun.(el-Bakara, 185)

Hadîs-i Şeriflerde de, “Eğer kullar Ramazan ayındaki fazileti bilselerdi, bütün senenin Ramazan olmasını isterlerdi.”[27] “Ramazan ayı gelince, cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır.”[28] buyurulmuştur.

Ramazan orucu, Hicret’in ikinci yılı Şâban ayının onunda, kıble Kâ’be’ye döndürüldükten bir buçuk sene sonra farz kılınmıştır.

Gerek âyet-i kerîmelerden gerekse hadîs-i şeriflerden anlaşılacağı üzere, orucun ruhî ve bedenî yönden pek çok hikmetleri vardır. Ancak, hepsinden önce oruç, Rabbimiz Teâlâ ve Tekaddes hazretlerine itaat ve ibâdettir. Mü’min kul, bu itatinden ötürü hudutsuz bir şekilde ecir kazanır, Allâh’ın rızâsına nâil olur. Çünkü oruç, sadece ve sadece Allâh içindir. Allâh’ın keremi/cömertliği ise pek geniştir. Keza, Reyyan denilen ve sadece oruçlulara tahsis edilen cennetin o özel kapısından içeri girme hakkı elde edilmiş olur.

Cenâb-ı Hak bir âyet-i kerîmede şöyle buyurur:

“(Allah’ın, cennet karşılığında canlarını ve mallarını satın aldığı kişiler); tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar[1], rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın sınırlarını koruyanlardır. O mü’minleri müjdele!” [29]

Âyet-i celilede geçen “es-Sâihûn” kavramı oruç tutanları içine aldığı gibi, cihad edenler ve yeryüzünde Allah’ın kudretini, güzel eserlerini ve ibret alınacak şeyleri görmek, ilim elde etmek veya gönlünce ibâdet ve tâatını yapabilmek için seyahat edenler mânâsına da gelir.

Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.) bir hadîs-i şeriflerinde buyururlar ki:

Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır ki, kıyamet günü oradan ancak oruçlular girecek, onlardan başka kimse giremeyecektir. Bu kapıdan girenler ebediyyen susuzluk hissetmezler…” [30]

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“– Allah yolunda çift sadaka veren kimse, cennetin muhtelif kapılarından, ‘Ey Allah’ın sevgili kulu! Buraya gel, burada hayır ve bereket vardır diye çağrılır. Sürekli namaz kılanlar namaz kapısından, mücâhidler cihad kapısından, oruçlular Reyyân kapısından, sadaka vermeyi sevenler de sadaka kapısından cennete davet edilirler.”

Her zaman farklı ve üstün olan Hz. Ebû Bekir (r.a.), burada da farkını ve faziletini gösterdi ve:

“– Anam babam sana fedâ olsun ey Allah’ın Rasûlü! Gerçi bu kapıların birinden çağrılan kimsenin, diğer kapılardan çağrılmaya ihtiyacı yoktur; lâkin bu kapıların hepsinden birden çağrılacak kimseler de var mıdır?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v.):

“– Evet, vardır. Senin de o bahtiyârlardan olacağını ümit ederim” buyurdu. [31]

Mü’min oruç sebebiyle, daha önce hasbelbeşer işlediği günahlardan dolayı hak ettiği azaptan da kendini uzaklaştırır. Oruç, bir yıldan öbür yıla kadar işlenen küçük günahlara keffârettir. Oruçtan hâsıl olan itaat sebebiyle mü’min, Allah’ın çizdiği hak yolda dosdoğru gider. Çünkü oruç, Allah’ın emirlerini tutmak ve yasaklarından sakınmaktan ibaret bulunan takvâyı gerçekleştirir, irâdeyi kuvvetlendirir, gayreti bilir, sabrı öğretir, zihnin berraklaşmasına, tefekkürün parlamasına yardımcı olur.

Lokman Hekim oğluna şöyle demiştir: “Oğlum, mide dolduğu zaman tefekkür uyur, dil hikmetsiz olur, â’zâlar/organlar Allah’a ibâdetten geri kalır.”

Oruç insana, düzen ve disiplini öğretir. Çünkü oruç, oruçluyu muayyen bir vakitte yemeye içmeye mecbur eder.

Oruç, insandaki merhamet ve kardeşlik bağlarını geliştirir. Müslümanlar’ı birbirine bağlayan yardımlaşma ve ictimaî tesânüd (sosyal dayanışma) bağlarını kuvvetlendirir. Oruçlu kişinin meselâ, açlık ve ihtiyaç hissetmesi onu başkalarına iyilik yapmaya sevk eder… Fakirlik, hastalık ve açlık sıkıntıları mevzularında başkalarının derdine ortak olmaya teşvik eder.

Oruç, fiilen insanın hayatını yeniler; vücuttaki fazlalıkları atar, mideyi ve hazım organlarını rahatlatır, yiyecek ve içeceklerin bıraktıkları kokuları yok eder. Hadîs-i şerifte de bulunduğu gibi, oruç tutan sıhhat bulur. Oruç, fakirlere karşı şefkatli ve merhametli olmayı öğretir. Çünkü nefis bazı zamanlarda açlığın acısını tadınca, bu acıyı diğer bütün zamanlarda da hatırlayarak, onlara karşı merhametli davranır; dolayısıyla Allah indinde güzel bir mükâfata kavuşur.

Hulâsa, yukarıdan beri saymaya çalıştığımız bütün bu faydalı ve güzel hasletleri kazandıran orucun farz olduğu mübârek Ramazan ayına kavuşmak üzereyiz. O bakımdan her şeyden önce bizleri bu aya kavuşturan yüce Rabbimiz’e şükretmeliyiz. Zira, geçen yıl beraber iftar ettiğimiz bazı insanlar, ne yazık ki bu aya ulaşamamıştır.

Rabbimiz bizleri ve topyekün Ümmet-i Muhammed’i Ramazan ayının rahmet-mağfiret ve feyz deryasından mahrum etmesin, azami derecede istifade ve istifaza ile felâha ermeyi nasip ve müyesser kılsın.

Halis Ece

Dipnot: Yazının devamını oku »

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Oruç, Ramazan-ı Şerif, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 2 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: