Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 21 Tem 2010

Âlemin Devamı Rızık Temini İledir

Posted by Site - Yönetici Temmuz 21, 2010

Âlemin Devamı Rızık Temini İledir

Âlemin Devamı Rızık Temini İledir

Âlemin Devamı Rızık Temini İledir

Mâkul olan, dünyanın nizamının kesb, yani çalışıp gayret etme üzerine kurulmuş olmasıdır. Allahü teâlâ kıyamete kadar bu âlemin devamını istedi. Onun intizam içinde devam etmesi ve bekası için de, kulların çalışıp çabalamalarını sebeb yaptı. Bunun terkedilmesinde, dünyanın nizamını yıkmak vardır ki, kul bundan menedilmiştir.

Şayet denilse ki: Bu dünya hayatının devamı, hayvanlar arasındaki çiftleşme ile ilgilidir. Hiç kimse de bunun farz olduğunu söyleyemez.

Biz de deriz ki: Evet, Allahü teâlâ dünyanın bekasını hayvanların çiftleşmesi ve onların tabiatlarına şehvetin konulmasına bağlı kıldı. Bu şehvet onları bu fiili bizzat yapmağa sevkeder. Bundan kaçınmamaları için, bunu onlara farz kılmaya ihtiyaç yoktur. Çünkü insanın yaratılışı, şehevî arzulan yerine getirmeye daha çok eğilimlidir.

Rızık temini meselesine gelince, bu zaten başlangıçta bir gayreti ve yorulmayı gerektirir. Âlemin bekası da şüphesiz bununla ilgilidir. Şayet bunun aslı farz olarak kabul edilmezse, sonunda insanların hepsi onu terketme hususunda birleşecekler. Çünkü bir gayreti ve yorulmayı netice veren şeyler, onların yaratılışlarına uygun değildir. Bunun için de insanların onu terketme hususunda birleşmemeleri için, şeriat bunun aslını farz kıldı. Böylece maksud olan gaye de meydana geldi.

Onların zikretmiş oldukları fikirlerin hepsi, İmam Muhammed’in şu sözü ile bâtıl olur: Rızık peşinde koşmak, ilmi aramanın farz olduğu gibi farzdır. Bütün bu fikirler ilim için de geçerlidir. Bununla beraber ulemânın ittifakı ile, ilim öğrenmek’te aslında farzdır. Rızkı aramak ta aynen böyledir. Bu farziyyetin manası, yukarıda açıkladığımız gibi, âlemin nizamının bekası, bununla ilgili olduğu içindir. Fakat bu maksad, sadece övünme kasdı ile malı arttırmada yoktur. Çünkü bu gaye ile olduğu zaman, malın çoğalmasını Allahü teâlâ hoş görmemiştir. Nitekim Kur’an’da şöyle buyuruluyor: “Bilin ki (âhiret kazancına yer vermeyen) dünya hayatı ancak bir oyundur, bir eğlencedir, bir süsdür, aranızda bir öğünmedir. Mallarda ve evlâtlarda bir çoğalıştır.. .”64

Zarurî Olan Rızkın Temininden Sonra da Kazanmaya Devam Etmek Caiz Olur mu?

Bu hususu böylece izah ettikten sonra, peşinden şöyle bir mesele daha geliyor: Bir kimse kendisi için lüzumlu olan rızkı temin ettikten sonra, kesble meşgul olmayı devam ettirmesi mi daha faziletlidir? Yoksa o işi bırakıp ibâdetle mi meşgul olmalıdır? Fukahanın bazıları dediler ki: Kesble meşgul olmak daha faziletlidir. Fakat meşayihimizin çoğunluğu ise ibadetle meşguliyetin daha faziletli olduğunu söylediler.

Birinci görüşün delili şöyle: Şüphesiz kazancın menfaati daha umûmîdir. Meselâ çiftçinin elde ettiği mahsulün faydası âdeten bütün halka ulaşır. İbadetle meşgul olan ise, sadece kendi menfaatına çalışır. Çünkü âbid bu çalışması ile sadece kendi nefsini kurtarır. Sevabı ancak kendi cismi içindir. Rasûlullah (sas) “İnsanların hayırlısı, insanlara faydalı olandır. “65 hadîsine göre, faydası umûmî olan daha faziletlidir. Meselâ ilimle meşgul olmak, ibadetle uğraşmaktan daha faziletlidir. Çünkü bunun faidesi daha umûmîdir. Bunun için Hulefâ-i Râşidîn’in yaptıkları gibi, adaletle devletin başında olmak, ibadet için bir köşeye çekilmekten daha faziletlidir ve faydası da daha umûmîdir.

Nitekim bu manaya işaret eden Rasûlullah (sas) bir hadislerinde şöyle buyuruyorlar: “İbadet on kısımdır. “66 Bir başka rivayette de’Cihad on kısımdır. Bundan dokuzu helâl olanı aramaktır.” Yani helâl olanı aramak, aile efradına harcamak içindir. Bunun delili de şudur: Bazı ibâdetler vardır  ki,   bunların yapılması  ancak maddî imkânlarla mümkün olur. Cihad, hac, zekât, anne ve babaya iyilik yapmak, sıla—i rahim yapmak, yakın akraba ve yabancılara ihsanda bulunmak gibi. Sırf ibadetle meşgul olunduğu zaman ise, namaz ve oruç gibi sadece bunlardan bir kısmını yapma imkânı olur.

İkinci görüşün delili de şu şekildedir: Bu görüş daha isabetli ve doğrudur. Enbiyâlar ve Peygamberler (as), bütün vakitlerini rızık temini ile meşgul olarak geçirmedi-ler. Şu husus hiç kimseye gizli değildir ki, onların ömürleri boyunca ibâdetle meşgul oldukları vakitler, rızık temini ile uğraştıkları vakitlerden daha fazladır. Onların kendileri için derecelerin en yükseğini seçtikleri de malûmdur. Dinî yollar içerisinde en yücesinin de peygamberlerin (as) yollarının olduğunda da şüphe yoktur. Diğer taraftan insanları, dünyevî bir iş sıkıştırdığında, nefislerinden onu atmak için, kazançla meşgul olmaya değil de ibadetle meşgul olmaya muhtaçtırlar. İnsanlar çok kazananlara değil de, daha çok ibadetle meşgul olanlara yaklaşırlar.

Buna bir başka delil de şudur: Para kazanma işi, ister kâfir, isterse müslüman olsun, herkes tarafından gerçekleştirilebilir. İbadet gibi sadece mü’minin yapması sahih olan bir şeyin önüne böyle bir şeyi geçirmemiz nasıl doğru olabilir?

Bir diğer delil de Rasûlullah’ın (s.a.v) şu hadisleridir: Rasûlullah’a (s.a.v) amellerin en faziletlisi olanı sorulduğunda, “En ağır olanı“**7, yani bedene en meşakkatli geleni, buyurdular. Bu hadis gösteriyor ki, bir kimse kendisini nefsinin arzularına uymaktan menederse, derecelerin en yükseğine nail olur. Nitekim Kur’an’da da şöyle Duyuruluyor: “Amma kim Rabbinin azametinden korkup da kendisini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz Cennettir.“^8 İbadetlerde başlangıçta bu şekilde başlama ve böylece devam ettirme vardır. Kazançla meşgul olmaya gelince, başlangıçta biraz yorgunluk vardır. Fakat sonunda ise, şehevî arzulan yerine getirme ve nefsin isteklerini elde etme vardır. Bu duruma göre, şöyle demek daha uygun olur. Başlangıç ve netice itibarı ile, nefsin arzularının hilâfına hareket etmek daha faziletlidir.

Ancak bu zikrettiğimiz şeylerden hiç birisi evlilik meselesi ile ilgili değildir. Bize göre evlenmek, ibadet için bir köşeye çekilmekten daha faziletlidir. Çünkü ibadetteki mana bunda da mevcuttur. Evlilik, ibadet ile meşgul olmaktan, şundan dolayı daha faziletlidir: Çünkü evlilikte, Allah’ın kullarının ve Rasûlullah’ın (sas) ümmetinin çoğalması ve böylece Rasûlullah’ın (sas) ümmeti ile övünmesi vardır. Bu ise ibadette yoktur.

Fakirlik mi Daha Faziletlidir, Yoksa Zenginlik mi? Yazının devamını oku »

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar, İslam İktisadında Helal Kazanç | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: