Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 04 Haz 2010

Cennet Kapılarının Adları

Posted by Site - Yönetici Haziran 4, 2010

Cennet Kapılarının Adları

Cennet Kapılarının Adları:

Halimi dedi ki: “Cennetin kapılarından biri Muhammed (s.a.v.)’in kapı­sıdır ki, bu, tevbe kapısıdır. Ondan başka şu kapılar da vardır: Namaz kapı­sı, oruç kapısı, zekât kapısı, sadaka kapısı, Hac kapısı, Umre kapısı, Cihâd kapısı ve sıla kapısı.

Başkaları şu ilâveyi yapmışlardır: “Öfkelerini yutanların kapısı, razı olanların kapısı ve eymen (sağ) kapısı ki, üzerinde hesap bulunmayan kim­seler bu kapıdan cennete girerler.”

Tirmizî tarafından da rivayet edildiği gibi Kurtubî, “İki kanadı arasında­ki genişliğin rahvan ata binmiş bir süvari tarafından üç günde katedilebilen yol kadar olduğu kapı ön üçüncü kapıdır” demiştir. Doğrusunu Allah bilir.

Cennetin Anahtarı Kelime-i Şehadettir. Salih Ameller De Bu Anahtarın Dişleridir:

Hasan b. Arefe… Muaz b. Cebel’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) ona şöyle demiştir:

Cennetin anahtarı,Allah’tan başka ilâh yoktur’ diye şehadet getirmek­tir.”

Sahih-i Buharî’de şöyle denmektedir: Vehb b. Münebbih’e: “Allah’tan başka ilâh yoktur” şeklindeki şehadet, Cennetin anahtarı değil midir? diye sorulduğunda Vehb şu cevabı verdi: “Evet, öyledir. Ama dişleri olan bir anahtar getirirsen, kapı sana açılır; Yoksa açılmaz. Yani tevhidin yanı sıra ki­şiye, haramları terketmek, taatlerde bulunmak gibi salih ameller de gerekli­dir.

Kaynak : Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

..

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Cennet, Diger Konular, Dini Konular, Gündem, Genel, Yorumlar | Leave a Comment »

Yahudilerin Peygamberleri Öldürmesi

Posted by Site - Yönetici Haziran 4, 2010

Yahudilerin Peygamberleri Öldürmesi

Yahudilerin Peygamberleri Öldürmesi

Peygamberler asla haksızlık yapmadıklarına göre, haksız yere asla öldürülemezler. Bu onlar hakkında bir izindir. Fakat Yahûdîler, hakkaniyete riâyet etmedik­lerinden peygamberler Aleyhimüsselâmı öldürdüler. Yoksa peygamberler haksızlık ettiği için değildir. Eğer denilse: “Kâfirleri başı boş bırakıp, peygamberleri öldürmek nasıl caiz olur?” Bunlara cevaben denildi ki; Peygamberlerin öldürülmesi onlar için bir keramet ve şereftir. Mertebelerinin yükselmesidir. Öldürülen peygamberler, mü’minlerin arasında Allah yolunda öldürülen ve şehid olanlar gibidirler. Bu durum onların durumlarının ve derecelerinin düşmesi veya onların alçalmaları değildir.

İbnü Abbas (r.a.) ve Hasan Basri (r.h.) buyurdular: Peygam­berlerden ancak, kıtal yani, savaşmak ile emredilmeyenler öldürüldü. Savaş ile emredilen her peygamber mutlaka, Allah’ın yardımıyla zafere kavuşmuştu. Bu şekilde bu âyetlerin arasında taaruz kalkmıştır:Ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı.” Ve:

Elbette biz, rasûllerimizi ve iman edenleri mansur kılacağız  dünya   denleri Mansur kılıcaz hem dünya hayatta   hem de şahidler dikileceği gün. Allahü Teâlâ şu kavli şerifi:

Andolsun {yemin olsun) ki, peygamberlikle gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmiştir:Onlar, elbette onlar muhakkak muzaffer olacaklardır. Ve elbette bizim askerlerimiz mutlak onlar galip geleceklerdir. «” Bu âyette murad edilen yardımın, hüccet, (mucize ve deliller ilgili yardım) ve hakkı beyan etme olması caizdir. Bütün peygamberler bu mana’da yardım görmüşlerdir.

Rivayet olunur: Yahûdîler, bir günde yetmiş peygamber öldürdüler.

Mesnevi buyuruldu: Sefihlerin haksız idareleri oldukça “peygamberleri haksız yere öldürürler” sırrı zahir olur. Yolunu şaşırmış kavim, peygamberlere bilgisizliklerinden kâfirler “doğru­su dediler: biz sizinle uğursuzluğa uğradık. Eğer vazgeçmezseniz sizi recmederiz.

Yahûdîler Aşırı Gidiyorlardı

Evet öyle! (Bu durum,

Yani Yahudilerin, büyük âyetleri, mucizeleri inkâr etmeleri ve haksız yere peygamberleri Öldürmeleri,

Çünkü (Yahûdîler, isyana daldılar ve aşırı gidiyorlardı.”

Allah’ın emirlerini tecâvüz ediyorlardı ve Allah’ın haram ettiklerini irtikâb ediyorlardı. Yani Yahûdîler, peygamberlere karşı geldiler. İsyan işlediler. Düşmanlıkta aşırı gittiler. Küçük günahlar bile, işlenmeye devam edildiğinde büyük günah olurlar. Zîrâ küçük günahları işlemeye devam edenler, günün birinde o günahın büyüğünü işlerler. Nasıl ki küçük ibâdetlere devam edenler, günün birinde büyük ibâdetlere başlıyorsa; küçük günahları işleyen de zamanla büyük günahları işlemeye başlar. Yahûdîlerin, kalblerinin Allah’dan hasta olması, onları iman lezzet ve halâvetini tatmaktan menetti (alıkoydu). Zîrâ hasta olan kişi, çoğu kere tatlı yemeği, acı görür. Gaflet, kalbler için bir zehirdir. Helak edicidir. Senin zehirli bir yemeği yemekten kaçman gibi, mü’minlerin kalbleri de Allah korkusundan gafletten kaçarlar.

Bilki, Allah’ın dilemesi vardır, kulun da dilemesi vardır. Allah’ın dilediği ise sırf hayırdır.. Eğer bu ümmet, Tîh çölünde olsaydı, nurları şeffaf olduğu ve sırları geçerli olduğu için, İsrail oğullarının söylediklerini asla söylemez­lerdi. Allah, bu ümmet için şöyle buyurdu;

Sizi vasat ümmet kıldık,” yani sizi adaletli ve hayırlı ümmet kıldık

 

Kaynak : Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi

..

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: