Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 14 May 2010

Cennet nimetlerinin hülasası ve o devlete nail olanı bildirir.

Posted by Site - Yönetici Mayıs 14, 2010

cennet-nimetlerinin-hulasasi-ve-o-devlete-nail-olani-bildirirmarifetname

Cennet nimetlerinin hülasası ve o devlete nail olanı bildirir.

Ey aziz, malum olsun ki, Hak Taala kutsî hadiste azametle şöyle buyurmuştur: “Ey insanoğlu! Sen dünyaya nice rağbet ve iltifat edersin ki, o fanidir. Nimetleri geçicidir, hayatı sınırlıdır. Gerçekten benim katımda, bana itaat eden insan için sekiz cennet hazırlamışımdır. Kapıları dahi sekizdir. Her bir cennette zaferandan yetmiş bin bahçe vardır. Her bir bahçede inci ve mercandan yetmiş bin belde vardır. Her bir belde içinde kırmızı yakutta yetmişbin saray vardır. Her bir sarayda zebercetten yetmişbin daire vardır. Her bir dairede sarı altından yetmişbin oda vardır. Her bir oda içinde sarı yakuttan yetmiş bin yatak vardır. Her bir yatak üzerinde süslü ipekten yetmiş bin döşek döşenmiştir. Her bir döşek üzerinde bir huri kızı ve her bir hurinin önünde sarı altından bir sini vardır. Her bir sinide renkli cevherlerde yitmişbin tabak vardır. Her bir tabakta başka çeşit yemek vardır. Her bir saray altında akan dört nehir vardır. Bunlardan biri su, biri süt, biri şarap, biri saf baldır. Her bir nehrin kenarında yetmiş bin ağaç vardır. Her bir ağacın yetmişbin çeşit meyvesi ve yetmişbin renk yaprağı vardır. Her bir ağaç üzerinde renkli kuşlardan yetmişbin çeşit kuş vardır. Her bir kuş yetmişbin çeşit sada ile bana tesbih eder. Benim itaatkar kullarıma bunlardan başka her bir saatte yetmişbin çeşit hediye bahşederim ki, ne gözler görmüş, ne kulaklar işitmiş ve ne gönüllerden geçmiştir. Cennetliklerin elbiseleri yetmiş kat cennet elbisesidir. Bunlar, incelik ve zerafetlerinden dolayı biribirini gizlemeyip, alttaki elbiselerin renkler pırıl pırıl olup, üsttekilerin renkleriyle karışarak ortaya çıkar. Cennetlikler, cennetlerden ne çıkarlar, ne de ölüm görürler; ne ihtiyarlar, ne gam yerler. Ne korku, ne hüzün çekerler. Ne namaz kılarlar, ne oruç tutarlar. Ne hastalanırlar, ne ağlarlar. Ne küçük su dökerler, ne büyük su; ancak gül suyu gibi ter dökerler. O halde, kim ki benim rızamı ve cennetimi isterse, dünyadan az ile kanaat edip, dünyanın gâni olan izzet ve lezzetlerini terk etsin. Habibime uyarak, onun yolunda gitsin.

Beyt

Ebedî cennet nimetleri helaldir o kimseye

Elini dudağını sürmez cihan nimetlerine

Kaynak : Marifetname – Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri

..

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Marifetname, Yorumlar | Leave a Comment »

Camileri parti binası yapmışlar.

Posted by Site - Yönetici Mayıs 14, 2010

Camileri parti binası yapmışlar.

Camileri parti binası yapmışlar.

Camileri parti binası yapmışlar.

Başbakanımızın İnönü döneminde camilerle ilgili sözleri bana eski bir tartışmayı hatırlattı. 1966 yılında, İsmet Paşa muhalefet lideriyken, kendi döneminde camilerin kapatılmadığını iddia edince, dönemin önde gelen gazetecilerinden Mehmed Şevket Eygi, Yeni İstiklal Gazetesi`nde vatandaşlara bir çağrıda bulunarak “CHP döneminde yıkılan, satılan, kiraya verilen, depo ve müze yapılan camiler hakkında resim, yazı ve bilgi” göndermelerini istemişti. Gelen yazı ve resimlerin bir kısmı Yeni İstiklal Gazetesi`nde yayınlandı. 2003 yılında ise bu mesele Mehmed Şevket Eygi tarafından “Yakın Tarihimizde Câmi Kıyımı” adıyla kitaplaştırıldı. Kitabın başlığının altında ise “Kapatılan, satılan, yıkılan, kiraya verilen, depo yapılan, CHP ocağı, saz ve içki evi, spor kulübü lokali haline getirilen, müzeye dönüştürülen binlerce mâbedin hazin hikayesi” şeklinde bir ibare vardır. Bu kitap, Türk tarihinin bu en acı hadisesini teferruatlı olarak anlatır.

CAMİ KAPATMAK İÇİN KANUN

15 Kasım 1935`te “Cami ve mescitlerin tasnifine ve tasnif harici kalacak cami ve mescit hademesine verilecek muhasasat (maaş, ödenek) hakkında” bir kanun çıkarıldı. 2845 numaralı kanunda “Tasnif harici tutulan cami ve mescitler usul ve mevzuata göre kendilerinden başkaca istifade edilmek üzere kapatılır” hükmü vardı. Bu tarihten sonra yüzlerce cami kapatıldı, depo yapıldı, satıldı, yıktırıldı, parti binası bile yapıldı.

Anadolu`nun birçok yerinde yüreği parçalanan vatandaşlarımız birleşerek yapılış amacı dışında kullanılan cami ve mescitleri satın alıp, tekrar ibadethaneye dönüştürmeye çalıştılar. Tokat`ta Kâbe Mescit isimli ibadethane 1940`lı yıllarda kiraya verilerek, tuz deposuna dönüştürülmüştü. 1949`da satışa çıkarılınca dört Tokatlı burayı satın alıp, tekrar ibadethaneye dönüştürdü. 4 Ocak 1967 tarihinde Yeni İstiklal Gazetesi`ne gönderilen bir mektupta Tokat`ta 33 cami ve mescitin yıktırıldığı ve bir kısmının arsasının satıldığı ifade edilmişti.

MESCİT PARTİ BİNASI OLDU

Anadolu Hisarı Barutçular Sokak`ta bulunan Göksu Mesciti (Mihrişah Valide Mesciti) Mihri Şah Sultan tarafından yaptırılmış, İkinci Mahmud tarafından yenilenmişti. Göksu Mesciti ibadethanelikten çıkarılarak, CHP Ocağı yapıldığı gibi, üzerine de partinin simgesi altı ok konulmuştu. Çok partili dönemde Göksu Mesciti tekrar ibadethaneye dönüştürüldü.

KONYA`DA DEPO YAPILAN CAMİLER

Şevket Eygi`ye mektup gönderen Mevlüt Çınar, Konya`daki durumu şöyle ifade etmişti:

İnönü istibdadı zamanında Konya`daki ibadethanelerin durumu şöyledir:

1- Sultan Alaaaddin Camii: Depo oldu; 2- İplikçi Camii: Müze oldu; 3- Kışla Camii: Depo oldu; 4- Battallar Camii: Depo oldu; 5- Paşa Camii: Depo oldu; 6- Cıvıllıoğlu Camii: Depo oldu; 7- Kapu Camii: Depo oldu; 8- Sultan Selim Camii: Depo oldu; 9- Sahibata Camii: Depo oldu; 10- Sadreddin Konevi Camii: Depo oldu; 11- İnce Minareli Camii: Depo ve Müze oldu; 12- Havacı Camii: Depo oldu; 13- Karadayı Camii: Depo oldu.

Mehmed Şevket Eygi, Câmi Kıyımı, s. 38-39.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Sultan Mahmud’un İnciyle İmtihanı.

Posted by Site - Yönetici Mayıs 14, 2010

Sultan Mahmud'un İnciyle İmtihanı.

Sultan Mahmud'un İnciyle İmtihanı.

Sultan Mahmud’un İnciyle İmtihanı.

Gazneli Sultan Mahmud, bütün devlet adamlarının hazır olduğu bir sırada, divan toplantısının yapıldığı salona geldi.

Cebinden bir inci çıkardı. Vezirinin avucuna koydu ve,

Bu nasıl bir incidir? Değeri nedir?” diye sordu. Vezir,

Yüz eşek yükü altın eder” dedi. Sultan,

İnciyi kır, iyice döv” deyince vezir,

Sultanım! Bu inciyi ben nasıl kırarım? Ben sizin malınızın iyiliğini isterim. Böyle paha biçilmez bir inciyi kaybetmeye gönlüm razı olmaz” dedi.

Sultan Mahmud, vezirin bu tutumunu takdir eder göründü. Ona bir elbise hediye etti.

Bir müddet devletin başka işlerinden konuştuktan sonra, sultan vezirden aldığı inciyi sarayın perdecisine vererek ona sordu:

Bunu biri satın almak istese değeri nedir?” Perdeci,

Bu inci, ülkenin yarısı ile eş değerde. Allah ülkemizi tehlikelerden korusun” deyince, sultan,

Bu inciyi kır, parçala” diye emir verdi. Perdeci,

Ey kılıcı güneş gibi parlayan sultanım! Kırıp parçalarsak bu inciye çok yazık olur. Buna benim elim varmaz. Çünkü böyle bir şey, padişahımın hazinesine düşmanlık demektir” dedi.

Sultan, perdecinin bu cevabını da beğenmiş göründü. Ona da bir elbise verdi. Maaşını artırdı. Aklını ve anlayışını öven sözler söyledi.

Biraz sonra inciyi bir emîrin eline verdi. O da ötekilerle aynı şeyleri söyledi.

Padişah inciyi kime verdiyse, hepsi incinin paha biçilmez değerinden bahsetti. İnciyi tekrar padişaha geri verdi. Sultan hepsine ihsanlarda bulundu.

Sultan birçok adamını denedikten sonra sadık bendesi Ayaz’a,

Parlaklığı ve güzelliği eşsiz olan, bu incinin değerini bir de sen söyle” dedi. Ayaz,

Sultanım, bu incinin değeri benim söyleyeceklerimden fazladır” dedi. Sultan, Öyleyse şu inciyi kır, parçala, toz et” dedi.

Ayaz hiç tereddüt göstermeden pırıl pırıl parlayan inciyi, parçalayıp tuz buz haline getirdi.

Ayaz’ın inciyi parçalamasına diğer beyler itiraz ettiler.

Davranışını pervasızlık olarak nitelediler.

Halbuki, incinin değeri ile gözleri kamaşan beyler, inciden daha değerli olan padişahın buyruğunu kırdıklarının farkında değillerdi. Ayaz,

Ey benim büyüklerim! Padişahın buyruğu mu daha değerli, inci mi? İncinin güzelliği ve değeri gözünüzü kamaştırdı. Sultanı göremediniz. Ben gözümü sultanımdan ayırmam. Ne kadar değerli olursa olsun, bir taşı onun sevgisine ortak etmem” dedi.

Az sonra padişah, kubbeleri çınlatan sesiyle ihtiyar cellâda emrini bildirdi:

Bu aşağılık kişileri huzurumdan uzaklaştır. Bunlar bulundukları makama lâyık değiller. Bir taş parçası uğruna buyruğumu çiğneyenler, bulundukları makama lâyık olamazlar.

Sultanın buyruğu üzerine, Ayaz tahtın önüne koştu. El etek öperek beylerin affını diledi.

Sultan, Ayaz’ın hatırı için suçluları bağışladı.

***

Gül renkli oyuncağı ardına at. Onlara renk vereni aklına getir de, kendine gel. Dereye gir, testiyi taşa çal. Kokuya ve renge ateş ver. Hak yolunda yol kesici değilsen, kadınlar gibi renge ve kokuya kapılma.

Kaynak : Mesnevide geçen hikayeler

..

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana, Yorumlar | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: