Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 23 Nis 2010

Geceyi, gündüzü, güneşin secdelerini, ay ve güneş tutulmalarını bildirir.

Posted by Site - Yönetici Nisan 23, 2010

ay-ve-gunes-tutulmalarimarifetnameduanamazgunesveaytutulmasii-copy

Geceyi, gündüzü, güneşin secdelerini, ay ve güneş tutulmalarını bildirir.

Ey aziz, malûm olsun ki, müfessirlerin ve muhaddislerin büyük çoğunluğu demişlerdir ki: Her gün, güneşin batma vakti olduğunda gece için tayin olunan melek, gecenin siyah cevherini, gökten doğu tarafına asıp; tedricen ufuklardan gündüzün beyaz cevherini kaldırır. Ta ki, gecenin cevheri ufukları kuşatıp, gece karanlığı olur. Güneşin nuru battıkta; ona vekil olan melekler, onun gökten göğe süratle kaldırıp, iki saat miktarı zaman içinde arş-ı azam altına götürürler. Burada güneş, cihanın Rahman’ına secde edip, melekler dahi onunla secdeye giderler. Cibril-i emin aleyhisselam, arşın nurundan, güneşe, bir günlük nurdan elbisesini giydirir. Bundan sonra gecenin saatleri tamam oldukta; güneşin doğuşundan iki saat önce, gündüz için tayin olunan melek, gündüzün beyaz cevherini göklerden doğu tarafına asıp, yavaş yavaş ufuklara gönderip, yaydıkça, gecenin meleği de, gecenin siyah cevherini yavaş yavaş göğe kaldırır. Ta ki, gündüzün cevheri, ufukları kuşatıp, cihan aydınlık olur. Güneş melekleri dahi, güneşi, gökten göğe süratle indirip, iki saatte önceki doğma yerine getirirler. güneş doğdukta; tayin edilmiş olan üçyüz altmış güneş meleği, tesbih ve tehlil ederek doğup, kanatlarını yayarlar. Güneşi, o günün saat ve dakikaları miktarınca hareket ettirip, batıya götürüp giderler. Bu minval üzere güneş, batış yerinde batıp, doğuş yerinden doğarak, kıyamet oluncaya değin böyle gelip gider. Kıyamet gününde üç gün miktarı durup, dördüncü gün battığı yerden doğsa gerektir. Bu durum, kıyamet şartlarının en meşhuru ve kıyamet alâmetlerinin en büyüğüdür ki, bundan sonra tevbeler kabul olmaz, küfür ve isyandan pişmanlık yarar sağlamaz.

Hak Taâlâ, güneş ve ay tutulmaları için belirli vakitler tayin etmiştir ki, yeryüzünde bulunan kulları, ayın ve güneşin değişmesini görüp, uyanarak, kendisine tevbe edeler ve yönelirler. Güneş tutulması vakti geldikte; güneş, arabasından düşüp, göğe doğru denizin derinliklerine gider. Eğer tamamıyle düşerse, güneş tam tutulup, yıldızları örten ışığı kalmayıp, büyük yıldızlar meydana çıkar. Eğer yarısı denize düşerse, düştüğü kadarı tutulur. Güneş tutulması durumunda güneş melekleri iki fırka olur. Bir fırykası, tesbih ederek, onu arabasından yana çekerler. Bir fırkası dahi tesbih ederek, arabayı güneşten yana yaklaştırırlar. Bu esnada yine güneşi batı tarafına alıp giderler. Ta ki, iki üç saat miktarı zamanda, önceki gibi arabası üzerine koyarlar. Böylece güneşi, âleme ışık vererek battığı yere yederler. Aynen bunun gibi, ay tutulması vakti geldikte; ay, arabasından denize ya tamamı, ya yarısı düşüp, bu olay süresince ay tutulması hasıl olur. Onun melekleri de iki fırka olup, tıpkı güneş tutulması vaktindeki minval üzere hareket ederek, ayı arabasına koyarlar; ay tekrar parlayıp, karanlık geceyi ışıklandırır. Melekler onu alıp, battığı yere götürürler.

Ay ve güneş tutulmasının faideleri vardır. Biri budur ki, güneş ve ayı tanrı edinenlerin sözlerinin çürüklüğü ortaya çıkar. Zira, değişikliğe uğrayan nesne, tanrı olamaz. Biri dahi budur ki, ay, ayın son üç gününde güneşin ışığından kurtuldukta; görünmez olduğu ve tam dolunay halindeyken tutulduğu; bunun da kemale ermenin noksana yakınlaşmak olduğunu gösterdiği, çünkü her kemalin bir zevali olduğunun kaçınılmazlığıdır.

Şu hale emniyette bulunan kemal sahiplerine, belâdan emniyet olmayıp, hazreti Hak’ka yönelmek lâzımdır. Nitekim Habib-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem: “Emniyeti bekleyerek belâda olmayı, emniyetteyken belâdan sakınmaktan daha çok severim. Çünkü Allah bir kuluna ancak belâ için emniyet verir,” buyurmuştur.

Güneş ve ay tutulmasının bir faideleri dahi budur ki; kıyamet gününde yüzlerin beyaz ve siyah omalarıı hatırlayıp, kulun tedarikli olması her dem Hak’kın rızasını gözetmesidir.

Güneş ve ay tutulmalarını görenlerin, tevbe ve istiğfarla Allah’a yönelmeleri lâzım olur.

Kaynak : Marifetname – Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri

..

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Marifetname, Yorumlar | Leave a Comment »

En fazla Müslüman hangi ülkede yaşıyor?‏

Posted by Site - Yönetici Nisan 23, 2010

En fazla Müslüman hangi ülkede yaşıyor?‏

En fazla Müslüman hangi ülkede yaşıyor?‏

En fazla Müslüman hangi ülkede yaşıyor?‏

Amerika’dan Avustralya’ya, Rusya’dan Güney Afrika’ya kadar 1,5 milyarın üzerindeki Müslüman nüfusun büyük bir coşkuyla kutladığı Ramazan Bayramı etkinlikleri sona ererken, kutlamaların gerçekleştiği ülkelerden biri olan Endonezya en fazla Müslüman nüfusu (207 milyon-yüzde 88) barındıran ülke oldu. Son verilere göre, dünya Müslümanlarının en fazla yaşadığı ülkeler sıralamasında Endonezya birinci, Pakistan ikinci, Hindistan üçüncü, Bangladeş dördüncü, Mısır beşinci ve Türkiye altın sırada yer aldı.

Dünya nüfusunun üçte birine yakınını oluşturan Müslümanlar Ramazan Bayramı’nı büyük bir coşku ve heyecanla kutluyor. Amerika’dan Avustralya’ya, Rusya’dan Güney Afrika’ya kadar dünyanın her tarafına dağılan 1,5 milyarın üzerindeki Müslümanların en fazla olduğu ülke Endonezya olarak biliniyor. Asya Pasifik bölgesinde bulunan son verilere göre nüfusunun yüzde 88’den fazlası (207 milyon) Müslüman olan Endonezya’yı ikinci sırada nüfusunun yüzde 97’si (160 milyon) Müslüman olan Pakistan takip ediyor. Müslüman nüfusun en fazla olduğu ülkeler sıralamasında ise Türkiye yüzde 99’la (69 milyon) altıncı sırada bulunuyor.

EN FAZLA MÜSLÜMAN NÜFUS ASYA KITASINDA

ABD’nin en son yayınladığı dini özgürlük raporuna göre, dünya Müslümanlarının en fazla yaşadığı kıta Asya kıtası olarak yerini korudu. Rapora göre 6,5 milyara yaklaşan dünya nüfusunun 1,5 milyardan fazlasını Müslümanlar oluşturuyor. Müslümanların kıtalara göre dağılımı sırasıyla Asya, Afrika, Avrupa, Amerika ve Avustralya (Okyanusya) olarak belirlendi. Buna göre, 1 milyar 30 milyonun üzerindeki Müslüman nüfus Asya’da (kıtanın toplam nüfusu 3,9 milyar) yaşarken, 415 milyonu Afrika’da (kıtanı toplam nüfusu 900 milyon), 45 milyona yakını Avrupa’da (kıtanın toplam nüfusu 730 milyon), 10 milyonu Kuzey ve Güney Amerika’da (kıtanın toplam nüfusu 885 milyon), 500 bine yakını da Avustralya’da (kıtanın toplam nüfusu 30 milyon) yaşıyor.

HİNDİSTAN ÜÇÜNCÜ, TÜRKİYE ALTINCI

Raporun ülkelere göre dağılımında ise Endonezya en fazla Müslüman nüfusu barındıran ülke olarak birinci geldi. Nüfusunun yüzde 88’inin (2007 milyon) Müslüman olduğu Endonezya’yı ikinci sırada nüfusunun yüzde 97’si Müslüman (160 milyon) olan Pakistan takip ederken, Müslümanların azınlık olarak kaldığı ve 1 milyardan fazla nüfusu olan Hindistan üçüncü sırada geldi. Hindistan, yüzde 15’e yakın Müslüman nüfusuyla (151 milyon) Müslümanların en çok yaşadığı üçüncü ülke oldu. Yüzdelik sıralamasında ise nüfusunun yüzde 100’ü Müslüman olan Suudi Arabistan birinci geldi. Türkiye’nin yüzde 99’luk Müslüman (69 milyon) nüfusuyla hem sayı hem de oran bakımından altıncı sırada geldiği sıralamadaki diğer ülkeler Müslüman nüfus sayısı ve oranları şu şekilde oluştu:

İŞTE SIRALAMA (NÜFUS-ORAN)

1-Endonezya 207,000,105 88.20%

2-Pakistan 159,799,666 97%

3-Hindistan 151,402,065 13.4%

4-Bangladeş 132,446,365 88%

5-Mısır 70,530,237 85%

6-Türkiye 68,963,953 99%

7-Nijerya 64,385,994 45%

8-İran 64,089,571 98%

9-Cezayir 32,999,883 99%

10-Fas 32,300,410 99%

11-Afganistan 31,571,023 99%

12-Suudi Arabistan 26,417,599 100%

13-Sudan 26,121,865 65%

14-Irak 25,292,658 97%

15-Özbekistan 23,897,563 89%

16-Etiyopya 22,533,500 31.2%

17-Rusya 21,513,046 15%

18-Yemen 20,519,792 99%

19-Çin 19,594,707 1.5%

20-Suriye 16,234,901 88%

21-Malezya 14,467,694 60.4%

22-Tanzanya 12,868,224 35%

23-Mali 11,062,376 90%

24-Nijer 10,499,343 90%

25-Senegal 10,459,222 94%

26-Tunus 9,974,201 99%

27-Somali 8,548,670 99%

28-Gine 8,047,686 85%

29-Azerbaycan 7,584,311 93.4%

30-Burkina Faso 7,449,626 52%

31-Kazakistan 7,137,346 47%

32-Tajikistan 6,805,330 95%

33-Fildişi Sahili 6,677,043 38.6%

34-Demokratik Kongo Cumhuriyeti 6,008,500 10%

35-Libya 5,592,596 97%

36-Ürdün 5,471,745 95%

37-Çad 5,306,266 54%

38-Amerika Birleşik Devletleri 4,558,068 1.5%

39-Türkmenistan 4,407,352 89%

40-Filipinler 4,392,873 5%

41-Fransa 4,214,790 6.9%

42-Kırgızistan 4,117,024 80%

43-Uganda 4,090,422 15%

44-Mozambik 3,881,340 20%

45-Sierra Leone 3,610,585 60%

46-Gana 3,364,776 16%

47-Kamerun 3,276,001 20%

48-Tayland 3,272,218 5%

50-Moritanya 3,083,772 99.9%

51-Almanya 3,049,961 3.7%

52-Umman 2,971,567 99%

53-Arnavutluk 2,508,277 70%

54-Malawi 2,431,784 20%

55-Kenya 2,368,071 7%

56-Eritre 2,280,799 50%

57-Sırbistan-Karadağ 2,274,126 21%

58-Lübnan 2,142,570 55%

59-Kuveyt 1,985,300 85%

60-Birleşik Arap Emirlikleri 1,948,041 76%

Bu yazıyı gönderen M.Emin Özler bey’e teşekkür ederiz

..

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar, İslam | 1 Comment »

Cehennemliklerin Yiyecek Ve İçeceği

Posted by Site - Yönetici Nisan 23, 2010

Cehennemliklerin Yiyecek Ve İçeceği

Cehennemliklerin Yiyecek Ve İçeceği

Cehennemliklerin Yiyecek Ve İçeceği:

Yüce Allah buyurdu ki:

Âyetin aslında geçen ve “kötü kokulu bir diken” diye terceme ettiğimiz, Hicaz diyarında yetişen Şabrak adını alan bir dikendir; pis kokulu oluşu nedeniyle hayvanlar onu yemezler. Dahhâk’ın, İbn Abbas’tan nerfu olarak rivayet ettiği bir hadiste anlatıldığına göre “Dan“; cehennemde­ki bir şeydir. Denildiğine göre dikene benzer. Sabir bitkisinden daha acı, leş­ten daha pis kokar. Ateşten daha sıcaktır. Kişi onu yer; ama karnına girmez, ağzına da yükselmez. Bu ikisi arasında kalır. Semirtmez; açlığı da gidermez.” Bu, cidden garip bir hadistir.

Yüce Allah buyurdu ki:

Şüphesiz katımızda onlar için ağır boyunduruklar, cehennem, boğazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azâb vardır.” (Müzzemmil, 73/12-13)

Peygamberler yardım istediler ve her inatçı zorba hüsrana uğradı. Ar­dında cehennem vardır. Orada kendisine irinli su içirilecektir. Onu yudum yudum alacak fakat yutamıyacaktır. Ölüm ona her taraftan geldiği halde öle-meyecek, arkasından da çetin bir azâb gelecektir.” (İbrahim, 14/15-17)

Sonra siz ey sapıklar, yalanlayanlar! Doğrusu zakkum ağacından yiye­ceksiniz. Karınlarınızı onunla dolduracaksınız. Onun üzerine kaynar su içe­ceksiniz. Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz. İşte onla­ra, ceza günü sunulacak konukluk budur.” (Vakıa, 69/51-56)

Konukluk olarak bu mu iyidir, yoksa zakkum ağacı mı? Biz o ağacı, zâ­limler için bir dert yaptık. O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır. Tomur­cukları şeytan başı gibidir. İşte cehennemlikler bundan yerler. Karınlarını onunla doldururlar. Sonra üzerine kaynar su katılmış içki, şüphesiz onlar içindir. Doğrusu sonra dönecekleri yer yine cehennemdir.” (Saffât, 37/62-68)

Orada kendisine irinli su içirilecektir. Onu yudum yudum alacak fakat yutamayacaktır.” (İbrahim, 14/16-17)

Abdullah b. Mübarek… Ebû Ümame’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.), yukarıdaki âyet-i kerimeyle ilgili olarak şöyle buyurmuştur:

İrinli su, cehennemliğe yaklaştırıldığında yüzü yanıp kavrulacak ve ba­şının derisi içine düşecektir, içince bağırsakları paralanacak, öyleki anusun-dan dışarı çıkacaktır!” Yüce Allah buyurmuş ki: “Onlara kaynar su içirildi ve o su, bağırsaklarını paraladı.” (Muhammed, 47/15)

Yüce Allah buyurdu ki:

Onlar yardım istediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su kendilerine sunulur. Bu ne kötü bir içecektir.”

Ebû Davûd et-Tayalisî… İbn Abbas’tan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şu âyet-i kerimeyi okudu: “Allah’tan, sakınılması gerektiği gibi sakı­nın sizler, ancak müslüman olarak can verin.” (Âi-i imrân, 3/102)

Rasûlullah (s.a.v.) yukarıdaki âyet-i kerimeyi okuduktan sonra şöyle bu­yurdu:

Zakkumun bir damlası dünya denizlerine düşse, dünyalıların hayatını alt üst edeceğine göre, onu yiyenlerin durumu acaba nice olacaktır?!.”

Ebû Ya’lâ… Ebû Saîd’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyur­muştur:

“(Cehennemliklerin irininden ibaret olan) gassak suyundan bir kova, dünyaya akıtılacak olsa, dünyalıları kokuşturur.

Tirmizî… Kâ’bü’l-Ahbar’ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Kıyamet gününde Cenab-ı Allah öfkeli bir halde kuluna bakıp,Şunu yakalayın!der ve yüzbin yahut daha fazla sayıda melek onu yakalar. Allah’ın ona gazaplan-ması nedeniyle onlar da o kula gazaplanarak perçemini ayaklarına bağlar ve yüz üstü onu cehenneme sürüklerler. Cehennem de ona onlardan yetmiş kat daha fazla gazaplanır. O kul meded dileyerek su ister. Kendisine bir su içiri-lir. İçtiği o sudan ötürü eti ve sinirleri (sıyrılıp) düşer; ateşte üst üste yığılır, Ateşten vay haline onun!

Yine Kâ’b’ül-Ahbar demiş ki:

— Gassak’ın ne olduğunu biliyor musunuz?

— Hayır.

O, cehennemde bir pınardır. Oraya yılan, akrep ve diğer zehirli hay­vanların tümünün zehiri akar. O zehirler bir çukurda yığılıp bekler. Daha da zararlı ve tehlikeli olur. Sonra bir adam getirilip oraya bir kez daldırılır; çı­karıldığında derisi kemiklerinden sıyrılmış olur! Derisi ve eti topuk kemiği­ne takılır. Kişinin elbisesini ardından sürümesi gibi o da etini ve derisini ar­dından sürüyüp çeker.”

Kaynak : Ölüm ve Ötesi

..

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Bunları Biliyormuydunuz, Cennet & Cehennem, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 3 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: