Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 13 Nis 2010

Cennetliklerle Cehennemliklerin Bazı Nitelikleri

Posted by Site - Yönetici Nisan 13, 2010

Cennetliklerle Cehennemliklerin Bazı Nitelikleri

Cennetliklerle Cehennemliklerin Bazı Nitelikleri

Cennetliklerle Cehennemliklerin Bazı Nitelikleri:

Önceki kısımlarda cennetliklerin cennete girmeleri halinde bazı nitelik­lerini; örneğin oraya girerlerken bedenlerinin yedi zira’ genişliğinde ve alt­mış zira’ uzunluğunda olacağını, tüysüz, sürmeli ve otuz üçer yaşında ola­caklarını söylemiştik.

Ebubekir b. Ebi’d-Dünyâ… Enes b. Mâlik’ten rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cennetlikler cennete melik ziraıyla altmış zira’ uzunluğunda (yani) Adem (a.s.)’inboyunda Yusuf (a.s.)’in güzelliğinde, İsâ (a.s.)’ın yaşında (ya­ni) otuz yaşında girerler ve orada Muhammed (s.a.v.)‘in lisanıyla konuşur­lar,”

Dâvud b. Husayn… İbn Abbas’ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

Cennet ehlinin dili arapçadir.”

Beyhakî… Ebû Kerime Mikdam b. Madikerib’den rivayet etti ki; Rasû­lullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

İnsanlardan düşük olarak doğup ölen, yaşlanarak ölen veya bu ikisinin arası bir durumda ölen herkesi Cenab-ı Allah (ahirette) mutlaka otuz (veya başka bir rivayete göre otuzüç) yaşında diriltir. Kişi eğer cennetliklerdense, Yusuf (a.s.)’ın suretinde, Eyyub (a.s.)’ın kalbi gibi bir kalbe sahib, gözleri sürmeli ve bedeni tüysüz olur. Ama cehennemliklerdense onların vücutları genişletilip büyütülerek dağlar gibî iri hale getirilirler.

Başka bir rivayette şöyle denilmektedir:

Öyle ki, onlardan birinin elinin derisi kırk zira’ kalınlığında ve hatta onlardan birinin sivri dişi Uhud dağı kadar büyük olur.

Sahih bir hadiste şöyle buyurulmuştur:

Cennetlikler yerler, içerler ama işemez ve dışkı yapmazlar. Onların ye­dikleri, katıksız misk gibi kokan bir ter halinde vücutlarından dışarı çıkar. Nefesleri de tahmid tekbir ve teşbihtir.”

Bir başka sahih hadiste de şöyle Duyurulmuştur:

Cennete girenlerin ilk zümresinin yüzleri ay gibidir. Onlardan sonra gelenlerinkiyse kıymet ve paha bakımından gökteki en parlak yıldız gibidir. Onlar eşleriyle cinsel ilişkide bulunurlar, ama dilemedikçe doğurmaz ve üre-mezler. Ölmezler, uyumazlar… Çünkü lezzetlerinin çokluğu, yiyecek ve içe­ceklerinin sürekliliği nedeniyle yaşantıları eksiksiz ve tamdır. Oradaki ebe­dilikleri arttıkça güzellikleri, gençlikleri, kuvvet ve olgunlukları da artar. Cennet onların hoşluk, yakışıklılık, güzellik ve parlaklıklarını da arttırır. Cennete olan rağbet ve tutkuları daha bir artar. Cennet, onlar için çok kıy­metli, pahalı, lezzetli ve tatlı olur. Yüce Allah bu hususta şöyle buyurmuştur: “Orada temelli kalırlar, hiç ayrılmak istemezler.

Fasıl:

Önceki kısımlarda demiştik ki; cennete girecek ilk âdemoğlu, mutlak su­rette Rasûlullah (s.a.v.)’dir. Çünkü o, âdemoğulların mertebece en yüksek olanıdır. Cennete girecek ilk ümmet, onun ümmetidir. Bu ümmetten cennete girecek ilk kişi de Ebubekir es-Sıddik (r.a.)’dır. Önceki sayfalarda da anlatıl­dığı gibi bu ümmet, cennetliklerin çoğunluğunu, oradakilerin üçte ikisini teş­kil edeceklerdir. Nitekim önceki bölümlerde denilmişti ki:

Cennetlikler yüz yirmi saftır. Onların seksen safını bu ümmet teşkil edecektir.”

Kaynak – Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

..

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | Leave a Comment »

Cehennemin yedi tabakasını ve her birinin isimlerini ve oralarda bulunanları ayrıntılarıyla bildirir.

Posted by Site - Yönetici Nisan 13, 2010

cehennemin-yedi-tabakasini-ve-her-birinin-isimlerini-ve-oralarda-bulunanlari-ayrintilariyla-bildirir-marifetnameibrahim-hakkicehennemyedi-tabaka

Yedi yerin durumlarını ve her tabakanın sâkinlerini,

cehennemin yedi tabakasını ve her birinin isimlerini ve oralarda bulunanları ayrıntılarıyla bildirir.

Ey aziz, malûm olsun ki, müfessirler ve muhaddisler ittifak etmişlerdir ki: Hak Taâlâ, kudretiyle yerleri birbirinin altında yedi tabaka yaratmıştır. Her yerin genişliği ve her iki yerin ara mesafesini beşyüz yıllık yol edip, hava ile dolu eylemiştir.

İlk tabakanın nâmı: Dimka‘dır. Kısır rüzgâr gibi havası nâhoştur. Onda bi çeşit yaratık vardır ki, Berşem nâmıyle meşhurdur. onlara hem hesap, hem azap vardır.

İkinci tabakanın adı: Celde‘dir. Onda cehennemlikler için azabın he türlüsü hazırdır. Buranın kavminin ismi: Tamas’ıdr. Birbirlerini yerler.

Üçüncü tabakanın ismi: Arka‘dır. Onda katır gibi akrepler vardır ki, kuyrukları mızraklar benzeridir. Her birinin kuyruğunda üçyüz boğum vardır ki, öldürücü zehir ile dolmuştur. Onun sakinleri bir hasis taifedir ki onlara: Kabes derler. Onların yiyeceği toprak, içeceği rutubettir.

Dördüncü tabakanın adı: Harba‘dır. Onda dağlar gibi ejderhalar vardır ki, kuyrukları uzun hurma ağacı gibidir. eğer birinin zehiri bahr-i muhite karışsa, denizdeki yaratıkların cümlesi helak olurlardı. Onun sâkinlerine: Cülhan deler. Onların ne gözleri, ne ayakları vardır, ancak iki kanatları vardır ki, uçarlar.

Beşinci tabakanın adı: melsa‘dır. kavminin adı: Muhtat’dır. Sayıları hesaba gelmez. Biribirlerini yerler. Orada kükürtten dağlar gibi taşlar vardır ki, kâfirlerin boyunlarına bağlayıp, cehenneme bırakırlar.

Altıncı tabakanın adı: Siccin‘dir. Cehennemliklerin amel defterleri oradadır. Sakinlerine: Kutata derler. Cümlesi kuş şeklindedir. Lâkin elleri adam eli gibi, kulakları öküz kulağı gibi, ayakları koyun ayağı gibidir. Onlar, melekle gibidir; yemezler, içmezler, uyumazlar ve cinsî ilişkide bulunmazlar. Daima Hak Taâlâ’ya ibadet ederler. Bir rivayette, ateşliklerin ruhları, kıyamete kadar orada hapsolmuşlardır.

Yedinci tabakanın adı: Ucba‘dır. Kavminin adı: Cüsum’dur. Cümlesi kısa boylu, siyah habeşli gibidir. Elleri ve ayakları, yırtıcı hayvan pençesi gibidir. Ye’cüc ve Me’cüc’ü onlar helak etseler gerektir. Halen, lânetlenmiş İblis, taraftarlarıyla onda sâkindir. Kendisi bir taht üzerinde oturur. Yandaşları etrafında saf saf durup, her biri yeryüzünde insanoğlunu sapıtmakla ettikleri fesat ve fitneleri, İblis’e arz ederler. Onlardan her kimin şer ve fesadı çok ve büyük ise; İblis onu yanına alıp, sahte övgüler düzüp, iltifat ederek yakınlarından sayar. Hak Taâlâ, Ümmet-i Muhammed’i onların şerlerinden korusun. Amin. Anlatılan bu yerin ortasında karanlıktan bir perde vardır.

Bu yedi tabaka yer, büyük bir meleğin omuzunda karar kılmıştır. Hak Taâlâ, yedi yer altında bulunan yeşil kaya, kırmızı öküz, büyük balık ve büyük denizden aşağıda kendi haşmetinden yedi tabaka cehennem yaratmıştır ki, birbirinden aşağıdadır. Her tabakanın arası beşyüz yıllık mesafedir. Cehennemin yedi kapısı vardır ki, her birinin içinde ateşten yetmişbin dağ vardır. Her dağda ateşten yetmişbin vâdi vardır. Her bir vâdide ateşten yetmişbin kale vardır. Her kalede ateşten yetmişbin ev vardır. Her ev içinde ipler, sandıklar, tokmaklar, topuzlar, zincirler, bukağılar, köpekler, yılanlar, zehirli akrepler, kaynar ve irinli sular, zehir ve zakkum emsali bin türlü azap vardır. Onda kara yüzlü, gök gözlü zebani melekleri vardır ki, cümlesi sağırdır ve onlarda merhamet duygusu yaratılmamıştır. Öyle çoktur ki hesabı yoktur. Hak Taâlâ, zebanilere bir büyük ve heybetli melek vekil etmiştir ki, ona Mâlik derler. Yedi cehennemin hâkimi ve kapıcısı odur.

İlk cehennemin adına: Cehennem derler ve azabı, ötekilerinden hafif, daha zariftir. Bu, Muhammed Ümmetinin âsileri için yapılmıştır.

İkinci tabakanın adı: Sair‘dir. Hıristiyanlar onda eserdir.

Üçüncü tabakanın adı: sakar‘dır. Yahudiler için kararlaştırılmış ebedî duraktır.

Dördüncü tabakanın adı: Cahim‘dir. Mürtedler ve şeytanlar için azabı elimdir.

Beşinci tabakanın adı: Hutame‘dir. Gayya kuyusu ondadır. Ye’cüc, Me’cüc ve kâfirlerin yeridir.

Altıncı tabakanın adı: Leza‘dir. Puta tapanlar, ateşe tapanlar ve sihirbazlar için hazırdır.

Yedinci tabaka ki, ta diptedir ve adı: Haviye‘dir. O, mülhitleri, zındıkları, yalancıları ve münafıkları kucaklayıcıdır. onun ateşi, harareti, azap ve şiddeti hepsinden üstündür. Cehennemin tabakalarının tümü, yedibin tabakadan ziyadedir.

(Allahım, bizi cehennem azabından koru; affınla ey bağışlayıcı!)

Kaynak : Marifetname – Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri


..

Posted in Cennet & Cehennem, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Marifetname | Leave a Comment »

Ahırdaki Ceylan

Posted by Site - Yönetici Nisan 13, 2010

Ahırdaki Ceylan

Ahırdaki Ceylan

Ahırdaki Ceylan

Bir avcı yakaladığı nazlı ceylanı, bahçesindeki öküzlerle,eşeklerle dolu ahıra kapattı. Ceylan ürkek ürkek oradan oraya kaçıp durdu.

Gece yarısı ahıra gelen avcı, yemlikleri samanla doldurup gitti. Öküzler, eşekler önlerine dökülen samanı şeker gibi yediler. Ceylan onların çıkardığı tozdan dumandan rahatsız oldu. Yüzünü sağa sola çevirdi.

Karınları doyan eşekler, ceylanla dalga geçmeye başladılar.

Eşeğin biri,

Ceylanlarda padişah ve beylerin huyu vardır. Susun lütfen, ceylanı rahatsız etmeyin.”

Bir başka eşek, ceylanın ürkerek dolaşmasına takılarak,

Baksanıza bir inci bulmuş galiba, onu ucuza satar? Bir diğer eşek de,

Söyleyin ona, bu naziklikle bizim ahırda değil, gitsin padişahın tahtında otursun” dedi.

Eşeğin biri de samanı yemiş yemiş, ekşimiş midesiyle genire genire ceylanı da saman yemeye çağırdı. Ceylan başını çevirdi.

Ey eşek! Benim iştahım yok, sen yemene devam et” dedi.

Eşek,

Evet, halini görüyorum. Çok nazlanıyorsun ya da utanıp çekiniyorsun.”

Ceylan,

Sen saman yersin, ondan fayda görürsün. Ben çayırların, çimenlerin dostuyum. Bağlarda, bahçelerde beslenir, suyumu duru su kaynaklarından içerim. Kaderim beni bir azaba uğrattı.

Başıma bir belâ geldi diye hiç güzel huyumu değişitirir miyim? Sünbülü, lâleyi, reyhanı bile binbir nazla yiyen birine, nasıl olur da saman teklif edersin?” dedi.

Eşek, bana masal anlatma dercesine,

Anlat, anlat! Gurbet ellerde böyle boş sözler çok söylenir” diyerek nazlı ceylanı iyice üzdü. Ceylan,

Göbeğimin misk kokusu benim şahidimdir. Sizde bu kokuyu alacak burun nerede? Birbirinin pisliğini koklamaktan başka koku bilmeyen sizlere, misk kokusu zaten haramdır” dedi.

***

Dünyada nefsinin esiri, şehvetperest ve dünyalık toplamaktan başka gayesi olmayan insanların arasında kalan hâlis kulun durumu, ahırda öküzlerle, eşeklerle kalan ceylanın durumu ile aynıdır.

Bir insanı, onun zıddı olan biri ile bir arada bırakırsanız, onu ölüm azabına uğratmış olursunuz.


Kaynak : Mesnevide geçen hikayeler

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana, Yorumlar | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: