Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 02 Nis 2010

Allah katında tek din İslam’dır

Posted by Site - Yönetici Nisan 2, 2010

Allah katında tek din İslam'dır

Allah katında tek din İslam'dır

Allah katında tek din İslam’dır

Değerli okurlarımız sizlere mübarek Ramazan ayında “Dinler iftarda buluştu” başlığıyla haberlerde çıkan olayla ilgili bir şeyler yazıp, bu derdimizi sizlerle paylaşmak istedim. Evvela konumuza şu ayeti kerime ile başlayalım; “Allah katında (makbul olan) din İslam’dır” (Ali İmran 19) diğer bir ayeti kerimede “Kim İslam’dan başka bir din talep ederse (ararsa) o artık ondan asla kabul olunmayacaktır” (Ali İmran 85) buyruluyor. Değerli okurlarımız şimdi sizlerle yukarıda bahsettiğim haberi aktarmak istiyorum…

Dinler iftarda buluştu

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın verdiği iftar yemeği, Türkiye’deki tüm dinlerin temsilcilerini aynı masada buluşturdu. Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen iftara Devlet Bakanı Mehmet Aydın, İstanbul Valisi Muammer Güler ve İl Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın yanı sıra Fener Rum Patriği Bartholomeos, Türkiye Musevileri Hahambaşı İsak Haleva, İstanbul İl Müftüsü Mustafa Çağrıcı, Süryani Ortodoks Cemaati Ruhani Lideri Yusuf Çetin ve Türkiye Katolik Süryanileri Korepiskoposu Yusuf Sağ’ın da aralarında olduğu pek çok dinin temsilcileri katıldı…

Evet değerli okurlarımız ben sizlere ajanslarda geçen haberin metnini aynen aktardım. Malumunuz tüm dünyada Müslümanlar üzerine oyunlar oynanmaktadır. Bu oyunlar kimi zaman “Nükleer tehdit” adı altında, kimi zaman “İrtica tehdidi” adı altında bir takım olayları bahane ederek Müslümanları ezmek isteyen kafir güruhu saldırıya geçip tüm dünya üzerinde oluk oluk kardeşlerimizin kanını akıtıyor ve akıtmaya devam edecekte. Mevlam bu olaylardan ders alıp bizleri oyuna gelmeyen ve başımıza bela gelmeden uyanan kullarından eylesin. Dediğimiz gibi herkese, her keseye göre oyunlar düzenleniyor. Bizlerin üzerinde oynanan oyunların bilmem farkında mıyız? Sizlere bir olayı aktarmak ve üzerimizde nasıl oyunlar oynandığını hatırlatmak istiyorum.

Osmanlı Devletinin son anlarında Yunanlılar Maraş’ta çarşaf giyen bir bacımızın peçesine el uzatıyorlar ve peçesine alıp, başını açmaya çalışıyorlar. Bu olayı gören Sütçü İmam; “Siz nasıl olurda benim namuslu bacımın peçesine o necis ellerinizi uzatırsınız” diyerek harekete geçip o melun Yunanlı askerleri öldürüyor. Bu olay ufak bir kıvılcım gibi gözükse de, öyle bir alev oluyor ki, kafirlerin kuşatması altında olan bu güzel vatanımızın tamamına yayılıyor ve dedelerimiz vatanını, namusunu korumak için mücadeleye başlıyorlar. Bu mücadeleye “Kurtuluş Savaşı” adını veriyorlar. Osmanlının en zayıf döneminde bile ecdadımız iman gücüyle ve Kur’ana sımsıkı sarılarak göstermiş oldukları üstün gayret ve mücadeleyle tüm yurdumuz kafirlerden temizleniyor ve güzel vatanımız kafirlerin çizmesi altında ezilmekten kurtuluyor.

Bu savaştan sonra toplanan Hıristiyan komutanlardan biri (İngiliz generali olabilir) cebinden bir kitap (Kur’an) çıkararak “Biz bunları böyle topla tüfekle yenemeyiz. Onları bu kitaptan uzaklaştırmadıkça onları yenmemiz mümkün değil” diyerek görüşünü bildiriyor. Bu toplantıdan sonra artık bizlerin üzerinde topla, tüfekle değil de manevi savaş ilan edip manevi tahribat vermeye başlıyorlar. Hepimiz bugün geldiğimiz durumu gayet iyi biliyoruz. Yavrularımız, kızlarımız, gençlerimiz ne halde, kimleri seviyor, kimlere özeniyor, kimlerin peşinden gidiyor. Sizlerden ricam başımızı ellerimizin arasına alıp bir düşünelim. Neydik? Ne olduk? Ne olucağız?

Evet! Son zamanlarda üzerimizde oynanan oyunlardan biri ve en büyüğü de “Dinler arası diyalog” adı altında “batıl” olan dinlerini, “hak” dinmiş gibi göstermeye çalışıyorlar. Hoşgörü adı altında bizleri uyutup, genç neslimize kendilerini hoş gösterip, gençlerimizin teveccühünü kendilerine yönlendirmeye çalışıyorlar.

Bizim yetkililerimizde onlara öyle bir hoşgörü ile davranıyorlar ki, bu hoşgörüyü kendi Müslüman kardeşimize göstermiyorlar. Bizim onlara göstermiş olduğumuz hoşgörünün binde birini onlar bizlere göstermiyorlar.

1.) Hepinizce malumdur geçen ay Papa’nın yapmış olduğu açıklamaları hep beraber gördük ve dinledik. Sen kimsin ki, bir de kalkmış Alemlerin Efendisi, peygamberimiz hz. Muhammed (s.a.v) hakkında bir şeyler söylemeye çalışıyorsun. Peygamberimizi ağzına alıp küstahça konuşuyorsun.

2.) Danimarka’daki karikatür krizini hepimiz biliyoruz. Onlar bizim en kutsal varlığımız olan Peygamberimizle, kitabımız Kur’an ile alay edecekler, bizden de hoşgörü bekleyecekler. Yok öyle yağma. Siz evvela kendi haddinizi bilin. Sayın yetkililerimizde bir iftar düzenleyip onları baş köşeye oturtarak onlara son derece kibar davransınlar. Sizin böyle insanlarla aynı masaya oturmamanız lazım. Hangi hoşgörüden bahsediyorlar! Kimi kandırdıklarını zannediyorlar! Hoşgörü sadece ve sadece kendi din kardeşimize gösterilir. Kafir hem küfrünü yapacak, hem de Müslümanlardan hoşgörü bekleyecek.

Uyan artık ey Müslüman! Hepimiz çobanız, çoban! Ehlini etme kurban! Bak ne diyor hazreti Kur’an! Sende var ise iman ile izân! Biraz olsun artık uyan.

Yahudiler ve Hıristiyanlar! Siz onların dinine tabii olmadıkça asla sizden razı olmazlar.” (Bakara 120)

NOT : Bu yazıyı gönderen M.Emin Özler bey’e teşekkür eder sizlerin de dualarınızı bekleriz.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 2 Comments »

Üftâde Hazretleri

Posted by Site - Yönetici Nisan 2, 2010

Üftâde Hazretleri

Üftâde Hazretleri

Üftâde Hazretleri’nin asıl adı,  Muhammed olup, babası Manyaslı Mehmed Efendi’dir. Üftâde lakabı ile meşhur oldu. Celvetiyye Tarikatının büyük Şeyhlerinden olan Üftâde Hazretleri, bütün ömrünü Kur’ân-ı Kerim öğretmek ve islâmi terbiyeyi ve irfanı vermekle geçirdi. Bir gecede Farsçayı öğrenen zattır. Bir gece rüyasında Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî (k.s.) gördü. Mevlânâ ona: Talebelere bizim Mesneviden de okutunuz” buyurdu. O; -Farsça bilmiyorum, deyince Mevlânâ Hazretleri; –Sen başla bir kere, Allahü Teala yardım eder, buyurdu.

Ertesi sabah hiç Farisi bilmediği halde kırk yıldır Farsça tahsili görmüş gibi Mesnevi’den vaaz ve nasihat vermeye başladı. Üftâde Hazretleri, I490 (H. 895) senesinde Bursa’da doğdu. 1581 (H. 989) da Bursa’da vefat etti.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi – cilt 1

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Türkiye, Yorumlar, İslam Alimleri | Leave a Comment »

Gıybet ve söz gezdirmenin (Koğuculuğun) haramlığı

Posted by Site - Yönetici Nisan 2, 2010

Gıybet ve söz gezdirmenin (Koğuculuğun) haramlığı

Gıybet ve söz gezdirmenin (Koğuculuğun) haramlığı

Gıybet ve söz gezdirmenin (Koğuculuğun) haramlığı

Bil ki, bu iki huy, insanlar arasında en çok yayılan çirkin şeylerin en çirkinidir. Öyle ki insanlardan az kimse bunlardan kurtulur. Bunlardan genellikle sakındırmaya ihtiyaç bulunduğundan onlardan söz etmeye başladım.

Gıybete gelince: İnsanı, hoşlanmadığı halleri ile anmandir. Hoşlanmadığı şey, ister vücudunda, dininde, dünya işinde, nefsinde, yapısında ahlâkında, malında, çocuğunda, ana babasında, eşinde, hizmetçisinde, kölesinde, sarığında, elbisesinde, yürüyüşünde, hareketinde, sevinmesinde, şakasında, asık suratında, tatlı yüzünde yahut bunlara benzer hallerinde bulunsun. Bunları sözünle, yazı ile hoşlanmadığı bir hal olarak ifade etmen, işaret kullanman, gözünle, elinle, başınla yahut benzeri bir şeyle işaret etmen hep gıybet olur.

Bedende olanlar (hoşlanılmayan ve gıybet yerine geçen sözler): Kör, topal, şaşı kel, kısa, uzun, siyah ve sarı gibi söylenilen sözler.

Dinde olanlar: Fasık, hırsız, hain, zalim, namaza gevşek, necasetlerde müsamahakâr, babasına itaat etmez, zekâtı yerinde harcamaz, gıybetten kaçınmaz gibi..

Dünya işlerinde olanları: Edebi az, insanlara gevşek davranır, kimseye hak tanımaz, çok konuşur, çok yer yahut çok uyur, zamansız uyur, lâyık olmadığı yere oturur gibi…

Baba ile ilgili (gıybet) sözler: Babası fâsıktır, Hind’lidir, katrancıdır, Zencidir, tamircidir, bez satıcısıdır, köle dellâlıdir, marangozdur, demircidir, dokumacıdır gibi…

Ahlâkla ilgili olanlar: Ahlâkı kötü, kibirli, riyakâr aceleci, zorba, âciz, kalbi zayıf, kızgın, asık suratlı, azledilmiştir, gibi sözler söylemek…

Elbise ile ilgili sözler: Elbisesinin yeni geniştir, eteği uzundur, elbisesi kirlidir ve benzeri sözler söylemek… Geri kalanlar, bu anlattıklarımıza kıyas edilir. Bunun kaidesi, adamı hoşlanmadığı bir hali ile anmaktır.

İmam Ebu Hamid El-Gazali gıybet üzerinde müslümanların ittifakını şöyle anlatmıştır: Başkasını hoşlanmadığı bir şeyle anmak gıybettir. Bunu açık olarak beyan eden hadis gelecektir. Söz gezdirmeğe (koğuculuğa) gelince: bu insanların sözlerini bozgunculuk ve fesad maksadı ile birbir­lerine aktarmaktır. İşte gıybet ile koğuculuğun tarifleri budur. Hükümleri ise, müslümanların ittifakı ile her ikisi de haramdır. Kitab, sünnet ve icmaı ümmetten haram olduklarına dair açık deliller birbirlerini takviye etmiştir.

Allah Tealâ şöyle buyurmuştur: “Bir kısmınız bir kısmınızı gıybet etmesin.”

Her ayıplayana ve gıybet edene azâb olsun.”

Çok ayıplayanı ve koğuculuk edeni (tanıma).

Huzeyfe’den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayete göre Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

Koğucu cennete girmez.

İbni Abbas’dan (Radıyallahu Anhüma) rivayet edilmiştir: “Resû-Iüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem iki mezara uğradı da: Bunlara azâb ediliyor; fakat büyük günahdan dolayı azab edilmiyorlar, dedi. Ravi demiştir ki, Buhârî’nin rivayetinde şöyledir:Doğrusu o azâb büyüktür.” Bunlardan biri koğuculuk yaparak dolaşıyordu. Diğeri de idrarından sakınmazdı (insanların gözünden yahut sıçramışından kaçınmazdı.)”

Ebû Hüreyre’den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre Resû-lüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

Gıybet nedir, bilirmisiniz? (Ashab):

Allah ve O’nun Resulü bilir, dediler. Resülüllah (s.a.v):

Kardeşini hoşlanmadığı bir şeyle anmandır. Denildi ki:

Söylediğim şey kardeşimde varsa gıybet olur mu? Peygamber (s.a.v):

Söylediğin şey onda varsa gıybet etmiş olursun onu. Eğer söylediğin şey onda yoksa, ona iftira etmiş olursun, buyurdu.”

Ebû Bekre’den (Radıyallahu Anh) rivayet edilmiştir: Resülüllah Sallallahu Aleyhi ve Sullem Veda haccında kurban kesme gününde Mina’daki hutbesinde şöyle buyurdu: Kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız (namus ve şerefleriniz) bu şehrinizde, bu ayınızda bu gününüzün hürmeti gibi size haramdır (karşılıklı olarak bu haklarınızı korumakla mükellefsiniz). Dikkat edin! Tebliği ettim mi?”

Âişe’den (Radıyallahu Anha) yapılan rivayetde şöyle anlatmıştır: “Ben Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e şöyle söyledim: (kusur hallerinden ortağım) Safiyye’den şu ve şu sana yeter.” (Ravilerden biri demiştir ki, Aişe bu sözle kısalığını kasdetmiştir). Bunun üzerine Peygamber (s.a.v) bana: Öyle bir söz söyledin ki, eğer deniz suyu ile karıştırılsa, onu bulandırırdı, dedi. Hz. Aişe anlatmaya devam ediyor: Bir adamı hoş­lanmayacağı hal ile peygambere anlattım. Bunun üzerine şöyle buyurdu: Benden şu ve bu olduğu halde bir insanı hoşlanmayacağı şeyle anmayı istemem.”

Ben derim ki, bu hadis gıybetten alıkoyan hükümlerin en büyüklerindendir yahut en büyüğüdür. Bu derecede gıybeti kötüleyen bir hadis bilmiyorum.

Peygamber kendiliğinden konuşmaz, onun söylediği (dinî hüküm) ancak kendine vahyolunan bir vahiydir.

Kerim olan Allah’dan lütfunu ve her hoş olmayan şeyden afiyet vermesini dileriz.

Enes’den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre demiştir ki, Resülüllah Salfaüahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: “Miraca çıkarıldığım zaman bir kavme rasgeldim. Onların bakırdan tırnakları vardı; onlarla yüzlerini ve göğüslerini tırmahyorladı. Bunlar kimdir? Ey Cibril, dedim. Bunlar insanların (gıybet ederek) etlerini yiyenler ve onların ırzları ile uğraşanlardır,” dedi.

Saîd İbni Zeyd’den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Seliem şöyle buyurmuştur:

Haksız yere müslümanların ırzına (şeref ve namusuna) hakaret etmek haramın en büyüğüdür.”

Ebû Hüreyre’den (Radıyallahu Anh) yapılan rivayetde demiştir ki, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Seliem şöyle buyurdu:

Müslüman müslümanların kardeşidir. Ona hainlik etmez, ona yalan söylemez, ona yardımı kesmez. Müslümanın her şeyi müslümana haramdır: Irzı, malı ve kanı. Takva işte buradadır. Kişinin kardeşine hakaret etmesi kötülük olarak ona yeter.

Derim ki, bu hadisin faydası ne kadar büyük ve faydaları ne çok olmuştur!.. Başarı Allah’dandir.

Kaynak : Dualar ve Zikirler – İmam Nevevi  hazretleri.

..

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dualar ve Zikirler - İmam Nevevi, Güncel, Genel, Gıybet Dedikodu, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: