Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 08 Mar 2010

Dünya Kadınlar Günü’ne küçük bir not

Posted by Site - Yönetici Mart 8, 2010

Dünya Kadınlar Günü’ne küçük bir not

Dünya Kadınlar Günü’ne küçük bir not

Dünya Kadınlar Günü’ne küçük bir not

Bir cemiyetin imanı zayıf, itikadı cansız olursa; bilim, keşif ve ispatlar karşısında, imandan, dinden soğur.

İspatlar ve keşifler karşısında duramaz ve taklitçi olur. Sonu ise yıkımdır. İşte bu son derece tehlikeli olan noktaya gelmemenin birinci çaresi, ilmileşmektir. Ne kadar doğru ilme, bilgiye sahipsek, o nispette dini hayatımız sağlam olur. Son cümleyi şöyle sistemleştirmek mümkündür: İlmileşen insan, dinileşir. Veya ilmileşen cemiyet dinileşir. Ya da ilmileşen aile dinileşir.

Sevgili okuyucularımız, öyle bir dönem ve devir düşününüz ki, o devrin despot yönetimi, halkına zulüm etmekte, dünyaya gelmiş erkek çocuklarını kasap gibi doğramakta, rahimlerdeki çocuklar diri diri kılıçların altında parçalanmaktadır. Terörist yönetim kadrosu, halkına akla, hayale gelmeyecek işkenceler, baskılar ve zulümler yapmaktadır. Böyle ezilen, yok edilmek istenen bu toplumun kurtuluşunu, Rabbimiz Kur’an’ında ve Yunus Suresi’nin 87. Ayeti’nde açıklamaktadır:

Biz de Musa ve kardeşine: kavminiz için Mısır’da evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın, namazlarınızı da dosdoğru kılın. (Ey Musa!) Müminleri müjdele! Diye vahyettik.

Görülüyor ki zulümden, terörden, her çeşit bela ve musibetten kurtulmanın formülü, aileden, evden başlamaktadır. Bugün, çocuklarından şikâyetçi olan anne ve babalar, hatta okullardaki şiddet olaylarının önlenmesi için çareler arayan devlet adamları, okul önlerinde muhtemel olayların önüne geçmek için adeta nöbet tutan güvenlik sorumluları vs. kurtuluşun adresini iyi öğrenmeli ve iyi anlamalı.

Bir diğer tarafta, nice anne ve babalar, çocuklarını büyütmeyi hedefleyerek, yetiştirmeyi ihmal etmekte ve böylece hem kendilerini ve hem de ailesini hüsrana sürüklemektedir. İşte bunun ispatı olan gerçek:

(Ey Allah’a eş koşanlar!): Siz de O’ndan başka dilediğinize tapın! De ki: Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini ziyana sokanlardır. Bilesiniz ki, bu apaçık hüsrandır”. Zümer; 15

Aile ile ilgili son derece üzüntü ve dehşet veren bir başka konu ise, aile fertleri arasında dünya bağlantısının, ahret boyutu ve yaşanacak acı gerçek, Abese Suresi’nde dillendirilmektedir;

İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar”. Abese; 34

Böyle bir acı neticeyi tatmak istemiyorsak, acilen görev başı yapmalıyız ki o da, başta kendimiz olmak üzere, çocuklarımızı, ehlimizi, ailemizi koruma altına almaktır. Hem dünya ateşinden (cahiliye bağlantılı her şeyden) ve hem de cehennem ateşinden korumak.

Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır.” Tahrim; 6

Bu hususta evlenmiş ve koca olmuş, baba olmuş tüm sorumlu olanlar, huzurun adresinin, içinde yaşadıkları ve hatta ömürlerinin yarısının geçtiği evleri olduğunu unutmamalıdırlar. Nahl Suresi’nin 80. Ayeti konuya şöyle bir açıklama getirmiştir: Allah, evlerinizi sizin için bir huzur ve sükûn yeri yaptı.

Kur’an’ın diğer bir ayeti ise, karı-kocanın evlilik hayatının, Allah’ın kudretinin varlığını ispatlayan bir ayet olduğunu bildirmektedir:

Kaynaşmanız için size kendi (cinsi)nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydan etmesi de O’nun (varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır.” Rum suresi/21

8 Mart gününüDünya Kadınlar Günü” olarak organize edenler, tabeladan ziyade, konunun içeriğini-muhtevasını iyi doldurmalı ve kamuoyuna ciddi mesajlar vermelidir. Konuya bu açıdan baktığımızda, ilk atılacak adım, nikâhı, nikâhlı yaşamayı, evlilik müessesesinin önemini, anne ve baba olmanın gereğini akli ve nakli deliller ile ortaya koymaktır. Çünkü:

Kadını, anne olarak görmek istemeyen zihniyet, sürekli istismar etmiştir. Çünkü kadın zayıf, anne ise çok kuvvetlidir. Anneyi istismar etmek. Anne üzerinden sinsi projeler üretmek, menfaatlenmek vs. çok zordur. Bu gerçeği bilen menfaatçi zümre, “güzellik yarışmaları” adı altında günler uydurmuştur.

Bu ve benzeri konularda, en sıhhatli, en geçerli ve en akıllı yol, aile hayatını kuvvetlendirmek ve böylece, sömürü odaklarına yem olan kadını, gerçek kimliğine çekmektir. Tüm hanımları, kadın kardeşlerimi, anne olmaya, o kutsal müessesenin gölgesinde ve içinde yaşamaya davet ediyoruz.

Abdullah büyük – vakit

..

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

ERKEGİN HANIMI ÜZERİNDEKİ HAKLARI

Posted by Site - Yönetici Mart 8, 2010

ERKEGİN HANIMI ÜZERİNDEKİ HAKLARI

Vodpod videoları artık kullanılamıyor.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 1 Comment »

Misafir

Posted by Site - Yönetici Mart 8, 2010

Misafir

Misafir

Misafir

Bir adamın evine, beklenmedik bir misafir geldi. Ev sahibi misafiri güler yüzle karşıladı. Sofra kurup ağırladı.O akşam, mahallede komşularının sünnet düğünü vardı. Hanım sünnet düğününe gidecekti.Evden çıkmadan kocası hanımına,”Bizim yatağımızı kapının yanına, konuğumuzun yatağını öbür tarafa ser” dedi. Kadın, ”Emrin başüstüne ey benim iki gözümün nuru” diyerek yatakları hazırlayıp komşuya geçti.

Ev sahibi, kuru ve yaş çerezleri hazırladı. Gece boyunca konuğuyla bir yandan yiyip içtiler, sohbet ederek, başlarından geçenleri konuştular. Misafirin uykusu geldiğinde kapının yanındaki yatağa girip yattı.Ev sahibi bunca hoş sohbetten sonra, ”Senin için öbür tarafta yatak hazırladık” diyemedi. Hanımına söylediğinin tersine, kendisi de gidip misafir için hazırlanan yatağa girdi.

Kadın düğünden döndüğünde kocasıyla konuştukları gibi kapının yanındaki yatağa girdi. Yatağın içinde yatanın kocası olduğunu zannederek, ”Kocacığım, dışarıda yağmur yağmaya başladı. Yağmur, çamur yüzünden misafir başımıza kaldı demektir. Korktuğumuz başımıza geldi” dedi.

Bu sözleri duyan misafir, yataktan sıçrayıp kalktı:

Hanım sen merak etme. Ben çamurdan korkmam. Yolcu yolunda gerek. Haydi bana Allah’a ısmarladık. Allah size hayırlar ihsan etsin.” Bir an şaşırıp kalan kadın söylediklerine pişman oldu.

Ey efendi! O sözleri şaka maksadıyla söyledim” diyerek yalvarıp diller döktü. Fayda etmedi.

Misafir onları üzgün ve pişman bir halde bırakıp, geldiği yere doğru yola çıktı. Ev sahipleri onun arkasından baktıklarında,misafirin yürüdüğü yolların cennet gibi aydınlandığını gördüler. Misafirin yaydığı nur, ovanın üzerindeki karanlık geceyi sıyırıp atmıştı.

Ev sahibi yaşadığı bu tecrübeden sonra, vicdan azabını hafifletmek için evini misafir evi haline getirdi. Gelene geçene hizmet etti.

Zaman zaman, her ikisinin gönüllerine gizli bir yoldan o misafirlerinin hayali gelip şöyle derdi:

Ben Hızır’ın dostuydum. Size yüzlerce define getirmiştim. Fakat sizin nasibiniz yokmuş.

***

Her gün gönüle gelen düşünceler, sabah vakti eve gelen misafire benzer. Gelen misafir huzursuz eder, yük olur ama ev sahibi olmanın gereği, misafiri ağırlayıp ikram etmektir.

Konuk severlik misafirin nazını çekip, sıkıntılarına katlanmaktır.

Kaynak : Mesnevide geçen hikayeler

..

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: