Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Hayat Dört Şey Üzerine Kaimdir.

Posted by Site - Yönetici Ocak 14, 2010

Yemek Hakkındaki Birtakım Dinî ve Tıbbî Edepler

Hayat Dört Şey Üzerine Kaimdir

Allahü teâlâ, insanoğlunun hayatını ancak dört şeyle devam ettirecek bir şekilde yaratmıştır. Bunlar, yemek, içmek, giyinmek ve mesken ihtiyacıdır.

Yiyecek hakkında Allah şöyle buyuruyor: “Biz onları yemek yemeyen ceset(ler) yapmadık. (Onlar) ölümsüz de değillerdir.”108 “Size verdiğimiz rızkın temizlerinden yiyin, ama bu hususta taşkınlık etmeyin...” 109

İçecek hakkında da şöyle buyuruyor: “...Biz her canlıyı sudan yarattık...”170 “…Allah’ın rızkından yiyin, için ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak (şuna, buna) saldırmayın. “171

Elbise, giyim kuşam hakkında da şöyle buyuruluyor: “Ey Ademoğulları, size çirkin yerlerinizi örtecek bir elbise, bir de giyip süsleneceğiniz bir elbise indirdik...”172 “Ey Ademoğulları, her mescide güzel elbiselerinizi giyerek gidin. Yiyin, için, fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.“173

Mesken ihtiyacına gelince, insanların bedenleri, sıcak ve soğuğun tesirine katlanamayacak bir hilkatte yaratılmıştır. Sıcak ve soğuk pek fazla artınca, hayatlarını sürdüre mezler. Allah, şöyle buyuruyor: “Allah sizden (ağır teklifleri) hafifletmek istiyor. Çünkü insan zayıf olarak yaratılmıştır.”174 İnsan hayatta kalabilmek için sıcak ve soğuğun tesirinden kendisini koruma ihtiyacını duyar. İnsan ancak bununla Allah’ın emanetini yüklenebilir. Bu da sığınılacak bir yerle mümkündür. Bu manada mesken de aynen yiyecek ve içecek gibidir.

Allah, insanlar için kendisinde sonsuz hikmetler bulunan sebeblerle, maişet takdir etti. Yani her bir insan ömrü boyunca, ihtiyaç duyduğu şeyi öğrenmeye imkân bulamaz. Bununla uğraşsa bile, onları öğrenmeden ömrü biter. Bilmediği şeyi de elde etmesi mümkün olmaz. Onların maişet maslahatları da buna bağlıdır. Allah onların herbirisi için bunun bir çeşidini öğrenmelerini kolaylaştırdı. İnsan, öğrendiği işde çalışarak hem kendi ihtiyacını, hem de bu işle uğraşarak ihtiyaç duyduğu diğer şeyleri temin edebilsin. Bu hususa Rasûlullah (sas) şu hadislerinde işaret ediyorlar: “Mü’minler, bazısı bazısına yardım eden bir bina gibidir.“175

Bu mesele şu âyet ile açıklanıyor: “…Dünya hayatında onların geçimlerini aralarında Biz taksim ettik. Birbirlerine iş gördürmeleri için kimini kimine derecelerle üstün kıldık...”17 Yani fakir, zenginin malına, zengin de fakirin çalışmasına muhtaçtır. Burada aynı şekilde ziraatçi, kendisine elbise edinebilmesi için dokumacının çalışmasına ihtiyaç duyar. Dokumacı da yiyecek ve kendisi için elbise yaptığı pamuğu elde etmek için çitçinin çalışmasına muhtaçtır. Sonra bunların herbirisi de belli bir çalışma neticesinde meydana gelir. Bu da karşılıklı yakınlaşmaya ve yardımlaşmaya vesile olur. Bütün bunlar şu âyetin çerçevesine dahil olur: “.. İyilik ve takvada yardımlasınız...”177 Rasûlullah (sas) de şöyle buyuruyorlar: “Kul, müslüman kardeşine yardıma devam ettiği müddetçe, Allah da kuluna yardıma devam eder.”178 Bu iş ister şart koşulan bir karşılıkla olsun, isterse olmasın. Kulun maksadı yukarıda açıkladığımız şeyler olduktan sonra, Rasûlullah’ın (sas) şu hadisine göre, amelinde de itaat manası olur: “Ameller ancak niyetlere göredir. Herkesin niyet ettiği ne ise, eline geçecek olan ancak odur.”ı79 Bir ameli işleyen, bu işi ile bir tâatin yerine getirilmesine imkân hazırlamaya niyet etmişse, veya bir kardeşinin bu işi yapmasına vesile olmak istemişse, niyetine göre bu amelinden mükâfat alır. Nikâh ta aynen böyledir. Karı ve koca, çocuk elde etmek ve böylece Allah’ın kullarını, Rasûlullah’ın (sas) ümmetini çoğaltmak maksadı ile evlenseler, bu fiil aslında şehevî arzularını tatmin için olsa bile, bu amellerinden dolayı her ikisi de sevab kazanırlar. Bu durumda Allah’a yakınlaşma asıl, şehevî arzularını tatmin ise tebeî olur. Bu da aynen öncekiler gibidir.

Yeme ve İçmeyi Terketmek Doğru mudur?

İnsanlar yeme ve içmeyi terketseler, Allah’a asi olurlar. Çünkü bunda vücudun telef olması vardır. Yani nefis, ne zaman ki normal olarak yemeden ve içmeden hayatta kala-mazsa, bu durumda kendisini bunlardan meneden kimse, nefsinin katili olur. Allah şöyle buyuruyor: “…Kendi nefislerinizi öldürmeyin…”180 Bu kimse, kendi nefsini helake maruz bırakıyor demektir. “Allah yolunda mallarınızı harcayın. Kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın...”181

Hayatı devam ettirecek kadar aldıktan sonra, Allah’a ibadete güç yetirecek kadar alması ise mendubtur. Şayet almazsa, zayıflar, belki de ibadetten âciz kalır. Rasûlullah (sas) şöyle buyuruyor: “Allah katında kuvvetli mü’min, zayıf mü’minden daha sevimlidir. Her birisinde de hayır vardır.”182 İbadet yapmak için vücudu kuvvetlendirecek şeyi kazanmaya çalışmak ta ibadet hükmündedir. Bunu yapmak mendubtur. Kendisi ile ibadet yapılan şey de ibadettir.

Ebû Zerri’l-Gıfârî’ye (ra) hangi amelin daha faziletli olduğundan sorulduğu zaman, bu meseleye işaret ederek şöyle cevab verdi: “Namaz kılmak ve ekmek yemek.” Mesrûk (rh) ve diğerlerinden nakledildi ki, kim muztar kalır da, yemez ve neticede ölürse Cehennem’e girer. Burada yemekten maksad, meyteyi yemektir. Çünkü zaruret ânında haramlık kalkar, mübahlık gelir. Haramlığı ile birlikte mey-tenin hükmü bu olursa, zaruret halinin dışında diğer helâl olan yiyeceklerin alınması hususunda farklı bir hükme varılabilir mi?

Kaynak : İmam Muhammed Şeybani – İslam İktisadında Helal Kazanç

Dipnotlar:

168.  Enbiyâ (21): 8

169.  Tâhâ (20): 81.

170.  Enbiyâ (21): 30.

171.  Bakara (2): 60.

172. A’raf (7): 26.

173. A’raf (7): 31.

85

174.  Nisa (4): 28.

175.  Buhârî, Salât, 88, I, 123, Müslim, Birr, 65, H. No: 2585, Tirmizî, Birr, 18, H. No: 1928, V, 325, Ahmed b. Hanbel, IV, 404, 405, 406.

176.  Zuhruf(43):32.

177.  Mâide (3): 2.

86

178.  Ahmed b. Hanbel, II, 274.

179.  Buhârî. Bid’u’1-Vahy, 1, Eymân, 41, Itk, 6, Nikâh, 5, Müslim, İmâre, 155, H. No: 1907, Tirmizî, Fedâilu’l-Cihâd, 16, H. No: 1647, Ebû Da-vud, Talâk, 11, H. No: 2201, II, 651, Ahmed b. Hanbel, I, 25, Tecrid,

180.  Nisa (4): 29.  –

181.  Bakara (2): 195.

87

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

 
%d blogcu bunu beğendi: