Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 06 Oca 2010

Avret Mahallini Örtmek

Posted by Site - Yönetici Ocak 6, 2010

Avret Mahallini Örtmek

Avret Mahallini Örtmek

Avret Mahallini Örtmek

Şu âyet ile avret mahallinin örtülmesi farz kılınmıştır: “Ey Âdemoğulları, her mescide güzel elbiselerinizi giyerek gidin...” Bundan maksad namaz için avret mahallini örtmektir. Âyette özellikle mescidler zikredilmiştir. Çarşılardaki insanlar, mescidlerdekinden daha fazla olduğu halde, burada mescidi zikretmesinin en mühim sebebi, asıl maksadın namaz için setrü’l-avret olduğunu ortaya koymaktan başka bir şey değildir. Bu da gösteriyor ki, avret mahallini örtmek, namazın şartlarındandır ve farzdır. Şayet maksad, insanlardan sakınmak için avret mahallini örtmek olmuş olsaydı, emir vücub için hakikat olurdu.

İnsan kendi evinde yalnız olsa bile, örtünmesi mendub`tur. Rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (sas) huzurunda avret mahallinin açılması meselesi zikredilince şöyle bir sual soruldu: “Birimiz yalnız olsak hüküm nedir?” Şöyle cevab verdiler:Allah, kendisinden haya edilmeye daha çok lâyıktır.”

Kadının İhtiyacını Temin Etmek Kocasına Aittir

Erkeklerin kadınlara su taşımak için bazı kablar temin etmeleri gerekir. Çünkü kadın abdest almak ve içmek için suya muhtaçtır. Abdest yerine teyemmüm etse bile, su içmeden edemez. Nehirlerden, kuyulardan ve havuzlardan su almak için çıkması, mümkün olmaz. Kadın evinde oturmakla emrolundu: Allah şöyle buyuruyor: “Evlerinizde oturun. Eski cahiliyyede olduğu gibi, açılıp saçılmayın...” Bunları getirmek, erkeğin vazifesidir. Çünkü Şeriat, nafakanın teminini erkeğe yüklemiştir. Su da nafakaya dahildir. Erkeğin suyu avucu ile getirmesi de mümkün olmaz. Bu işi için su kabı temin etmesi gerekir. Çünkü bir hakkın yerine getirilmesine imkân hazırlayan şeyin de temini gerekir.

Vazifeler Tam Olarak Yapılmalıdır

Zikrettiğimiz şeylerden birisini yerine getirmek isteyen kimse, şu âyete göre tam olarak yapmalıdır: “İpliğini sağlamca büktükten sonra söküp bozan (kadın) gibi olmayınız.” Bu âyette Allah’ın zikrettiği kimseler, bir ibadete başlayıp da onu tamamlamayanlardır. Bir kadın ki, önce ipi eğiliyor, sonra da geri bozuyor. Bu kadın ne iplik, ne de pamuk sahibi olabilir. Bir kimse yemekten, içmekten ve bir evde oturmaktan kaçınsa da, bunun neticesinde ölse, o kimsenin Cehennem’e girmesi gerekir. Çünkü bu kimse, kasden canına kıymıştır. Sanki bir demir parçası ile kendisini öldürmüş gibidir. Rasûlullah (sas) şöyle buyuruyorlar: “Kim kendisini bir demir parçası ile öldürürse, demiri elinde olduğu halde kendisini Cehennem’e getirir.”

Bu hadisde geçen misalin te’vili de iki cihettendir:

Birincisi: Burada Rasûlullah (sas) asıl manayı gizleyerek meseleyi tehdit suretiyle zikrettiler. Bununla da yeminin veya şartın cevabı olan, Cehenneme girmeyi kasdetti-ler. Âyette şöyle buyuruluyor: “Sizden Cehenneme uğramayacak yoktur...” Ehl-i Sünnet ve’l Cemâate göre bundan maksad, Cehennemin dahili, içidir.

İkincisi: Bundan maksad, kulun fiilinin cezasını açıklamaktır. Yani onun fiilinin cezası, Cehenneme girmektir. Fakat yine de son söz, Allah’ın meşîetidir. Dilerse fazlı ile kulu affeder, dilerse, adaleti ile Cehenneme atar. Bu da şu âyet hakkında söylenenlerin bir benzeridir: “Kim bir mü’mini kasden öldürürse, cezası, içinde temelli kalacağı Cehennemdir...” Allah onu cezalandırırsa, bu onun cezasıdır. Fakat Allah, affedicidir, Kerimdir. Affetmeyi sever. Mü’minlerin hiçbiri ebedî olarak Cehennemde kalmaz.

Yiyeceklerin Zayi Edilmesi ve İsrafı Haramdır

Herkes yiyeceği ifsad etmekten menedilmiştir. İsraf da yiyecek maddesini ifsad etmek, boşa harcamak sayılır. Bunun için de Rasûlullah (sas) şöyle buyurdular: “Allah, dedikodudan, çok soru sormaktan ve malı boşa harcamaktan menetti.

Hasılı bir kimsenin helâl yolla kazanmış olduğu malı, zayi etmesi, israf etmesi, malla büyüklenip övünmesi ve malının çoğalması ile gururlanması haramdır. Malı ifsad etme şu âyetle haram kılınmıştır: “Karun, Musa’nın mille-tindendi. Fakat onlara karşı azdı. Biz ona, anahtarlarını güçlü bir topluluğun zor taşıdığı hazineler vermiştik. Milleti ona: Böbürlenme, Allah şüphesiz böbürlenenleri sevmez. Allah’ın sana verdiği şeylerde âhiret yurdunu da gözet. Dünyadaki payın’ da unutma. Allah’ın sana yaptığı iyilik gibi sen de iyilik yap. Yeryüzünde bozgunculuk isteme. Doğrusu Allah bozguncuları sevmez, demişlerdi.” “O, yeryüzünde iş başına geçti mi, orada fesad çıkarmağa, ekini ve zürriyeti kökünden kurutmaya koşar. Allah fesadı sevmez.

İsraf da şu âyetle haram kılınmıştır: “…Yiyin, için, fakat israf etmeyin. Çünkü Allah müsrifleri sevmez. ” “Onlar sarfettikleri zaman ne israf ederler, ne de cimrilik; ikisi arasında orta bir yol tutarlar.” Bu âyetler gösteriyor ki, israf ta cimrilik te haramdır. Mendub olan ise, iki arasında orta bir yol takib etmektir. İsrafta saçıp savurma vardır. Âyette ise şöyle buyuruluyor: “Yakınına, düşküne, yolcuya hakkını ver. Elindekileri saçıp savurma.”

Kaynak: İmam Muhammed Şeybani – İslam İktisadında Helal Kazanç

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar, İslam İktisadında Helal Kazanç | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: