Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 24 Ara 2009

BİLİYORMUSUN SEN KİMSİN??

Posted by Site - Yönetici Aralık 24, 2009

fatih-sultan

BİLİYORMUSUN SEN KİMSİN??

Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz, iyiliği emreder, kötülükten vazgeçirmeğe çalışırsınız.. Çünkü ALLAH’a inanıyorsunuz..” Fermanının sahibisin!..

SEN,

Alemlere rahmet olarak gönderilen” ve dehşetli mahşer günü herkesin “Nefsi! Nefsi!” diye çırpınacağı bir zamanda, secdelere kapanıp; “Ümmetimi isterim Ya Rab!.. Ümmetimi bağışlamadıkça kalkmam” diye feryad edecek olan Habib-i Kibriya’nın ümmetisin!..

SEN,

Resûlullah’ın ashabına; “Orduya yardım ediniz” dediği zaman, bütün servetini alıp getiren ve Peygamberin “Çocuklarına ne bıraktın?..” sorusuna; ALLAH“’ı ve Resûlünü bıraktım Ya Resûllullah!” cevabını veren Hz. Ebûbekir’in yolundasın!..

SEN,

Devlet reisi olduğu halde, içi su dolu bir tulumu sırtına yüklenerek halk içinde dolaşan ve oğlunun; “Babacığım, niçin böyle yapıyorsun?” sorusuna; “Oğlum! Nefsimi biraz beğenir gibi oldum.. Onu zelil etmek, gururumu kırmak istiyorum” diyen Koca Ömer’in izindesin!

SEN,

Müslümanlar arasında açlığın ve kıtlığın hüküm sürdüğü bir zamanda Şam’dan kendisine ait zeytinyağı, üzümve buğday yüklü olarak gelen bir deveyi yükleriyle beraber yoksullara tasadduk eden Hz. Osman’ın ardındasın!..

SEN,

Cebinde bulunan 4 dirhem servetin 1 dirhemini gizlice, 1 dirhemini açıkça, 1 dirhemini gece ve kalan 1 dirhemini de gündüz , kimsesizlere sadaka olarak veren ve ALLAH Resûlünün; “Neden böyle yaptın ?”suâline ALLAH“Belki bunların birini olsun kabul eder düşüncesiyle diyen Hz. Ali’yi takip edensin!

SEN,

ALLAH yolunda cihada çıkan ve karşısında ATLAS Okyanusunu görünce, devesini dizlerine kadar denize sürerek, kılıcını çekip; “Ya Rabbi! Şahid ol! Önüme şu uçsuz bucaksız derya çıkmasaydı senin şanını daha ileriye götürürdüm!” diyen mücahidlerin peşindesin!..

SEN,

40 sene yatsı abdestiyle sabah namazını kılan İmam-ı Âzam’ların, Malazgirt Ovalarında ALLAH ALLAH sesleriyle at koşturan ve Anadolu kapılarını müslüman Türklere açan Alp Arslanların arkasındasın!..

SEN,

Misafir kaldığı evde gece sabaha kadar ayakta duran ve; “Biz Kur’anın bulunduğu odada ayaklarımızı uzatıp yatmaktan hayâ ederiz” diyen Osman Gazilerin torunusun!..

SEN,

Resûllullah’ın müjdesine nail olup, küfrün doğu kal’asını, istanbul’u fethederek İslam’a teslim eden, yeni bir çağ açan Fatihlerin, dünyayı müslümanlardan başkasına dar gören Yavuzların, karaların- denizlerin hakanı Kanûnilerin neslisin!..

SEN,

İstanbul’da okumaya başladığı Ezan-ı Muhammediyeyi, Çaldıran ovalarında bitiren, Tuna’da aldığı abdestin namazını Afrika çöllerinde kılan, Hazer kıyılarında getirdiği tekbir seslerinin yankılarını Viyana kapılarında duyan kahramanların evladısın!..

SEN,

Vatanını, mukaddesâtını müdafaa ederken düşman kurşunlarının darbeleriyle bağırsakları delik-deşik dışarıya fırlayan ve bir eliyle onları karnına iterken, diğer eliyle göğsünden bir başka kurşunu eliyle çıkarıp, yanında bulunan arkadaşına; “Al arkadaşım! Sağ olur da dönersen, şu kurşunu oğluma ver! Ve O’na de ki; “Bunu sana baban son nefesinde gönderdi ve O’da aynı şekilde oğluna aktarmazsa hakkımı helal etmem! “ dedi diye ulvî ruh örnekleri veren şehitler kafilesinin çocuğusun!..

İŞTE SEN BUSUN..!

Bu altın halkalara eklenebilecek daha binlerce halka içerisinde;

Senin cevherin, aslın astarın, esasın budur işte!..

Sen bu kapılar dışında başka bir kapının insanı,

Bu altın halkalar dışında başka bir halkanın esiri olamazsın!

Namazsız, niyazsız, maneviyatsız, ruhsuz, köksüz, kozmopolit, satılmış olamazsın!

ALLAH’sız, Peygambersiz, Kitapsız olamazsın!

Bana dokunmayan bin yıl yaşasın!” “Neme lazım” “Evimden uzak

Her koyun kendi bacağından asılır” gibi yahudi sözlerini ağzının sakızı yaparak, mücadele ve hizmet azmini yitiremezsin!

Komşun aç iken, sen tok gezemezsin!

İslam’ın yasak kıldığı günah yuvalarında vaktini öldüremez, aile fertlerini batının kokuşmuş hayat tarzına uyduramazsın!

Yavrularını çağdaş asrın zihniyetine terkedip, cehenneme talip olamazsın!

Sen kainatın en üstün varlığı olarak yaratıldın, buna layık olarak cennet bahçelerine talip olmalısın..

Hem burada… Hem orada..

YOLUN AÇIK OLSUN..!

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Noel Baba’dan çocuklara içkili çikolata

Posted by Site - Yönetici Aralık 24, 2009

noel-babadan-cocuklara-ickili-cikolata

Noel Baba’dan çocuklara içkili çikolata

Cezayir’de noel baba kılığında bir kişinin çocuklara içkili çikolata ve Hıristiyanlığa davet içerikli kaset, takvim ve broşürler dağıttığı ortaya çıktı.

Cezayir’in en çok misyonerlik çalışması görülen şehri Tizi Ouzou’da yılbaşının yaklaşmasıyla noel baba kılığına giren bir misyonerin çocuklara içkili çikolatalar dağıttığı anlaşıldı. Kendisine yöneltilen suçlamalara dair herhangi bir yorum yapmayan noel baba saf halkı da broşür ve kasetlerle kandırmaya çalışıyor. Şehirde ismini vermek istemeyen bir imam halkı bu misyoner saldırıdan korunmaya çağırdı. Halk ise tepkili ve ilgili makamlara toplu şikayette bulunmaya hazırlanıyor. Bu şehirde misyonerler en çok halkın fakirliğini kullanıyor.

Cezayir’de noel baba kıyafeti giymiş bir şahsın Tizi Ouzou şehrini köşe bucak dolaşarak çocuklara Hıristiyanlığa davet içeriği bulunan hediyeler ve içkili çikolatalar dağıttığı ortaya çıktı.

Şehirde yaşayan bir görgü tanığı şöyle dedi : “Noel babayla bir anı fotoğrafı çektirdim. Daha sonra bana bir takvim hediye etti. Eve döndüğümde takvimin içinde Mesih (as)’ı tanrılaştıran rumuz ve ibareler yer aldığını fark ettim. Bunun üzerine hepsini yok ettim.

Cezayir Eş-Şuruk El-Yevmi gazetesinin verdiği habere göre aynı şahsın oğlu da noel babanın pençelerinden kurtulamadı. Baba eve döndüğünde noel babanın oğluna verdiği çikolatanın da içkili olduğunu fark etti.

Noel babanın hediye verdiği tek aile bu babanın ailesi değil. Bir bayan da noel babanın, kızına anı fotoğrafı çekilmelerinin hemen ardından içkili çikolatayla beraber Hıristiyanlığa davet içerikli kaset ve broşürler verdiğini ifade etti. Bugünlerde Cezayir’de çocuklar bir anı fotoğrafı çektirmek için noel babanın etrafında dolanıyor. Ancak Noel babanın Hıristiyanlığa çağıran hediyelerinin tehlikesini fark edebilecek yaşa varmış dahi değiller.

Bu bilinmeyen şahsın yaptıkları Tizi Ouzou halkının öfkelenip tepki göstermesine yol açtı. Şehirliler, şüpheli amaçlarını yaymak için çocuklarının masumiyetini kullanan bu eylemleri yapanların caydırılması için yetkili makamlara toplu şikayet dilekçesi vereceklerini söyledi.

Tizi Ouzou imamlarından ismini vermek istemeyen biri şöyle dedi : “Bu şahıs at arabasıyla şehrin sokaklarında dolaşıyor. Kendisine noel baba diyorlar. Çocukların masumluğunu ve bazı vatandaşların saflığını kullanıyor. Böyle şeyler Hıristiyanlık geleneklerinden olmasına karşın bu vatandaşlar ve çocuklar kendisiyle fotoğraf çektiriyor.” İmam hüzün dolu bir söz tonuyla ekledi : “Biz hiçbir dine karşı değiliz. Ancak bu Müslüman ülkede olanları kınayıp bundan üzüntü duymamız gerekir. Bir minare inşa edilmesini yasakladığı bir vakitte bu insanların ülkemizde sorumsuzca davranışlar sergilemesine nasıl izin verebiliriz?”. (İsviçre’de yeni bir minare inşası hakkında geçen ayın 29’unda yapılan oylamada halkın yarısından çoğunun minareye hayır oyu kullanmasına işaret ediyor).

İmam halkı uyardı

İmam şehir halkını bu şahsın verdiği hediyelerle kendilerini kandırmasına izin vermemeleri, kendilerine sadece sene sonunda değil her gün hediye veren dinlerini korumaları çağrısında bulundu.

Noel baba kıyafetini giyip şehri dolaşan şahıs ise bu suçlamalar hakkında yorum yapmaktan kaçınarak şehirde ekmek parası kazanmak için bulunduğunu söyledi.

Tizi Ouzou şehri Cezayir’in Hıristiyanlık kampanyaları en çok görülen şehri. Misyonerler Hıristiyanlaştırma çalışmalarında bölge halkının fakirliğini kullanıyor.

Defne Bayrak / Timeturk

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | 1 Comment »

Cennetin Nuru, Pahası, Etrafının Hoşluğu, Sabah Akşam Manzarasının Güzelliği:

Posted by Site - Yönetici Aralık 24, 2009

cennetin-nuru-pahasi-etrafinin-hoslugu-sabah-aksam-manzarasinin-guzelligi

Cennetin Nuru, Pahası, Etrafının Hoşluğu, Sabah Akşam Manzarasının Güzelliği:

Yüce Allah buyurdu ki:

Oranın neresine baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün. Üzerle­rinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan giyimlikler vardır. Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri onlara tertemiz içecekler içirir.” (İnsan, 76/20-21)

Orada temellidirler. Ne güzel bir yer ve ne güzel duraktır.” (Furkân. 25/76) “Doğrusu cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın. Orada ne susarsın. ne de güneşin sıcağında kalırsın.” (Tâ-Hâ. 20/118-119)

Orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler.” (İnşân, 76/13) Ebubekir b. Ebi’d-Dünyâ… Simâk’m şöyle dediğini rivayet etmiştir: Gözlerini kaybetmesinden sonra Medine’de Abdullah b. Abbas’la karşılaş­tım. Ona dedim ki:

— Cennetin toprağı nedir?

— Gümüş gibi bembeyaz mermerdir. Tıpkı ayna gibidir.

— Onun aydınlığı nasıldır?

—  Güneşin doğuşundan önceki anı görmemiş misin? Oranın aydınlığı da işte öyledir. Yalnız orada güneş ve dondurucu sıcaklık yoktur.”

İbn Sayyad’ın bir sorusuna cevab olarak Rasûiullah (s.a.v.), cennet top­rağı hakkında şöyle buyurmuştu:

O, beyaz taşın tozu gibi bembeyaz katıksız misktendir.”

Ahmed b. Mansur er-Remadî… İbn Abbas’tan rivayet elti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cenab-ı Allah, cenneti beyaz renkte yarattı. O’nun en çok sevdiği elbi­se, beyaz renkli olanıdır. Dirileriniz beyaz renkli elbise giysin. Ölülerinizi de beyaz renkli kefene koyun.” Sonra Rasûlullah (s.a.v.) koyun çobanlarını top­lantıya çağırdı. Toplandılar. Onlara: “Koyunu olan, sürüsüne beyaz koyunla­rı katsın” dedi. Kadının biri gelip: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ben kara koyunlar edindim. Çoğalacaklarım sanmıyorum” dedi. Rasûlullah (s.a.v.) de ona: “Ka­ra koyunlarının arasına beyazları da kat” diye emretti.

Ebubekir ei-Bezzâr… Üsame b. Zeyd’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur;

Cennete gitmek üzere paçalarını sıvayacak kimse yok mu? Doğrusu -Kabe’nin Rabbine yemin ederim ki- cennetin misli yoktur. O; parlayan bir nûr, titreyip salınan bir reyhan, sağlam yapılı bir saray, düzgün ve sürekli akan bir ırmak, olgunlaşmış bir meyve, alımlı ve çok güzel bir zevce, ebedî makamda ve rahat bir diyardaki çok elbiseler sebze ve meyve, kıymetli ve yüksek yerdeki beyaz taşlar ve nimetlerdir.” Ashab: “Ey Allah’ın Rasûlü! Biz paçamızı sıvayıp oraya gideriz” deyince Rasûlullah (s.a.v.): “lnşaaliah deyin” dedi. Onlar da; “İnşaallah” dediler.”

İbn Mâce… Ebû Hüreyre’den merfu olarak şöyle bir rivayette bulunmuş­tur:

Cennetin yeri beyazdır. Arsasında kâfur kayaları vardır. Çevresi kum tepelerini andıran misk tepeleri ile kuşatılmıştır. Orada sürekli ve düzgün akan ırmaklar vardır. Cennet ehli o arsada toplanıp tanışırlar. Cenab-ı Allah rahmet rüzgarını estirir. Bu sebeple üzerlerine misk kokusu ve güzellik siner. (Sonra) Adam karısının yanına döndüğünde karısı ona: “Sen yanımdan çıkıp gittiğinde seni beğeniyordum. Ama şimdi seni daha çok beğeniyorum” der.”

Cenneti İstemenin Emredilişi. Cenab-ı Allah’ın Kullarını Oraya Özendirmesi Ve Oraya Gitmek İçin Tez

Davranmalarını Emretmesi:

Yüce Allah buyurdu ki:

Allah, Dâr’üs-Selâm’a (cennete) çağırır.” (Yunus, 10/25)

Rabbinizin mağfiretine ve Allah’a karşı gemekten sakınanlar için ha­zırlanmış, eni gökler ve yer kadar olan cennete koşusun.” (Âl-i imrân, 3/133)

Ey İnsanlar! Rabbiniz tarafından bağışlanmaya, Allah’a ve peygambe­rine inananlar için hazırlanmış, genişliği yerle göğün genişliği kadar olan cennete koşusun. Bu, Allah’ın dilediğine verdiği lutfudur. Allah, büyük lutuf sahibidir.” (Hadid, 57/21)

Allah şüphesiz, Allah yolunda savaşıp, öldüren ve öldürülen müminle­rin canlarını ve mallarını cennete karşılık satın almıştır.” (Tevbe, 9/111)

Buharı… Saîd b. Minâ’dan rivayet etti ki; Câbir şöyle demiştir: Melek­ler, Rasûlullah (s.a.v.) uyamaktayken yanına gediler. Bazıları: “O uyuyor” dediler. Bazıları da dediler ki: “Gözleri uyuyor ama kalbi uyanıktır. Onun durumu şu adama benzer ki; adam bir ev yaptırır. Orada bir sofra kurar. Sof­raya insanları çağırması için dışarıya bir dâvetçi gönderir. Dâvetçiye icabet eden, eve girer ve sofradaki yemekleri yer.” İşte bu misâli Rasûlullah (s.a.v.)’e yorumladılar. Bazıları: “O uyuyor” dedi. Bazıları da: “Göz uyuyor ama kalb uyanıktır” dedi. Dediler ki: Ev, cennettir. Dâvetçi, Muhammeddir. Muhammed’e itaat eden, Allah’a itaat etmiş; Muhammed’e isyan eden de Allah’a isyan etmiş olur. Muhammed insanları birbirinden (seçip) ayırdı.”

Tinnizî’nin rivayeti ise şöyledir:

Rasûlullah (s.a.v.) bir gün çıkıp yanımıza geldi ve şöyle buyurdu: “Rü­yada Cebrail’i baş tarafımda, Mikâil’i de ayak tarafımda gördüm. Biri diğe­rine: ‘Şunun hakkında bir misal ver’ dedi. Diğeri de dedi ki: “Duy; kulakla­rın da duysun. Anla; kalbin de anlasın. Senin ve ümmetinin misali şu hüküm­darın durumuna benzer: Hükümdar bir konak edinir. Konakta bir oda yapar. O odada bir sofra kurar. Sonra insanları o sofraya davet etmesi için bir elçi gönderir. Kimileri o elçinin çağrısına icabet eder; kimileri de etmez. Bu mi­sâldeki hükümdar, Allah’tır. Konak, İslâmiyettir. Oda, cennettir. Sen de ey Muhammed, elçisin. Senin dâvetine icabet eden, İslama girer. İslama giren, cennete girer. Cennete giren de oradaki taamı yer.”

Hammad b. Seleme… Enes’ten rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Bir bey, bir ev edindi. O evde bir sofra kurdu. (İnsanları yemeğe çağır­ması için) bir dâvetçi gönderdi. Dâvetçiye icabet edenler konağa girdiler ve sofradaki yemekleri yediler. Bey de onlardan hoşnud oldu. Bilesiniz ki (bu misâlde sözü edilen) bey-Allah’tır, ev İslâmiyettir, sofra cennettir, dâvetçi de Muhammed ‘dir.”

Cehennemden Allah’a Sığınana Allah Aman Verir. Allah’tan Cennet İsteyeni Allah Cennete Koyar. Yalnız Niyetin Halis, Amelin de Dürüst Olması Şarttır:

Ebû Ya’lâ… Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Bir kul üç kez cehennemden âmân dilerse, mutlaka cehennem şöyle der: “Ya Rab! Falan kulun benden aman diledi, ona aman ver.” Bir kul da ye­di kez ceneneti dilerse, mutlaka cennet şöyle der: “Ya Rab! Falan kulun be­ni diedi. Onu cennete koy.”

Bu hadis, Müslim’e göre sıhhat şartlarını taşımaktadır.

Tirmizî ve Neseî, İbn Mâce kanalıyla… Enes’ten rivayet ettiler ki; Rasû­lullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Bir kimse Allah’tan üç kez cenneti isterse, cennet: ‘Allahım! Onu cen­nete koy’ der. Bir kimse cehennemden üç kez Allah’a sığınırsa, cehennem: ‘Allahım! Onu ateşten koru’ der.”

Cennet İle Cehennem, Şefaatleri Kabul Edilen Şefaatçilerdir:

Hasan b. Süfyân… Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cenneti çokça isteyin ve cehennemden ona sığının. Çünkü cennet ile cehennem, şefaatleri kabul edilen iki şefaatçidir. Kul cenneti çokça isterse, cennet der ki; “Ya Rab! Beni senden isteyen şu kulunu bende iskân et.” Ce­hennem de der ki: “Ya Rab! Benden sana sığman şu kuluna âmân ver.”

Kaynak – Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Cennet, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: