Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 08 Ara 2009

Giyinmek

Posted by Site - Yönetici Aralık 8, 2009

sokaakarkenokunacakdua

Giyinmek

Giyinme meselesi de, yukarıda kaydettiğimiz bütün meselelerde aynen yemek meselesi gibidir. Burada da asıl olan, Rasûlullah (sas) den gelen şu rivayettir: Rasûlullah (sas) insanın iki şekilde meşhur olmasından menettiler: Bunlardan birincisi, herkesin parmağı ile göstereceği şekilde son derece güzel ve yeni elbise giyinmek. İkincisi de, yine herkesin parmağı ile göstereceği şekilde eski bir elbise giyinmek. Bunlardan birincisi israf, ikincisi ise,’ cimriliktir. İşlerin hayırlısı ise orta olanıdır.

Bütün vakitlerde yıkanmış, temiz giymek gerekir. İlle de yeni ve güzel olsun diye bir külfete girilmez. Rasûlullah (sas) şöyle buyuruyorlar: “Sade giyinmek imandandır.” Ancak bazı vakitlerde, toplantılarda ve bayramlarda bulunabilenin en güzelinin giyilmesinde bir beis yoktur. Rivayet edildiğine göre, Rasûlullah (sas) kendisine Mukavkıs’ın hediye etiği Fenek cübbesini, bayramlarda, toplantılarda ve kendilerine gelen heyetleri kabulde giyiyorlardı. Yani Rasûlullah’ın (s.a.v) ipek ile dikilmiş bir kaftanları vardı. Bunu da bayramlarda ve toplantılarda giyiyorlardı. Bazı vakitlerde böyle bir elbiseyi giymekte, nimetin izharı vardır. Rasûlullah (sas) şöyle buyuruyorlar: “Allah bir kuluna nimet verdiği zaman, onun üzerinde nimetin eserini görmek ister.

Bütün vakitlerde böyle mükellef giyinmede, büyüklenme olabilir. Bu durum muhtaç durumda olanların buğzunu celbeder. Bundan sakınmak daha evlâdır. Aynı şekilde kış mevsiminde, soğuğa karşı bir cübbe kâfi geldiği halde, iki veya üç tane giyinmek te gerekmez. Bu da muhtaç durumda olanları kızdırır. Bu durum da bir başkasına eziyet veren bir kazanç şekli olduğu için nehyedilmiştir. Bu kimsenin maksadı, daha azı ile de meydana gelir. Onun için evlâ olanı, kışın kalın elbiseleri tercih etmektir. Rivayet edildiğine göre Hz. Ömer (ra) kalın olan elbiselerden giyinirdi. Çünkü kışın sert ve kalın giyinmek, yazın da yumuşak giyinmekte bir beis yoktur. Çünkü sert elbise, kışın soğuktan, ince ve yumuşak elbiseden daha iyi korur. İnsan kışın böyle elbiseye ihtiyaç duyar. Yumuşak elbise ise, yazın teri sert elbiseden daha iyi kurutur. İnsan yaz mevsiminde böyle bir elbiseye daha çok ihtiyaç duyar. Şayet helâl yoldan temin imkânı varsa, kışın da yazın da yumuşak elbise giyinmek caizdir. Allahü teâlâ şöyle buyuruyor: “De ki: Allah’ın kulları için çıkardığı nimeti, temiz ve hoş rızıkları haram kılan kimdir?…”

Yukarıda da açıkladığımız gibi, bir kimsenin güzel şekilde yemesi ve giyinmesi mendubtur. Aynı şekilde ailesinin yiyeceğine ve giyeceğine de itina göstermelidir. Çünkü insan, aile efradına en güzel bir şekilde harcamakla emrolunmuştur. Güzel ve maruf olan, israfa girmeksizin, fazla cimrilik te yapmaksızın harcamaktır. Bu hususta şöyle dediler: Bir kimsenin aile efradının bütün arzularını yerine getirmesi gerekmez. Bütün isteklerini reddetmesi de doğru olmaz. Bu ikisinin ortasında bir harcama yapmalıdır. İşlerin hayırlısı ortasıdır.

Bunun yanında bir kimsenin devamlı doymuş bir vaziyette olması da gerekmez. Evlâ olanı Rasûlullah’ın (s.a.v) tercih ettikleri ve şu hadiste açıkladıkları şekildir: “Bir gün aç kalırım, bir gün doyarım.” Hz. Aişe (ra) validemiz Rasûlullah (sas) vefat ettiğinde, şöyle diyerek ağlıyordu: “Ey hasırı divana tercih eden, cehennem korkusu ile geceleri uyumayan, ipek giymeyen, arpa ekmeğinden karnı doymayan.” Yine Hz. Aişe (ra) validemiz şöyle diyordu: “Bazan ay veya aydan daha fazla bir zaman geçer, evimizde ateş yanmazdı. Yiyeceğimiz iki siyah şey olan su ve hurma idi.” Bir başka hadisde de şöyle Duyuruluyor: “Kıyamet günü insanların en çok aç kalanı, dünyada iken en çok doyanıdır.” Bunun için de bütün vakitlerde devamlı olarak tok gezmekten sakınmak evlâdır.

İnsanın kendisinden faydalanılmayacak şekilde yemeyi ve içmeyi bırakması caiz olmaz. Açlık sonunda o dereceye gelir ki, kendisine zarar verir. Midesinde yanmalar olur ve midesi bozulur. Bundan sonra artık yemek te fayda vermez. Çünkü ihtiyaç ânında bu duruma gelmeden alıp yemek nefsin hakkıdır. Rasûlullah (sas) ashabından bazısı için şöyle buyurdular: “Nefsin senin bineğindir. Ona yumuşak davran ve onu aç bırakma.” Bir başka hadisde de, “Nefsinin sende hakkı vardır. Ailenin sende hakkı vardır. Allah’ın sende hakkı vardır. Her hak sahibine hakkını ver.” buyuruluyor. Rasûlullah (sas) Mikdâd b. Ma’dî Kerib’e şöyle buyurdular: “Ye, iç, ve gururlanmak-sızın giyin.” Emir sigası, vücub için hakikattir. Bu duruma gelinceye kadar yemekten kaçınmak, insanın kendisini ölüme sürüklemesidir ki, bu da haramdır. Diğer taraftan bunda, ibadetleri edâ etmeye mani olan bir sebebe yapışma vardır. Çünkü ibadetler ancak bu şekilde edâ edilebilir. Yapılması gereken ibadetleri edâ etmemek haram olduğu gibi, ibadetleri yapmamayı netice veren bir ortamı hazırlamak ta haramdır.

Ancak nefsi ibadetleri edadan âciz bırakmayacak şekilde aç bırakmak ve sonra da onu doyurmak mubahtır. Bu durumda insan, ya oruçlu olduğundan ibadetini tamamlamak için yemekten kaçınıyor veya yediği yemeğin kendisine daha lezzetli gelmesi için bu yolu tercih ediyor. Çünkü bir yiyecek daha aç bir vaziyette yenilirse, lezzeti de daha fazla olur. Böyle isabetli bir gaye için bu yol tercih edildiğinde, mubahtır. Bu mesele de aynen doyduktan sonra yemekte izah ettiğimiz gibidir.

Doyduktan sonra yemek, meşru bir gayenin dışında haramdır. Sonradan yemenin fayda vermeyeceği bir şekilde aç kalmak ta uygun bir şey değildir. Bu, aksine insanın kendisini telef etmesidir. İnsanın kendi nefsini muhafaza etmesi, diğerlerinden önde gelir. İmkân ölçüsünde bir başkasının hayatta kalmasını temin etmek onun vazifesi olduğuna göre, onu telef edecek şartlan hazırlaması da helâl olmaz. Başkası için böyle olunca, kendisi için öncelikle caiz olmaz.

Bu Meselede Bazı Yanlış Görüşlerin Reddi Yazının devamını oku »

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar, İslam İktisadında Helal Kazanç | Leave a Comment »

İlahi – Arafat Dağı – Rabia Sülek – Beysehir Göl Festivali.

Posted by Site - Yönetici Aralık 8, 2009

İlahi – Arafat Dağı – Rabia Sülek – Beysehir Göl Festivali.

 

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar, İlahi Ve Kasideler | Etiketler: , | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: