Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Sözün Tesiriyle Ölen Vaiz

Posted by Site - Yönetici Aralık 6, 2009

İmam-ı Şarani Hazretlerinın Tesbıtlerıne Göre KADİR GECES Hangi Gecedir İ

Sözün Tesiriyle Ölen Vaiz

Rivayet olunur. Bir âlim vardı. Sözü tesirliydi. Büyük bir kuvvetle kalblerde tasarruf ederdi. Onun vaaz meclislerinde bir çok kişi ölürdü. Her vaazında konuşmalarının ve vaazının tesirinden bir, iki kişi Ölürdü. O vaizin bulunduğu şehirde yaşlı bir kadın vardı. O yaşlı kadının ince kalbli ve hemen infiale gelen cezbe sahibi bir oğlu vardı. Yaşlı kadın oğlunu o meşhur vaize ve onun bulunduğu meclislere gitmekten sakındırıyordu. Oğluna; adı geçen vaizin meclislerine gitme, diyordu. Yaşlı kadının oğlu bir gün farkına varmadan gafletle o vaizin meclisinde hazır bulundu. Allah’ın emri tecelli etti olan oldu. (O yaşlı kadının oğlu vaaz esnasında vefat etti.) Sonra o yaşlı kadın bir gün yolda o vaize rastladı. Yaşlı kadın, vaiz efendiye seslendi:

Sen hidâyete ermezken, halkı mı hidâyete davet edersin? Dikkat et! Muhakkak ki bu (hareketin) fayda vermez. Ey eğe taşı! Daha ne zamana kadar, sen kesmediğin halde, Demiri keskinleştirmeye devam edeceksin?

Vaiz Efendi, yaşlı kadının bu sözlerini işitince feryad etti. Bağırıp, yere düştü. Bayıldı. Onu alıp evine götürdüler. Vefat etti. Allah’ın rahmetine kavuştu. Vaizler mihrab’da cilveli cilveli sana, “gel tevbe et” derler. Vaiz kendi şeklini daha düzeltmemiş, kendisi vaaza muhtaçtır.

ilmiyle amel etmeyen Vaiz ve hatiblerin akıbeti Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri buyurdular:

İsrâ (mîrâc) gecesi, bazı insanlara uğradım. Dudakları, ateşten yapılmış makaslar ile kırpılıyordu. Ben:

-“Ey Cebrail bunlar kimlerdir?” dedim. 0:

-“Bunlar, senin ümmetinin, insanlara iyiliği emredip, kendi nefislerini unutan hatibleridir. Cehennemde paylarına düşen cezayı çekiyorlar. Onlara:

-“Sizler kimlersiniz?” denildiğinde, onlar:

-“Biz insanlara, hayrı emreder; kendi nefsimizi unuturduk. (Söylediklerimizle amel etmezdik) diye cevab verirler. Evzâî buyurdular:

Lahitler, (kâfirlerin içinde oldukları sandukalar), kâfirlerin leşlerinden gördükeri (duydukları) pis kokulardan Allahü Teâlâ Hazretlerine şikâyette bulundular. Allahü Teâlâ Hazretleri ona vahyetti:

-“Ulemâ-i sû (kötü âlimlerin) karınları, sizin içinde bulunduğunuzdan daha pis kokuludur,” buyurdu.

Hadis-i şerifte Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri buyurdular:

Herhangi bir kul, hutbe okuduğunda muhakkak Allahü Teâlâ Hazretleri, kıyamet günü ona, hutbesiyle ne murad ettiğini kendisine soracaktır.

Şeyh Üftâde Efendi buyurdular:

Eğer vaaz eden kişi, kendisini, dinleyenlerden hayırlı görürse, işi zorlaşır. Yine konuşmasına kulak veren kimse olmazsa, o kişi, dövünüp kafasına vuran kimseyle müsâvî ve eşit olup işi zordur. Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri buyurdular:

Nice vaizler vardır ki, şeytan onunla oynaşır.

Allah’ım ben ancak Müslümanların benden faydalanacakları sözleri söyleyeyim. Ben cehennemde azablandırılacak biri olsam bile… Bu kötü bir sonuç çeşitidir. Lakin içinde, kötülüğün hazzını görme korkusu vardır.

Yine buyurdular:

İnsanlara vaaz edenler, ya insanların kendisinin bildiği şeyi bildiğine inanır. Ya da insanların kendisinin bildiğini bilmediğine inanır. Birincisine düşen insanların onun vaazına ihtiyaçlarının olmadığını bilmesidir. İkincisi ise, İnsanların câhil, kendisinin âlim olduğunu isbat etti. Bu ise tamamen kibirdir. Gerçekten nefsin hileleri çoktur. Ondan kurtulmak ancak ve ancak Allah’ın lütfü ve keremiyle mümkündür. Bu durumun en düşük hali, Efendimiz (s..a.v.) Hazretlerinin şu hadîsini mülâhaza etmesidir:

Muhakkak Allahü Teâlâ Hazretleri,’ bu dini, facir (ve fasık) bir kişiyle (bile) kuvvetlendirir (teyid eder.)”

Sâlik (hak yolun yolcusu),  hakikate erişmedikçe, ikilem ve (nefsin pençesinden) kolay kolay kurtulamaz. Efendimiz (s.a.v.)

Hazretleri    buyurdular,  “Âlimler, müstesna bütün insanlar, sarhoşturlar.” İhlâs sahibleri gerçek­ten büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar. Emniyet, ancak ihlasa erdirilmiş kişilerindir. Onlar da hakikî tevhide ulaşmış kişidir. 0 da “adem” yokluk ve “vucûd” varlığının son haddinde, kahr ve harici kerem ile fânî olmuştur. Bu durumda külli yani tam fena olmak vardır. Allahü Teâlâ Hazretlerinin Şeytana hitaben:

Hakikat, o kullarım (ki), senin onlar üzerine bir sulta’n (ve gücün) yoktur 15/42.” Âyetiyle murad edilenler işte bunlardır.

Bütün mertebelerde elbette şeriate riâyet etmek lâzımdır. Çünkü kemâl yani manen olgunluk ancak şeriat ile mümkündür. Şeriate riâyet etmeyen kişi, noksandır. Bundan dolayı cezbeye tutulanlar, noksanlıklardan hali değildir, (soyutlanmamıştır). Görmüyor musun? Peygamberlerden hiçbirine, bunaklık ve delilik ânz olmadı. Kemâl mertebesinde olan kâmil kişinin aklı da tam ve mükemmel olur. Hatta istiğrak halindeyken bile, kapının gıcırtısını hisseder. Ya Rabbi! Bizi kemâl derecesine ulaştır. Âmin.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi cilt 1

Bir Yanıt to “Sözün Tesiriyle Ölen Vaiz”

  1. m.kalayci said

    ALLAH C.C.hü bizleri dini paraya,dünyaya alet eden ve cikari
    icin, vaaz veren kötü alimlerden korusun amin.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: