Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 10 Kas 2009

MİMAR SİNAN

Posted by Site - Yönetici Kasım 10, 2009

egri-minare-ve-c3a7ocuk-mimar-sinan-ec49fri-minare-ve-c3a7ocuk

MİMAR SİNAN

Mimar Sinan veya Koca Mîmâr Sinân Ağa ( Sinaneddin Yusuf Abdulmennan oğlu Sinan (Osmanlı Türkçesi: (d. 29 Mayıs 1489 Ağırnas Kayseri – ö. 9 Nisan 1588, İstanbul) Osmanlı mimarıdır.

KÖKENİ

Sinaneddin Yusuf , Kayseri’nin Agrianosbugün Ağırnas) köyünde hristiyan ( Ermeni veya Rum olarak doğmuştur.1511′de Yavuz Sultan Selim zamanında devşirme olarak İstanbul’a gelmiş yeniçeri ocağına alınmıştır.

Bu değersiz kul , Sultan Selim Hanın saltanat bahçesinin devşirmesi olup , Kayseri sancağından oğlan devşirilmesine ilk defa o zaman başlanmıştı. Acemi oğlanlar arasından sağlam karakterlilere uygulanan kurallara bağlı olarak kendi isteğimle dülgerliğe seçildim. Ustamın eli altında , tıpkı bir pergel gibi ayağım sabit olarak merkez ve çevreyi gözledim. Sonunda yine tıpkı bir pergel gibi yay çizerek , görgümü artırmak için diyarlar gezmeye istek duydum.
Bir zaman padişah hizmetinde Arap ve Acem ülkelerinde gezip tozdum. Her saray kubbesinin tepesinden ve her harabe köşesinden bir şeyler kaparak bilgi, görgümü artırdım. İstanbula dönerek zamanın ileri gelenlerinin hizmetinde çalıştım ve yeniçeri olarak kapıya çıktım ”

YENİÇERİLİK DÖNEMİ

Abdulmennan oğlu Sinan , Mimar olarak Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferine katıldı. 1521 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın Belgrad
Seferine Yeniçeri olarak katıldı. 1522’de Rodos Seferine ve Belgrad Seferine Atlı Sekban olarak katılıp, 1526 Mohaç Meydan Muharebesi’nden sonra, gösterdiği yararlıklar sebebiyle takdir edilerek Acemi Oğlanlar Yayabaşılığına (Bölük Komutanı) terfi ettirildi.Sonraları Zemberekçibaşı ve Başteknisyen oldu.

1533 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın İran Seferi sırasında Van Gölü’nde karşı sahile gitmek için Mimar Sinan iki haftada üç adet kadırga yapıp donatarak büyük itibar kazandı. İran Seferinden dönüşte, Yeniçeri Ocağında itibarı yüksek olan Hasekilik rütbesi verildi. Bu rütbeyle, 1537 Korfu, Pulya ve 1538 Moldavya seferlerine katıldı. 1538 yılındaki Karaboğdan Seferinde ordunun Prut Nehri’ni geçmesi için köprü gerekmiş bataklık alanda günlerce uğraşılmasına karşın köprü kurulamamış görev Kanuni’nin veziri Damat Çelebi Lütfi Paşa’nın emriyle Abdulmennan oğlu Sinan’a verilmiştir.

Başmimarlık Dönemi [değiştir]1538 yılında Hassa başmimarı olan Sinan , baş mimarlık görevini I. Süleyman,II. Selim ve III. Murat zamanında 40 yıl süre ile yapmıştır.

Mimar Sinan’ın, Mimarbaşılığa getirilmeden evvel yaptığı üç eser dikkat çekicidir. Bunlar: Halep’te Husreviye Külliyesi, Gebze’de Çoban Mustafa Külliyesi ve İstanbul’da Hürrem Sultan için yapılan Haseki Külliyesidir. Halep’teki Hüsreviye Külliyesinde, tek kubbeli cami tarzı ile, bu kubbenin köşelerine birer kubbe ilave edilerek yan mekanlı cami tarzı birleştirilmiş ve böylece Osmanlı mimarlarının İznik ve Bursa’daki eserlerine uyulmuştur. Külliyede ayrıca, avlu, medrese, hamam, imaret ve misafirhane gibi kısımlar bulunmaktadır. Gebze’deki Çoban Mustafa Paşa Külliyesinde renkli taş kakmalar ve süslemeler görülür. Külliyede cami, türbe ve diğer unsurlar ahenkli bir tarzda yerleştirilmiştir. Mimar Sinan’ın İstanbul’daki ilk eseri olan Haseki Külliyesi, devrindeki bütün mimari unsurları taşımaktadır. Cami, medrese, sübyan mektebi, imaret, darüşşifa ve çeşmeden oluşan külliyede cami, diğer kısımlardan tamamen ayrıdır.

Mimar Sinan’ın Mimarbaşı olduktan sonra verdiği üç büyük eser, onun sanatının gelişmesini gösteren basamaklardır. Bunların ilki İstanbul’daki Şehzade Camii ve külliyesidir. Dört yarım kubbenin ortasında merkezi bir kubbe tarzında inşa edilen Şehzade Camii, daha sonra yapılan bütün camilere örnek teşkil etmiştir.

BAŞ MİMARLIĞI

Süleymaniye Camii, Mimar Sinan’ın İstanbul’daki en muhteşem eseridir. Kendi tabiriyle kalfalık döneminde, 1550-1557 yılları arasında yapılmıştır.

Mimar Sinan’ın en büyük eseri ise, seksen yaşında yaptığı ve “ustalık eserim” diye takdim ettiği, Edirne’deki Selimiye Camii’dir (1575).

Mimar Sinan, Mimarbaşı olduğu sürece birbirinden çok değişik konularla uğraştı. Zaman zaman eskileri restore etti. Bu konudaki en büyük çabalarını Ayasofya için harcadı. 1573’te Ayasofya’nın kubbesini onararak çevresine, takviyeli duvarlar yaptı ve eserin bu günlere sağlam olarak gelmesini sağladı. Eski eserlerle abidelerin yakınına yapılan ve onların görünümlerini bozan yapıların yıkılması da onun görevleri arasındaydı. Bu sebeplerle Zeyrek Camii ve Rumeli Hisarı civarına yapılan bazı ev ve dükkânların yıkımını sağladı.

İstanbul caddelerinin genişliği, evlerin yapımı ve lağımların bağlanmasıyla uğraştı. Sokakların darlığı sebebiyle ortaya çıkan yangın tehlikesine dikkat çekip bu hususta ferman yayınlattı. Günümüzde bile bir problem olan İstanbul’un kaldırımlarıyla bizzat ilgilenmesi çok ilgi çekicidir.

Büyükçekmece Köprüsü üzerinde kazılı olan mührü, onun aynı zamanda mütevazı kişiliğini de yansıtmaktadır. Mühür şöyledir:

El-fakiru l-Hakir Ser Mimaranı Hassa
Değersiz ve muhtac kul, Saray özel mimarlarının başkanı

TÜRBESİ

Eserlerinin bir kısmı İstanbul’dadır. 1588′de İstanbul’da vefat eden Mimar Sinan, Süleymaniye Camii’nin yanında kendi yaptığı sade türbeye gömüldü.

Giçdi bu demde cihandan pir-i mimaran Sinan Mimar Sinan Türbesi, İstanbul Müftülüğü’nün sütunlu kapısından çıkınca hemen solda, iki caddenin kesiştiği noktada Fetva Yokuşu sonunda solda, Süleymaniye Camii’nin Haliç duvarının önünde, beyaz taşlı sade bir türbedir

EŞLERİ VE ÇOCUKLARI Yazının devamını oku »

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

İşte Sudan Devlet Başkanı Ömer El-Beşir’in ve Sudan gerçeği…

Posted by Site - Yönetici Kasım 10, 2009

Ömer El-Beşir’in

Ömer El-Beşir’in

İşte Sudan Devlet Başkanı Ömer El-Beşir’in ve Sudan gerçeği…

Batılı ülkelerin “soykırım“la suçladığı Sudan lideri el Beşir neden hedefte? El Beşir’e mi düşmanlar, yoksa Sudan üzerinde hesapları mı var? İşte Sudan ve El Beşir dosyası…

Sudan Devlet Başkanı Ömer El-Beşir’in İSEDAK toplantısına katılmak üzere Türkiye’ye gelmesi Türk ve dünya kamuoyunda büyük yankı buldu. Peki, Batılıların El Beşir’e bu kadar saldırmasının ve iddiaların arkasında ne tür planlar var? Darfur’da neler oluyor? Nüfusunun hemen hemen yarısı hafız olan Darfur neden karıştı? Ülkenin güneyindeki ayrılıkçı Hıristiyanlardan sonra bu defa Darfur’u kışkırtan Batılılar Afrika’nın en büyük ve en zengin ülkesi olan Sudan’dan neler istiyorlar? 30 yıl boyunca emperyalizme, sömürgecilere ve Siyonistlere karşı büyük bir direniş gösteren Sudan, gerçekten soykırım yaptı mı? İşte bütün yönleri ile Darfur ve El Beşir dosyası…Mustafa R. Özgür’ün dosyası…

Sudan Devlet Başkanı Ömer El-Beşir’in İslam Ekonomik ve Ticari Daimi Komitesi’nin (İSEDAK) toplantısına katılmak üzere Türkiye’ye gelmesi, Türk ve dünya kamuoyunda büyük yankı buldu. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Darfur’da ‘savaş suçu ve insanlığa karşı suç işlediği’ iddiasıyla hakkında tutuklama kararı çıkarttığı Sudan Devlet Başkanı El-Beşir’in Türkiye’ye gelmesi, Türkiye-AB ilişkilerinde de bir krize sebep olmuş ve kriz Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün sert çıkışı ile aşılmıştı. Peki, Batılıların El Beşir’e bu kadar saldırmasının ve iddiaların arkasında ne tür planlar var? Darfur’da neler oluyor? İşte tüm yönleri ile Darfur ve El Beşir dosyası…

AFRİKA’NIN EN BÜYÜK ÜLKESİ

Sudan, Afrika’nın en zengin ülkelerinden birisi. Yüzölçümü olarak da Afrika’nın en büyük ülkesi. 2.5 milyon kilometrekarelik toprağı ile Türkiye’nin tam olarak 3 katı büyüklüğe sahip. 1956’da bağımsız olan bu güzel Afrika ülkesi, dünyanın en verimli topraklarına sahip. Başta petrol, uranyum ve bakır olmak üzere birçok yeraltı zenginliği var. Sudan, Batılı devletlerin Afrika hakimiyetlerine kafa tutuyor ve Kızıldeniz’i de kontrol ediyor. 21 yıl boyunca ülkenin güneyindeki Hıristiyanları kışkırtan Batılılar, şimdi de Darfur meselesini kullanarak Sudan’a saldırıyorlar.

30 YILDIR SİYONİZM’E KARŞI MÜCADELE VERİYO

Afrika kıtasının Batılılara karşı tüm direniş hareketlerini destekleyen Sudan, 30 yıldır emperyalistlere, sömürgecilere ve Siyonistlere karşı büyük bir direniş merkezi oldu. Başta İsrail olmak üzere Batılılar da 30 yıldır Sudan’ı parçalamak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Batılı emperyalist ülkeler Sudan’daki grupları birbirine karşı kışkırtıyorlar ve son dönemlerde Çin ile yakın ilişkiler kuran bu ülkeyi parçalamak istiyorlar. Sudan’ın dış satımının % 65’ini satın alan Çin ise, aynı zamanda Sudan’a milyarlarca dolar yatırım yapıyor. Bu da Batılıları çok rahatsız ediyor.

DARFUR’UN YARISI HAFIZ

6 milyon insanın yaşadığı Darfur, petrol, uranyum, bakır ve benzeri önemli yeraltı doğal zenginliklere sahip. 1821 yılında Osmanlı’ya bağlanan ve çok dindar olan Darfur’da insanların yarısından fazlasının hafız olduğu biliniyor. Bölgenin % 60’ı Arap ve % 40’ı Afrika orijinli olmak üzere tamamı Müslüman. 11 Şubat 1914’te Osmanlı Sultanı’nın cihat çağrısı üzerine Darfur Sultanı Ali Dinar, binlerce Darfurlu ve Sudanlı’yı cihada gönderdi. Buna kızan İngilizler Sudan’ı işgal ettiler ve 40 yıl işgalleri altında tuttular.

Geri çekildiklerinde Sudan’daki tüm kabileleri birbirlerine düşürmüşlerdi.

BATILILAR SUDAN’I KONTROL ETMEK İÇİN DARFUR’U KULLANIYORLAR

Ortadoğu petrollerine olan bağımlılığından kurtulmak isteyen ABD, petrol zengini Sudan’ı ve civarındaki 15 Afrika ülkesini kontrol etmek için Darfur’u kullanıyor. Ayrılıkçı hareketleri ise Batılılar özellikle destekliyorlar. Hatta kabileleri dahi devletleşmeleri konusunda teşvik ediyorlar. Nüfusun sadece % 15’i Hıristiyan olan güney bölgelerinde dahi Hıristiyan devletinin kurulmasını istiyorlar. Bunun için diplomatik girişimlerin yanı sıra inanılmaz sayıda misyonerin bölgeye akın etmesini de sağladılar. Bilindiği gibi 21 yıl süren güneydeki Hıristiyanlarla yaşanan problemlerin halledilmesinden sonra bu defa Darfur meselesi 2003 yılında patlak vermişti.

SUDAN DEVLETİ KENDİSİNİ SAVUNDU

Darfur’da meydana gelen olayların temeli 1970’li yıllara dayanıyor. Çiftçiler ve çobanlar arasında meraların ve su kaynaklarının kullanılması üzerine sorunlar başladı. 1980’de meydana gelen kuraklık işleri iyice karıştırdı. Büyük göç ve küçük çatışmalar, sorunu iç siyaset malzemesi haline dönüştürdü. 2000-2003 yıllarında çatışmalar şiddetlenerek büyük göçler başladı. Batılıların kışkırttığı ve silahlandırdığı grupların bağımsızlıklarını ilan etmeleri üzerine ise Sudan Devleti kendisini savunmaya başladı. Giderek yayılan çatışmaları durdurmak isteyen Sudan’ın kurduğu ‘Cencevid’ denilen gönüllü birlikler ile İsrail, ABD ve Batılı güçlerin desteklediği ayrılıkçılar uzun süre çatıştılar. Bu süreçte 40 bin civarında insan öldü. İşin ilginç tarafı ise çatışmalarda haksız bir şekilde insan öldürdüklerini tespit ettiği kendi tarafındaki isimleri de yargılayan Sudan Devleti’nin soykırımcılıkla suçlanmasıydı. Batılı güçler, Sudan Devleti’ni ve Başkanı El Beşir’i soykırımcılıkla itham ettiler. Dünyanın dört bir yanında işledikleri cinayetleri unutan Batılılar, ne kadar ikiyüzlü ve çifte standartlı olduklarını Sudan’da bir kez daha kanıtladılar.

EL BEŞİR’İ SUÇLAYAN MAHKEMEYİ TANIMAYAN ABD, KARARI DESTEKLİYOR

Diğer taraftan Ömer El Beşir’i soykırımla suçlayan Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni ABD dahi tanımıyor. Dünyada sadece 53 ülkenin tanıdığı Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin daha önce Bosna, Ruanda, Çeçenistan, Karabağ, Lübnan ve 60 yıldır Filistin’de işlenen onca soykırıma ses çıkartmamış olması ise gerçek yüzünü ortaya koyuyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin Sudan Devlet Başkanı Beşir’i tutuklama kararı almasını ise şimdiye kadar sadece 2 Batılı ülke, Fransa ve ABD destekledi. Arap Birliği ülkeleri, İslam Konferansı Teşkilatı, Türkiye, Çin ve İran gibi ülkeler karara karşı çıkıyorlar.

Bütün dünya toplansa da Allah’ın bize yazdığını değiştiremezler

İslam Ekonomik ve Ticari Daimi Komitesi’nin (İSEDAK) toplantısına katılmak üzere Türkiye’ye gelen Sudan Devlet Başkanı Ömer Hasan El Beşir, daha önce de Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi nedeniyle İstanbul’a gelmiş ve düzenlediği basın toplantısında, hakkındaki soykırım iddialarını reddetmişti. Devlete karşı silahlananlarla savaşmanın doğal olduğunu, masum insanların güvenliğini sağlamayı hedeflediklerini kaydeden Beşir; “Bu kadar kişi öldürüldüyse, toplu mezarlar olması lazımdı. Nerede bu toplu mezarlar? Hükümet ile isyancılar arasında bir savaş olduğu gerçek, ama bu bütün dünyada böyle. Sudan’da hükümete karşı ayaklananlar niye mazlum oluyor? Bu bir çifte standart” diye konuşmuştu. “İnşallah Güney Sudan’da sağladığımız gibi Darfur’da da mutlak barışı sağlayacağız” diyen Beşir; “Tüm dünya bize karşı toplansa da Allah’ın yazdığından başka bir zarar veremezler” şeklinde konuşmuştu.

Kaynak: Vakit

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | 2 Comments »

Hayvan satıcılarının kurban hileleri

Posted by Site - Yönetici Kasım 10, 2009

kurban

kurban

Hayvan satıcılarının kurban hileleri

Hayvan satıcılarının, büyükbaş hayvanlarını satmak için bulduğu hilelere dikkat!

Kurban Bayramına az zaman kala bazı hayvan satıcılarının, büyükbaş hayvanlarını, öndeki iki dişini söküp, “kapak attı” (halk arasında ergenleşen hayvanın öndeki iki dişinin döküldüğü zaman kurban olmaya ehil olması) gibi göstererek kurbanlık olarak satmaya çalıştıkları öğrenildi.Kocaeli Müftü Vekili Bayram Erdoğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, mal ile yapılması gereken ibadetlerden olan kurban kesme ibadetini akıllı, ergenlik çağına gelmiş, yolcu olmayan ve zengin sayılan her Müslümanın yerine getirmesi gerektiğini ifade etti.

Koyun, keçi, sığır, manda ve deveden kurban olacağını belirten Erdoğan, “Bunların dışındaki hayvanlardan kurban olmaz. Kurbanın kesilebilmesi için koyun ve keçinin 1, sığır ve mandaların 2, develerin ise 5 yaşını tamamlamış olmaları gerekir. Koyun ve keçi bir kişi, sığır, manda ve deve 1 ile 7 kişi arasında kurban edilir” dedi.

Kurban hazırlığına başlayan Müslümanların kurbanlık satın alırken dikkat etmesini öneren Erdoğan, kurban kesmenin bir ibadet olduğunu, vatandaşların Allah için en semiz, en gösterişli, hata ve kusurdan uzak, hiçbir ayıbı olmayan hayvanlardan alıp kesmesinin bu ibadeti yerine getirmesi bakımından doğru olduğunu vurguladı.

KURBAN SEÇİMİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Bayram Erdoğan, kurban seçimiyle ilgili şu bilgileri verdi: “Kesilecek hayvanın gözlerinin biri veya ikisi kör olmamalı, boynuzları ve kulakları dibinden kesilmiş veya kırılmış olmamalı, dişlerinin çoğu veya
tamamı olmayanlar, kuyruksuz veya kuyruğunun yarısından fazlası olmayanlar alınmamalıdır. Kesileceği yere yürüyemeyecek kadar aşırı zayıf, topal, hasta olan hayvanlar kurban ol
maz.”

Kurbanlıkların hamile olmayan hayvanlardan seçilmesi gerektiğine işaret eden Erdoğan, “Kurbanı satın alan bazı kimseler hayvanın hamile olduğu fark edemeyebilir. Hamile hayvan satın alındıktan sonra doğum yaptıysa doğurduğu yavrunun da kesilmesi gerekir” diye konuştu.

DİŞLERİNİ SÖKÜYORLAR

Bazı hayvan satıcılarının kurbanlık almayı planlayan vatandaşları yanıltmak amacıyla büyük baş hayvanlarının öndeki iki dişini söküp “kapak attı” gibi göstererek satmaya çalıştıklarını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Hayvanın kurban olabilecek yaşı doldurması gerekir. Özellikle sığırların kapak atması halk arasında kurbanlık olması anlamına gelir. Her kurbanlık hayvan alıcısı hayvanların yaşını bilemez. Bazı satıcılar hayvanın dişlerinin döküldüğünü, kapak attığını gösterebilmek için hayvanın ön dişlerini
sökerek satmaya çalışıyor.

Hayvan pazarlarında hayvan satıcılarının, ‘Ben para kazanayım da gerisi ne olursa olsun’ diye düşünerek vatandaşın ibadetini yerine getirmesini düşünmemesi Müslümanlığa yakışmaz. Bu tür satıcılar maddi olarak para kazanacağım derken manevi yönden ve Allah’ın katında kaybediyor. Böyle satıcıların üç beş kuruş kazanacağım diye ahiret hayatlarını berbat etmemesi gerekir.”

Kurbanlık hayvanın alınıp satılmasında karşılıklı güven, doğruluk ve dürüstlüğün esas olması gerektiğinin altını çizen Erdoğan, müşterinin de satıcıya güvenmesi gerektiğini söyledi.

“Hayvan satıcıları, Allah’tan korkan, dürüst, sağlam karakterli, ahlaklı kişiler olmalı, kurbanlık almaya gelen vatandaşları yanlış yönlendirmemelidir” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

Kurbanlık hayvan alacaklar mümkün olduğu kadar tanıdığı, bildiği, güvendiği kişiler ile başkalarının bulacağı dürüst kişileri arayıp bulursa yanılmamış olur. Hayvan satıcılarını kurban satışı konusunda daha dürüst davranmaya ve vatandaşlara doğru hayvan satmaya davet ediyorum.”….

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: