Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 07 Kas 2009

GDO – Genetiği değiştirilmiş bal yiyoruz

Posted by Site - Yönetici Kasım 7, 2009

GDO – Genetiği değiştirilmiş bal yiyoruz

Vodpod videoları artık kullanılamıyor.

 

 

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Yemek Yemenin Farz Oluşu

Posted by Site - Yönetici Kasım 7, 2009

Yemek Yemenin Farz Oluşu

Yemek Yemenin Farz Oluşu

Yemek Yemenin Farz Oluşu

Bir kimsenin üzerine yemenin farz olduğu her yerde, insan yemek yediği zaman sevab işlemiş olur. Çünkü bu kimse, bu hareketi ile Allah’ın emrine imtisal etmiş olur. Bununla oruç ve namaz gibi farzların edasına imkân bulur. O zaman yemek, Cuma namazı için yürümek ve namazı eda için taharet gibi olur. Bu meselede asıl Rasûlullah’ın (s.a.v) şu hadisleridir: “Mü’min yaptığı her şey için mükâfatlandırılır. Hatta (ehlinin) ağzına koyduğu lokmadan bile“262 Diğer bir hadisde de şöyle buyuruluyor: “Mü’min her şey için mükâfatlandırılır. Hatta ehli ile yatmasından bile.”263 İnsan hem şehvetini tatmin edecek, hem de bundan ecir alacak diye bir itiraz olursa biz de deriz ki: Şayet helâli olmayan biri ile bu işi yapmış olsaydı, ceza görmeyecek miydi?

Bu ve benzeri hadisleri delil göstererek deriz ki: Bir kimse yemenin farz olduğu yerde yemeyi terketse, bundan dolayı cezalandırılır. Şayet yerse, sevab kazanmış olur. Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyuruyorlar: “Kişinin dinarının en faziletlisi ehline harcadığı dinarıdır.”264 Bir kimse başkasına harcadığından dolayı sevab kazanınca, kendisine harcadığından dolayı evleviyetle sevab kazanır.

İnsan bundan dolayı hesaba çekilmez, kınanmaz ve azarlanmaz. Çünkü o, ibadetleri yaptığı için sevab kazandığı gibi, bundan dolayı da sevab kazanır. Nasıl olur da bunun için kınanır veya hesaba çekilir? Bu meselede asıl şu iki hadistir: Birincisi Hz. Ebû Bekir’in (ra) rivayetidir: Hz. Ebû Bekir (ra) Rasûlullah’a (sas) sordu: “Sizinle beraber Ebû Heysem et-Teyhân’ın evinde yediğim et, ekmek, arpa ve zeytin, Allahı’ın Kıyamet günü bizden hesab soracağınimetten sayılır mı?” Sonra da şu âyeti okudu: “Sonra o gün, size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz.”265 Rasûlullah (sas) şöyle cevab verdiler: “Hayır, ya Ebû Bekir, bu âyet kâfirler içindir. Sen bilmez misin ki, mü’min üç şeyden sorguya çekilmez: Hz. Ebû Bekir: “Bunlar neler yâ Rasûlallah?” diye sordu. Rasûlullah (sas) şöyle cevab verdiler: “Avret mahallini örttüğü şey, kendisi ile vücudunu ayakta durdurup nesli devam ettirdiği şey, ve bir de soğuk ve sıcaktan korunduğu ev hariç her şeyden hesaba çekilecek,

İkincisi Hz. Ömer’in (ra) hadisidir: Hz. Ömer (ra), Rasûlullah (sas) ile bir ziyafette iken elinde bir hurma salkımı getirdi. Hurma salkımında kurumuş, olgunlaşmış ve henüz olgunlaşmamış taze hurmalar vardı. Rasûlullah (sas) buyurdular: “Kıyamet günü muhakkak bundan sorulacaksınız.” Hz. Ömer (ra) hurma salkımını aldı ve silkelemeye başladı. Neticede hurmalar dökülüp dağıldılar. Bunun üzerine Hz. Ömer (ra) “Bundan mı hesaba çekileceğiz?” diye sordu. Rasûlullah (sas) şöyle cevab verdiler: “Evet, Allah’a yemin olsun ki, her nimetten dolayı hesaba çekileceksiniz. Hatta içtiğiniz soğuk sudan bile. Ancak üç şey müstesna: Vücuda ayakta tutacak küçük bir parça yiyecek, avret mahallini örttüğün bez parçası, ve seni soğuk ve sıcağın tesirinden koruyan mesken.”2^

Bu, Hz. Ömer (ra), Hz. Osman (ra), Hz. Ali (ra) ve İbn Abbâs’ın (ra) sözüdür: Şüphesiz insan, bu miktar için hesaba çekilmez. Onların icmaları hüccet olarak yeterlidir. Kim ömrünü bu şekilde devam ettirirse, veya haramı yapmaması için nefsine mani olur, Allah ta ondan razı olursa, Ebû Hureyre’nin (ra) hadisine göre, hesaba çekilmeden Cennet’e girer. Rasûlullah (sas) şöyle buyurdular: “Kim ki İslâm’la hidayete erer, Allah’ın ona verdiği şeye de kanaat ederse, hesaba çekilmeden Cennet’e girer.”269 Kur’an’daki “…Ancak sabredenlere, ecirleri sonsuz olarak ödenecektir.”270 âyetinin tevilinde şöyle denildi: Buradaki sabır, insan için zarurî olan miktara sabretmektir.

Yenilecek Miktar

Bundan sonra doyacak kadar yemek, mutlak olarak mubahtır. Allahü teâlâ şöyle buyuruyor: “De ki: Allah’ın kulları için yarattığı ziynet ve temiz rıztkları haram kılan kimdir?…”271 Bu âyetten öğreniyoruz ki, bu miktar haram kılınmamıştır. Bir şey haram kılınmadığı zaman, mutlak olarak mubahtır. Hurma tatlısını, meyveleri, şekerden yapılan diğer tatlıları ve başka şeyleri de yemek mubahtır. Fakat bunlar, öncekilerden daha aşağı derecededir. Bunları yemekten kaçınmak veya daha azı ile yetinmek ise daha faziletlidir. Bu nimetleri alıp yemek ruhsattır. Bunları yemekten kaçınmak ise azimettir. Bu babda rivayet edilen iki hadisle meseleyi açıklamak istiyoruz:

Hadislerden birincisi Hz. Ebû Bekir’den (ra) rivayet ediliyor: Hz. Ebû Bekir’e (ra) içi, soğuk su ile yapılmış bal şerbeti dolu bir bardak getirildi. Onu ağzına yaklaştırdı. Sonra geri çekti ve onun fakirlere dağıtılmasını emretti ve şöyle buyurdu: “Kur’an’da kendileri için, “İnkâr edenler, ateşe arzedüdikleri gün, onlara: Dünyadaki hayatınızda sizin için güzel olan her şeyi harcadınız, onların zevkini sürdünüz…”272 denilen kimselerden olmamayı niyaz ediyorum.”273 Bu rivayet, bunları yemenin mubah olduğuna delildir. Çünkü Hz. Ebû Bekir (ra) bardağı ağzına yaklaştırdı. Ayrıca bu rivayet gösteriyor ki, bunlardan kaçınmak ise daha faziletlidir.

İkincisi ise, Hz. Ömer (ra) hadisidir. Hz. Ömer (ra) bir cariye satın aldı. Emir verdi ve cariye kendisi için hazırlandı. Onunla beraber bir müddet kaldı. Fakat cariyenin ağladığını gördü. Bunun üzerine dedi ki: “Dünyada bütün istek ve arzularını elde edenlerden olmak istemiyorum.” Sonra Ensardan hanımı olmayan bir genç çağırdı ve bu cariyeyi ona hediye etti. Şu mealdeki âyeti okudu: “.. .Kendileri fakr u ihtiyaç içinde olsalar bile, (onları) kendi nefislerine tercih ederler.. .b274

Dinde takib edilecek yolların en faziletlisi, peygamberlerin (as) yoludur. Onların yollan ise, her zaman mubah olanın daha azı ile yetinmektir. Bizim Peygamberimiz de böyle yaşamışlardır. Bazı vakitler RasÛlullah’ın (sas) aç kaldığı ve yememeyi tercih ettiği oluyordu. Şu rivayet te bunlardan birisidir: RasÛlullah (sas) bir gün ashabına dedi ki: “Keşke biraz yağ ve sütten yapılmış bir yemek olsa da yeseydik.”275 Hz. Osman (ra) bu yemeği bir çanak içerisinde getirdiler. Bir rivayete göre, bundan tattılar. Bir rivayete göre de el sürmeksizin fakirlere dağıtılmasını emrettiler.

Yukarıda geçenlerden anlaşılıyor ki, ekmeği doyuncaya kadar yemede, hesaba çekilme yoktur. Ancak hesabını “ar-zetme” vardır. Hz. Aişe (ra) validemiz anlatıyor: Rasûlullah’a (sas) şu âyet hakkında sorduk: “Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir.”276 RasÛlullah (sas) şöyle cevab verdiler: “Ey Ebû Bekir’in kızı, bu arzdır. Hesaba çekilen kimsenin azab olunacağını bilmiyor musun?”277 Arzın manası, minneti açıklamak ve nimetleri hatırlatmaktır. Aynı zamanda şükrünün yerine getirilip getirilmediğini sormaktır. Nitekim bir önceki âyette, “Amel defteri sağından verilenler” buyuruluyor. İşte bu arzdır.

Dünyevî arzulan helâl yoldan giderme ve dünya lezzetlerinden istifadeye gelince, insan bundan dolayı cezalandırılmaz, fakat hesaba çekilir. Nitekim RasÛlullah (sas) de dünyayı vasfetme sadedinde şöyle buyuruyorlar: “Onun helâlinin hesabı, haramının da azabı vardır.”278

Bundan daha azı ile yetinmenin faziletli olduğuna delil Dahhâk (ra) in hadisidir. O kavmini temsilen Rasûlullah’a (sas) elçi olarak gelmişti. Kavmi içinde durumu oldukça iyi idi. RasÛlullah (sas) ona sordu: “Ey Dahhâk yiyeceğin nedir?” O cevab verdi: “Et, bal, zeytinyağı ve buğday özü.” RasÛlullah (sas) sordu:  “Bunlar sonra ne oluyor?”

Dahhâk dedi ki: “Sonra Rasûlullah’ın (sas) badiği şey oluyor.” Rasûlullah (sas) buyurdu ki: “Muhakkak Allahü teâlâ dünya için, Âdemoğlundan çıkan şeyle temsil getirdi.” Sonra Rasûlullah (sas) “Doyduktan sonra yemekten sakın.”279 buyurdular.

Rasûlullah (sas) bu temsil ile şunu açıkladılar ki, yiyecekler başlangıçta lezzetli ve tabiî ise de, neticede pis ve kokuşmuş hale geliyor. Bu dünya da aynen öyledir. Bu da gösteriyor ki, dünyada en az ile yetinmek daha faziletlidir.

Ahnef b. Kays’ın hadisi de şöyle: O Hz. Ömer’in (ra) huzurunda idi. İçinde arpa ekmeği ve zeytinyağı bulunan bir çanak getirdiler. Hz. Ömer (ra) bundan yemeğe başladı. Hz. Ahnefi (ra) de yemesi için davet etti. Yemek Hz. Ömer’in (ra) boğazından geçmiyordu. Bunu Hz. Ahnef (ra), Hz. Hafsa’ya (ra) söyledi ve dedi ki: “Allahü teâlâ, Emîrülmü’minîn’e bol bol rızık verdi. O da kendi nefsine harcayıp yemeğini güzel yapsaydı, ne iyi olurdu?” Hz. Hafsa (ra) bu durumu Hz. Ömer’e (ra) hatırlatınca, Hz. Ömer (ra) ağladı ve dedi ki: “Sen kör müsün ki, üç kişi arkadaş oldular. Onlardan birisi yolda öne geçti Sonra ikincisi geldi. Sonra da aynı yolda üçüncüsü onlara muhalefet etse, onlara yetişebilir mi?” Hz. Hafsa (ra) “Hayır” dedi. Hz. Ömer (ra) devam etti: “Rasûlullah (sas) öne geçti, dünya nimetlerinden bir şey tatmadı. Ondan sonra Hz. Ebû Bekir (ra) aynı şekilde onun yolunu takib etti. Şayet Ömer, dünyada nefsin arzularım yerine getirmekle meşgul olsa, ne zaman onlara kavuşabilir?” Bu da gösteriyor ki, dünyada en azı ile yetinmek daha faziletlidir.

Netice olarak dört kısım karşımıza çıkıyor:

a)  İnsanın açlığını giderecek ve ibadet için bedenini ayakta tutacak kadar yemesi sevabdır. Kul bundan dolayı hesaba çekilmez.

b)  Bundan fazlası, doyuncaya kadar yemek, mubahtır. Fakat kolay da olsa, insanın Rabbisine arzederek bunun hesabını vermesi gerekir.

279- et-Terğîb, IV, 174, el-İsâbe, II, 206. 114

c)  Dünyevî arzu ve isteklerin helâl yoldan yerine getirilmesine ve dünya nimetlerinden helâl bir şekilde istifadeye ruhsat verilmiştir. Fakat bunlann da tek tek hesabı vardır. İnsan bu nimetlerin şükrünü edâ etmeli ve aynı zamanda aç olanların da hakkını gözetmelidir.

d)  Doyduktan sonra yemek ise, haramdır, cezayı gerektirir. Çünkü doyduktan sonra yemek haramdır. Nitekim bunu yukarıda açıkladık.

Her ne kadar mekruh olduğuna dair bir rivayet varsa da, bundan maksad, yine haramlıktır. Ebû Hanife’ye (rh) bu mesele hakkında kerahet var dediklerinde maksadları-nın ne olduğu sorulduğunda, haramlık cihetinin daha fazla olduğunu, söylediler. Buna delil de Rasûlullah’tan (sas) rivayet edilen şu hadistir; “Sizden biriniz geğirdiği zaman ‘ey Allah’ım bizi cezalandırma’ desin.”280 Yemekten sonra geğirme ise, doyduktan sonra olur. Bu da gösteriyor ki, doyduktan sonra yemek, Allah’ın gazabını celbeden se-beblerden birisidir. Allah’ın gazabı ise ancak haram işlenil-diği zamandır. Bunlann hepsi de, yiyecek helâl bir şekilde elde edildiğindedir.

Amma yenilecek şeyler helâl olmayan yollarla kazanıl-mışsa, zaruret halinin dışında insan bundan yediği zaman cezalandırılır. Bunun azı veya çoğu birdir. Hz. Ebû Bekir (ra) Rasûlullah’ın (sas) şöyle dediğini rivayet ediyor: “Haram kazançtan biten (büyüyen) etten, Cehennem daha iyidir.”281 Bir başka hadisde de şöyle buyuruluyor: “Kişinin helâl olmayan yoldan kazandığı bir dirhemi, ister ehline harcasın da ehli bununla bir ihtiyacını görsün, ister fakirlere tasadduk etsin de onlar da bunu ondan kabul etsinler, isterse arkasına atsın da ondan vazgeçsin, Cehennem’e kadar bu onun azığıdır.”282 Bir başka hadis: “Kim ki dikkat etmeksizin dilediği yerden para kazanırsa, Allah ta onu hangi kapıdan olduğuna bak-maksızın Cehennem’e atar. “283

Rasûlullah (sas) Sa’d b. Ebî Vakkâs’a dediler ki: “Yiyeceğinizi helâl ve temiz edin veya yediğin helâl olsun ki, duan makbul olsun.”284 Ebû Hureyre’nin (ra) rivayet ettiği bir hadiste, Rasûlullah (sas) kendilerinden sonra gelecek insanların durumunu beyan sadedinde şöyle buyuruyorlar: “Onlardan birisi saçları dağılmış, toz toprak içerisinde “Ya Rabbî” diye yalvarıyor. Halbuki onun yediği haram, içtiği haram, giydiği haram, hasılı haramla beslenmiş. Böylesinin duası nasıl kabul edilir?”285 Bir başka hadis. “Kıyamet alâmetlerinden birisi de şudur: Onlar için helâl bir dirhem, Allah için olan bir kardeşten daha izzetli (kıymetli) olacak. Yine Allah için bir kardeş, onlara helâl bir dirhemden daha izzetli olacak.”

 

İmam Muhammed Şeybani – İslam İktisadında Helal Kazanç

 

Kaynak: Yazının devamını oku »

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar, İslam İktisadında Helal Kazanç | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: