Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 02 Kas 2009

Manavgat’ta 3 Yabancı Uyruklu Bayan Müslüman Oldu

Posted by Site - Yönetici Kasım 2, 2009

Manavgat’ta 3 Yabancı Uyruklu Bayan Müslüman Oldu

Manavgat’ta 3 Yabancı Uyruklu Bayan Müslüman Oldu

Manavgat’ta 3 Yabancı Uyruklu Bayan Müslüman Oldu

Antalya’nın Manavgat ilçesi, Manavgat Müftülüğü’nde yapılan ihtida (din değiştirme) töreniyle 3 yabancı uyruklu bayan kelimei şehadet getirerek Müslüman oldu.

Müftülükte yapılan törende, İslam dinini seçen Hollandalı estetiysen uzmanı Monika Alida Catharina Hillebraud (42) Ayşe, Gürcistanlı hemşire Maka Simsive (36) Filiz ve bir restaurantta garsonluk yapan Moldovalı Oxana Romancıuc (24) ise kendi ismini kullanmayı tercih etti.

Hollanda, Gürcistan ve Moldovalı 3 bayanın Müslüman olma merasiminde Müftü Halil Taş’a, vaize eşi Fedan Taş da eşlik etti. Gürcistanlı hemşire Maka Simsive ise fotoğrafını çektirmek istemediğini belirtti.

İlk defa bir anda 3 yabancı din mensubu bayanın bir anda İslam diniyle şereflenme heyecanını yaşadıklarını belirten Müftü Halil Taş, kasım ayının ilk haftasında böylesi güzelliğe şahit oldukları için Cenabı Allah’a ne kadar şükredilse az olduğunu kaydetti. İslam’la şereflenen 3 Hıristiyan bayana Almanca ve Rusça Kur’an-ı Kerim hediye eden Taş, toplu duanın ardından bayanlara ihtida belgesini takdim etti.

Taş, “Kasım ayının ilk haftasının ikinci gününde 3 gayri Müslim bayanın Müslüman olmasına çok sevindik. 3 bayan kardeşimizin Müslüman olma heyecanını birlikte paylaştık. Yeni Müslüman birinin Cenabı Allah geçmiş bütün günahlarını affeder. Annesinden yeni doğmuş bir bebek gibi tertemiz olur.” diye konuştu.

Hollandalı Monika Alida Catharina Hillebraud, Gürcistanlı Maka Simsive ve Moldovalı Oxana Romancıuc, İslam dinini seçmelerinde Türk insanının aile yapısı ve Müslümanların birbiriyle ilişkilerinde içtenlik ve samimiyetin etkili olduğunu söyledi. 4 yıldır Manavgat’ta yaşadığını belirten Oxana Romancıuc, Müslüman olmadan önce Rusça Kur’an-ı Kerim’i okuyarak İslam diniyle ilgili araştırma yaptığını ifade etti.

Müslüman olduğu için çok mutlu ve huzurlu olduğunu belirten Hollandalı estetiysen Monika Alida Catharina Hillebraud, yeni ismi Ayşe’yi daha önce Müslüman olmuş bir Hollandalı arkadaşının verdiğini dile getirdi. Hillebraud, “İslam dinimi seçmemde Müslüman arkadaşlarımın içten ve samimi davranmaları etkili oldu. Müslüman arkadaşımla birlikte camiye gittik. Camide huzur buldum. İslam diniyle ilgili bir yıldır araştırma yapıyordum. Cami çıkışında arkadaşıma Müslüman olmak istediğimi söyledim. Müslüman olduğum için huzurluyum.” diye konuştu.

2009 yılı 2 Kasım itibariyle Manavgat Müftülüğü’nde ihtida töreniyle Müslüman olan yabancı sayısı 19 oldu.

(CİHAN)

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Hz.Fatıma: Peygamberin Kızı Olmak

Posted by Site - Yönetici Kasım 2, 2009

Hz.Fatıma Peygamberin Kızı Olmak

Hz.Fatıma: Peygamberin Kızı Olmak

Güneş, yakın yıldızlarını biraz daha yaklaşmaya çağırdı kendine. Sonra abasının kanatlarını açıp şefkatle sardı onları. Olacak gibi değil ama oldu, güneş sisteminin en parlak yıldızları bir örtünün altında toplandılar. Dudakları kilitlendi heyecandan. Nefesleri kalp çekicinin altında şekilden şekle girdi. Işıklarını aldıkları kaynağa bu kadar yakın olmamışlardı hiç. Aynı abanın altında olmak, evrendeki değerlerini yeniden belirlemişti. Yalnız onlar değil, bütün kâinat nefesini tutmuş güneşin dudaklarının kımıldamasını bekliyordu. Ve güneşin dudakları kıpırdadı : ” Allahım! Bunlar benim Ehl-i beytimdir; onları kötülüklerden koru ve kendilerini tertemiz kıl!” Bu duayı işiten yıldızlar sevinçle sokuldular güneşlerine. Hz. Fâtıma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin, Peygamberin abasının altında gülümsediler. Bu âile fotoğrafı, albümlerinin ilk sayfasını süsledi inananların. Zira bu sayfaya bakmadan öteki sayfaları anlamak imkânsızdı. Bu fotoğrafta Son Peygamber; hem baba, hem dede, hem kayınpederdi. Bu fotoğrafta Ali; hem eş, hem baba, hem damattı. Bu fotoğrafta Hasan ve Hüseyin; hem oğul, hem torundular. Bu fotoğrafta Fâtıma; hem anne, hem eş, hem çocuktu.

Çocuktu ve yapılanları anlayamıyordu. Koşuyor ve küçük elleriyle babasının sırtına atılan pislikleri temizlemeye çalışıyordu. Nasıl yaparlardı bunu! Hem de Kâbe’nin karşısında secdedeyken! Ondan daha temizi yokken nasıl yaparlardı! Fâtıma, babasının mübarek sırtına konulan deve işkembesini tuttuğu gibi fırlattı müşriklere. Son Peygamber namazını bitirip ellerini göğe kaldırdı. “Allah’ım Kureyş’i sana havale ediyorum!”dedi üç kez. Sonra sarıldı Fâtıma’ya. ” Babasının Anası” diye sevdiği cana. Öptü yanaklarından, başını okşadı. Fâtıma ne kadar başkaydı! Peygamberlik gelmeden bir sene önce vermişti Yaradan onu. En küçük kızıydı Nebî’nin. Aydınlık yüzlü bir kız! Bu yüzden “Zehrâ” dendi ona. Sonra büyüdü, genç kız oldu. İffetli bir kız! Bu yüzden “Betül” dendi ona.

Betül’ü eş olarak istediler Son Peygamber’den. O Ali’ye layık gördü. Hz. Ali, Bedir Savaşı’nda ganimetten payına düşen zırhı satarak mehrini verebildi Hz. Fâtıma’nın. Çeyize gelince, hiçbir gelin onun kadar kanaatkâr olmadı; içi hurma lifi doldurulmuş deri bir yastık, iki el değirmeni, deriden yapılma iki su kabı… Bu kaplarla su verecekti birer yıl arayla dünyaya gelen Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’e, bu kaplarla Uhud’ta gazilere su taşıyacaktı. Ne müthiş bir gündü o! Yalnız beraberindeki on hanımla beraber su ve yiyecek taşımıyor, hemşirelik de yapıyordu o büyük sınavda. Bir zamanlar babasının sırtını temizlemeye çalışan küçük eller büyümüş, bu kez babasının kanını dindirmeye çalışıyordu külle.

Rasûlullah’ın göz bebeğiydi o. Kendisini her bakımdan örnek alan, konuşmasıyla, hayasıyla, yürüyüşüyle bir peygamber kızı olduğunu gösteren Fâtıma’nın üzerine titrerdi Allah’ın elçisi. Yolculuğa çıkarken biraz daha fazla görebilmek için en son onunla vedalaşır, yolculuktan döndüğünde ise özlemle ilk olarak ona koşardı. Fâtıma’yı görmek “sevinç” demekti Son Peygamber için. Evine geldiğinde ayakta karşılardı onu. Can parçasının yanaklarından öper, sonra elinden tutup kendi yerine oturturdu. Fâtıma’nın evini ziyaret etmek ise ayrı bir sevinçti O’nun için. Çünkü o evde damadı Ali, torunları Hasan ve Hüseyin de vardı. Hepsi yarışırdı Muhammed (sav) muhabbetinde. Her seferinde damadıyla kızının arasına oturur, yalnız kaldıklarında “Beni daha çok seviyor!” diye tatlı tatlı çekiştiklerinden haberdar dengeyi sağlardı aralarında.

Hz. Peygamber her işte bir orta yol, bir denge gözetirdi. Sevgisi hiçbir zaman adaletine gölge düşürmemişti. “Kızım Fâtıma bile yapmış olsa uygularım,” diyerek sosyal statüsü ne olursa olsun insanlar arasında ayrım yapılmasına karşı çıkar, hukukun üstünlüğünü savunurdu. Sevgili kızı ve damadının bir hizmetçiye ihtiyaç duyduklarını söylemeleri üzerine, bu isteklerinden kendilerinden daha yoksul olan “Ehl-i Suffe” adına feragat etmelerini talep etmiş, bunun yerine yatmadan önce her gece otuz üçer defa “Sübhanallah“, “Elhamdulillah” ve ” Allahuekber” demelerini salık vererek, bunun bir hizmetçiden daha çok kendilerine yardım edeceğini hatırlatmıştı.

Ah ayrılık vaktinin geldiğini can parçasına nasıl da hatırlatmıştı! Kur’ân-ı Kerîm’i Cebrâil (a.s.)’la yılda bir kez karşılıklı okuyorlardı ama son sene iki kere bir araya gelmişlerdi. Ayrılığa bir işaret sayılabilirdi bu. Hz. Fâtıma bu sözleri duyar duymaz gözyaşlarına boğulmuş, bunun üzerine Hz. Peygamber, kendisine ailesinden ilk olarak onun kavuşacağını söyleyerek teselli etmişti onu. Ölümle teselli olur mu! Kavuşulacak olan Son Peygamberse olur elbette. Ah nasıl üzülmüştü ayrılık vaktine Fâtıma! Ah nasıl sevinmişti adı “ölüm” olsa bile buluşma vaktine…

Fâtıma benim parçamdır,” demişti Hz. Peygamber. Hastalığı ağırlaşıp parçasından ayrılma vakti yaklaştığında Fâtıma “Ah babacığım! Vay babamın başına gelenler!”diyerek gözyaşı dökmeye başlamış, Kâinatın Efendisi, “Bugünden sonra baban hiç dert çekmeyecek güzel yavrum!” diye son kez teselli etmişti onu. Sonunda vakit gelmiş, gözler yeniden yaşlarıyla birleşmiş can parçasının dilinden şu sözler dökülmüştü: “Babacığım Rab Teâlâ çağırdı ve hemen koştun! Firdevs cenneti senin yurdundur şimdi! Cebrâil’e teslim ettik seni!”

Ah sevgi! Neler söyletiyor Fâtıma anamıza definden sonra: ” Rasûlullah’ın üzerine çarçabuk toprak atmaya eliniz nasıl vardı! Nasıl razı oldu gönlünüz!” Hz. Fâtıma’nın gönlü uzun bir ayrılığa razı olmadı. Babasının müjdesi bu sözleri söyledikten beş buçuk ay sonra gerçekleşti. “Fâtıma benim bir parçamdır. Onu sevindiren beni sevindirmiş, onu üzen beni üzmüş olur,” demişti Nebî. Aylar binek olup taşımıştı Fâtıma’yı Ramazan’a. Ve Ramazan’da parça aslıyla bütünleşmişti.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, H.z Fatıma, Yorumlar | Etiketler: , | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: