Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Cehennemin Yakıtı

Posted by Site - Yönetici Ekim 29, 2009

Cehennemin Yakıtı,cehennem, kafirler,İslâm dininden irtidad etti dönen mürted olan,Zina nedir

Cehennemin Yakıtı

O ateş ki çırası,”

Yani odunu, ateşin kendiyle tutuşturulduğu o şey,  “İnsanlardır,” Yani âsî onlarıdır.  “Ve taştır,” yani kükürt taşlarıdır. Cehennem çırası kükürt taşından kılındı.Bunun sebebi: Kükürt taşları çok seri (hızlı) yanması yani tutuşması hızlıdır. Sönmesi ise çok yavaş olmasındandır. Hararetinin çok şiddetli ve kokusunun pis ve çirkin olması ve insanın bedenine yapışmasındandır.

Veya   O taştan murâd, müşriklerin tapmakta oldukları putlarıdır. Putların Cehennemde yakılıp azabın onlar sebebiyle olması, kendilerinin putlara taptıkları için azab olundukları, ilâh diye  taptıkları  putların,   izzet,   şeref ve  saygıdeğer  varlıklar olduğunu ve büyüklüklerine itikad ettiklerinden sonra onların zillet ve mihnete düşüp değersiz bir hale geldiğini görsünler diyedir. Kâfirler, putlara taptılar, puta itimad ettiler ve ondan bir şeyler talep ettiler. Putlar ile azab olunması, onların cehaletinin izhâr edilmesi ve putlardan (kenilerini kurtarmaları konusunda kapıldıkları) ümitlerinin kesilmesi içindir. (Çünkü onların kurtarıcı diye   taptıkları    şeylerin    kendilerini    Cehennemde   yaktığını göreceklerdir. Müşrikler bu durumu: Büyüklere (liderlerine) tâbi olan ve onlara hizmet eden ve onlardan umutvâr olanların hali gibidir. Onlar, yani ayak takımı O (büyük, lider ve efendi deyip arkasında sürüklendikleri başkanlarıyla beraber sürüklenip Cehenneme atılıp yanarlar ki, dünyada onların   arkasında gitmelerinin ayrıca kendilerine zor ve çok ağır gelmesi (azab içinde   ikinci   bir   azab   görmeleri)   ve   onlara   olan   bütün beklentilerini kesmeleri içindir.

(Çok dikkat etmek lâzım. Bu geçici dünyada maddi menfaat için hiç kimsenin arkasında gitmemek ve hiç kimsenin zulüm ve kötülükte ilerlemesine merdiven görevi görmemek lâzım. Özellikle gerçekten evliya olmadığı halde, “Ben evliyâyıml Ben şeyhim” diyerek insanları aldatmamak ve böyle sahte şeyhlere asla aldanmamak lâzım. Yarın onlarla beraber Cehennemde yanmak için ikinci bir azab olur” Sakınmak lâzım.

Mütercim:

Eğer sen:

-“Cehennem ateşinin hepsinin çırası insan ve ateş mi? Yoksa değişik ateşler olup, onlardan bir kısmı bu sıfatı taşıyan ateş mi?”diye sorarsan, cevaben, ben (İsmail Hakkı Bursevi) derim ki:

-” Cehennemin çırası olan taş, sadece bir taş cinsi değil; belki değişik taşlardır. İnsanlar ve taşlar da onlardan bir kısımdır. Şu âyet-i kerimede ateş’in nekre olarak kullanılması buna delildir:

“Ey o bütün iman edenler! Kendinizi ve ailelerinizi koruyun bir ateşten ki, yakacağı o insanlar, o taşlardır.[1]

Ben size bir ateşten haber verdim ki, köpürdükçe köpürür“[2] Bu iki âyette  Cehennem ateşi kelimesi nekre (belirsiz) olarak geçmektedir.

Kâfir cinler ve şeytanlar için ayrı bir ateş olsa gerek. O ateşin yakacağı şeytanlardır. Nasıl ki kâfirler Cehennemin yakıtı oluyor­lar, şeytanlar da Cehennemin yakıtları olacaklardır. Zîrâ her cinsin cezası kendi şekline uyan bir azab ile olacaktır. [3]

Cehennem Şu An Mevcuttur

 (Cehennem ateşi) Kâfirler için hazırlandı,”

Yâni bizim indirdiğimiz Kur’ân-ı Kerimi inkâr edenler için Cehennem hazırlandı. Onların azabı için hazırlanıp bekletildi.

Bu âyet-i kerime, “Cehennem ateşinin şu anda yaratıldığı ve mevcut ve var olduğuna” delâlet etmektedir. “Mutezile“[4] (mezhebinin) hilâfına. (Mü’telize, Cehennemin şu anda var olduğunu kabul etmese bile Cehennem şu anda mevcuttur.)

Yine bu âyet-i kerimede, Kur’ân-ı Kerimi kabul etmenin, onu ikrar etmenin ve Muhammed (s.a.v.) Hazretlerini peygamber olarak kabul etmenin meyvesi, yakacağı insan ve taş olan bir ateşten kurtuluştur. Burada Kur’ân-ı Kerimin ve Kur’ân ehli’nin faziletinin ziyâde olduğuna işaret vardır.

İmam Bağavî Hazretleri, “Haydi bir sûresinin mislini getirin” âyetinin tefsirinde şöyle buyurdular: Sûre, yüksek menzil ve derecelerin ismidir. Kur’ân-ı Kerim’in sûrelerine, sûre diye isim verilmesi, onu okuyan kişilerin Kur’ân-ı Kerim’in sayesinde yüksek derecelere nail olmalarındandır. Hatta kişi, bütün Kur’ân-ı Kerimi okursa kemâle erip, yüksek dereceleri elde etmiş olur.”[5]

Kaynak : Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi . 1.cilt

 

Dipnot:

30 Ebu’l-Kasım Mahmud bin Ömer Ez-Zemahşerî, El-Keşşâf an Hakâiki’t-Tenzîli ve uyum 1-Akâvîli fi Vucûhrt-Tevîl. c. 1, s. 131. Darül-lhyâüt-Türâsü’l-Arabiyyi-Beyrut-1417

31 İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 1/308-312.

 


32Et-Tahrim: 66/6

33 El-Leyl: 92/14

34İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 1/312-313.

35Mutezile Kur’ân ve sünnetten çok, aklı ön plana alan ve hak olmayan sapık bir mezhebtir.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: