Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Camilerin ve Evlerin Süslenmesi

Posted by Site - Yönetici Ekim 18, 2009

Camilerin ve Evlerin Süslenmesi

Camilerin ve Evlerin Süslenmesi

Camilerin kireç, ağaç işçiliği ve altın suyu ile süslenmelerinde bir beis yoktur. İmam Muhammed dedi ki: Bizim şeyhimiz İmam-ı Azam Ebû Hanife (rh) şöyle diyordu: Bu lâfzın altında, bunu yapanın sevab da alamayacağına bir işaret vardır. Çünkü “bir beis yoktur” tabiri kullanıldı. Bu tabir güçlüğü defetmek içindir. Yoksa sevab terettüb eden bir şey için kullanılmaz. Bu lâfzın manası, bunun mesuliyetinden başa baş kurtulma yeterli demektir. Bu meselede fukahanın görüşü böyledir.

Ehl-i zahir ise, bunu mekruh sayıyorlar. Böylece bunu yapanı da günahkâr kabul ediyorlar. Sebebini de şöyle izah ediyorlar: Çünkü bunda Rasûlullah’ın (sas) seçmiş olduğu usul ve tarîka muhalefet vardır. Sahabe-i Kiram (ra), Rasûlullah’a (sas) “Mescidini yıkıp ta yeniden yapalım mı?” diye sorduklarında cevaben buyurdular ki: “Hayır, Hz. Musa’nın gölgeliği gibi bir gölgelik yeter“, veya “Hz. Musa’nın çardağı gibi bir çardak. “322

Rasûlullah’ın (sas) mescidinin tavanı hurma dalları ile örtülü idi. Yağmur yağdığı zaman, mescidin üzeri damlıyordu. Hatta bazan su ve çamura secde etmek durumunda kalıyorlardı.323

Rivayet edildiğine göre, Hz. Ali (ra) tezyin edilmiş, süslenmiş bir mescide uğradığında şöyle demeğe başladı: “Şu kilise kimindir?” Hz. Ali (ra), mescidleri böyle yapmak mekruh olduğu için bu cümleyi söylemiştir. Velid b. Abdül-melik, Rasûlullah’ın (sas) mescidinin tezyin edilmesi için kırk bin dinar gönderdiğinde, gelen kimse bununla Ömer b. Abdülaziz’e (rh) uğradı. Ömer b. Abdülaziz (rh) ona şöyle dedi: “Bu mala fakirler, sütunlardan daha çok muhtaçtır.”

Bu meselede asıl olan Rasûlullah’tan (sas) rivayet edilen şu hadistir: “Mescidlerin süslenmesi, minarelerin yükselmesi ve onların kalblerinden imanın gitmesi, kıyamet alâmetlerindendir.”324

Fakat biz deriz ki: Bunda cemaatın çoğalması, insanları mescidde itikâfa teşvik, namazı beklemek üzere orada oturmak olduğu için bir beis yoktur. Bunların hepsinde de Allah’a yakınlaşma ve taat vardır. Ameller de niyetlere göredir. Bunda bir beis olmadığına bir başka delil de şudur: Beyt-i Makdisi ilk olarak inşa eden Davud (as) dır. Sonra onu Süleyman (as) tamamladı ve onu süsledi. Hatta onun kıble tarafına “KibritiAhmer” denilen kırmızı ve kıymetli bir taş astı. Bu o zamanda bulunan en nadir ve en güzel bir şeydi. Bir mil etrafını aydınlatıyordu. Yün eğirenler, bir mil mesafeden onun ziyasına geceler boyu yün eğirebili-yorlardı.

Rasûlullah’tan (sas) sonra Mescid-i Haram’ı ilk defa süsleyen Abbas b. Abdülmuttalib’dir.

Hz. Ömer (ra) Rasûlullah’ın (sas) mescidini süsledi ve genişletti. Aynı şekilde Hz. Osman (ra) ondan sonra mescidi kendi parası ile yeniden yaptırdı ve genişletti. Onu süslemede de biraz mübalâğa etti. Banlar da bunda bir beis olmadığına delâlet eder.

Bunun hilâfına rivayet edilen hadisin te’viline gelince, hadisin sonunda buna işaret edilmiştir: “Onların kalbi iman cihetinden boştur.” Yani onlar mescidleri süslüyor-lar. Fakat cemaatla namaz kılmak için oraya gitmiyorlar. Veya buradaki tezyinden maksad, ya temiz olmayan mal ile yapıyorlar, veyahutta bu işi riya ve gösteriş için yapıyorlar. Bu konudaki haberlerin arasını telif edebilmek için bu hadis böyle bir manaya hamledilir.

Bunların hepsi, bir kimse bu işi helâl yoldan kazandığı kendi malı ile yaptığı zamandır. Şayet bunu mescidin malı ile yaparsa, bundan dolayı günahkâr olur. Mescidin malı ile, ancak bina ile ilgili kısımlar yapılabilir. Tezyinat işine gelince, bu kesinlikle binanın aksamından sayılmaz. Hatta meşayihimiz dediler ki: Vakıf mütevellisi, mescidin malı ile duvarları kireçle sıvayabilir. Fakat mescidin malı ile alınan kireci, süslemede kullanamazlar. Bir kimse böyle yapsa, kendi parasından ödemesi gerekir. Çünkü kireçle sıvamak, binanın bir parçası sayılır. Kireçle sıvadıktan sonra süslemede ise, binayı zayıflatma vardır, sağlamlaştırma değil. Bir işi için mescidin malından harcanan parayı, mütevellisinin ödemesi gerekir.

Sen görmez misin ki, bir adam kendisi için bir ev yapar, tavanını da altın suyu ile süsler, bundan dolayı da günahkâr olmaz. Bu kimsenin evini süslemek için para harcamaktan maksadı, hassaten kendi menfaatidir. Tezyin için mescide harcadığında ise, hem kendi menfaati, hem de başkasının menfaati vardır. Bir kimsenin bu şekilde malını sırf kendi menfaati için harcaması, caiz olduğuna göre, hem kendisinin hem de başkasının menfaatına olan bir şeye harcaması evleviyetle caizdir. Muhakkak biz mescidlere hürmet etmekle emrolunduk. Hiç şüphesiz tazimin manası, avamdan olan bazı insanların kalbinde tezyinle daha da zi-yadeleşir. Bu duruma göre, bu işi yapan sevab kazanır dememiz mümkün olur. Bir hadisde Rasûlullah (sas) şöyle buyuruyorlar: “Mü’min parasını harcadığı her şey için sevab kazanır. Ancak bina yapmak müstesna “325

Bazı rivayetlerde, “Ancak mescidler müstesna” ibaresi ilâve edilmiştir. Şayet bu ziyadelik sabit olursa, mescidin binası ve tezyinatı için harcanan paranın sevab olduğuna da bir delil olmuş olur.

Giyinmek te aynen böyledir. Bir erkeğin güzel ve yeni elbiseler giyerek, giyimini güzel yapmasında da bir beis yoktur. Rasûlullah (sas) in bir Fenek cüb-besi vardı. Onu bayramlarda ve heyetleri karşılama ânında giyerdi. Ancak evlâ olan, giyimde bundan daha azı ve mu-tad olan ile yetinmektir. Rivayet edildiğine göre, Rasûlullah’ın (sas) günlük iş elbisesi, sanki yağ satan birinin elbisesi gibi idi.

Bu meselede asıl olan şu âyet-i kerimedir: “De ki; Allah’ın kulları için yarattığı ziynet ve temiz rı-zıkları haram kılan kimdir?… “326

Kaynak : İmam Muhammed Şeybani – İslam İktisadında Helal Kazanç

Dipnot:

322.  Dârimî, Mukaddime, 6, I, 18. Hz. Musa (as), Allah’ın ri2asını isteyerek zâhidâne bir hayat yaşardı. Tevazuundan dolayı bir gölgelik altında oturur, taştan oyulmuş bir kabta yer, içerdi. (lbnü’1-Esîr, el-Kâmil fi’t-Tarîh, I, 199).

126

323. Ahmed b. Hanbel, III, 7, 24.

324. İbn Mâce, Mesâcid, 2, H. No: 739, 740, 741,1, 244, 245-

127

325. et-Terğîb, III, 22.

128

326. A’raf(7>32.

129

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

 
%d blogcu bunu beğendi: