Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 28 Eyl 2009

Ahi Çelebi Camii

Posted by Site - Yönetici Eylül 28, 2009

Ahi Çelebi Camii

Ahi Çelebi Camii

Şerler içinde hayırları aramaktansa veya hayırlar içinden şerleri ayıklamaktansa, külliyen hayır işleriyle meşgul olmak daha ziyade deyip, mübarek Cuma günü, yolumu Eminönü’nde eski Ticaret Odası, şimdiki Ticaret Üniversitesi’nin yanındaki tarihi Ahi Çelebi Camii’ne uğrattım.

Bir cami ki diğer camilerimizden ayrı bir yeri vardır buranın. Öncelikle Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in ruh-u şerifleri misafir olmuştur. İstanbul’un ilk camilerindendir. Fatih’in yaptırdığı ilk cami diyenler de vardır.

Ahi Çelebi Camii, sadece Efendiler Efendisi (s.a.v.)’ne değil, dört halife başta olmak üzere, pek çok sahabe-i kiramın ruhuna ve müezzinlerin piri Bilal-i Habeş’e bir sabah namazında ev sahipliği yapmış.

Bu yazdıklarımı izinden gitmeye çalıştığım ama bir türlü istediğim gibi beceremediğim ünlü seyyahımız pirim Evliya Çelebi, “Seyahatnamesinin birinci cildinde” kendi dilinden anlatır. Adeta ağzından bal akar bir tarzda dile getirdiği güzel buluşmanın tamamını, Evliya Çelebi’nin yazdıklarından okumakta fayda vardır.

Ahi Çelebi Camii, İstanbul’un göbeğinde bir hüzün abidesiydi. 15. yüzyıldan son yüzyıla kadar ayaktaydı. Özellikle son 70 yılda çivi çakılmadığı gibi yıkılmasına ve yerine başka binalar konulmasına göz yumularak harabeye terk edilmişti.

Ahi Çelebi Camii

Caminin perişan halini; dinini, diyanetini, atasını, devletini, milletini seven pek çok duyarlı yazar gündeme getirmişti. Ben de karınca kaderince 1996 yılında yazmıştım. 2002 yılına kadar iş başına gelen hiçbir iktidar tınmadı. Bu yıla kadar öylesine kötüydü ki, dört bir yanını otlar kaplamıştı. Cami cami olmaktan çıkmış, hurda deposu gibi kullanılıyordu.

Caminin tek sorunu bakımsızlığı, perişanlığı değildi. Haliç kıyısında bulunduğu için yıkılma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Yavaş yavaş Haliç’e doğru kaydığı söyleniyordu. 2002 yılında hızlı bir şekilde bakım ve onarıma alınarak Haliç’e kaymaktan ve yok olup gitmekten kurtulmuştu. 2007 yılı Eylül ayı itibariyle Ahi Çelebi Camii hasret kaldığı Kur’an’a, ezana ve müminlere kavuştu.

Yolu Eminönü’ne düşenler, vakit namazı için veya iki rekât mescit namazı için ziyaret edip; arzu eden Efendiler Efendisi’nden şefaat, arzu eden Evliya Çelebi gibi hem şefaat hem de seyahat isteyebilir.

Biliyorsunuz Evliya Çelebi şefaat niyetiyle seyahat istemişti. Peygamberimiz’in de; “Şefaatin de oldu, seyahatin de oldu, her ikisi de mübarek olsun” diyerek mukabele ettiği, yine Evliya Çelebi’nin ifadelerinde yer alır.

Kısaca caminin diğer özellikleri hakkında da bilgi vermeye gayret edeyim.

Eminönü’nde eski Ticaret Odası, şimdiki Ticaret Üniversitesi’nin bitişiğinde bulunan Ahi Çelebi Camii’nin 1480-1500 yılları arasında yapıldığı tahmin edilmekte. Dikdörtgen plan üzerine, ikişer kemerle desteklenen tek kubbeli Ahi Çelebi Camii; Tabip Kemal Ahi Can Tebrizi tarafından yaptırılmış. Bu zat, Sultan Mahmut Han’ın Darü’ş-Şifası’nda hekimbaşılığı ve mutfak emini görevlerinde bulunmuş.

Kanlı Fırın Mescidi ve Yemişçiler Camii olarak da bilinen Ahi Çelebi Camii, 2 Temmuz 1539 ve 18 Mayıs 1653 yıllarında iki kez yangın geçirmiş ve 1892 zelzelesinde büyük hasar görmüş. Tezkiret’ül Ebniye’de Mimar Sinan’ın eserleri arasında gösterilen Ahi Çelebi Camii, Mimar Sinan tarafından tamir edildiği için Mimar Sinan eseri olarak da bilinir.

Ahi Çelebi Camii

Biraz da Evliya Çelebi’nin rüyasından söz edeyim. Malum olduğu üzre Evliya Çelebi, gördüğü bir rüya üzere seyahatlerine başlamış ve meşhur şaheseri Seyahatname’yi kaleme almıştır. Rüyasında, Âhî Çelebi Camii’nde İki Cihan Serveri Rasûlü Ekmelüt-Tehâyâ Fahr-i Kâinât Efendimiz hazretlerinin arkasında namaz kılar. Camiden çıkarken Peygamber-i Zîşân’ın mübârek ellerini öper ve “Şefâat Yâ Rasûlâllah” diyecekken, heyecandan sürç-i lisân ederek; “Seyahat Yâ Rasûlâllah” der.

Peygamber Efendimiz de hikmet-i İlâhî muktezâsınca söylenen bu söz üzerine “Seyahatin mübârek ola…” buyururlar. Artık Evliyâ Çelebi’ye düşen, diyar diyar gezmek ve gezilerini kaydetmektir.

Bizler de Evliya Çelebi kadar gezemezsek de hiç olmazsa onun camisine kadar gidebilmeliyiz.

Hüseyin öztürk – Vakit

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: