Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Haziran 2009

SECDE AYETLERİ VE TİLAVET SECDESİ

Posted by Site - Yönetici Haziran 2, 2009

SECDE AYETLERİ VE TİLAVET SECDESİ

SECDE AYETLERİ VE TİLAVET SECDESİ

Kuran-ı Kerim ayetlerinde 14 tane secde ayeti vardır. Bunlardan birini okuyan veya işiten her mükellefe secde vacib olur. Bu secdeye tilavet secdesi denir.

YAPILIŞI: “Niyet ettim ALLAH rızası için tilavet secdesi yapmaya” diye niyet edilerek eller kaldırılmaksızın “Allâhü Ekber” denilerek secdeye gidilir. Secdede üç kere “Sübhâne rabbiyel âlâ” denilir. Daha sonra “Allâhü Ekber” denilerek secdeden kalkılır. Kalktıktan sonra “Semi’nâ ve eta’nâ gufrâneke Rabbena ve ileykel masir” denir.

Kur’an-i Kerim’deki secde Ayet-i Kerimelerini okuyan ve dinleyen mü’minler, üzerlerine vacib olan secde hususunda titizlik göstermelidirler Çünkü bu amel; şeytani ve tağuti güçleri hüsrana uğratan bir olaydır

Sûre No Ayet No:

1 – 7 Araf 206
2  – 13 Rad 15
3  – 16 Nahl 49
4 – 17 İsra 107
5 – 19 Meryem 58
6 –  22 Hacc 8
7 –  25 Furkan 60
8 –  27 Neml 25
9  – 32 Secde 15
10 –  38 Sad 24
11 –  41 Fussilet 37
12 –  53 Necm 62
13 –  84 İnşikak 21
14  – 96 Alak 19

 

….

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 35 Comments »

MELEKLERİN ÖZELLİKLERİ

Posted by Site - Yönetici Haziran 2, 2009

MELEKLERİN ÖZELLİKLERİ

MELEKLERİN ÖZELLİKLERİ

MELEKLERİN ÖZELLİKLERİ

– Devamlı olarak Allah’a ibadet ve itaatle meşgul olurlar,

– Iyilik yaparlar, kötülük yapma kabiliyetleri yoktur,

– Allah’a asla isyan etmezler, karşi gelmezler,

– Erkek ve dişileri yoktur,

– Yemezler ve içmezler,

– Uyumazlar, bizim gibi istirahata muhtaç degildirler,

– Gözle görülmezler,

– Evlenmek ihtiyaci onlarda yoktur.

– Nurdan yaratilmişlardir.

– Yorulmak, usanmak nedir bilmezler.

– Gençlik, yaşlilik gibi durumlara onlarda rastlanmaz.

– Bir anda en uzak mesafelere gidebilirler,

– Kanatlari vardir; fakat bu özelliklerini, bizim bildigimiz kanatlarla karşilaştirmamiz dogru olmaz.

– Yerlerde, göklerde, her yerde vardirlar ve her birinin kendisi ne ait vazifeleri vardir. Bu vazifeleri hakkiyla yaparlar.

Biz melekleri göremeyiz; çünkü her şeyin varligi kendine göredir. Bizim göremedigimiz daha nice varliklar var! Ruhumuzu, aklimizi görebiliyor muyuz? Ama ruhumuz vardir, ayni zamanda akilliyiz. Aklimizi göremiyoruz diye kendimizi akilsiz sanabilir miyiz? Işte melekler de ruh gibi, akil gibi nûrânî bir varlıktır. Sağlam bir akıl bize nasıl doğru yolu gösterirse melekler de bizi hep iyiliğe yönelten kuvvetlerdir. Meleklerin varlığını bütün peygamberler ve ilâhî kitaplar haber vermişlerdir. İlâhî kitaplar peygamberlere melekler vasıtası ile gelmişlerdir. Bunun için, melekleri inkâr etmek aynı zamanda peygamberlerin peygamberliklerini ve ilâhî kitapları da inkâr demektir. Bu ise küfürdür. Böyle bir duruma düşmekten şiddetle kaçınmak lâzımdır.

 

Alintidir : zehirli.org

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Meleklere İman | 2 Comments »

Fıkıh öğrenmemek iflas alametidir

Posted by Site - Yönetici Haziran 2, 2009

1

1

Fıkıh öğrenmemek iflas alametidir

 

Fıkıh kelime olarak, İslamiyet’i bilmek, anlamak demektir. İslamiyet’in hükümlerini bilen âlimlere Fakih denir.

Fıkıh ilmi, insanların yapması ve yapmaması lazım olan işleri bildirir. Fıkıh bilgileri, Kur’an-ı kerimden, hadis-i şeriflerden, icmâ’-ı ümmetten ve kıyâstan meydana gelmektedir. Hadis-i şerifte; (Fıkıh ilmi meclisinde bulunmak, bir senelik ibadetten daha hayırlıdır) buyurulmuştur.

İbni Abidin hazretleri; “Fıkıh âliminin Müslümanlara sağladığı faydanın sevabı, cihâd sevabından çoktur” buyurmuştur.

İmam-ı Mâlik hazretleri; “Fıkıh öğrenmeyip, tasavvufla uğraşan, dinden çıkar. Zındık olur. Fıkıh öğrenip tasavvuftan haberi olmayan bid’at sahibi, yani sapık olur. Her ikisini edinen, hakikate varır” buyurmaktadır. Ebu Bekr-i Verrâk hazretlerinin de böyle buyurduğu kitaplarda yazılıdır.

Fıkhı doğru öğrenen ve tasavvufun zevkini alan, kâmil, olgun insan olur. İbni Abidin hazretleri buyuruyor ki:

“Fıkıh bilgisi, ekmek gibi, herkese lazımdır. Bu bilginin tohumunu eken, Abdullah ibni Mesud hazretleri olup, Eshab-ı kiramın yükseklerinden ve en âlimlerindendi. Bunun talebesi Alkama bu tohumu sulayarak, ekin hâline getirmiş ve bunun talebesinden olan İbrâhim Nehai, bu ekini biçmiş, yani bu bilgileri bir araya toplamıştır. Hammâd-ı Kufi, bunu harman yapmış ve bunun talebesi olan imam-ı a’zam Ebu Hanife öğütmüş, yani bu bilgileri kısımlara ayırmıştır. Ebu Yusuf, hamur yapmış ve imam-ı Muhammed pişirmiştir. Böylece hazırlanan lokmaları, insanlar yemektedir. Yani, bu bilgileri öğrenip dünya ve ahiret saadetine kavuşmaktadırlar.”

Fıkıh öğrenmeyip, yalnız hadis öğrenen, iflâs etmiş demektir. Çünkü, farzları, haramları, âlimlerden veya bunların yazmış oldukları kitaplardan öğrenmek farzdır. Kendisi yapmak ve başkalarına öğretmek için fıkıh kitapları okumak, nafile namaz kılmaktan daha sevaptır. Hadis-i şerifte; (İlim öğrenmek, bütün nafile ibadetlerden daha sevaptır. Çünkü, kendine de, öğreteceği kimselere de faydası vardır) buyurulmuştur.

Abdülgani Nablüsi hazretleri buyurdu ki:

“Ehl-i sünnet itikâdını, farzları ve haramları öğrenmek farzdır. Bunları öğretmek, kendine lazım olandan başka fıkıh bilgilerini öğrenmek ve Kur’an-ı kerimin tefsirini ve hadis ilmini öğrenmek farz-ı kifâyedir. Fıkıh bilgileri, Kur’an-ı kerimden ve hadis-i şeriflerden öğrenilmesi farz olan bilgilerdir. Namaz kılacak kadar Kur’an-ı kerim ezberleyen kimsenin, boş zamanlarında daha çok ezberlemesi, nafile namaz kılmasından daha çok sevap olur. İbadetlerinde ve günlük işlerinde lazım olan fıkıh bilgilerini öğrenmesi ise, bundan daha çok sevap olur. Lüzumundan fazla fıkıh bilgilerini öğrenmek de, nafile ibadetlerden daha sevaptır. Lüzumundan fazla fıkıh bilgisi öğrenirken, tasavvuf bilgilerini yâni Allahü teâlâya ârif olanların sözlerini ve hayatlarını öğrenmesi de müstehab olur. Bunları okumak, kalbde ihlâsı arttırır. Derin âlimler, fıkıh bilgilerini, âyet-i kerimelerden ve hadis-i şeriflerden çıkarmışlardır. Bunlar, ancak fıkıh kitaplarından ve fıkıh âlimlerinden öğrenilir.”

Celaleddin-i Rumi hazretleri oğlu Sultan Veled’e şöyle nasihat etmiştir:

“Ey oğlum! Sana vasiyet ediyorum ki: Her halde ilim, edep ve takvâ üzerine bulun. Her zaman geçmiş din büyüklerinin eserlerini inceleyerek, Ehl-i sünnet vel-cemâat yolundan ayrılmamayı vazife edin. Fıkıh ve hadis-i şerif öğren, cahil sofulardan olma. Namazı her zaman cemaatle kıl. Şöhret isteme, zira şöhret âfettir. Makâma bağlı olma. Çok söz söyleme. Az söyle ve halkın kötülük ve eğrilerinden aslandan kaçar gibi kaç, bir kenarda dur. Helal ye ve şüphelilerden kaçın. Dünya malına kapılma. Dünya arzusu dinin zâyi olmasına sebep olur. Dışını süsleme. Zira dışın süsü; için, kalbin, ruhun harap olduğunu gösterir. Başkalarıyla mücadele etme ve hiç kimseden bir şey isteme. Kimseye hizmet buyurma. Âlimlere, evliyaya, mal, can ve tenle hizmet et. Din büyüklerinin hâllerini inkâr etme. Zira inkâr edenler rahat ve kurtuluş yüzünü göremezler.”

Fıkhın ibadât kısmını kısaca öğrenmek, her Müslümana farzdır. Münâkehât ve muâmelat kısımlarını öğrenmek, farz-ı kifâyedir. Yani, başına gelenlerin öğrenmesi farz olur.

Tefsir, hadis ve kelam ilimlerinden sonra, en şerefli ilim, fıkıh ilmidir. Hadis-i şerifte; (Her şeyin dayandığı bir direk vardır. Dinin temel direği, fıkıh bilgisidir) buyuruldu. Bir başka hadis-i şerifte; (İbadetlerin efdali, en kıymetlisi, fıkıh öğrenmek ve öğretmektir) buyurulmuştur.

İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:

“Dünya ve ahiret saâdetlerine kavuşmak için, dünya ve ahiretin efendisine uymak lazımdır. Ona uymak için, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uygun olarak, önce itikâdı düzeltmek lazımdır. Bundan sonra, o büyüklerin Kur’an-ı kerimden ve hadis-i şeriflerden anlayıp bildirdikleri helal, haram, farz, vâcib, sünnet, mendub, mubâh bilgilerini öğrenmek ve bütün işlerini bunlara uygun olarak yapmak lazımdır.”

Fıkıh öğrenmeyip, yalnız hadis öğrenen, iflâs etmiş demektir. Çünkü, farzları, haramları, âlimlerden veya bunların yazmış oldukları kitaplardan öğrenmek farzdır. Kendisi yapmak ve başkalarına öğretmek için fıkıh kitapları okumak, nafile namaz kılmaktan daha sevaptır. Hadis-i şerifte; (İlim öğrenmek, bütün nafile ibadetlerden daha sevaptır. Çünkü, kendine de, öğreteceği kimselere de faydası vardır) buyurulmuştur.

Fıkıh, âyet ve hadislerden çıkarılmıştır. (Hadika)

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(İbadetlerin en kıymetlisi, fıkıh öğrenmek ve öğretmektir.) [İ.Abdilberr]

(Her şeyin dayandığı bir direk vardır. Dinin temel direği, fıkıh bilgisidir.) [Beyheki]

(Fıkıh öğrenmeden ibadet eden, gece karanlıkta bina yapıp, gündüz yıkana benzer.) [Deylemi]

(Fıkıh öğrenmek her müslümana farzdır. Fıkhı öğrenin ve öğretin, cahil olarak ölmeyin!) [İ. Maverdi]

(İbadetlerin en kıymetlisi fıkhı öğrenmek ve öğretmektir.) [İbni Abdilberr]

(Her şeyin dayandığı direk vardır. Dinin temel direği, fıkıh ilmidir.) [Beyheki]

(Âlimlerin en hayırlısı fıkıh âlimleridir.) [İ. Maverdi]

(Allahü teâlâ, iyilik vermek istediği kimseyi fıkıh âlimi yapar.) [Buhari]

(Fıkhı bilmeden ibadet eden, gece karanlıkta bina yapıp, gündüz yıkana benzer.) [Deylemi]

(Hikmetsiz kalb, harap ev gibidir. Şu halde öğrenin, öğretin. Fıkıh öğrenin, cahil olarak ölmeyin. Çünkü Hak teâlâ cahillik için mazeret kabul etmez.) [İ. Sünni]

(Allah indinde en üstün kimse fakihtir.) [M. Zühdiyye]

(Az fıkıh, çok ibadetten iyidir. İhlasla ibadet edene fıkhı öğrenmek nasip olur.) [Taberani]

 

 

Alinti,delikanforum

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Fıkıh, Güncel, Gündem, Genel | Leave a Comment »

Günün Fotografları

Posted by Site - Yönetici Haziran 2, 2009

Günün Fotografları

1

1

2

23

4

4

5

5

6

6

7

7

8

8

Posted in Fotograflar | Leave a Comment »

CENNETE GIDEN YOL

Posted by Site - Yönetici Haziran 1, 2009

Cennet Ehli,Cennet Pınarları Kevser Havuzuna Dökülür

CENNETE GIDEN YOL

•Cehenneme, kalplerini günahlarla üşütenler girer  – Abdulkadir Geylani

•Cehennem dediğin dal odun yoktur, herkes ateşini kendi götürür – Pir Sultan Abdal

•Cennet güçlük ve zorluklarla, Cehennem de şehvetlerle kuşatılmıştır – Hadis-i Şerif

•Cennete giden yol dünyadaki vazifeleri başarmaktır – Pestalozzi

•Cennetin de, cehennemin de anahtarı kılıçtır  – Hadis-i Şerif

•Cennet’in iyileştiremeyeceği hiçbir acı yoktur dünyada  – Moore

•Dünyayı kendime Cehennem yaparak, gökyüzündeki Cennet’i kazanmak istiyorum – Lord Byron

•İçimizdeki cehennemin çektirdiği acıları ne kulak duyabilir, ne de dil söyleyebilir  – Lord Byron

•Ya Rabbi! Biz dünyada güneşin sıcağına dayanamazken cehennemin hararetine nasıl dayanalım?  – Ömer B. Abdülaziz

….

Posted in Cennet, Cennet & Cehennem, Düşündüren Sözler, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Güzel Sözler, Genel, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: