Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Haziran 2009

REGAİB KANDİLİ – VAAZ – Seyfettin Alkan – İstanbul Vaizi

Posted by Site - Yönetici Haziran 25, 2009

REGAİB KANDİLİ – VAAZ – Seyfettin Alkan – İstanbul Vaizi

Muhteşem biz VAAZ kesinlikle tavsiye ederim

Bütün islam aleminin mubarek Regaib Kandilini kutlar,hayırlara vesile olmasını Hz.Allahtan niyaz ederiz.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Regaib Kandili, Tavsiyeler, Türkiye | 8 Comments »

Salât-ı Nâriye’nin Sırları..

Posted by Site - Yönetici Haziran 10, 2009

Salât-ı Nâriye’nin Sırları..Şair Nabi,

Salât-ı Nâriye’nin Sırları..

Allâahümme salli salâaten kâamileten ve sellim selâmen tâammen alâa seyyidinâa Muhammedini’l-lezii tenhallü bi-hil’ukadü ve tenfericü bihi’l-kürabü ve tükdaa bihi’l-havâaicü ve tünâalü bihi’r ragaaibü ve husnü’lhavâatimi ve husnü’l-havâatimi ve yüsteska’l gamâamü bivechihi’l-keriim ve alâa âalihii ve sahbihii fîi külli lemhatin ve nefesin bi-adedi külli ma’lûmin lek.“
Mânâsi:

„Allâh’im, kendisi hürmetine dügümler çözülen, gamlar-kederler açilan, ihtiyaçlar giderilen, isteklere, hüsn-ü hâtimelere güzel âkibetlere nâil olunan, kerem (cömertlik) sahibi yüzü-suyu hürmetine bulutlarin sulandigi, Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.)’e ve onun âl ve ashâbina; her bakis ve her nefeste ve zâtinca mâlum olanlarin sayisinca, kâmil bir rahmet ve tam bir selâmet ihsan eyle.“
Salât-ı nâriyye’yi hasta üzerine okumakta hastalık ve acıları giderme ve dindirme gibi bir ferahlık vardır. Sar’alı ve deli üzerine okunduğunda da aynı te’siri mevcutur. Cenâb-ı Hak hastayı, sar’alı ve deliyi bu salât-ı nâriyye’nin bereketiyle şifâlandırır.
Bunu ya kendisi ve ya başkası hastanın üzerine okur; sar’alıya okuyup “HÛ” diye üfler. Sayı olarak: 4444 defa okunur.

Hazînetü’l Esrâr- Celîletü’l-Ezkâr..

.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Tavsiyeler, Türkiye | Etiketler: | 4 Comments »

Mirac Kandili Hakkında – VAAZ – Seyfettin Alkan – www.ilahi.wordpress.com

Posted by Site - Yönetici Haziran 9, 2009

Mirac  Kandili Hakkında – VAAZ – Seyfettin Alkan – www.ilahi.wordpress.com

 

Vodpod videoları artık kullanılamıyor. 

 

 

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye | 3 Comments »

Gurbetçiye domuz eti şoku

Posted by Site - Yönetici Haziran 4, 2009

1

1

Gurbetçiye domuz eti şoku

Independent’ın haberine göre; İngiltere olmak üzere İspanya ve Hollanda’da helal ve İslami usüllere göre kesilmiş olduğu öne sürülen tavuklarda, domuz etleri kırıntıları bulundu.

Gazete sadece İngiltere’de helal et ismi adı altında satılan her üç tavuktan birinde, domuz etleri kırıntıları dolayısıyla bunların islami veya yahudi usullerine göre kesilseler bile, bu dinler için uygun olmadığını yazdı…

TAVUKLARA DOMUZ YAĞI ENJEKTE EDİYOR

Nedenine gelince… Bir çok tavuk üreticisi, tavuklar üretim halindeyken, tavukların göğüsüne, domuz ve danadan elde edilen bir protein enjekte ediyor. Bu proteinler, tavukların göğüs bölgelerindeki suyu tutarak, göğüslerinin dolgun olmasını sağlıyor. Yani tavuklar, domuz proteinleriyle “şişiriliyor”….

HEM MÜSLÜMANLAR HEM HİNDULAR AYAKLANDI

Independent’ın bu haberi, sadece İngiltere’deki Müslümanları kızdırmadı. Aynı zamanda Hindular’ı da şoke etti. Çünkü Müslümanlar’ın domuz yemediği gibi, Hindular da inek veya dana eti yemiyor. İngiltere Gıda Standartları Ajansı (FSA) tarafından yapılan araştırmalarda, helal et satılan marketlerden alınan örnekler de bile tavukların içinde domuz eti kırıntıları çıktı. Uzmanlar, bu domuz eti kırıntılarının bulunmasının, bir atletten doping bulunması kadar zor olduğunu ve işin içine DNA testlerinin girdiğini söyledi.

DİĞER ÜLKELERDE DURUM BİLİNMİYOR

Diğer Avrupa ülkelerinde durumun ne olduğu bilinmiyor. Uzmanlar, helal et satan insanların bunları bilemeyeceği, tavukları üretenlerin bu yollara başvurduğunu söyledi.

Kaynak : internethaber

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Haramlar - Helaller, Türkiye, Yorumlar | 6 Comments »

İLAHİ – Mahşer yeri – Mehmet Yetkin – www.ilahi.wordpress.com

Posted by Site - Yönetici Haziran 3, 2009

İLAHİ – Mahşer yeri – Mehmet Yetkin – http://www.ilahi.wordpress.com

Vodpod videoları artık kullanılamıyor.

 

 

 

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Genel, İlahi Ve Kasideler | 4 Comments »

Duanın bazı adab ve sünnetleri

Posted by Site - Yönetici Haziran 2, 2009

dua,,.

Duanın bazı adab ve sünnetleri:

1.Yediklerinin ve giydiklerinin helal olması: Sa’d bin Ebi Vakkas (r.a) Peygamber Efendimiz’e duasının kabul olunmadığı sorunca Peygamber (s.a.v.) , “Ey Sa’d, haramdan sakın. Karnına haramdan bir lokma giren kimsenin duası kırk gün kabul olmaz.” Buyurdu.

2.Duada kalbin huzuru ve duanın kabul olanacağına yakinen inanmak. İbn-i Abbas(r.a) Peygamber Efendimiz’den (s.a.v.) şöyle rivayet etmiştir: “Allahü Teala, gafil ve umursamaz kalbden yapılan duaya icabet etmez.”

3.Dış gibi içi de temiz olsun diye hata ve günahları için tevbeyi yeniler. İstediği şeyin kabul olunmasında acele etmez ve “Dua ettim ama kabul olunmadı” gibi sözler söylemez.

4.Beladan kurtulmak için, ni’met ve bollukta da Allah’a çokça dua eder. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Şiddet ve sıkıntı anında duasının kabul olması kendisini sevindiren kimse, bolluk anında duayı çoğaltsın.” Buyurmuştur.

5.Duadan önce, ‘Elhamdü lillahi rabbi’l-alemin, ve’s-salatü ve’s-selamü ala rasulihi Muhammedin ‘ diyerek Allahü Teala’ya hamd eder, sonra Peygamber Efendimiz’e salavat okur ve ellerini kaldırıp istediği şekilde dua eder.

6.Duada garip şeyler istemekten, meşru ve sünnet olan şeylerde haddi aşmaktan sakınır.

7.Dua eden, duayı dinleyen gibi amin der. Çünkü dua eden ve dinleyenin amin demesi de duanın adabındandır.

8.Dua için en faziletli vakitleri, saatleri seçer.

9.Dua ederken isteklerinin en mühimini tercih eder.

10.Dua yaparken kollarını, yemek isteyen miskin gibi göğsüne bitiştirir. Allahü Teala’ya peygamberleri ve salih kullarını vesile eder. Duada sesini alçartır, boynunu büker, edeb ve huşu içinde dua eder. Gözlerini de semaya kaldırmaz. Duayı bitirdikten sonra da ellerini yüzüne sürer. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Duayı bitirdikten sonra yüzünüzü mesh ediniz” buyurmuştur.(Şerhu’ş-Şir’a)

23.02.2009 Fazilet Takvimi

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel | 1 Comment »

DÜNYANIN EN ZEHİRLİ YILANLARI

Posted by Site - Yönetici Haziran 2, 2009

DÜNYANIN  EN  ZEHİRLİ  YILANLARI

Avustralya’da yaşayan bu yılan ile şaka yapmaya gelmez.

Bu yılan Avustralyanın heryerinde yaşıyor ve rengi dolayısıyla yürüken fark edilmesi  imkansız gibi.Bu yılanın bir ısırması ve akıttıgı zehir 50 kişiyi öldürecek güçtedir.

1-   Bu yılanın adı : Common Brown Snake

 Bu yılan büyüdügü zaman uzunlugu iki metreyi buluyor, Güney ve batı Avustralyada yaşıyor, çok sinirli , Isırdıgı zaman gereginden fazla zehir akıtıyor, Sinir system merkezini kısa zamanda etkisiz kılıyor ve verdigi zehir 21 insanı öldürecek güçtedir.

2-  Bu yılanın adı : Eastern Tiger Snake

 Bu yılanın normal bir ısırması 100 kişinin canına mal olacak kadar tesirlidir, Dünyanın en zehirli yılanı olarak bilinir, Masum göründügüne bakmayın.

3-  Bu yılanın adı : Fierce Snake

 Bu yılan küçük memeli hayvanlar ve kuşlar ile beslenir,ve bu yılan çok yakın bir zamanda keşfedildi, bu yılanın bir ısırışta 18 kişiyi öldürdügünden başka bir bilgisi  yok.

4-  Bu yılanın adı : Riesvie Tiger Snake

 Bu yılan 3.5 metreye kadar büyük olabiliyor. Solucanları ve fareleri çok sever, Bu yılanın bir ısırması ve akıttıgı zehir 25 kişinin canına mal olacak kadardır.

5-  Bu yılanın adı : Taipan Snake

DÜNYANIN  EN  ZEHİRLİ  YILANLARI

DÜNYANIN EN ZEHİRLİ YILANLARI

DÜNYANIN  EN  ZEHİRLİ  YILANLARI

DÜNYANIN EN ZEHİRLİ YILANLARI

DÜNYANIN  EN  ZEHİRLİ  YILANLARI

DÜNYANIN EN ZEHİRLİ YILANLARI

DÜNYANIN  EN  ZEHİRLİ  YILANLARI

DÜNYANIN EN ZEHİRLİ YILANLARI

DÜNYANIN  EN  ZEHİRLİ  YILANLARI

DÜNYANIN EN ZEHİRLİ YILANLARI

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | 8 Comments »

Besmele-i Şerife ve Cennette dört Nehir

Posted by Site - Yönetici Haziran 2, 2009

Besmele-i Şerife ve Cennette dört Nehir

Efendimiz S.A.V. hazretleri şöyle buyurdular ;

-“Semaya çıktığım miraç gecesinde, bana cennetlerin hepsi arz olundu ”
Orada 4 nehir gördüm

1-SU NEHRİ
2-SÜT NEHRİ
3-CENNET ŞARABI (Cennete mahsus içecek)
4- BAL NEHRİ

Dedimki
-“Ey Cebrail bu nehirler nereden kaynayıp çıkıyor ve nereye akıyorlar ?”
Cebrail a.s.
-“Bunların nereden kaynayıp,nereye aktığını bende bilmiyorum. Kevser havuzunun başına git.
Orada Rabbine dua et,onların kaynayıp aktığı yerleri sana göstersin ve ögretsin.” dedi
-Rabbimden istedim bir melek geldi bana selam verdi ve
-“Ya Muhammed Mustafa s.a.v. gözlerini yum .”dedi
Efendimiz s.a.v. hz.leri gözlerimi yumdum dedi.

Sonra melek
-“Gözlerini aç “dedi.
Bende açtım birde baktımki,büyük bir ağacın yanındayım.
Beyaz inciden bir Kubbe gördüm.  Kubbenin kırmızı altından büyük bir kapı ve kilidi vardı:
Dünyadaki bütün insan ve cinler bu kubbenin üzerine konsalardı, bir dağın üzerindeki kuş kadar yer kaplarlardı.

Dört Nehrin bu Kubbenin altından aktıklarını gördüm.
Dönmek  istediğim sırada melek bana.
-“Neden Kubbenin içine girmiyorsun?”dedi.
Ben,ona:
-“Nasıl gireyimki kapının üzerinde kilit var. Anahtarı da bende yok.” dedim.
Melek:
-“Onun anahtarı  Bismillahirrahmanirrahim`dir”, dedi .

Ben kapının kilidine yaklaştım.
Ve  ” Bismillahirrahmanirrahim ” dedim . Kilit kendiliğinden açılıverdi.

Kubbeye girdim.Bu dört nehrin kubbenin dört köşesinde aktığını gördüm.
Kubbenin dört köşesinde ”  Bismillahirrahmanirrahim  ” yazılıydı

SU NEHRİ   Bismillah`in   ( م )  mim-inden  akıyordu.

SÜT NEHRİ  Allah lafzının    ( ه )   he-sinden akıyordu

CENNET ŞARABI   Errahman`   in  ( م ) mim-inden akıyordu

BAL NEHRİ   Errahim`  in  ( م )  mim-inden akıyordu.

Ben bu dört nehrin aslının Besmele-i Şerife olduğunu anladım.
Cenab-ı Allah bana şöyle buyurdu:

-“Ey Habibim Ahmed ! Rasulum Muhammed !
Senin ümmetinden kimki riyadan uzak halis bir kalble

”  Bismillahirrahmanirrahim  ”

derse ona bu Nehirlerden içirecegim.”

 

Ruhulbeyan cild 1 – 

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler | 1 Comment »

ŞEYH ŞAMİLİN VASİYETİ

Posted by Site - Yönetici Haziran 2, 2009

ŞEYH ŞAMİLİN VASİYETİ

ŞEYH ŞAMİLİN VASİYETİ

ŞEYH ŞAMİLİN VASİYETİ

Şeyh Şamil’in kayınbiraderi Mehmed Fazıl Paşa, Rusya’da tahsil gördükten sonra İstanbul’a gelerek Osmanlı ordusuna intisap etmiş, Devlet-i Aliyye hizmetinde birinci ferik(korgeneral)liğe kadar yükselmiştir.
Birinci Dünya Harbi esnasında Irak cephesinde harp ederken 8 Mart 1916’da Kûtülemare önünde şehadet mertebesine erişen Mehmed Fazıl Paşa, Şeyh Şamil’in kendilerine yaptığı vasiyeti şöyle nakletmiştir:

Biz Rusya’da iken bir gün Şeyh Şamil, evlat ve akrabalarını nezdine davet etti ve Kafkasya’yı Ruslardan geri almak için her fırsattan istifade ederek ve son ferdimiz kalıncaya kadar çalışmamızı bize vasiyet ettikten sonra ‘Kafkasya, Osmanlı padişahınındır. Moskoflardan kurtarır kurtarmaz mülkü sahibine teslim ediniz ve nasibinizi Memalik-i Şahane (Osmanlı ülkesi)’nin başka taraflarında arayınız. Kafkasya’da kalırsanız belki içinizden veya evladınızdan biri şeytana uyarak halife-i İslam’ı, gücendirecek veya şüpheye düşürecek bir harekette bulunur.’ dedi.

Fazilet Takvimi – 17 Şubat 2008 Pazar

.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | 2 Comments »

“Rahmet” ile “mağfiret” arasındaki fark

Posted by Site - Yönetici Haziran 2, 2009

 

Rahmet” ile “mağfiret” arasındaki fark

"Rahmet” ile “mağfiret” arasındaki fark

“Rahmet” ile “mağfiret” arasındaki fark 

“Rahmet” kelime olarak acımak, esirgemek, lûtfetmek gibi manalara gelir. 

Tasavvuf lisanında ise rahmet iki kısma ayrılır: 

1. Rahmet-i imtinâniye… Bu, Allah’ın amel ve ibadet edilmeden evvelki umumi rahmetidir. (1) Mesela meşhur divan şairimiz Baki’nin;

Gark eder âlemleri bir katr-ı âb-ı mağfiret
Var, kıyas et, vus’at-i derya-yi rahmet nidüğün

beytinde anlatıldığı gibi… 

Yani demek istiyor ki şairimiz: Allah’ın mağfiretinden tek bir mağfiret damlası bile âlemleri bağışlanma deryasında bırakmaya, mağfirete boğmaya yeter. Sen buna göre kıyas et O’nun rahmet deryasının büyüklüğünü

Hadis-i kudside de Mevlamız, “Rahmetim gadabımı geçti” buyurmuyor mu? 

2. Rahmet-i vücudiye… Bu da takva ehline ahirette va’dedilen hususi rahmet. Yine meşhur şairlerimizden İzzet Molla da bir beytinde diyor ki:

İzzetâ rahmet-i Hak nîk u bende yeksândır
Yağsa bârân-ı kerem bahr ile sahil birdir

Bugünkü Türkçeyle beytin mefhumunu şöyle ifade edebiliriz: Ey İzzet! Allah’ın rahmeti iyiye de kötüye de müsavidir. Kerem (lûtuf-ihsan-bağış) yağmuru yağsa, denizle kıyı birdir. (Her ikisi de eşit şekilde bundan istifade eder.)

Tabii burada şairimiz, Cenab-ı Hakk’ın “Rahmân” sıfatına işarette bulunuyor. Bilindiği üzere Rabbimiz, bu sıfatıyla, dünyada umumi manada her şeye, herkese rahmet ve merhamet ediyor. Oysa ahirette “Rahîm” sıfatının hususi manası mucibince sadece mü’minlere rahmetiyle muamele edecek, inanmayanlara değil. 

***

Dilerseniz bu iki sıfatın manalarını biraz daha açmaya, açıklamaya çalışalım. 

R A H M Â N

Rahmân; rahmeti bol olan, çok merhametli, sınırsız merhamet sahibi manalarına gelmektedir. Allah Teala’nın güzel isimlerinden (Esmau’l-hüsnâ) birisidir. 

Bu sıfatının bir tecellisi olarak Mevlamız, dünyada kulları arasında hiçbir ayrım yapmaksızın herkese acır, mü’min-kâfir-müşrik-münafık hiçbirinden rahmetini esirgemez. Öyle olduğu içindir ki, Allah Teala bu âlemde, zatına isyan edenlerden bile rahmet ve ihsanını, lûtuf ve bağışını kesmez.

Lafzında ve manasında taşıdığı kesret (çokluk) sebebiyle Allah’tan başkaları için “Rahmân” tabiri kullanılmaz. Çünkü yaratılmışlardan hiçbirinin o derece ihatalı-kapsamlı-kuşatıcı merhamet sahibi olması mümkün değildir. Mesela “Rahmânü’l-Yemâme” adıyla çağrılan Müseylemetü’l-kezzâb hariç, tarihte hiçbir insanın Rahmân adıyla çağrıldığı vaki değildir, denilmiştir. Caiz görülmediği için de Müslümanlar bu sıfatı çocuklarına isim olarak vermezler.

Rahmân lafzı, Kur’an-ı Kerim’de sure başlarındaki Besmeleler hariç 58 yerde zikredilmiştir. Mesela (Rasûlüm) de ki: İster Allah diye, ister Rahmân diye çağırın (dua edin)… (2) ayetinde, İsm-i A’zam olarak bilinen “Allah” lafza-i celâli ile bir arada zikredildiği için, Rahmân sıfatının ona denk bir isim olduğu da söylenir, bazı âlimler tarafından…

Bu sıfatın geçtiği başka iki ayetin meali de şöyledir:

“Ey Muhammed! Sana vahyettiğimizi okuman için, seni de onlardan önce nice ümmetlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik. O ümmet, çok merhametli olan Allah’ı inkâr eder. De ki: O, benim Rabbimdir. O’ndan başka ilah yoktur. Yalnız O’na güvenin, dönüşüm de O’nadır.” (3)

“Her halde hepinizin ilâhı, bir tek ilâhtır. Ondan başka bir ilâh yoktur. O Rahmân ve Rahîm’dir.” (4)

*** 

R A H Î M

“Rahîm” sıfatına gelince… 

Bu da rahmet mastarından meydana gelmiş bir kelimedir. Lûgatte çok acıyan, pek merhametli olan manasınadır. Bu da “Rahmân” gibi Allah Teala’nın güzel isimlerinden birisidir. Manası; Hz. Allah’ın, yarattığı şeylerden rahmete muhtaç olanlara merhamet etmesi, acımasıdır. Cenab-ı Hak bu sıfatı ile inanan ve kendi yolunda yürüyen kullarına rahmetiyle muamele eder. O’nun merhameti, sadece belirli bir karşılığa dayanmadığı için sınırlı da değildir.

Kur’an-ı Kerim’de sure başlarında tekrarlanan Besmeleler hariç, 115 yerde Allah’a, bir yerde de Rasûlüllah Efendimize nisbet edilerek 116 yerde zikredilmiştir. 

Besmelede ve Kur’an-ı Kerim’in diğer muhtelif ayetlerinde Allah Teala’nın bu ismi Rahmân sıfatıyla birlikte gelmiştir. Bu her iki sıfat da Allah’ın rahmet ve merhametini ifade eder. Ancak bu iki sıfatın aynı yerde kullanılması –hâşâ- maksatsız tekrar olmayıp, Rahmân vasfıyla Allah’ın yaratılmışlara çok çok merhamet etmesi ve rızıklandırıp ihsanda bulunması, Rahîm vasfı ile de dünyada İslâm inancı üzere yaşayan kullarına Allah’ın, ahirette lûtuf ve ihsanının bol olacağı kastedilmiştir.

Allah Teala’nın bu ismi Kur’an-ı Kerim’de yalnız başına hiç kullanılmamıştır. Başta Gafûr (çok bağışlayan) vasfı olmak üzere Cenab-ı Hakk’ın diğer isimleriyle birlikte zikredilmiştir.

Rahîm sıfatının geçtiği iki ayetin meali şöyledir:

(Habibim!) Âyetlerimize inananlar sana geldikleri zaman onlara şöyle söyle: Selâm olsun size! Rabbiniz, sizden kim bilmeyerek fenalık işler de arkasından tevbe eder nefsini düzeltirse, ona rahmet etmeyi kendi üzerine yazmış (almış)tır. Muhakkak ki O, mağfiret eden (bağışlayan), merhamet eden (esirgeyen)dir”. (5)

“Kötülük işleyip ardından tevbe edenler ve inananlar bilsinler ki; Rabbin, bu hareketlerinin ardından onları şüphesiz bağışlar ve merhamet eder.” (6)
***

Rahmetle ilgili bazı tabirlerimiz:

Türkçemizde “rahmet”, Allah’ın kullarına acımasının açık bir işareti olan faydalı yağmur anlamında kullanılır.

“Rahmet okutmak”… Allah rahmet eylesin dedirtmek, hayırla anılmak manasınadır. Mecazen, önce iyi olduğu sanılan kişinin, kötü bilinen bir başkasından daha fena çıkması, kötüyü aratması anlamında da kullanılır.

Rahmet ayrıca, Kur’an-ı Kerim ve Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) hakkında da kullanılan bir tabirdir. Mesela Âlemlere rahmet manasında, “Rahmeten li’l-âlemîn” denilir.

** 

M A Ğ F İ R E T

“Mağfiret”; Allah Teala’nın Gafûr sıfatının bir iktizası/gereği olarak, yaptıkları kötülüklere pişman olup tevbe eden, salih ameller (iyi işler) yapan kullarını bağışlaması demektir.

Ehlü’l-mağfire” terkibi, bağışlanmaya ehil olanlar anlamına dini bir tabirimizdir.

Gafûr”; lûgatte, bir şeyi örtmek, gizlemek, ıslah etmek, yarlığamak-bağışlamak manalarına gelen “gfr” mastarından meydana gelmiştir.

el-Gafûr” da Rahmân ve Rahîm gibi Cenab-ı Hakk’ın güzel isimlerindendir. Günahları örten, kusurları-hataları bağışlayan, bağışlaması bol ve çok geniş olan manalarınadır.

Allah Teala, hata ve günahı ne kadar çok olursa olsun, bir kul pişmanlık duyup tevbe-istiğfar ederse, bu sıfatının gereği onu affedebilir. Hata ve günah insanların bir nevi ayrılmaz bir hasleti/özelliği olduğu gibi, dilediği zaman günahkâr kulu bağışlamak da Allah Teala’nın şanındandır. O Gafûr ve Rahîm olduğu için, kullarının kendisinden af ve mağfiret taleplerini bekler. Nitekim bir ayet-i celilesinde şöyle buyurmaktadır: “Allah’tan mağfiret dileyin (bağışlanmanızı isteyin). Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” (7)

Mealen arzetmeye çalışacağım aşağıdaki hadis de, insanların günah işleyebileceklerini ve Allah Teala’nın da günahkâr kullarından dilediğini affedebileceğini bizlere beyan etmektedir: “Eğer günah işlemeseydiniz, Allah (c.c.) sizleri helak eder (ortadan kaldırır), günah işleyip de kendisinden mağfiret dileyen kişileri/insanları yaratırdı.” (8)

Bu mefhum-kavram, Kur’an-ı Kerim’de 91 yerde Allah’ın sıfatı olarak zikredilmiştir. 

Kur’an’da aynı mastardan (gfr) türeyen daha başka sıfatları da vardır Allah Teala’nın… Bunlar “Gaffâr (çok bağışlayan)”, “Gâfiru’z-zenb (günahları bağışlayıcı)”, “Hayru’l-gâfirîn (mağfiret edenlerin en hayırlısı)”, “Zû mağfire (mağfiret sahibi)”, Vâsiu’l-mağfire (bağışı bol ve geniş)” vb. isimleridir. 

***

S o n u ç

Demek ki “rahmet” acımak, esirgemek ve bunun neticesinde de lûtuf-ihsan ve ikramlarda bulunmaktır; Rabbimizden daima rahmetini diler ve niyaz ederiz.

Mağfiret ise, kulun, yaptığı kötülüklere pişman olup tevbe etmesi, onlara mukabil salih amellerle defterini süslemesi neticesinde Allah Teala’nın onu bağışlaması demektir.

Mevla-yi zû’l-celâl ve’l-kemâl hazretleri Habib-i edibi rahmeten li’l-âlemîn Efendimiz hürmetine cümlemize ve bilcümle Ümmet-i Muhammed’e affıyla-mağfiretiyle, lûtfuyla-keremiyle-rahmetiyle muamele buyursun. Amin…

Alinti : Halis Ece – http://www.bilgicagi.net
DİPNOTLAR
(1) Kâşâni, Abdurrezzak, İstılâhatu’s-Sofiyye, Kahire 1981.
(2) el-İsra, 17/110.
(3) Ra’d suresi, 13/30.
(4) Bakara suresi, 2/163.
(5) En’âm suresi, 6/54.
(6) A’raf suresi, 7/153.
(7) Bakara suresi, 2/199.
(8) Müslim, Sahih, Tevbe 11; Tirmizî, Sünen, Deavât, 99.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: