Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 24 Nis 2009

Cinnin musallat olmaması için okunacaklar

Posted by Site - Yönetici Nisan 24, 2009

rose-flower-wallpaper copy.jpgm,

Cinnin musallat olmaması için okunacaklar


Cinden kurtulmak için en iyi on şeyi yapmalıdır:

 
1- E’ûzü Besmele ile Fâtiha sûresi okumalıdır.
2- E’ûzü Besmele ile iki Kul-e’ûzüyü okumalıdır.
3- E’ûzü Besmele ile Bekara sûresini okumalıdır.
4- E’ûzü Besmele ile Âyetelkürsî okumalıdır.
5- E’ûzü Besmele ile Bekara sûresinin son âyetini okumalıdır.
6- E’ûzü Besmele ile Ha-Mîm Mü’mîn sûresinin başından (masîr)e kadar ve Âyetelkürsî okumalıdır.
7- “Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh lehülmülkü ve lehülhamdü yühyi ve yümiyt ve hüve hayyün la yemüt biyedihilhayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr” okumalıdır.
8- Çok (Allah) demelidir.
9- Hep abdestli bulunmalı, farzları ve sünnetleri hiç terk etmemelidir.
10- Günah işlemekten, kadınlara bakmaktan, çok konuşmaktan, çok yimekten ve galabalıktan sakınmalıdır.


(Berekât) kitabında, imam-ı Rabbânî hazretlerinin Cinden korunmak için, “Lâ havle velâ kuvvete illâ billah-il-aliyyil’azîm” okuduğu yazılıdır.
İmam-ı Şaranî hazretleri, “Kuşluk namazına devam edene, cin musallat olmaz” buyurdu.

 
Eshâb-ı kiramdan Ebû Dücâne hazretleri anlatır:
Bir gece yatarken, değirmen sesi gibi ve ağac yapraklarının sesi gibi, ses duydum ve şimşek gibi, parıltı gördüm. Başımı kaldırdım. Odanın ortasında, siyah birşey yükseldiğini gördüm. Elimle yokladım. Kirpi derisi gibi idi. Yüzüme, kıvılcım gibi şeyler atmaya başladı. Hemen Resûlullaha gidip, anlattım. “Yâ Ebâ Dücâne! Allahü teâlâ, evine hayır ve bereket versin!” buyurduktan sonra kalem ve kâğıd istedi. Hz. Aliye bir mektûb yazdırdı. Mektûbu alıp, eve götürdüm. Başımın altına koyup, uyudum. Feryâd eden bir ses, beni uyandırdı. Diyordu ki, “Yâ Ebâ Dücâne! Bu mektûbla, beni yaktın. Senin sahibin, bizden elbette çok yüksektir. Bu mektûbu, bizim karşımızdan kaldırmaktan başka, bizim için, kurtuluş yoktur. Artık, senin ve komşularının evine gelemiyeceğiz. Bu mektûbun bulunduğu yerlere gelemeyiz”. Ona dedim ki, sahibimden izin almadıkca bu mektûbu kaldırmam. Cin ağlamasından, feryâdından, o gece, bana çok uzun geldi. Sabah namazını, mescidde kıldıktan sonra, cinnin sözlerini anlattım. Resûlullah buyurdu ki, “O mektûbu kaldır. Yoksa, mektûbun acısını, kıyâmete kadar çekerler!”.
Bir kimse, bu mektûbu, yanında taşısa veya evinde bulundursa, bu kimseye, eve ve etrâfına cin gelmez ve dadanmış olup zarar veren cin de gider.

 
Bu âyet-i kerimeleri okumakla ve bu mektûbu taşımakla ve şifâ âyetlerini okumakla ve yazıp suyunu içmekle faydalanmak istiyenlerin Ehl-i sünnet îtikatına uygun olarak doğru îman sahibi olması lâzımdır. Bunları yazanın ve kullananın îtikadı doğru olmazsa ve küfür alâmetlerini kullanır, haram işlerse, faydaları görülmez.

 

Kaynak : Mehmet oruç . 365 gün dua

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Cinler Hakkında, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

AKP çarşafa ve kurban ibâdetine de “Çağdışı” diyen bu zatı milletvekili yapmadan tanımıyor muydu?

Posted by Site - Yönetici Nisan 24, 2009

1

1

AKP çarşafa ve kurban ibâdetine de “Çağdışı” diyen bu zatı milletvekili yapmadan tanımıyor muydu?

Ali Eren – Vakit

Rasmussen, yayınlanan o karikatürler için “Fikir özgürlüğü” dediği halde hâlâ ondan özür beklemek, saflık mı yoksa, “Özür dileyecek” diyerek o Türkiye’den gidene kadar milleti kandırmak mı?

Ama bir gazeteci; sağolsun, “O madem Hazreti Muhammed’e hakaret edilmesine fikir özgürlüğü diyor, öyleyse ben de fikir özgürlüğümü kullanıyonum. Ben de benim Peygamberim’e hakaret edilmesini fikir özgürlüğü olarak gören Rasmussen’e şerefsiz diyorum” dedi.

Bu gazeteciyi yakından tanımıyorum. Dinî hassasiyetinin ne derece olduğunu da bilmiyorum. Ama kullandığı iki kelimeden, “Benim Peygamberim” demesinden dolayı kendisini tebrik ediyorum.

Bu memlekette, bazı ilâhiyat profesörlerinin, benimseme ifadesi dahi kullanmadan, yalın bir ifade ile Peygamberimiz’e sadece “Hazreti Muhammed” demesi karşısında, onun benimseyici, sahiplenici bir ifade ile “Benim Peygamberim” demesi takdire şâyan…

*

Değerli okuyucular, demokrasi eşitlik rejimiydi değil mi? Okuma-yazma bilmeyenle profösörün kanun önünde eşit olduğu bir rejim yani… Bakın, Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ın dilinde bu eşitlik, Ergenekon sanığı Türkan Saylan hakkında nasıl ifadesini buldu. Dedi ki Bakan Bey, “Bu kadıncağız (Türkan Saylan) velev ki bu işin içinde olsun, onu görme ya, onu görme ya…”

Demek ki ona göre demokrasi işte bu. Başka zanlıları al götür ama bu kadıncağızı görme. Eşitlik ya!..

AKP, çarşafa ve kurban ibâdetine de “Çağdışı” diyen bu zatı milletvekili yapmadan tanımıyor muydu? Artık tanıdığına göre hâlâ ne demeye Kültür Bakanlığında tutulur onu da ben anlamıyorum…

Evet! Kültür Bakanı öyle söyler de TBMM Başkanı Köksal Toptan durur mu? O da konuşmuş…

Ergenekon sanığı profesörlerin gözaltına alınmasıyla ilgili şöyle demiş: “YÖK Başkanvekili Prof. İzzet Özgenç Bey’in de açıklamaları var. Onun da ifade ettiği gibi çok rahat ulaşılabilecek, rahat ifadesi alınabilecek kişilerle ilgili daha rahat farklı yöntem uygulanabilirdi.

Daha rahat farklı yöntem dediği nasıl bir şeyse? Kuştüyü yataklar içinde mi alınmalıydılar yani?

Bu TBMM başkanlarına ne oluyor böyle? Eski TBMM Başkanı Arınç birinci AKP hükümetinin ilk yılında Antalya Rotari toplantısında yaptığı konuşmada rotaryenlere, “Bizim Peygamberimiz ‘Veren el alan elden üstündür’ buyuruyor. Siz veren elsiniz, öpülesi elsiniz” demişti de onu bu sözlerinden dolayı tenkit etmiştik. Şimdi de tenkitten uzak kalmamak için yenisi sıraya girmiş gibi…

*

Sayın Baykal, Ergenekon hakkında, “İktidara gelip bu meseleyi noktalayacağız” demiş.

Yani Baykal demek istiyor ki, “Ergenekon meselesinin noktalanacağı vakit hiç gelmeyecek.”

Yine Sayın Baykal, bazı profesörlerin Ergenekon sanığı olarak gözaltına alınması hakkında şöyle demiş: “Namuslu profesörler cezaevinde.”

Bu sözü duyunca da Zekeriya Beyaz’ın başörtülü talebeler hakkında söylediklerini hatırladım. Başörtülü kızlar “Başörtüsü namusumuzdur” dedikleri için Zekeriya Beyaz, bu sözün mefhûm-ı muhâlife gidiyor ve “Başörtüsü namusumuzdur demek başörtüsüzler namussuzdur demektir” diyordu.

Şimdi Baykal da, “Namuslu profesörler cezaevinde” dediğine göre şimdi ne olacak?

Şimdi bu sözün de mefhûm-ı muhâlifine gidecek mi Sayın Beyaz? Yani, “Ben de bir profesörüm. Baykal’ın ‘Namuslu profesörler cezaevinde’ demesi cezaevinde olmayan profesörler namussuzdur demektir” diyecek mi acaba?

NOT: Cumartesi günü, Zeytinburnu Adliye binasının yanındaki yeni yapılan Zeytinburnu Kültür Merkezi’nde, saat 9.00-18.30 arasında, yerli ve yabancı konuşmacıların katılacağı Mescid-i Aksâ Sempozyumu var. Gazetemiz yazarlarından Mustafa Özcan da bir konuşma yapacak. Okuyucularımıza hatırlatıyorum.

Kaynak:Haber vaktim.com

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: