Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 17 Nis 2009

Ölüme akreditasyona milletvekilleri de tepkili: Soruşturma açılsın

Posted by Site - Yönetici Nisan 17, 2009

Ölüme akreditasyona milletvekilleri de tepkili: Soruşturma açılsın

Ölüme akreditasyona milletvekilleri de tepkili: Soruşturma açılsın

Ölüme akreditasyona milletvekilleri de tepkili: Soruşturma açılsın

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun da içinde bulunduğu helikopter kazası sonrasında, çekim amacıyla gittiği enkaz bölgesinde, donma tehlikesine rağmen, akredite olmadığı gerekçesiyle askerî helikoptere binmesine izin verilmeyen Cihan Haber Ajansı kameramanı Lütfi Aykurt’un maruz kaldığı muameleye milletvekillerinden de tepkiler geldi.

Böyle bir uygulamanın hem insani hem demokrasi açısından kabul edilemez olduğu üzerinde duran milletvekilleri, olayın vahametinin kaygı verici boyutlarda olduğunu aktardı. Bu tür uygulamaların Türk Silahlı Kuvvetleri’nin manevi şahsiyetine büyük zarar vereceğine dikkat çeken milletvekilleri, ilgili komutan hakkında soruşturma açılmasını istedi. AK Parti Bursa Milletvekili Mehmet Ocaktan, “Böyle bir uygulama hem demokrasi açısından hem Türkiye açısından bir talihsizliktir. Görev yapan muhabirler arasında böyle bir ayrımcılık yapmayı kabul etmek mümkün değil. Ürpertici ve ürkütücü bir olay.” diye konuştu.

AK Parti İstanbul Milletvekili Zeynep Dağı ise olayı duyduğunda şoke olduğunu söyledi: “Kim sorumlu ise ilgili mercilerin derhal gerekli olan cezai yaptırımı yapmasını beklerim.” CHP Bursa Milletvekili Abdullah Özerk de ‘böyle bir anlayışı kabul etmenin mümkün olmadığını’ anlattı. Özerk, “Gerçekten hayretler içinde kaldım. Fikirlerini beğenmeyebilirsin ama bir insan olarak olaya bakacaksın. Kabul edilecek bir davranış değil.” dedi. CHP Bartın Milletvekili Muhat Rıza Yalçınkaya ise “Böyle bir şey olamaz. Bir insana yapılabilecek bir davranış değil bu.” diye konuştu.

Hamza Erdoğan, Ankara – Kaynak : Zaman gazetesi

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Kardelenleri bile fişlemişler

Posted by Site - Yönetici Nisan 17, 2009

Turkan saylan

Turkan saylan

Kardelenleri bile fişlemişler

ÇYDD ve ÇEV dökümanlarında, burs verilen ya da burs başvurusunda bulunan çocukların yakınlarına ait fişleme bilgilerinin bulunduğu ortaya çıktı.

Döküman listelerinde, ailesinde türbanlı olan öğrencilere burs verilmediği saptandı…

Ergenekon operasyonunun 12. dalgasında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin merkezi ve 26 şubesinde yapılan aramalarda ele geçirilen belgelerin incelemesi devam ediyor. ÇYDD ve Çağdaş Eğitim Vakfı’ndaki (ÇEV) dökümanlarda vatandaşlara ait fişleme bilgilerinin de bulunduğu ortaya çıktı. ÇYDD ve ÇEV’in hemen hemen tüm şubelerinde bulunan bu belgelere göre, burs verilecekler ve burs başvurusu yapılan vatandaşların yakınlarının araştırıldığı ortaya çıktı.

Ailesi türbanlıya burs yok

Doküman listelerinden elde edilen bilgilere göre, ailesinde türbanlı olan öğrencilere burs verilmediği saptandı. Bu fişlemelerin büyük kısmının ise Şener Eruygur’un kurduğu Cumhuriyet Çalışma Grubu tarafından yapıldığı iddia edildi.

PKK’ya yakın dernekler

ÇYDD’deki aramalarda el konulan dokümanların arasında bulunan bir belge de polisin dikkatini çekti. Derneğin bazı şubelerinden bölücü terör örgütü PKK’ya yakın dernek ve kuruluşların yöneticilerinin isim listeleri bulundu. Polisin yaptığı aramalarda ayrıca ÇEV Genel Başkanı Gülseven Yaşar’ın da özel arşivini ele geçirdi. Yapılan teknik takiplerde Yaşar’ın “Gözüm gibi baktığım özel arşivim var” demesi üzerine bu arşivin özellikle arandığı ve incelenmesinin sürdüğü açıklandı.

Kaynak – BUGÜN gazetesi

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | Leave a Comment »

Sultan Abdülhamid Hân niçin tahttan indirildi?!.

Posted by Site - Yönetici Nisan 17, 2009

Sultan Abdülhamid Hân

Sultan Abdülhamid Hân

Sultan Abdülhamid Hân niçin tahttan indirildi?!.

 

Necip Fazil Bey rahmetlinin ifadesiyle: “Mesrutiyet, bir takim fikirsiz Makedonya kabadayilarinin ruhuna gem takmis ve kör hamlelerini istismara yol bulmus teskilâtli Yahudilik, Masonluk ve Dönmeligin eseridir!..” Ittihatçi çete bu sekilde Ikinci Mesrutiyet hareketini basarmis fakat zamanin pâdisahi Ikinci Abdülhamid Hân’i devirememisti!.. Hem Sultan Hamid, hem o dönemin devlet adamlari iktidarda idi!.. Halbuki gaye, ne Kanun-u Esasî’nin (Anayasa) tekrar yürürlüge girmesi, ne Mesrutiyet’in ilâni, ne de Meclis-i Meb’ûsân’in açilmasiydi… Bunlar birer vasita idi ve bu vasitalardan istifade ile Sultan Hamid devrilecek, Pâdisahin Islâm âlemindeki hilâfet politikasi yok edilecek, Devlet-i Aliyye yagma edilecekti…

 

Bize düsman ser kuvvetler bu gaye ile Ittihatçi çete efradinin elinden tutmustu amma, Mesrutiyet’in ilânina, Meclis-i Meb’ûsân’in açilmasina ragmen Sultan Ikinci Abdülhamid Hân hâlâ mevkiini muhafaza ediyordu. Üstelik millet çogunluguyla padisahi seviyordu, ordu, mühim ekseriyyeti ile Pâdisaha bagli idi, “Hareket Ordusu” Kumandani Mahmud Sevket Pasa, Meclis-i Meb’ûsân Baskani Ahmed Riza Bey’e söyle diyordu: “Ben maiyyetimdeki askeri, mesrutiyet ve pâdisahi kaldirmak isteyenleri te’dib edecegiz (cezalandiracagiz), Pâdisahin ve milletin cani tehlikededir diyerek buraya getirdim. Hal’in (Pâdisahi tahttan indirmenin) bizim tarafimizdan vuku’ bulacagini asker duyarsa isyan eder, mahvoluruz.” Milletvekilleri ise, Yildiz Sarayi’nin “Tûlânî Merasim Salonu”nda 31 Aralik 1908 Persembe günü verilen ziyafette birbirini çignercesine Pâdisahin elini etegini öpmüslerdi, koyu bir Sultan Hamid düsmani olan o devrin ünlü kalemsoru Hüseyin Cahid (Yalçin) hâtiratinda: “Abdülhamid ile görüsen Avrupalilar, onun pek çekici ve baglayici bir nezaket ve sahsiyyeti oldugunu ötedenberi yazarlardi. Bunu dalkavukluga ve menfaatperestlige hamlederek inanmazdik. Fakat bu gece Abdülhamid’deki büyük cazibeyi ben yakindan gördüm. Ziyafet sonunda hemen bütün mebuslarin/milletvekillerinin kalbini kazanmisti” diyerek bu gerçegi itiraf etmistir!.. Sultan Abdülhamid Hân’in saltanati boyunca (1876–1909) kazandigi bu muhtesem nüfuz ve itibar, Ittihatçilari korkutmus ve iste onlar, bütün gayretlerine ragmen sekiz buçuk aydir Pâdisahi devirmeye muvaffak olamamislardi!..

Halbuki, Ittihad ve Terakki adli çetenin basindakilerin ekserisi masondu ve bu masonlarin kayitli bulundugu loca Sultan Abdülhamid Hân’in tahttan indirilmesine çoktan karar vermisti!.. Masonlar bu kararla Ittihatçilara yardimci olmuslar, tiyatro oyununu andiran bir merasimle (tekris) yemin ettirmislerdi!..

Gizli anlasma!..

Sevr’e kadar, düsmanlarimizin aleyhimize yaptiklari –elimizde bulunan bes gizli antlasmaya göre– gayeleri: Milletin ve devletin haklarini titizlikle koruyan, düsmanin bütün mel’anetlerini en ince teferruatina kadar bilen ve aldigi fevkalâde tedbirlerle, bu arada bizzat elindeki “Yildiz Istihbarat Teskilâti” çalismasiyle koskoca Osmanli Imparatorlugu’nu (Adriyatik’ten Bagdat’ta, Kuzey Karadeniz sahillerinden Orta Afrika’ya kadar) bütün iç ve dis düsmanlara ragmen ayakta tutan Sultan Ikinci Abdülhamid Hân devrilecek ve sonra… Ve sonra Yahudi Filistin’e yerlesecek, Pâdisahin Islâm âlemindeki taa Çin’e kadar uzanan büyük nüfuz ve itibari yok edilip Ingiliz emperyalizmasi hâkim olacak, Moskof, gözünü diktigi “Bogazlar”i alip Akdeniz’e inecek, “Türkiye’nin mirasi üzerinde Almanya’nin haklari”ndan bahseden Almanlar, Ingilizleri alt edip Anadolu ve Mezopotamya ile beraber Hindistan ve Misir’a sahip olacak, biri surayi, digeri burayi zaptedecek… Velhasil muhtesem Imparatorlugumuz yikilip gidecekti!..

Asirlardan beri bu gaye pesinde kosan düsman, Tanzimâtçisini da, Yeni Osmanlisini da, Ittihatçisini da zaman zaman hep bu gaye ugruna besleyip bagrina basmis bu gaafilleri veya hainleri kendi usullerince ayni gaye ugruna yetistirmistir!..

Tanzimâtçidan Yeni Osmanli’ya, ondan da Ittihatçi’ya intikal eden bu gaflet veya ihanet nihayet netice vermis, tarihimize “irticâ” diye geçen Rumi: 31 Mart 1325, Milâdî 13 Nisan 1909 olayi sonunda Sultan Ikinci Abdülhamid Hân al-asagi edilmis, kendi ifadesiyle: “…….. fimabaad (bundan sonra) ne pâdisahligin ve ne de hilâfetin ehemmiyeti kalmayacaktir. Zannedersem ben, hateme-i müluk (pâdisahlarin sonu) olacagim” demis ve gerçekten ondan sonra gelen kardeslerinden Suldan Resad (1909–1918) Ittihatçilar elinde esâretten bir saltanat sürmüs; Sultan Vahideddin (1918–1922) ise bahtsiz bir Osmanoglu olarak yurt disina hicret edip hayatini gurbette tamamlamistir!..

 

Ve sonrasi…

91 yil evvel 27 Nisan 1909 Sali günü “Meclis-i Millî” denilen içlerinde pek çok hainin de bulundugu Âyan/Senatör ve meb’ûsanin/milletvekillerinin bulundugu topluluk “tamamen uydurma, iftira, yalan, efsane saheseri” bir fetvâ ile Abdülhamid Hân’i tahtindan indirdi!.. Böylesine bir fetvâya Fetvâ Emini Haci Nuri Efendi bütün tehdit ve tazyike ragmen muhalefet ederek meslek-i ilmiyyenin haysiyyetini korumustur. Mevlâ râhmet eyleye…

Sultan Ikinci Abdülhamid Hân’i tahtindan indirenlerin basinda Talât Pasa vardir. Mason, hem de Üstad-i-a’zam derecesinde mason olan bu Talât Pasa için Falih Rifki Atay: “Imlâsini bizim düzeltecegimiz kadar Türkçesi vardi” der!.. Iste bu masonun basinda bulundugu çete, “tamamen uydurma bir fetvâ” ile Abdülhamid Hân’i devirdikten sonra, yeni bir “afvolunmaz hatâ”, “silinmez leke” ile, içlerinde ünlü bir Yahudi’nin, bir Ermeni’nin ve iki de karanlik islerin adamindan kurulu bir heyeti, “Osmanli tarihinde tek bir misli olmayan fâcia” ile Müslümanlarin Halifesi olan alti yüz yillik Osmanli devletinin hâkanina göndererek tahttan indirildigini bildirmekten utanmadilar!.. Ve sonra da ayni günün gecesinde alelacele bir kararla Selânik’e gönderdiler!.. Yirmi dört kisilik maiyyetiyle çok zor sartlar içindeki bu yolculugun ne müdhis bir eziyet içinde geçtigine dair pâdisahin kizlarindan Sadiye Sultan (1886–1977) ile Ayse Sultan’in (1887–1960) yayinlanmis hâtiralarinda ibretle okunacak sayfalar vardir!..

O tarihe kadar pek çok pâdisah hal’ edilmis/tahtindan indirilmis, hattâ Ikinci Osman/Genç Osman (1618–1622) ve Abdülaziz Hân (1861–1876) gibi öldürülenler olmus, fakat Istanbul disina sürgün edilen pâdisah olmamisti!.. Hareket Ordusu basinda Istanbul’a giren ve Abdülhamid Hân’in “büyüklügü” sayesinde müdhis bir lüpçülükle zafer (!!!) kazanip tam bir diktatör kesilen Mahmud Sevket Pasa bu sürgün isini plânlayan kimsedir!.. Sultan Hamid bu nankörün tertibi, oyunu ile Selânik’e giderken, Istanbul’da korkunç bir soygun baslamis, daha evvel kaydettigimiz bu korkunç soygun tarihimize “Yildiz Yagmasi” diye geçmis ve bu “yagma”dan kurtulabilen yalniz Yildiz Kütüphânesi olmustur!..

91 yil evvel 27 Nisan 1909 Sali günü baslayan Abdülhamid Hân’in Selânik’deki sürgün hayati 1912 yilinin 1 Kasim Cuma gününe kadar üç sene, alti ay, üç gün devam etmistir!.. Bu üç buçuk yillik sürgün hayatinin zorluklari, istirabi, hüznü ve üstelik servet gasbi basta Mahmud Sevket Pasa olmak üzere, Ittihatçi çete basindaki sergerdelerin yüz karasidir!..

Bu haftaki yazimizi Ali Riza Alp’in bir cümlesiyle noktalayalim: “Abdülhamid’i kötülemek cehalettir.”

 

Kaynak: Milli gazete, 28.04.2000 Mustafa Müftüoglu

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Osmanlılar, Tarih, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: