Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 08 Nis 2009

Yaşlı adamla yılanın hikayesi..

Posted by Site - Yönetici Nisan 8, 2009

Yaşlı adamla yılanın hikayesi..

Yaşlı adamla yılanın hikayesi..

Yaşlı adamla yılanın hikayesi..

Fakir köylü, eline kazmasını alır, her gün bahçenin yolunu tutar, akşama kadar kazma sallayarak, toprağını eşelermiş.

Sıcakların alınlardan yağmur gibi ter akıttığı bir devreye rastlayan bu çalışma sırasında adam, biraz ileride susuzluktan dilini çıkarıp ıslık çalan bir yılana denk gelmiş.

Zavallı hayvan can çekişmekteymiş.

Adam haline acımış, kendi içtiği kaptan yılanın önüne azıcık su döküp susuzluğunu gidermiş.

Bir gün sonra, tekrar aynı yerde çalışırken, yine meydana çıkan yılan bu defa da açlıktan hareketsiz haldeymiş.

Toprakların arasından sanki, yalvarırcasına köylünün yüzüne bakıyor, azığındaki sütten birazcık olsun kendisine vermesini istiyormuş.

Adam merhamete gelmiş, meyve ağacının dalında asılı duran azık çantasının içindeki süt şişesinden bir miktar süt döktüğü çanağı yılanın önüne doğru sürmüş.

Bir hamlede başını çanağa uzatan yılan, sütün hepsini içerek birden cana gelmiş ve bundan sonra ilerideki otların arasına doğru kayıp gitmiş.

Bir hayvana iyilik etmenin iç huzuruyla işine devam eden adam, kendi kendine:

“İyilik yap denize at. Balık bilmezse Hâlık bilir.” sözünü tekrarlayıp duruyormuş.

Bir gün sonra bakmış ki, yılan aynı yerde kendisini ağzında pırıl pırıl parlayan bir altın lirayla bekliyor.

Köylü bunu görünce tekrar azığındaki şişeden bir miktar süt döktüğü çanağı yine yılanın yakınına bırakmış.

Yılan da ağzındaki altını bırakıp, süte uzanarak, karnını doyurduktan sonra oradan ayrılmış.

Böylelikle bir altın kazanmış olan adam, bu alış verişi uzun müddet hergün devam ettirmiş.

Adam, gün be gün yılana bir şişe süt getiriyor, hayvan da bu ikrama toprağa bir altın bırakarak karşılık veriyormuş.

Bu süreçte yılan epey semirmiş, köylü de oldukça zenginleşmiş.

Fakat insanlık haliymiş, köylü, bir gün rahatsızlanmış ve hayvanın kendileri için önemini tembih tembih üstüne anlatarak, oğlunu bahçeye göndermiş.

Elinde sütle mekana varan çocuk, tıpkı babasının yaptığı gibi sütü yılana verip, parayı cebine indirmş.

Amma velakin merakını bir türlü dindirememiş.

Acaba yılan bu sarı liraları nereden getirmekteymiş?

Eğer bunu öğrenebilirse bunca zahmete katlanmak yerine tüm hazineyi bir günde evine götürebileceği düşüncesindeymiş.

İşte bu niyetle yılanın girdiği deliğe doğru bir kazma sallamış.

Kazma, toprağa değmezden evvel yılanın kuyruğunu parçalamış.

Can havliyle gerisin geriye dönen yılan, bir hamlede zehirli dişlerini geçirmiş çocuğun narin tenine.

Oracıkta ölmüş hırslı çocuk.

Neden sonra olup bitenden hasta babanın haberi olmuş.

Evlat acısı yakmış yüreğini adamın, bir süre o mekana hiç uğramamış.

Ama oğlunun acısıyla birlikte yılandan alamadığı sarı liralar da yakmaktaymış canını.

Bir gün yine oraya gitmiş, yılana süt verip, altın almak istemiş.

Adamın geldiğini gören hayvan, yine çıkmış deliğinden ve usulca gelmiş adamın kıyısına.

Yine aç, yine mecalsizmiş.

Adam alış verişe devam etmek istmekteymiş ki o anda yılan dile gelmiş;

Sendeki bu evlat acısı, bendeki de bu kuyruk acısı olduğu müddetçe biz asla yeniden dost olamayız.”

 

 

Alinti

Posted in Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | 5 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: