Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 03 Mar 2009

3 MART HALA KARA BİR LEKE OLARAK DURUYOR

Posted by Site - Yönetici Mart 3, 2009

3 mart

3 mart

3 MART HALA KARA BİR LEKE OLARAK DURUYOR

Bugün 3 Mart 2009 ! Bundan tam 85 yıl önce 3 Mart 1924′de Hilafet hayattan kaldırılmıştır. Hilafetin kaldırılması hala kara bir leke olarak durmaktadır. Ümmetin vücuduna sürülen bu kara leke 85 yıldır temizlenememiştir.
Hilafetin o tarihte kaldırılması ile sevinen taraf kafirler (başta İngilizler) ve yandaşları (İttihatçılar) olmuştur. Üzülen ve değerini çok geç fark eden ise ümmet olmuştur.
Kalkanını yere düşüren ümmet korunmasız kalmış, 85 yıldır üzerine gelen saldırıların hiçbirinden korunabilmiş değildir. Hala da korunmasız bir haldedir. Nasıl korunabilsin ki?! Korunmaya kalkıştığı her alternatif batılıların kapısına çıkmaktadır. Çünkü çare diye gösterilenlerin hepsi batının sömürgesine yol açacak şekilde yine batılılar tarafından çare diye sunulmuştur.


-Ekonominin kurtulması için IMF’e bağlanmak çare diye sunulmuş neticede; kapitalist ekonominin çarkına düşen hiçbir devlet kurtulamamıştır. Kurtulamadığı gibi sömürüye kapılarını arkasına kadar açmışlardır. Sanayide, teknolojide dışa bağımlı kalınmış İslam beldeleri batının açık pazarına dönüştürülmüştür. Bunun örneği; Türkiye Devletidir. Milyarlarca dolar borcun altında ezilmekte, batının, yahudi varlığının teknolojisine muhtaç vaziyettedir.


-Eğitim sistemini modern batı eğitimine uydurmak çare diye batılılar tarafından sunulmuş, neticede ümmetin zihinleri batı kültürü ile fesada uğratılmıştır. Bunun örneği; İslam beldelerinde demokratik, laik, milliyetçi, vs… kafaların yaygınlaşmasıdır. Hürriyet şarkıları her tarafta dillendirilirken bu kültürün etkisi ile her tarafta zina, aile yuvalarının dağılması, sarhoş yaşayan bir gençlik, düşünemeyen topluluklar meydana çıkmıştır. Bunun adına da çağdaş toplum denilmiştir.
-Hukuk sistemi hakeza aynı denklemde yürümektedir. Batının çare diye sunduğu hukuk sistemi tümden hukuksuzluğu doğurmuştur. Güçlünün hakim olduğu hukuk, insan fıtratıyla çelişen hukuk… İslam aleminin her tarafında batı hukukunun doğurduğu acı neticeler aşikardır. Miras, cezalar, aile hukukundaki saçmalıklar… hangi birini sayalım?!


-Batıya bağımlılık, meseleleri batının istediği şekilde çözmeyi getirdi. Bu da batının istediği gibi, çeşitli desiselerle ortaya koyduğu oyunların ağına düşmeyi doğurdu. Sebepler üretilerek işgaller, saldırılar, ambargolar peşi sıra geldi. Bu bağlamda İslam beldelerinin tümü batılıların ayaklarının altındadır.
Evet, bütün bunlar sadece ve sadece ümmetin kalkanını yere düşürmesi ile ortaya çıkan sonuçlardır. Resulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem bir hadisinde şöyle buyuruyor:
Halife kalkandır, onun arkasında savaşılır ve korunulur.” (Müslim)
Kalkanın düşmesi ile vücut paramparça edilmiştir. Bu şekilde de güç dağılmıştır. Öyle dağılmıştır ki; parçaları toplamaya kalksanız bile elinize başka bir parça daha sunuluyor. Yani vücudu parçalamakla kalmayan batı ona öylesi virüsler yerleştirmiş ki vücudun azalarını ölümcül kansere dönüştürmüştür. İşte bunun örneği; bir idareci diğerini sevmez, idareci halkını sevmez, halk idarecisini sevmez, topluluklar başka toplulukları sevmez, mezhepler ayrılığı ümmeti birbirine düşman eyler… Vücut savunmasız kalınca sinek de uçsa bu ona tesir etmektedir. Çünkü güç gitmiştir, vücutta derman kalmamıştır. Bakın, Allahu Teala bu konuda ne buyuruyor:
Allah’a ve O’nun Resûl’üne itaat edin, çekişip birbirinize düşmeyin, yoksa zayıf düşersiniz ve kuvvetiniz (elinizden) gider. Sabredin. Muhakkak ki Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Enfal 46)


İslam ümmeti olarak dönüşü olmayan bir yolda değiliz. Ümmet, kalkanı elinde iken düşse de kalkmasını bilmiştir. Nice haçlı orduları bu beldelerden sökülüp atılmıştır.
Bugün de bu kara lekeden, masiyetten kurtulmak ümmetin elindedir. Kalkanı yerden kaldırıp, parçaları birleştirerek tek bir ümmet olmak Müslümanların elindedir. Ancak bunun çözümü batıda değil Kitap ve Sünnettedir. Bu düşüşün kalkış metodu yine İslam’ın kendisindedir.
Vücutta 85 yıldır yapışmış vaziyette duran virüsü atmanın çaresi İslam’dan alınırsa tekrar ayağa kalkmak da uzun sürmeyecektir. Yeter ki Müslümanlar o kalkanı tutacak ele (Hilafete) talip olduklarını samimi bir şekilde ortaya koysunlar.
“…Sonra da yeniden Nübüvvet Minhâcı (Peygamberlik Metodu) üzere (Râşidî) Hilâfet olacaktır!”

Hüseyin Şaşmaz

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: