Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Şubat 2009

Resûlullahın veda haccındaki Duâsı

Posted by Site - Yönetici Şubat 18, 2009

İmam Yâfîî (k.s.) Hazretleri Kimdir

Resûlullahın veda haccındaki Duâsı

Resûlullah efendimiz, Veda haccında, “Vedâ hutbesini” bitirdikten sonra Bilâl-i Habeşî hazretleri, ezan-ı şerîfi okudu. Bütün Eshâb-ı kirâm, huzûr ve huşû içinde dinlediler.

Peygamber efendimiz, namazı kıldırdıktan sonra devesine bindi. Cebel-i Rahme’nin dibine varıp kayaları önüne alıp, kıbleye dönerek vakfeye durdu. Herkesin vakfeye durmasını emretti.

Daha sonra:

“Hayır, ancak ahiret hayırdır.” buyurdu.

Mübârek ellerini göğüs hizâsında kaldırarak, bütün peygamberlerin yaptığı pek fazîletli olan şu duâya başladı. Bizlere, bu şekilde duâ etmemiz için işaret buyurmuş oldu:

“Allahü teâlâdan başka ilâh yoktur. O birdir. Eşi ortağı yoktur. Mülk, O’na âittir. Hamd, O’na mahsustur…

Ey Allahım! Kabir azâbından, kalbin vesvesesinden, işlerin dağınıklığından sana sığınırım!

Ey Allahım! Rüzgârların getirdiği âfetin şerrinden sana sığınırım! Ey Allahım, gözümde bir nûr, kulağımda bir nûr, kalbimde bir nûr yarat! Ey Allahım, göğsüme genişlik ver, işimi kolaylaştır!

Ey Allahım! Kalbe vesvese veren şeytandan, işlerin karışıklığından, kabir fitnesinin şerrinden, gecenin getirdiği şeylerin şerrinden, gündüzün getirdiği şeylerin şerrinden, korkunç rüzgârların getirdiği âfetlerin şerrinden, zamanın nöbet nöbet gelen mihnet ve belâlarının şerrinden sana sığınırım!

Ey Allahım, sağlığın hastalığa çevrilmesinden, birden bire gelip çatacak azâbından ve bütün gazâbından sana sığınırım!

Ey Allahım! Beni hidâyetine ulaştır. Geçmişimi, geleceğimi bağışla! Ey baş vurulacakların en hayırlısı! Kendisinden istenilenlerin en keremlisi, en çok vereni!

Ey Allahım! Sen, sözümü işitiyor, yerimi görüyor, gizli, açık neyim var ise biliyorsun. İşlerimden hiç biri sana gizli değildir. Ben çâresizim, yoksulum. Senden yardım ve eman diliyorum.

Korkuyorum. Kusurlarımı îtirâf ediyorum. Bir çâresiz, senden nasıl isterse, ben de öyle istiyorum. Zelîl bir günahkar, sana nasıl yalvarırsa, ben de öyle yalvarıyorum.

Yüce huzûrunda boynunu bükmüş, senin için gözlerinden yaşlar boşanan, senin uğrunda bütün varlığını zelîl eden, senin için burnunu topraklara sürten bir kulun sana nasıl duâ ederse, ben de öyle duâ ediyorum!

Ey Rabbim! Duâmı kabûl buyurmaktan beni mahrûm eyleme. Bana Raûf ve Rahîm ol! Ey istenilenlerin en hayırlısı ve verenlerin en keremlisi!..

Ben, sana her an muhtâcım. Senin ise, bana hiç ihtiyâcın yok. Sen, ancak yaratanım olarak beni bağışlar, affedersin.

Ey duâcıların duâlarını kabûl eden! Ey ümit bağlananların en üstünü! İslâmiyet ve Muhammed (aleyhisselâm) üzerindeki himâyen hürmetine sana yöneliyorum. Benim bütün suçlarımı bağışla! Beni şu durduğum yerden bütün hâcetlerimi yerine getirmiş, dileklerimi ihsân buyurmuş, temennilerimi gerçekleştirmiş olarak döndür!..

Bizler, topluca senin Beyt-i Harâm’ına geldik. Şu büyük Meşâir’de vakfeye durduk. Şu mübârek yerlerde hazır bulunduk. Ümîdimiz, yüce katındaki sevab ve mükâfâta nâil olmaktır. Ümîdimizi boşa çıkarma Allahım!”

Resûlullah efendimiz, bu duâdan sonra vakfe yaptı. Akşam üzeri:

“Bugün, dîninizi sizin için ikmâl eyledim. Üzerinize olan nîmetimi tamamladım ve size din olarak İslâmiyet’i vermekle râzı oldum (Mâide sûresi: 3) meâlindeki âyet-i kerîme nâzil oldu.

Böylece, İslâm dini ikmal bulmuş oldu. Bildirilmemiş, açıklanmamış hiçbir emir, yasak kalmadı. Peygamber efendimiz de vazifesini tamamlamış oldu. Kısa bir müddet sonra da bu fâni dünyadan ayrıldı.

Kaynak : 365 gun dua , Mehmet oruc

Posted in 365 Gün Dua, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | Leave a Comment »

Dünyanın dönerken çıkardığı ses

Posted by Site - Yönetici Şubat 17, 2009

Dünyanın dönerken çıkardığı ses

Dünyanın dönerken çıkardığı ses

Dünyanın dönerken çıkardığı ses 

Dünya kendi etrafında dönerken nasıl bir ses çıkarıyor, hiç merak ettiniz mi?

İşte o ses… 

Hiç Dünya kendi etrafında dönerken nasıl bir ses çıkarıyor merak ettiniz mi? 

Merak etmeseniz bile farklı gayelerle kainatın sırlarını çözmek için uzaya gönderilen uzay gemilerinin kaydettiği sesleri duyduğunuzda çok şaşıracaksınız!

Geceleri ağzımızdaki küçük bakterilerin dişlerimizde meydana getirdiği etkiyi, yani o sesi normal olarak duymamız nasıl imkansızsa, dünyanın kendi etrafında dönerken çıkardığı sesi de duymamız bir o kadar imkansız. Bu da bir büyük nimet; yoksa uyuyamaz, dinlenemezdik.

Bilim adamları işte bu noktada da boş durmayıp yeni keşiflere devam ediyor. 

Aşağıdaki linkte bulunan sayfada dünyanın dönerken çıkardığın sesi dinleyeceksiniz. 

Linkte ayrıca NASAnın uzaya fırlattığı Geminin, Mercury ve Apollo gibi araçların uzayda kaydettiği başka seslere de şahit olacaksınız.

Bu inanılmaz keşif için linki açtıktan sonra istediğiniz gezegenin üzerine tıklayın ve kendinizi uzayın derinliklerinden gelen seslerin esrarengiz atmosferine bırakın.  

http://spacesounds.com/navigator/index.html

 

….

Posted in Bilim, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar, İlginç | 2 Comments »

Nike’den Küstahlık!!

Posted by Site - Yönetici Şubat 16, 2009

Nike

Nike

Nike’den Küstahlık!!

 

Nike, Müslümanların inancını ayağa düşüren büyük bir küstahlığa imza attı!

 

Firma, ayakkabının üzerine Arapça Allah yazısını desen olarak kullandı.

 

Nike’nin Türkiye’deki üretim işini Cavit Cağlar Grubu şirketlerinden Yeşim Tekstil yapıyor.

Birkaç gündür internet sitelerinde dolaşan bir çift ayakkabı üzerindeki desen, dünyadaki tüm Müslümanların büyük tepkisine yol açtı. Amerikan ayakkabı firması Nike’ın, Müslümanların inancını ayağa düşüren büyük bir küstahlığa imza attığının ortaya çıkması, tüketicilerin büyük tepkisine neden oldu. İnternet sitelerine düşen Nike marka spor ayakkabılarında, üzerinde Arapça “Allah” yazısını andıran desenin kullanması büyük tepki topladı.

BESLE KARGAYI OYSUN GÖZÜNÜ

Spor ayakkabı markalarından Nike, Amerika merkezli faaliyet gösteren ve ABD kapitalizminin simgesi haline gelmiş ürünlerden biri. Üretiminin tamamına yakınını ucuz işçiliğin hakim olduğu Doğu Asya’daki atölyelerde ürettiren firmanın, Müslüman ülkelerde de yoğun olarak satış yapmasına rağmen Müslümanlara hakaret etmesi, “Besle kargayı oysun gözünü” sözünü hatırlattı. Nike pek çok futbol takımına ve milli takıma sponsor olarak, futbolseverler üzerinden satış yapmaya çalışıyor. Nike, çocuk işçi çalıştırmak ve doğaya zarar vermek gibi konularda sürekli mahkemelik olarak gündeme gelmişti.

TÜRKİYE’DEKİ ORTAKLARI YEŞİM TEKSTİL

Ürünleri Türkiye’de de satılan ABD’li Nike firmasının CEO’luğunu ise İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile aynı soyadı taşıyan William D. Peres yapıyor. 2007’de 16, 3 milyar dolar gelir elde eden şirketin işletme geliri ise 2,1 milyar dolar. 2007’de 1,5 milyar dolarlık net gelir elde eden şirket, Türkiye’de de büyük satışlar yapıyor. Uluslararası piyasada tanınan bir çok markanın üretimini yapan Yeşim Tekstil, Nike firmasına da üretim yapıyor. Nike firması, iki yıl önce Yeşim Tekstil’e “Nike Akreditasyon Sertifikası” da vermişti. İnternet müdavimlerinin büyük tepkisine neden olan ayakkabıları sorduğumuz Nike’ın Türkiye temsilciliği, tepki çeken ayakkabıların bundan birkaç yıl önce Türkiye dışında başka bir ülkede üretildiğini ancak büyük tepki çekmesi üzerine bu serinin üretimine son verildiğini bildirdi.

Kaynak: http://www.habervakti.com/?page=news_details&id=5384

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 10 Comments »

GÖYNEM`DEN RESİMLER -2008

Posted by Site - Yönetici Şubat 16, 2009

GÖYNEM`DEN RESİMLER -2008

Resimleri buyultmek icin uzerine TIKLAYIN

Goynem

Goynem

Goynem

GoynemGoynem

Goynem

Goynem

Goynem

Goynem

Goynem

Goynem

Goynem

Goynem

Goynem

Goynem

Goynem

Goynem

Goynem

Goynem

Posted in Göynem`den Resimler...... | 2 Comments »

Ruh çağırma

Posted by Site - Yönetici Şubat 15, 2009

Ruh çağırma

Ruh çağırma

Ruh çağırma

Asrimizda, bazı kimseler arasında, ruh çağırma ve ruhlarla temas kurma özentisi mevcuttur. Derinliğine İslami bilgisi bulunmayan hayal sahiplerinin saplanıp kaldığı bir özentidir…
Kimi bir masanın etrafına toplanıyor, alfabe harfleri yazılmış bir kağıdı masa camının altına yerleştirip camın üzerine bir fincan koyuyor, fincanın üzerinede parmaklarını temas ettiriyor. Böylece sözüm ona ruh çağrılmış olunuyor.
Kimi de medyum (uyur konuşur) aracılığıyla kah babasının kah dedesinin ruhunu çağırıp, geçmişten gelecekten sorular sorulup, sözüm ona keyifli epeyide heycanlı dakikalar geçirmkteymişler. Kim zaman bir şair kimi zaman da sözüm ona bir velinin ruhu çağırılır bu seanslarda.
Evet, çağın bir çok manevi hastalığından biride ruh çağırmadır. Çağrıya uyanın ruh olduğu sanılmakta, şeytan olduğunun hiç farkına varılmamaktadır. Bir kimsenin rüyada ihtilamına sebep olan hayal, hakikatte şeytanın ta kendisidir.

Nârı Nur sanma ateş yakar
Cini Cân sanma şeytan çarpar

Meselenin esası şudur: Insanğlu dünyaya geldiği zaman, onu itikad bakimindan saptırmak , küfre ve günaha sokmak icin Şeytanların piri ve reisı olan İblisi, o kimseye emrindeki şeytanlardan birini tayin eder. Bu habis ruh hayatinin sonuna kadar ondan ayrılmaz, her hal-ü karda onu zarara sokmak ister. Cenab-ı Hak da o kulunu, şeytanların zararından korumak için koruyucu melekler tahsis eder. Ölüm vaki olunca melekler âlam-i melekût’a, rûh Berzah âlemine döner. Şeytan ise burada kalır.

Berzah alemine göçeden ruh, bir kâfirin ruhu ise müebbed hapse mahkumdur.Berzah Cehennemindedir. Müminlerin avamının ruhları ise, muayyen gün ve zamanlarda, izne bağlı olarak çıkabilmektedirler. Peygamberlerin ve velilerin ruhları ise, serbesttirler, fakat onları getirmek medyumun haddi değildir.

Medyumun, bir gayri muslimin ruhunu getirebilmesi aklen ve naklen çok uzaktır. Berzah aleminden dışarı çıkması izne bağlı bulunan müminlerin ruhunu getirmesi ise zayıf bir ihtimaldir, bir peygamberin ve bir velinin ruhunun getirilmesi ise hayal ötesinde hayaldir.

Medyumun davetine bir velinin geldiğine ancak şeytanın ağına düşmüş olanlar inanabilir.

Medyum tarafından yapılan davet, hava dalgalarıyla şeytanın antenlerine ulaşır. Çağrılan kimseye hayatta iken musallat olan şeytan hemen oraya gelir. Ölen kimsenin kimsenin yaptığı iş ve konuşmalara ve hayatta olan kimse ile olan münasebetlerine vakıf olduğu için sorulanlara gerekli ve çok kere isabetli cevabı vermeye ve bu yoldan da oradakileri kendine bağlamaya çalışır ve ağına düşürür. sıra zehirini sunmaya gelmiştir.

Hatta Şüphe uyandırmamak için o seansa iştirak eden yakınına namaz kılmasını ve içki gibi haramlardan el çekmesini bile tembih eder. Kazın geleceği yerden tavuğun esirgenmiyeceği gibi imanını çalacağı insanlara bu gibi tavizler vermekten çekinmez. Onun hilesi çoktur. Yetersiz bilgisi olanı kolaylıkla saptırabilir.

Unutulmamlıdır ki, bu olayları meydana getirenler cin ve şeytan alemine mensupturlar. Hadis-i Şerif: “Hiç bir kimse yoktur ki onun bir şeytanı olmasın

Âyet-i Celile:
Onun dünyadaki arkadaşı olan şeytan şöyle der: “Ey Rabbimiz, onu ben azdırmadım, fakat kendisi uzak bir sapıklık içindeydi.” (Kaf Suresi 90)

Ruh çağırma iş ile uğraşanlar cin ve şeytanın maskarası olan insanlardır. Allah korusun.



Tenkidlerim , Tedkiklerim ve MakalelerimS. 332 , Mehmed Emrehttp://www.bilgicagi.net

Posted in Cinler Hakkında, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar, Şeytan | 1 Comment »

Yeni doğan bir çocuğa nasıl isim verilir?

Posted by Site - Yönetici Şubat 14, 2009

15 -Yeni doğan bir çocuğa nasıl isim verilir

Yeni doğan bir çocuğa nasıl isim verilir?

Dinimizde yeni doğan bir çocuğa aşağıda madde madde vereceğimiz hususların uygulanması müstehap olarak görülmüştür:

Yeni doğan çocuğa süt vermeden evvel ağzına yumuşatılmış hurma gibi tatlı bir şeyler sürülür.

Çocuğa doğunca veya doğumu mütakip yedinci günü adı konur.
Doğduktan sonra hemen ölen çocuğa da ad konur. Yıkanır cenaze namazı kılınır.

Çocuğun ismini ilmiyle âmil, ehli salih bir zata koydurmak iyidir. Ashab-ı Kiram çocuklarına isimlerini Peygamber Efendimiz’e verdirmeyi tercih etmişlerdir.

Çocuk isim koyacak kişinin kucağına verilir. Kişi abdestli bir şekilde kıbleye döner, önce sağ kulağına ezan, sol kulağına ise kamet okur ve üç kere çocuğun sağ ve sol kulaklarına ismini tekrar eder.

Çocuğa isim koyduktan sora hayır duada bulunulmalıdır. Peygamber Efendimiz: “Ya Rabbi bu çocuğu hayırlı ve salihlerden eyle ve onu güzel bir şekilde yetişmesini sağla” diye dua etmiştir.

Durumu iyi olanlar için Allah’ın vermiş olduğu çocuk nimetine karşı bir şükür olarak çocukların doğumlarının yedinci gününde kurban kesmek sünnettir. Bu kurbana akika kurbanı denilmektedir. Yine bu günler çocuğun başının tıraş edilip, çıkan saçın ağırlığınca veya takdiri bir ağırlık olarak altın alıp sadaka vermek müstehaptır.

İsimleri bozarak kullanmak doğru değil
Halkımız arasında isimler mevzuunda yapılan yanlış bir hareket daha var. İsimleri kısaltacağız diye bozuyor ve anlamsız isimlerle birbirimize sesleniyoruz. Mesela Abdullah’a Apo, İbrahim’e İbo, Zeynep’e Zeyno, Mustafa’ya Musti, Canan’a Cano gibi.. Bu da esasen doğru olmayan bir isimlendirmedir.
Netice itibariyle isim çok önemli. Bu sebeple çocuklarımıza güzel, sevimli ve anlamlı isimler koyarak onların insanlığa faydalı birer fert olması için yetiştirmeliyiz.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

MİSYONERLERİN GAYESİ

Posted by Site - Yönetici Şubat 13, 2009

Misyonerlik

Misyonerlik

MİSYONERLERİN  GAYESİ

Osmanlı Devleti’in yıkılış devrinde, misyonerler Osmanlı Devleti’in çeşitli bölgelerinde yaşayan Ermeni,Rum,Bulgar vs. gibi gayr-i Müslim unsurların çocuklarını, açtıkları mekteplerde okutmuşlar ve onlara milliyetçilik aşılayarak, Osmanlı Devleti’ne karşı isyanlara sebep olmuşlardı. Bir taraftan memleket içindeki çeşitli unsurların arasına tefrika ve nifak tohumları ekerken; öte yandan Avrupa ve Amerika’yı , Türkiye’nin aleyhine kışkırtıyor; kendi tahrikleriyle çıkan isyanların bastırılmasını, ‘’ Türkler Hristiyan ahaliyi kesiyor!’’ şeklinde propaganda yaparak, Batı alemini aleyhimize geçirmeye çalışıyorlardı.

Bundan bir asır öncesine kadar, Türk nüfusunun ekseriyette bulundugu Tuna vilayetimizde, Bulgarların isyan etmelerine ve Avrupa devletlerinin yardımıyla muhtariyet ve bilahere istiklal kazanmalarını temin eden, İstanbul’da Protestan misyonerleri tarafından işletilen Robert koleji  isimli mektepti. Rumeli’nin elimizden çıkması ve oradaki Müslümanların barbarca katledilmesi,geride kalanlarına da,zulüm edilmesi,  Bulgar yapılmak için zorlanmaları, hep misyonerlerin faaliyetlerinin neticesidir.

Osmanlı Devleti’ne baglı Arap memleketlerinde yaşayan Hristiyan Arap azınlıklara da, Beyrut’taki Katolik Fransız ve Protestan-Amerikan üniversitelerindeki misyonerler, Arap milliyetçiligi aşılayarak, Araplar arasında da ayrılma ve parçalanma temayüllerini körüklemişlerdi.Yemen’de 1905’te ve daha sonra çıkan isyan hareketlerinde de mühim bir rol oynamışlardı.

Misyonerler ilk hamlede Müslüman Türkleri dogrudan dogruya Hristiyan yapamıyacaklarını bildklerinden, onların genç nesillerini dinsiz olarak yetiştirmek, bundan dogan maneviyat buhranına çare olarak Hristiyanlıgı takdim etmek istiyorlar. Onların nazarında ideal Türk münevveri, ‘’ Tevfik Fikret’in oglu Haluk’tur. Tahsilini bir misyoner mektebinde yapan Haluk, Dinini ve tabiiyetini degiştirerek bir Protestan papazı olmuş, Amerika’ya yerleşmiş, milliyetini ve vatanını inkar etmiştir’’.

 

Bir Hadis ; ‘’ Çocuklarınız konuşmaya başladıgı zaman onlara ‘ La ilahe illallah’ı ögretiniz.’’

( Hadis-i Şerif, Kenzü’l Ummal )

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tarih, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

GÜNÜMÜZ ŞARTLARINDA TELEVİZYON SEYREDİLMESİYLE ALAKALI BİR DEĞERLENDİRME

Posted by Site - Yönetici Şubat 12, 2009

old_television-photoshop

GÜNÜMÜZ ŞARTLARINDA TELEVİZYON SEYREDİLMESİYLE ALAKALI BİR DEĞERLENDİRME

BU MEVZUDAKİ AYET-İ KERİMELER

1. O müminler ki boş söz ve işlerden yüz çevirip sakınırlar. (Mûminûn 3)

2. İnsanlardan kimi de vardır ki bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve onu eğlence edinmek için (icad edilmiş) boş lafa (lehvel hadis) müşteri çıkan nice adam vardır. İşte bunlara horlayıcı (alçaltıcı) bir azap vardır. Ona ayetlerimiz okunduğu vakit kibirlenerek ensesini döner. Sanki onları işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi. İşte onu elim (çok acıklı) bir azab ile müjdele. (Lokman 6-7)

Merhum Elmalılı Hamdi Yazır, tefsirinde “lehvelhadis’eşu manayı veriyor “Eğlence, söz, insanı oyalayan, işinden alıkoyan sözler, asılsız hikayeler, masallar, romanlar, tarih kılıklı efsaneler, güldürücü lakırdılar, gevezelikler, teğanniler gibi eğleyici sesler…” Yani günümüzde yerli televizyonların en masum programları bile lehvelhadis oluyor. Fuhşun en iğrencini, hırsızlık, arsızlık, şiddet, ihanet ve adam öldürme vs.nin en kalleşcesini öğreten filmlere ne denir?

3. Furkan sûresinin 72 ile 77 ayeti kerimelerinde ve Kasas suresinin 55. ayeti kerimesinde de bu husus gayet düşündürücü bir şekilde beyan buyrulmaktadır. Tefsirlerden bakılması tavsiye olunur.

BU MEVZUDAKİ HADİS-İ ŞERİFLER

1. Allah-ü Teala’nın kulundan yüz çevirdiğinin alameti, onun kendisini lazım olmayan işlerle meşgul olmasıdır. (Mektubat-ı şerif c.1 123. mektub)
2. Melahi (şarkı, türkü vs.) isteği ile dinlemek günah, onun icra edildiği yerde oturmak fısk, ondan zevk almak ise küfürdür. (Berika C.4 S.60)
Şarkı türkü dinlemenin helal olduğuna inanıldıkça, imanın kemali gider diye tevil edilmiştir. Ancak kemali giden imanın zevalinin kolay olacağı malumdur.

BU MEVZUDA MEKTUBAT-I ŞERİFE’DEN TESBİTLER

1. 1. C 123. mektupta; “Kişinin farzlardan herhangi bir farzı terk etmek suretiyle nafile hacca gitmesinin dahi, Cenab-ı Hakk’ın o kulundan yüz çevirmesine sebep olacağı ifade ediliyor.Televizyon seyretmekle geçirilecek zamanın neye sebep olacağını iyi düşünmeli…
2. 1. C 266. mektubun son kısmında “
Bir kimse muğanniden teğanni (şarkı, türkü vb.) ya da haram bir fiil görse, bunu da güzel kabul etse, derhal mürted olur. Şeriat hükmünü batıl saymış olur. Bir kimse şeriat hükmünü batıl sayarsa, bütün müctehidler ındinde o mümin değildir. Allah-ü Teala onun taatını kabul etmez. Bütün hasenatını iptal eder.” Denilmektedir. Müminleri dehşete düşürecek bir tesbit ve ihtar…

İmam-ı Azam hazretlerine; – Ya imam, ziyan çoktur. Ziyanın en büyüğü nedir? Diye sorulunca; “Vakti boş geçirmektir.” Buyurmuştur.

BU MEVZUDA MUHTEREM BÜYÜĞÜMÜZÜN BEYANLARI (Kemal KACAR Beyabimiz)

  1. Bu gün televizyonu eve getirip koymak, şeytanı, iblisi bizzat kolundan tutup eve getirip koymaktır. Ancak bizim gibi idareciler tarafından Allah düşmanları ne diyor? Onlara kimler ne cevap veriyor? Bunları bilmek noktasından haber kaynağı olduğu için haberlerin takip edilmesi gerekiyor. Kanalların hepsinden rezalet akıyor. Kesinlikle ihvan ve ehavetımızın evlerine televizyon lazım değil. Çünki televizyonla hizmetlerine bir fayda gelmeyeceği gibi, çok büyük kayıp ve zararları olur. Ayrıca “O müminler ki boş söz ve işlerden yüz çevirir sakınırlar.” Ayet-i kerimesindeki lağv’dir televizyon.

Doğrusu büyüğümüzün televizyonu şeytanla tabir buyurmaları ne beliğ bir teşbihtir. Böylece, yukarıda ifade edilen maksadın dışında başka şeylere bakmak üzere evlerine televizyonu getirip koyanların, evin reisliğini şeytana teslim etmiş oldukları ve böylece cehennem ateşinden korumakla mükellef bulunduğu aile efradını şeytana teslim ederek, o kıymetli emanetlere ihanet ettikleri veciz bir şekilde anlatılmış olmaktadır.

  1. Televizyonda dizi seyredenleri kardeşliğe kabul etmiyorum ve onlara hakkımı helal etmiyorum.
    3. Televizyonda dizi seyredenler cemal-i ilahi’yi seyredemezler.
    4. Kardeşlerimiz televizyondan ateşten kaçar gibi kaçarlar.
    5. Radyodan haberleri dinlemek üzere radyoyu açtıkları sırada yayında müzik olması sebebiyle derhal radyoyu derhal kapattırarak “ Allah Allah, imanım gideyazdı” buyurmuşlardır.
    6. “Efendim çocuklar televizyon almam için ısrar ediyorlar. Alayım mı? Ne dersiniz? Diye soran bir kardeşimize
    Sen günah işlemek için izin istiyorsun. Hiç günaha izin verilir mi?Buyuruyorlar.

SORULAR VE CEVAPLAR

S. Dini yayın yapan iyi kanallar var. Bu mevzuda ne denir?
C: İyi kanal denilen kanallardan dahi devamlı seyredildiğinde, imanın nurunu söndürecek öldürücü zehirler yayınlandığından ehl-i irfanın şüphesi yoktur.
S. Dini filmler hakkında ne denir?
C: Dini filmler ayrı bir ızdırap ve elem kaynağı. Bunlardan birçoğu, bir takım yalan yanlış romanlara göre hazırlandığı yetmezmiş gibi, bir sürü ahlakı bozuk kimseler, İslam büyüklerini temsil etmeye kalkıyorlar. Havâss’ın bunlardan alacağı pek bir şey yoktur.
S. Televizyon üzerinde bu kadar durulursa, sokaklar, çarşı-yu pazardaki açık saçık manzaralar ne olacak?
C: Hiç şüphesiz Müslümanlar, Rabbimizin Nûr süresinde (Ayet 31) buyurduğu gibi, haram manzaralara gözünü kapatıp ondan yüz çevirmeye çalışacaktır. Şu kadar var ki çarşı pazarın evdeki televizyonla mukayesesi mümkin değildir. Zira sokaktaki münker ve kötülüklerin faili ve amili biz değilken, televizyonu üstelik bir sürü para ödeyerek evimize getirip koyan biziz. Sokakları temizlemeye gücümüz yetmese bile evimizi televizyon iblisinden ve onun kirlerinden temizlemeye pekâlâ gücümüz yeter.

NETİCE VE SON SÖZ

Ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerden mevcut naslara, İslam büyüklerinin tesbit ve teşhislerine ve muhterem büyüğümüzün bunca beyanlarına rağmen., “Biz fısk ve küfür pisliğine bulaşmaya, alçaltıcı ve elem verici azabı tatmaya, büyüğümüzün kardeşliğinden çıkmaya ve Cemal-i ilahiden mahrum olmaya razıyız” dercesine televizyon seyretmeye devam arzusu, cidden şaşılacak bir şey değil midir?
Bununla alakalı yukarıda beyan edilen hususları bilen hakiki ve hâs bir müminin televizyon dizileri ve filmleri ile haşır neşir olmasının bir mazereti olabilir mi?
Meselenin ciddiyet ve tehlikesini Allah ve rasülüllah aşkına düşünmek gerekmez mi?
Yüce Rabbimiz, lütuf ve keremi ile bütün kardeşlerimizi rızasına muhalif niyet ve amellerden muhafaza buyursun. ( Âmîn )

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | 4 Comments »

Posted by Site - Yönetici Şubat 11, 2009

AK PARTİ ADAY TANITIMI BEYŞEHİR –BEYŞEHİR ADAYI – İZZET TAŞÇI

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Video, Yorumlar | Leave a Comment »

Ezan duâsı

Posted by Site - Yönetici Şubat 11, 2009

Ezan duâsı

Ezan duâsı

Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki:”“Ey benim ümmetim: Ezan bitince şu duâyı okuyunuz.” buyurulmuştur: “Allahümme rabbe hâ zihi`d-dâ`veti`t-tâmmeti ves-salâtil-kâaimeti âti Muhammeden`il-vesîlete vel fazîlete veb’ashü mekâamen mahmûdenillezî veadtehü inneke lâ tuhlifül-mîâd. Lâ havle velâ kuvvete illâ billahil’aliyyil’azîm”. 

Resûlullah bir hadis-i şerifinde, “Her kim ezan sesi işittiği zaman, müezzin ile beraber hafifçe okusa, her harfine bin sevap verilir, bin günahı mahvolur” buyurdu.

(Hayye alâ)ları duyunca bunları söylemeyip, (lâ havle velâ kuvvete illâ billâh) der. Ezandan sonra salevât getirilir. Sonra ezan duâsı okunur. İkinci (Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah) söyleyince, iki baş parmağının tırnaklarını öptükten sonra, iki göz üzerine sürmek müstehabdır.

Hâlid bin Zeyd câmi’inin müezzinleri her nemâzdan sonra şu duâyı okurlardı: “Rabbenâ amennâ bi mâ enzelte vetteba’ nerresûle fektübnâ ma’aşşâhidîn”.

Günahların keffareti için

Resûlullah efendimiz buyurdu ki: “Ey ümmet-ü eshâbım, sizler sabahları kalkarken şu duâyı okuyun: Sübhânellahi ve bihamdihi sübhânellahil azîm.

Bu duâ, okuyanın o günkü günahlarına kefaret olur.

Yine buyurdu ki, “Her kim bu duâyı günde on kere okursa, Hak teâlâ o kimseye kırkbin sevap ihsân eder: Eşhedü en lâilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke lehû ilâhen vâhiden sameden lem yettehiz sâhibeten velâ veleden velem yekün lehû küfüven ehad.”

Sohbetten dağılırken

Bir toplantıdan kalkıldığı zaman şu duâ okunmalıdır: “Sübhânek-allahümme ve bi hamdike, eşhedü en lâilâhe illâ ente vahdeke lâ şerîke leke ve estağfirüke ve etûbü ileyke.

Kaynak : 365 gun dua – Mehmet Oruc

Posted in 365 Gün Dua, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | 3 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: