Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Ocak 2009

UZUN ÖMÜR VE GÜZEL AMEL

Posted by Site - Yönetici Ocak 20, 2009

namaz,namaz,cemeatle namaz,namaza niyet nasil yapilir, niyet arapca niyet arabca niyet nasil yapilir

UZUN ÖMÜR VE GÜZEL AMEL

Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivâyet olunmuştur:

Rasûlüllah (s.a.v.), “En hayırlılarınızı size haber vereyim mi?” diye sordu.

Ashap, “Elbette yâ Rasûlellah!” dediler.

Rasûlüllah (s.a.v.) da şöyle buyurdular:

En uzun ömürlü olup en güzel ameli olanınızdır.”(1)

***

Talha bin Ubeydullah (r.a.) anlatıyor:

Kudâa kabîlesinin mahallelerinden Beliy’de iki kişi vardı. Bunlardan biri Allah yolunda şehid oldu. Diğeri ise ondan sonra bir yıl daha yaşayıp vefât etti. Rüyamda cennetin kapısının açıldığını gördüm. Sonra vefât edenin şehid olandan evvel cennete girdiğini görünce hayret ettim. Sabah olunca rüyâmı (insanlara) anlattım. Rüyâm kendisine ulaşınca, Rasûlüllah (s.a.v.) bana:

Sonra vefât eden, onun ardından ramazan ayı orucunu tutmadı mı, bir yıl boyunca altıbin şu kadar rek‘atlik namaz kılmadı mı?” buyurdu.(2) Yani, bu fazlalıkları sebebiyle diğerinden önce girmiştir cennete…

***

Ubeyd bin Hâlid es-Sülemî (r.a.) anlatıyor:

Rasûlüllah (s.a.v.) iki kişiyi birbirleriyle kardeş kıldı. Bunlardan biri şehid oldu, diğeri ise daha sonra vefat etti. Rasûlüllah (s.a.v.), “(Sonraki vefât ettiğinde) neler söylediniz?” diye sordu.

Bizler de, “Rabb’imiz, sonra vefât edeni mağfiret et ve arkadaşına kavuştur” diye duâ ettiğimizi söyledik.

Rasûlüllah (s.a.v.) ise şöyle buyurdu: “Peki, sonra vefât edenin şehid olanın ardından kıldığı namazlar, tuttuğu oruçlar ne olacak? İkisi arasında gökle yer arasındaki mesafe gibi fark vardır.”(3)

***

Enes bin Mâlik (r.a.), Rasûlüllah’tan (s.a.v.) şöyle rivâyet etmiştir:

“Allah Teâlâ buyuruyor ki: ‘İzzetim, celâlim, cömertliğim, mahlûkatımın bana olan ihtiyâcı ve yüce makamım için! Erkek ve kadın kullarımın, İslâm üzere yaşayıp yaşlanmalarının ardından, onlara azap etmeye hayâ ederim.

Hz. Enes (r.a.) diyor ki: Rasûlüllah’ın (s.a.v.) bu esnada ağladığını gördüm. “Yâ Rasûlellah, niçin ağlıyorsunuz?” diye sordum. Bunun üzerine o, “Allah ondan utandığı halde, kendisi Allah’tan utanmayana ağlıyorum.” buyurdu.(4)

***

HİKMETLİ SÖZLER

* Küfür duvarını, kendi taşıyla (silahıyla) yık. Hz. Ebû Bekir r.a.

* Hevâ ve hevesten, tama’ ve gadaptan (açgözlülük ve öfkeden) sakının; bunlardan uzak olanlar felah bulurlar (umduklarına kavuşur, korktuklarından güvende olurlar). Hz. Ebû Bekir r.a.

* İhvânına, binnefs muâvenetle duâda müşâreket edenler (fiili yardımda bulunup işinde-hizmetinde başarılı olması için onunla ortaklaşa yorulanlar), rahmet-i Rahmân’a mazhar olsunlar. Hz. Ebû Bekir r.a.

* Dünyayı seven, ibâdetin tadını alamaz. Bişr bin Hâris k.s.

* Hasta nasıl leziz yemeklerden tat alamazsa, dünyayı seven insan da ibâdetin halâvetini alamaz. Ebû Tâlib-i Mekkî k.s.

* Dünya için dünyaya üzülmek, âhiret hüznünü yok eder. Dünya için dünyaya sevinmek de ibâdetin tadını alıp götürür. Fudayl b. Iyâz k.s.

Halis ece

 
DİPNOTLAR
 
(1) el-Hindî, Kenzü’l-Ummâl, 15, 667.
(2) İbn-i Mâce, Ta‘bîru’r-Rü’yâ, bâbü ta‘bîru’r-rü’ya.
(3) el-Hindî, a.g.e., 15, 715.
(4) el-Hindî, a.g.e., 15, 674.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | Leave a Comment »

İsrailin barkod ülke kodu: 729

Posted by Site - Yönetici Ocak 19, 2009

İsrailin barkod ülke kodu: 729

Son zamanlarda israilin Filistinli müslüman kardeşlerimize yapmış olduğu zulüm hepimizi rahatsız etmektedir.
Zaman zaman e-mailimize “falanca marka yada filanca marka israile ait” şeklinde yazılar gelmektedir. Kaynağını bilemediğimiz bu tür mesajlarda yanlış ilavelerin olması muhtemeldir. Dolayısıyla kimseyi itham altında bırakmamak ve yanlış bilgi vermemek için ülke barkod kodlarını çok iyi bilmek gerekiyor.
Örneğin aşağıdaki tabloda da görüleceği gibi israilin ülke barkod kodu 729 dur. Dolayısıyla bundan sonra ürün alırken barkodunda 729 olan hiç bir ürünü almayalım. Bu arada israilin abisi diğer zalimi de unutmayalım.
Yalnız dikkat edelim. Bu barkod numaraları o ülkede üretildiğinin işaretidir. Alenen israile yardım eden ve alenen bilinen bazı firmalar da var. Mesela coca-cola Türkiye’de de üretiliyor. Dolayısıyla barkodda dediğimiz numarayı göremeyebilirsiniz. Aynı durum nestle için de geçerlidir.

Lütfen daha duyarlı olalım ve bu bilincimizi hiç kaybetmeyelim…
,

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 9 Comments »

Temel ve Gümrük

Posted by Site - Yönetici Ocak 18, 2009

temel-ve-gumruk-biraz-tebessum

Temel ve Gümrük

Trabzonla Rize arasında bir zamanlar gümrük varmış. Temel hergün bisiklet ve önünde bir kum torbasıyla gümrükten geçermiş. Bir gün Gümrük Memuru bu durumdan kuşkulanmış. Temel’e :
– Dur. Ne geçiriyorsun gümrükten, demiş. Temel :
– Kum, demiş.
Memur kum torbasına elini sokmuş karıştırmış gerçekten sadece kum varmış torbada. Bu olaydan sonra Temel yıllarca gümrükten bisikletle önünde kum torbası olduğu halde geçmiş. Yıllar sonra Trabzonda bir kahvede Temelle Gümrük Memuru karşılaşmış.
Gümrük Memuru :
– Ula Temel artık emekli oldum sana birşey yapamam gerçekten ne geçiriyordun gümrükten?, demiş.
Temel:
– Bisiklet, demiş.

….

Posted in Diger Konular, Fıkralar, Güncel, Gündem, Mizah, Muhabbet, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Müslüman Olarak Yaşlananlara Müjde!

Posted by Site - Yönetici Ocak 17, 2009

20120603_194237 copy.jpgddd (2)

Müslüman Olarak Yaşlananlara Müjde!

Enes bin Mâlik (r.a.) anlatıyor:

Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurudular:

– “Kendisine verilen kırk yıllık ömrü İslâm üzere geçiren insandan, [elli yaşına doğru ilerlediğinde] Allah Teâlâ üç belâyı uzak tutar: Delilik, cüzzam, abraş (bir çeşit cilt hastalığı).

– Elli yaşına ulaşınca [vefât etmesi hâlinde] Allah celle celâlühû, onun hesâbını kolaylaştırır.

– Altmış yaşına varınca, zâtının hoşnut olup râzı olduğu şekilde [tevbe ile] kendisine rücu‘ etmesini (Allah’a dönüp yönelmesini) ihsân eder.

– Yetmiş yaşına gelince, Allah onu sever ve semâ ehline sevdirir.

– Seksen yaşına gelince hasenâtını kabul buyurur, seyyiâtını ise [artık yazmaz] affeder!

– Doksan yaşına varınca da geçmiş günahlarını affeder. Artık bu insan, [semâdaki melekler tarafından] ‘Allâh’ın yeryüzünde yürüttüğü kimse’ diye isimlendirilir ve âilesine şefaat etme selâhiyeti verilir.”(1)

***

Abdullah bin Abbas (r.anhümâ) aşağıdaki âyetleri şöyle tefsir etmiştir:

“Biz insanı en güzel biçimde yarattık.’(2) Burada, insanın fıtrat itibariyle mükemmel yaratıldığı ifade buyurulmaktadır. ‘Sonra onu aşağıların aşağısına çevirdik.’(3) Burada da insanın yaşlanıp çökmesi kastedilmektedir. ‘Yalnız inanıp sâlih ameller işleyenler (iyi ve hayırlı işler yapanlar) hâriç. Onlar için kesintisiz bir mükâfat vardır.’(4) Burada ise, iman edip sâlih amellerde bulunanların yaşlılıklarındaki durumları anlatılmaktadır. Onlar bu devrelerinde işledikleri (kötü amelleri)nden dolayı hesâba çekilmezler.”(5)

***

Ali el-Mukaddemî (rh.) anlatıyor: Rüyâmda Hârun bin Rebi‘ rahımehüllâhı gördüm. “Rabb’in sana nasıl muâmele etti?” diye sordum. “Beni rahmetiyle mağfiret etti, yakın tutup lûtuf ve ikramda bulundu ve şöyle buyurdu: ‘Seksen üç yaşındakilere böyle muâmele ederiz.”(6)

Dipnot:

(1) Ebû Ya‘lâ, Müsned, 7, 241-244.
(2) Tîn suresi, 4.
(3) Tîn suresi, 5.
(4) Tîn suresi, 6.
(5) Ebû Nuaym, Hılye, 6, 300.
(6) Beyhakî, Kitâbü’z-Zühd, 270.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Yorumlar | Etiketler: | 1 Comment »

Gusül Abdestinden Önce Tırnak vs. Kesmek

Posted by Site - Yönetici Ocak 16, 2009

Gusül Abdestinden Önce Tırnak vs. Kesmek

Gusül Abdestinden Önce Tırnak vs. Kesmek

Cünüp kimse gusletmedikçe (cünüpken) tıraş olmamalı, tırnak kesmemeli, bedeninden herhangi bir parçanın ayrılmasına sebep olmamalıdır. Bunları gusledip temizlendikten sonra yapmalıdır.

Cünüp olan kimsenin yıkanmadan tıraş olması ve tırnak kesmesi haram olmasa da iyi değildir. İmam-ı Gazali Hazretleri, İhyâü Ulum ed-Dîn kitabında şöyle diyor: Cünüp olan kimsenin tırnak kesmesi, tıraş olması, etek ve koltuk altını temizlemesi, kan aldırması veya vücuttan herhangi bir parça kopartması uygun değildir. Çünkü âhirette bütün vücud geri döneceğinden yıkanmadan kesilen veya tıraş olunan şey cünüp olarak dönecektir. (Mügni’ I -Muhtaç, c. I. s. 75; Halil Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar )

Gusül eden kimsenin, vücudundaki kılların ve sakalların diplerine suyu ulaştırması vacip olur. Her kılın dibinde cenabetlik hükmü vardır. Bunu temizlemek için saç, sakal, bıyık, kaş gibi yerlerdeki kılların diplerine su ulaştırmak vacip olur. Bu vacibi yerine getirebilmek için de vücudu ovuşturarak temizlemek gerekir.

Kaynak : (Mehmet Emre, Fetvalar)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Fetvalar, Fıkıh, Güncel, Gündem, Yorumlar | Etiketler: , , | 4 Comments »

SEYFETTİN ALKAN – TEHLİKELERDEN SAKINMAK – VAAZ

Posted by Site - Yönetici Ocak 15, 2009

TEHLİKELERDEN  SAKINMAK  – VAAZ – SEYFETTİN ALKAN

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Nasihat, Tavsiyeler, Türkiye, Video, Yorumlar | 1 Comment »

Sa’deddin Taftazani Hazretleri kimdir !

Posted by Site - Yönetici Ocak 15, 2009

Sa’deddin Taftazani Hazretleri kimdir !

Sa’deddin Taftazani Hazretleri kimdir !

Sa’deddin Taftazani Hazretleri, İslam alimlerinin en büyüklerindendir.Asıl ismi Mes’ud bin Ömerdir.

1322 ( Hicri 722 ) senesınde Taftazan’da dogdu.

Allame Taftazani ‘den önce Mogolların İslam alemini istila etmeleri üzerine ilimde duraklama ve büyük bir gerileme baş gösterdi. Taftazani Hazretleri, eski alımlerin kitablarına şerh ve haşiyeler yazdı. Bütün ilimleri talebelerıne okuttu. İlim yaydı. Kendisinden önceki alimlere ‘’ Mütekaddimin ‘’ önce gecen alimler : sonrakilere ise ‘’  Müteahhirin ‘’  sonradan gelen alımler denir. 1398 ( H. 792 ) senesinde Semerkand’ta vefat etti .

Bazı eserleri : Keşfü’l – Esrar ( Farsça tefsir ). Mutavvel ve Muhtasar – Telhis şerhi , Akaid–i Nesefi şerhi. Telvıh. Şerhu’ş–şemsiye  vs…..

Güzel sözleri : ‘‘ Her şey için bir mani, ilim için, birçok mani vardır.’’

Allah şefeatlerine nail eylesin.

Kaynak : Ruhu–l Beyan Tefsiri – Cilt 1 sahife 25

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Kim Kimdir ?, Yorumlar, İslam Alimleri | Etiketler: | 6 Comments »

Gerçeklesen ( Bazı ) KIYAMET Alametleri

Posted by Site - Yönetici Ocak 14, 2009

Kıyamet Alâmetleri.Gerçeklesen ( Bazı ) KIYAMET Alametleri,,İçki İçenlerin Ahiretteki Hali..

Gerçeklesen ( Bazı ) KIYAMET Alametleri

Kıyamet alametleri olarak haber verilen olaylar bu günümüze nasıl uyuyor tam haber verildiği gibi aynen bu gün bu işler heryerde işlenmekte

(Ortalık bozulacak, dine uymak avuçta ateş tutmak gibi zor olacak.) [Hakim]

(Çeşitli isimler altında şaraplar çıkacak, helal sayılacak.) [İ.Ahmed]

(Köpek beslemek, evlat yetiştirmekten daha cazip olacak.) [Hakim]

(Kötü kadınlar, çoğalıp, zina bir toplum içinde yayılırsa, halk, daha önce görülmemiş [frengi, AIDS gibi] bulaşıcı hastalıklara maruz kalır. Ölçüde, tartıda hile yapılırsa, geçim darlığı baş gösterir.) [Beyheki]

(Erkekler azalacak, kadınlar çoğalacak.) [Buhari]

(Çalgı her yere yayılacak, güvenlik güçleri çoğalacak.) [Beyheki]

(Anarşi ve ölüm çoğalacak.) [İbni Mace]

(İşler, ehli olmayana verilecek.) [Buhari]

(Bu dinin başlangıcı gibi, sonu da garip olacak!) [Tirmizi]

(Sadece tanıdıklara selam verilecek ve yazarlar çoğalacak.) [Hakim]

(Zengine malı için tazim edilecek, fuhuş yayılacak. Büyüğe hürmet, küçüğe de merhamet edilmeyecek. Kurtlar, kuzu postuna bürünecek.) [Hakim]

Kıyametin kopması ile ilgili hadis-i şerifler:

(Erkek erkekle, kadın kadınla yetinmedikçe, kıyamet kopmayacak.) [Hatib]

(Lutilik mubah sayılmadıkça kıyamet kopmayacak.) [Deylemi]

(Deprem, fitne, katillik artmadıkça, kıyamet kopmayacak.) [Buhari]

(Kardeşler farklı dinden olmadıkça kıyamet kopmayacak.) [Deylemi]

(Kötüler dünyaya hakim olmadıkça kıyamet kopmayacak.) [Tirmizi]

(Müslümanlarla Yahudiler savaşmadıkça kıyamet kopmayacak.) [Müslim]

(Allah’a inanan müslüman kaldığı müddetçe kıyamet kopmayacak.) [Müslim]

Yukarıda bildirilen küçük alametlerin çoğu çıktı. Henüz çıkmamış olan küçük alametlerden bazıları şunlardır:

(Kişi yol kenarında kadınla beraber olacak.) [Hakim]

(Konuşan hayvanlar olacak.) [Tirmizi]

(Kıyamet alametidir ki, erkek evde yokken kadının yaptıklarını ayakkabısı haber verecektir.) [İ. Ahmed]

Kıyametin büyük alametleri de şunlardır:

(Mehdi gelecek.) [Ebu Nuaym]

(Deccal gelecek.) [İ.E. Şeybe]

(İsa gökten inecek, duman çıkacak, Kâbe yıkılacak.) [Buhari]

(Dabbet-ül-arz çıkacak) [Tirmizi]

(Yecüc ve Mecüc çıkacak.) [İbni Cerir]

(Ateş çıkacak, güneş batıdan doğacak.) [Müslim]

Güneşin batıdan doğmasını, bâtıniler, batılıların Müslüman olması diye tevil etmişlerse de, bu tevilleri bâtıldır. Çünkü hadis-i şerifte buyuruluyor ki:

(Güneş batıdan doğmadıkça kıyamet kopmaz. Güneş batıdan doğunca, insanlar onu görür ve hepsi de iman ederler. Fakat bu imanları fayda vermez.)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Kıyamet Alametleri, Yorumlar | Etiketler: , , | 6 Comments »

Şehitlerin Temmenîleri

Posted by Site - Yönetici Ocak 12, 2009

12187935_10153754784594421_2926988051291792530_n

Şehitlerin Temmenîleri

„Kıyâmet gününde şehitlere ne istedikleri sorulunca,

– Yâ Rabbi, biz şehit olurken o esnada senin Cemâl-i İlâhî’ni müşâhede ettik. Bizi tekrar dünyaya gönder de yeniden şehit olalım, Cemâl-i İlâhî’ni bir daha müşâhede edip gelelim, derler.

Çünkü şehâdet zamanında aldıkları lezzeti hiçbir yerde bulamazlar. O tadı unutamadıkları için [tekrar tekrar] dünyaya gelip hiç durmadan şehit olup gitmeyi isterler.

Şehitlik çok büyük bir mertebedir. Bittabiî bu, i’lâ-yi kelimetullah ve harb-i mânevî uğrunda şehit olan ehl-i îman içindir.”

Şerî’at-Tarîkat-Hakîkat

„Tarîkat ve hakîkat, şerî’atın sûreti ile hakikatı meyânında mütevassıttır. Sûret-i şerî’at, velâyet kemallerinin şecere-i tayyibesi, nübüvvetin kemâlâtı ise, o sûretin hakikatının semeresidir. Velâyetin bütün kemâlâtının en mühimleri, sûret-i şerî’atın neticeleridir. Nübüvvetin kemâlâtı da hakikat-ı şerî’atın semereleridir. Tarikat ve hakikat, şerî’atın mütememmimleridir…

Yine ma’lumları olsun ki, şerî’at, üç cüz’den mürekkebdir: bunlar da ilim, amel ve ihlâsdan ibarettir. Bu üç cüz’ün her biri tahakkuk etmedikçe, şerî’atın kemali tahakkuk eylemez. Ne zaman ki, şerî’at tahakkuk eder, rızây-ı Bârî hâsıl olur. Rızây-ı Mevlâ ise, bütün dünyevî ve uhrevî sa’âdetlere kefildir.

Tarikat ve hakikat, üçüncü cüz’ olan ihlâsın tekmîlinde şerî’atın hâdimleridir. Anın içün “Tarîkat ve hakikat şerîâta hâdimlerdir” denilmiştir. Bunları tahsilden maksud, tekmîl-i şerî’at olup şerî’atın dışında hiç bir emir yoktur.”

Tefrika

Vasiyetim olsun: Tefrikaya düşmeyiniz. Kavmiyet gütmeyiniz. Ehl-i Sünnet’in gayri olan yanlış yollara sapmayınız.

Tek Hedef

„Bizim para, pul, mevki, makam, siyaset, politika, kavga ve gürültüyle işimiz yok. İstisnasız her müslümanın çocuğunu da okuturuz. Bir tek fert geri dönmüşse haber versinler.”

 
S.Hilmi Tunahan (k.s.)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

REGÂİB GECESİ

Posted by Site - Yönetici Ocak 11, 2009

Regaip kandili,regaip gecesi ibadetler,regaip ne demektir

REGÂİB GECESİ

Receb ayının ilk Cum’a gecesine “Regâib gecesi” denir. Receb ayının her gecesi kıymetlidir. Her Cum’a gecesi de kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, dahâ kıymetli olmakdadır. Regâib gecesinin kıymeti, çeşidli hadîs-i şerîfler ile bildirilmişdir.

Allahü teâlâ, bu gecede mü’min kullarına ragîbetler ya’nî ihsânlar, ikrâmlar yapar. O gece yapılan duâ reddolmaz ve namaz, oruç, sadaka gibi ibâdetlere kat kat sevâb verilir. O geceye hürmet edenleri affeder.

Regâib kandilinin, Resûlullah efendimizin babası Hz. Abdullah’ın evlendiği gece ile hiçbir ilgisi yoktur. Memleketimizde ve birçok İslâm memleketlerinde, bir asırdan beri, Abdullah’ın evlendiği geceye, Regâib kandili ismini veriyorlar. Regâib gecesine böyle ma’nâ vermek doğru değildir.

Böyle söylemek, Resûlullah efendimizin dokuz aydan önce dünyayı teşrîf etmiş olduğunu bildirmek olur ki, bu da, noksanlık ve kusûrdur. Her bakımdan, her insanın üstünde ve her bakımdan kusûrsuz olduğu gibi, Amine vâlidemizi nûrlandırdığı zaman da, noksan ve kusûrlu değildi. Bu zamanın noksan olması, tıp ilminde ayıp ve kusûr sayılmaktadır.

Receb ayı, kıymetli aylardan olduğu için her gecesi kıymetlidir. Her cum’a gecesi de kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince daha kıymetli olmaktadır. Regaib Gecesi’nin kıymeti, çeşitli hadîs-i şerîfler ile bildirilmiştir. İşte bu gece, bu kıymetli gecedir.

Peygamber efendimiz, “Receb-i şerefin ilk cum’a gecesinden gafil olmayın!” buyurdu.

Regâib gecesinden gâfil olma!

Bir defasında, Peygamber efendimiz, Receb ayında tutulacak oruçların fazîletini anlatıyordu. Orada bulunanlardan, yaşı ve pîr-i fânî bir zât ayağa kalkıp:

– Yâ Resûlallah, ben Receb ayının hepsini oruç tutamam, dediğinde; Peygamber efendimiz:

– Sen Receb ayının birinci, onbeşinci, sonuncu günleri oruç tut, hepsini tutmuş sevâbına kavuşursun. Çünkü sevaplar on misli yazılır. Fakat sen Receb-i şerîfin ilk cum’a gecesinden gafil olma ki, melekler o geceye Regâib gecesi demişlerdir. Zîra o gece, gecenin üçte biri geçtikten sonra göklerde ve yerde bir melek kalmaz, hepsi Kâ’be-i muazzama etrafında toplanırlar. Allahü teâlâ onlara hitâben:

Ey meleklerim dilediğinizi benden isteyiniz.” buyurur. Onlar:

Yâ Rabbî, istediğimiz, Receb ayında oruç tutanları mağfiret etmendir.” deyip, isteklerini arzederler. Allahü teâlâ:

Ben, Receb ayında oruç tutanları mağfiret ettim buyurur.

Recebin ilk Cum’a gecesini ihyâ edene (saygı gösterene), Allahü teâlâ kabr azâbı yapmaz. Duâlarını kabûl eder. Yalnız, yedi kimseyi afv etmez ve duâlarını kabûl etmez: Fâiz alan veya veren, müslümanları aşağı gören, anasına, babasına eziyyet eden, karşı gelen çocuk, müslüman olan ve islâmiyyete uyan kocasını dinlemiyen kadın, şarkı ve çalgıcılığı san’at edinenler, livâta ve zinâ edenler, beş vakt nemâzı kılmıyanlar.

Bunlar, bu günâhlardan vaz geçmedikce, tevbe etmedikce, duâları kabûl olmaz. Ananın, babanın, kocanın, hiç kimsenin, islâmiyyete uymıyan emri dinlenilmez, yapılmaz. Fakat, anaya, babaya, yine tatlı söylemek, onları incitmemek lâzımdır. Ana baba kâfir ise, onları kiliseden, meyhâneden, sırtda taşıyarak bile, geri getirmek lâzımdır. Fakat, oralara götürmek lâzım değildir.

Mübârek geceler, İslâm dîninin kıymet verdiği gecelerdir. Allahü teâlâ kullarına çok acıdığı için ba’zı gecelere, ba’zı günlere kıymet vermiş, bu gecelerdeki, günlerdeki duâ ve tevbeleri kabûl edeceğini bildirmiştir.

Bu geceleri ihyâ etmeli, ya’nî kazâ namazı kılmalı, Kur’ân-ı kerîm okumalı, duâ ve tevbe etmeli, sadaka vermeli, Müslümanları sevindirmeli, bunların sevâblarını ölmüşlere de hediye etmelidir. Gündüzleri de oruç tutmalıdır. Bu gecelere saygı göstermelidir. Saygı göstermek, günâh işlememekle olur.

Bir an evvel kazâ borçlarından kurtulmak için çalışmalıdır. Kazâ borcu olanın, nâfile ibâdetlerle meşgul olması uygun değildir. Nâfile ibâdetlerin sevâbına kavuşabilmek için, farzları yapmak ve farz borçlarını bitirmek, harâmdan sakınmak lâzımdır.

Mübârek günlerde ve aylarda yapılan duâlar kabûl edildiği gibi, bu aylarda yapılan bedduâlar da reddolunmaz. Bunun için, büyükleri, bilhassa ana-babayı üzmemeli, onların bedduâsını almamalıdır. Bu geceyi fırsat bilip, büyüklerimizi ziyâret etmeli, onların gönüllerini ve hayır duâlarını almalıdır.

Yakınları uzakta olanlar, telefonla arayıp kandillerini tebrik etmelidir. Bütün Müslümanlar, mübârek günlerde, gecelerde birbirlerini arayıp tebrikleşmelidir.

 
Kaynak : Mehmet Oruc – 365 gun dua

Posted in 365 Gün Dua, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mubarek Gün Ve Geceler, Regaib Kandili, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: