Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Ocak 2009

ADEM ALEYHİSSELAM’IN YARATILIŞI . ( Adem Aleyhisselam’ın Topragı )

Posted by Site - Yönetici Ocak 31, 2009

ADEM ALEYHİSSELAM’IN YARATILIŞI . ( Adem Aleyhisselam’ın Topragı )

ADEM ALEYHİSSELAM’IN YARATILIŞI . ( Adem Aleyhisselam’ın Topragı )

Veheb bin Münebbih Hazretleri buyurdular ; Allahü Teala Hazretleri , Adem Aleyhisselam’ı yaratmayı murat ettiği zaman, yeryüzüne vahyetti yani yeryüzüne anlattı ve ona ilham etti.

‘’ Ben senden halife kılacagım, onlardan kim bana itaat ederse onu Cennetime koyarım ve onlardan kim bana asi olursa onu da Cehenneme koyarım.’’ Dedi. Yeryüzü ( Toprak ) ;

‘’ Benden bir varlık yaratacaksın da o da Cehennemlikmi olacak?’’ diye sordu : Allahü Teala Hazretleri:

‘’ Evet ‘’ dedi. Yeryüzü ( arz ) ağlamaya başladı. Topragın ağlamasından, kendisinden kıyamete kadar akacak olan pınarlar fışkırdı. Allahü Teala Hazretleri, yeryüzünün dört zaviyesinden toprağın siyahından,beyazından,kırmızısından,güzelinden ve ovasından kendisine bir avuç toprak getirmesi için, Cebrail Aleyhisselam’ı yeryüzüne gönderdi. Cebrail Aleyhisselam,yeryüzünden toprak almak için geldiğinde, toprak şöyle yalvardı :

‘’ Benden toprak alman için gönderen Allah’ın aşkına, benden bir şey alma,’’ diye yakardı.Çünkü Sultana yaklaşmakta birçok menfeatler olduğu gibi, büyük bir tehlıke de vardır.

Cebrail Aleyhisselam,ondan bir şey almadan mekanına geri döndü.

‘’ Yeryüzü senin büyük adına yemin ederek bana yalvardı.Bunun üzerine ondan birşeyı almayı kerih ( çirkin ve kötü ) gödüm.

Allahü Teala Hazretleri, Mikail Aleyhisselam’ı gönderdi. Mikail Aleyhisselam , yeryüzüne indi.Yeryüzü, Cebrail Aleyhisselam’a dediğinin aynısını söyledi. Mikail Aleyhisselam,bir şey almadan geri döndü ve Cebrail Aleyhisselam’ın söylediğinin aynısını söyledi.

Allahü Teala Hazretleri, İsrafil Aleyhisselam’ı gönderdi. İsrafil Aleyhisselam da bir şey almadan döndü, Cebrail Aleyhisselam’ın dediği gibi mazeret beyan etti.

Allahü Teala Hazretleri, ölüm melegi ( Azrail Aleyhisselamı ) gönderdi. Azrail Aleyhisselam, yeryüzüne geldiğinde, arz (yeryüzü ) ona:

‘’ Seni gönderen Allah’ın izzet ( ve üstünlüğüne ) sığınırım. Bugün benden alacagın bir avuç toprak yarın Cehennemde olacak ‘’ dedi, Azrail Aleyhisselam:

‘’ Bende o yüce ve aziz olan Allah’ın bie emrine asi olmaktan ona sığınırım,’’ dedi. Azrail Aleyhisselam, yeryüzünün dört köşesinde ( açı ve boyutunda ) kırk zira kadar bir avuç toprak kapıp aldı. Bundan dolayı topraktan yaratılan insan oglu, yeryüzünün değişik renklerinden dolayı değişik renk ve vasıflarda dünyaya gelmektedirler. Onlardan kimi beyaz,siyah,kırmızı, yumuşak ve serttir. Bütün zürriyet bu avuç topraktan oldu. İnsanın bedeninin aslı bu topraktır. İnsan vefat ettiği zaman, topragın alındığı yere defnedilir. Azrail Aleyhisselam bu toprağı aldıktan sonra göğe yükselir. Allahü Teala Hazretleri, Azrail Aleyhisselam’a sordu :

‘’ Yeryüzü sana yalvardığında ona rahmet edip acımadın mı ?’’ dedi. Azrail Aleyhisselam :

‘’ Ya Rabbi ! Senin emrinmi üstün, yeryüzünün yalvarması mı ? ‘’ dedi. Allahü Teala Hazretleri buyurdular:

‘’ Sen onun enladının ruhlarını kabzetmeye ( almaya ) elverişlisin.’’ Buyurdu.

Ravzatül-ulema’da buyuruldu : Yeryüzü Allahü Teala Hazretleri’ne şikayette bulundu:

‘’ Ya Rabbi ! ( İnsanın yaratılması için benden alınan toprak ile ) ben eksiliyorum.’’ Dedi. Allahü Teala Hazretleri:

‘’ ( Senden alınan toprağın ) en iyi ve en güzel kokar bir şekilde elbette sana geri iade edeceğim.’’ Buyurdu. Onun için cenazelere misk ve güzel kokular sürülmektedir.

Adem Aleyhisselam nerede yaratıldı ?

Allahü Teala Hazretleri, Azrail Aleyhisselam’a emretti. Adem Aleyhisselam için yeryüzünden alınan topragı,Mekke ile Taif arasında bulunan Nu’man vadisine koydu. Bu topragın yarısını Cennette ve diğer yarısını ateşe koyduktan sonra onu orada Allahü Teala Hazretlerinin dilediği zamana kadar terk etti. Sonra onu çıkarttı.Sonra üzerine ‘’ Kerem ‘’ yağmurunu yağdırdı. Onu yapışkan bir çamur haline getirdi. Allahü Teala Hazretleri, o topraktan Adem Aleyhisselama suret ve şekil verdi.

Adem Aleyhisselamın yaratılışında yaratıldığı yer hakkında ihtilaf ettiler. Bazı alimler tarafından denildi ki: Adem Aleyhisselam,gökte yaratıldı,Bazıları dünya cennetlerinden bir cennette yaratıldı.Nil’in ve diğer nehirlerin kendisine aktığı cennetler gibi.Müfessirlerin coguna göre, Adem Aleyhisselama ‘’ Adn cennet’’inde yaratıldığı ve oradan çıkarıldıgı görüşündedir.

Adem Aleyhisselamın yaratılışı

Hadis-i kudsi’de buyuruldu : ‘’ Ben Adem’in topragını kırk sabah ( yed-i ) kudretimle yoğurdum.’’

Yani kırk gün, ( o alemin her günü ) dünya seneleriyle tam bin sene kadar uzun bir zaman dilimidir. Sonra Allah onu kırk yıl terk etti yani olduğu gibi bıraktı. Ta kuruyasıya kadar. Adem Aleyhisselam’ın çamuru ‘’ salsal ‘’ ( kuru balçık ) haline geldi. Salsal, kurumuş bir çamurdur.Gayet kuruduğu için ‘’ fehhar ‘’ yani balçıktan yapılan çanak,çömlek, testi ve bardak gibi ses veriyordu. Sonra Allahü Teala Hazretleri onun üzerine tam otuz dokuz (39) yıl ‘’ hüzün ‘’ üzüntü yagmurunu yağdırdı. Sonra onun üzerine bir sene de ‘’ sürur ‘’ yani sevinç yağmurunu yagdırdı. Bundan dolayı insan olgunun düşünce ve üzüntüleri çok olur. Lakin ekıbeti sevinçle biter.

Melekler, Adem Aleyhisselamın ( daha kuru çamur halinde olan cesedine ) uğrayıp geçiyorlardı. Adem Aleyhisselam’ın suret ve şeklinin güzelliğine ve boyunun uzunluğuna taaccubla bakıp hayran kalıyorlardı. Çünkü uzunluğu beşyüz zira idi. Amma hangi zira ile beşyüz zira olduğunu ancak Allah bilir. Adem Aleyhisselam’ın başı göklere degiyordu. Melekler daha önce ona benzeyen bir suret görmemişlerdi.

İblis ona uğradı, Adem Aleyhisselam’ı gördü. Ona, niçin hangi iş için yaratıldın dedi.İblis eliyle Adem Aleyhisselam’ın salsal halindeki cesedine vurdu. ( Çıkardığı sesten ) içinin boş olduğunu anladı. İçine girip öbür tarafından cıktı. İblis beraberindeki meleklere: Bu boş olarak yaratılmış ! Bir yerde sabit kalamaz ve dayanılmaz, dedi. Sonra meleklere :

‘’ Siz bunun sizden daha faziletli olduğunu mu sanıyorsunuz? Siz ne yapıyorsunuz? ‘’ dedi. Melekler :

‘’ Biz Rabbimize itaat ediyoruz,’’ dediler. Şeytan kendi kendi-ne şöyle söylendi: Eğer bu benden faziletli yaratılırsa vallahi ben ona itaat etmem.Eger ben ondan üstün olursam elbette onu helak edecegim.’’ Akıbeti söyledigi gibi oldu. Tükrüğünü azgında topladı ve sonra tükrüğünü Adem Aleyhisselam’ın salsal halindeki cesedine fırlattı. Melun şeytanın tükrüğü, Adem Aleyhisselam’ın göbeginin olduğu yere düştü. Allahü Teala Hazretleri, Cebrail Aleyhisselam’a, Adem Aleyhisselam’ın karnından şeytanın tükrüğünü oyup çıkarmasını emretti. Cebrail Aleyhisselam’ın oymasıyla Adem Aleyhisselam’ın karnı kazılmış oldu.

Köpeğin yaratılışı

Cebrail Aleyhisselam’ın oyup çıkardığı Adem Aleyhisselam’ın göbeginden köpek yaratıldı.Köpekte üç izellik vardır.

1.Köpek Adem Aleyhisselam’ın çamurundan yaratıldığı için, insan olguna ünsiyet ve yakınlık etmektedir.

2.Gecelerin çoğunu uykusuz geçirir, Cebrail Aleyhisselam onun çamuruna dokunduğu için.

3. İnsan ve başkasını ısırır.Kendisine eziyet edildiği halde köpek sahibine ihanet etmez. İblisin tükrüğünün eser ve izi olarak.

Adem Aleyhisselam’a ruh verilme zamanı

Adem Aleyhisselam, Cuma günü ikindiden sonra yaratıldı.Yeryüzünden alınan topraktan yaratıldığı için kendisine ‘’ Adem ‘ adı verildi. Çünkü Adem Aleyhisselam, topragın her çeşidinden yaratıldı. Allahü Teala Hazretleri, Adem Aleyhisselam’a ruh üflemek istediği zaman, ruh’a Adem Aleyhisselam’ın içine girmesini emretti. Ruh:

‘’ Ya Rabbi ! Çok derin,uzak ve karanlık bir yerdir.’’ Dedi. Allahü Teala Hazretleri, ikinci kere emredince yine:

‘’ Ya Rabbi ! Çok derin,uzak ve karanlık bir yerdir.’’ Dedi. Üçüncü kere emredince yine:

‘’ Ya Rabbi ! Çok derin,uzak ve karanlık bir yerdir.’’ Dedi. Allahü Teala Hazretleri:

‘’ Ey ruh! Kerhen yani istemeyerek de olsa gir: kerhen de yani istemiyerek de çık. Bundan dolayı ruh bedenden ancak ( kerhen ) istemeyerek çıkar. Ruh, Adem Aleyhisselam’ın içine girdiğinde, Adem Aleyhisselam’ın başına,alnına,kulaklarına ve dillerine girmeye başladı. Sonra ruh, bütün cesedine sirayet etti. Hatta ruh ayaklarına indi. Ruh, çıkış yeri bulamadı. Burnuna geldi. Burnuna gelince aksırmaya başladı. Aksırdığı zaman, Rabbi ona:

Elhamdülillahirabbilalemin ‘’ Hamd alemrin Rabbine mahsustur.’’ Dedi. Adem Aleyhisselam,’’ Elhamdülillahirabbilalemin ‘’ deyince, Allahü Teala Hazretleri, ona’’ Yerhamkellah ‘’ Allah sana rahmet etsin dedi. Allahü Teala Hazretleri : ‘’ Ey Adem seni bunun için yarattım’’ buyurdu. Ruh dizlerine kadar indiğinde, Adem Aleyhisselam, sıçrayarak ayağa kalkmak istedi.Ayağa kalkamadı.Buna gücü yetmedi. Ruh ayaklarına ulaşınca, ayağa kalktı. Allahü Teala Hazretleri, ‘’Ve kanel insane acüle’’ insan pek acelecidir, Huligal insane min acel ‘’ insan aceleci olarak yaratılmıştır’’ buyurdu.

Böylece Adem Aleyhisselam, et,kan,kemik,sinir ve barsakları ( iç organları olan ) bir beşer ( insan )haline geldi. Sonra Allahü Teala Hazretleri ona , tırnaktan elbise giydirdi. Cesedi her gün, ziyadeleşmeye başladı.Hızla gelişti. Cesedinde dokuz kapı vardı. Başında iki kulak açıldı. Onlar ile işitmeye başladı. İki göz açıldı. Gözler ile görmeye başladı.İki burun deliği açıldı. Burun delikleriyle her tğrlü koku ve nefes aldı.Bir ağız açıldı.Ağzın içinde dili olup onunla konuşmaya başladı.Kendisine damak verildi.Damak ile her şeyin tadını buldu.İki kapı da cesedine açıldı. Onlar ön ve arkasıdır. Bunlardan da yediklerinin ve içtiklerinin ağırlıkları çıkmaktadır.

Allahü Teala Hazretleri,

Adem Aleyhisselam’ın: aklını dimağına,

iştahını böbreklerine,

Gadabını karaciğerine,

şeceatini ( cesaretini ) kalbine,

rağbetini ( bir şeye yönelmesini ) akciğerine,

gülmesini dalağına,

sevinç ve üzüntüsünü yüzüne koydu.

Adem Aleyhisselam’ı, kemikle işitir,yağ ile görür, et ile konuşur ve kan ile bilir hale getiren Allahü Teala Hazretleri gerçekten noksan sıfatlardan münezzehtir. Adem Aleyhisselam, tam tesviye edilince, her şeyi kendisine verilince ona kendi ruhundan üfledi.

Kaynak : Ruhu’ul Beyan Tercümesi – cilt – 1 – sayfa – 368-373

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Adem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İbretlik, İlginç, İslam Tarihi | Etiketler: , , , , , | 23 Comments »

Hz.Hatice (r.anha) Validemizin Müslüman Oluşu

Posted by Site - Yönetici Ocak 30, 2009

1 Kadının Kocasından Kısas Hakkı,H.z. Meryem; Hayatı ve Şahsiyeti,H.z. Âdem’le Havva’dan Dünyaya Gelen Çocuklar O Zaman Evleniyorlardı. Şimdi Neden Yasak Edildi,Görülmeyen şey yok mudur

Hz.Hatice (r.anha) Validemizin Müslüman Oluşu

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in bütün harekâtını dakikası dakikasına takip eden ve dünyânın en zekî ve akıllı hanımı olan Hz.Hatîcetü’l Kübrâ, zâten Rasûlüllâh’ın büyük teselli kaynağı idi Hz Hatice; Meysere’nin Şam seyahatinde gördüklerini kendisine anlatması, amcazadesi, büyük âlim Varaka bin Nevfel’in fadeleri ve o zamanın en meşhur rahibi Cercis (Bahîrâ) ve diğer rahip Nastûrâ’nın konuşmaları neticesinde, peygamberimizin manevî vaziyeti hakkında tam bir bilgi sahibi olmuştu. Cibrîl-i Emin hakkında mâ’lûmâtı vardı. Âyet-i kerîmeler nazil olur olmaz ve davet emrini ifâde eden âyetleri duyunca herkesten evvel Hatîcetü’l-Kübrâ validemiz îman etmiş, en ufak bir tereddüt göstermemiş, dünyânın hiçbir hanımına nasip olmayan bu büyük şerefi kazanmak bahtiyarlığına nail olmuştur.

Peygamber Efendimiz Hz. Hatice validemize, Cebrail (a.s.)’ın kendisine öğrettiği gibi abdest almasını öğretti. Sonra, Peygamber Efendimiz imam oldu ve birlikte iki rek’at namaz kıldılar.

Kaynak: Muhtasar İslam Tarihi,Siyer-i Nebi,Fazilet Neşriyat,S.41.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, H.z Hatice, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

BAGLI ERKEĞİN ÇÖZÜLMESİ !

Posted by Site - Yönetici Ocak 29, 2009

BAGLI ERKEĞİN ÇÖZÜLMESİ !

BAGLI ERKEĞİN ÇÖZÜLMESİ !

Nisabü’l –İhtisab’da Buyuruldu ;

Eğer bir kişi kendi eşine karşı cima edemiyor ve başka kadınlara karşı açık ise, o kişi sihre mübtela olmuştur.Büyü yolu ile baglanan bu kişilerin büyüden kurtulmalarının yolu ;

Bir demet, kamış alınır. İki başlı bir balta istenir. O kamış demeti tutuşturulur ve baltanın ortasına konur.Balta tam kızar-dıgı zaman, ateşten cıkarılır. Bağlı bulunan kişi baltanın üzerine bevleder ( Yani küçük abdestini ..) Allah’ın izni ile şifa bulur.

Kaynak ; Ruhü’l – Beyan Tercümesi – cilt 1 – sahife 686

..

Posted in Büyü Yapmak !, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İslama Göre Cinsel Hayat | 7 Comments »

EKMEKTE NELER VAR NELER !

Posted by Site - Yönetici Ocak 27, 2009

EKMEKTE NELER VAR NELER !

EKMEKTE NELER VAR NELER !

İnsan saçından domuz kılına kadar neler neler…

GİMDES Genel Başkanı Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer ekmekteki katkı maddelerini internet sitesinde açıkladı. Sitedeki bilgiler insanın tüylerini ürpertiyor. İnsan saçından domuz kılına kadar pek çok katkı maddesi içeren ekmek hastalıklara davetiye çıkarıyor…
GİMDES (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Derneği) Genel Başkanı Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer ekmekteki katkı maddelerini internet sitesinde açıkladı. Büyüközer’e göre ekmeğe katkı maddelerinin konulma sebebi şöyle; “Hamurun asidini artırmak, bayatlamayı geciktirmek, ekmek hatalarını ve hastalıklarını düzeltmek, su kaldırma oranını yükseltmek, hacim artışı sağlamak, un rekoltesini yükseltmek .”

İŞTE O MADDELER

E170 kalsiyum karbonat: Hem renklendirici hem mineral tuz; kaya minerali veya kemikten elde edilir; diş macunu, beyaz boya, temizleme tozları, bisküvi, ekmek, kek, dondurma, dondurulmuş konserve sebze ve meyvede ve ilaçlarda kullanılır; yüksek dozlarda zehirlidir; safra, böbrek taşı, hemoroid, kabızlık ve fistül kanamalarına sebep olabilir. Ayrıca kemikten elde edilmesi ihtimali bu katkı maddesini en azından şüpheli hale getirir.

E 471-E477 Mono: Homojenleştirici. Bitkisel ve hayvani kökenli olabilir. Bitkisel kökenden türetilirse, helâl, hayvani unsurlardan türetilirse, şüphelidir. nE 280 propiyonik asit: Koruyucu olarak kullanılır. Migren ağrılarına sebep olabilir; doğal olarak mayalanmış gıdalarda, insan teri ve geviş getirenlerin sindirim organlarında bulunur, mayalanmış kağıt hamuru veya çürümüş lif bakterisinden elde edilir; ekmek ve un mamullerinde kullanılır.

E 200 sorbik asit: Koruyucu olarak kullanılır. Ciltte kaşıntı yapabilir.

E420 sorbitol: Kıvam artırıcı,suni tatlandırıcı ve nem tutucu; etli ve zarlı kabuksuz meyvelerden veya sentetik olarak glukozdan elde edilir; gıda, ilaç ve kozmetiklerde kullanılır. Bebek ve çocuk gıdalarında kullanmak yasaktır.

E422 gliserin: Kıvam artırıcı, tatlandırıcı ve nem tutucu, yağlı renksiz alkol; hayvansal veya bitkisel yağların alkalilerle ayrışması sonucu elde edilir; petrol ürünlerinden ve bazen propilenden sentetik olarak elde edilir; büyük miktarlar baş ağrısı, susuzluk, bulantı ve yüksek kan şekerine sebep olabilir.

E920 Sistain: Un işleme ajanı. İnsan saçı, başta domuz olmak üzere hayvan kılı ve tavuk tüyünden elde edilir. nE924 potasyum bromat: Un işleme ajanı. Bulantı, kusma, diyare ve sancılara neden olabilir.

E928 benzoil peroksit: Unun beyazlaması için kullanılır. Alerjik geçmişi olanlar sakınmalıdır. Büyüközer, “Bunlar migrenden alerjiye hatta kansere kadar birçok rahatsızlıklar oluşturabilen maddelerdir. Uygulamada ise bu katkı maddeleri bu isimleri ile değil ticari isimleri ile alınır satılır.

Ayrıca fırınlarda bu katkı maddelerini hamura katacak eğitilmiş elemanların yetersizliği sebebi ile ekseriya limit aşımı tehlikesi de söz konusudur. Ancak ister paketli olsun, ister paketsiz satılsın çoğu ekmeklerde kullanılan katkı maddelerinin detay bilgileri yer almamaktadır. Bu da tüketiciyi zor durumda bırakmaktadır” şeklinde konuştu.

Peki ne yapacağız?

Dr. Müh. Hüseyin Kami Büyüközer, “Peki ne yapacağız?” sorusunun cevabını ise şöyle veriyor: “Güvendiğimiz market veya fırından katkısız ekmek isteyelim. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın yeni tebliğinde ekmeğe, herhangi bir katkı maddesi katılmaz ise “etiket üzerinde ekmek adı ile birlikte ‘katkısız’ ifadesi kullanılır” şeklinde bir düzenleme getirildi. O halde öncelikle çevremizde katkısız ekmek üreten fırınları araştırmalıyız. Bulduktan sonra iyice sorgulamalıyız. Çünki maalesef ülkemizde üreticilerden doğru bilgi almak ekseriya zor olmaktadır. İyice emin olduktan sonra katkısız ekmek tüketmeliyiz.

BEYAZ EKMEĞİ KALDIRIN

Kepek ekmeğini tercih etmeliyiz. Çünkü buğday, sağlık açısından yararlı B2 ve B6 vitaminleri ile niyasin, folik asit, demir ve çinko içeriyor. Bu maddelerin daha çok yoğunlaştığı kısım olan buğdayın dış kabuğu, un yapımı sırasında ayrıştırılıyor ve ekmeğin besin değeri düşüyor. Bu nedenle kepek ekmeği yemek daha doğru.”

.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 5 Comments »

ALLAH’IM BEN ONDAN RAZIYIM’ SEN DE RAZI OL

Posted by Site - Yönetici Ocak 26, 2009

11Cennet,oruc,ramazan,h.z Musa,Hızır (a.s.) kimdir

ALLAH’IM BEN ONDAN RAZIYIM’ SEN DE RAZI OL

Müzeyne kabilesinden Abdullah Zülbicadeyn ( r.a.) amcasının himayesinde bir yetim idi. Amcası ona iyilik eder, ihtiyaçlarını verirdi. Müslüman oldugunu işitince yegenine ; ‘’ Eger Muhammed’in dinine uyarsan sana verdigim her şeyi geri alırım ‘’ dedi. Hz. Abdullah (r.a) ; ‘’Muhakkak ben Müslümanım ‘’ deyince amcası, ona verdigi her şeyi, hatta üzerindeki elbisesini de aldı. Anası bir bicadı ( kilim gibi sert bir bez parcasını ) ikiye böldü. Yarısını belden yukarısına izar, yarısını da belden aşagısına rida ederek giydi.

Ertesi sabah namazını Rasülüllah ( s.a.v.) ile kıldı. Rasülüllah Efendimiz ( s.a.v.) adeti oldugu üzere namazdan sonra gelen cemeate bakarken onu gördü ve ‘’ Sen kimsin ‘’ diye sordu. ‘’ Ben Abdüluzza’yım deyince ( Uzza putunun kulu manasına olan ismini degiştirerek ). Resülullah ona ‘’ Bilakis , sen Abdullah Zülbicadeyn’sin, bana gelmeye devam et ‘’ buyurdular.Bu sebeple Zülbicadeyn ( iki bicad sahibi ) diye meşhur oldu. O vakitten sonra Rasülüllah’ın ( s.a.v.) kapısından hiç ayrılmadı.

Kuran-ı Kerim okurken, tesbih ve tekbir getirirken sesini pek yükseltirdi. Hz. Ömer (r.a.) ‘’ Ya Rasülallah o riyakar mıdır? ‘’ diye sorunca, Resülullah Efendimiz ; ‘’ Onu bırak, o elbette evvahin ( bagrı yanıklar ) dendir ‘’ buyurdular. Abdullah Zülbicadeyn (r.a.) Rasülüllah’ın ( s.a.v.) hayatta iken vefat etti.

Abdullah bin Mesud (r.a.) şöyle anlatır; ‘’ Resülullah (s.a.v.)’i Tebük gazvesinde Abdullah Zülbicadeyn’in kabrinde gördüm; Resülullah (s.a.v.) Hz.Ebubekir ve Ömer (r.Anhüma)’ya; ‘’ Kardeşinizi bana yaklaştırınız ‘’ buyurdular ve naşını kıble cihetinden alarak lahdine yasladıktan sonra kabirden çıktılar. Definden sonra Rasülüllah Efendimiz ( s.a.v.) kıbleye dönerek ellerini kaldırdı ve ; Ey Allah’ım ben ondan razıyım sende razı ol ‘’ buyurdular. Abdullah bin Mesud (r.a.); ‘’ Keşke o kabir, benim kabrim olsaydı ‘’ buyurdu.

Fazilet Takvimi – 8 ocak 2009

Posted in Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Yorumlar | Leave a Comment »

Ağlayan Komutan

Posted by Site - Yönetici Ocak 25, 2009

1,.İmam-ı Azam´ın Talebesi Yusuf B.Halit Es-Semti´ye Vasiyeti

Ağlayan Komutan

Mehmet Akif anlatıyor:

“Her sabah Sultan Ahmet camiine erkenden giden bir zat vardı. Mihrabın bir kenarında saçı-sakalı bembeyaz olmuş bu ihtiyar adam, ümitsiz bir şekilde durmadan ağlıyordu. Nihayet bir gün yanına sokuldum:
Muhterem,dedim. Allah’ın rahmetinden bu kadar ümitsizlik olur mu? Niye bu kadar ağlıyorsun?

Bana :

Beni konuşturma kalbim duracak,dedi.

Çok ısrar edince anlattı.

Ben Abdülhamit devrinde bir binbaşı idim. Anam ve babam vefat edince Sadarete bir dilekçe gönderdim.

Dedim ki “Mallarımız,gayri menkullerimiz var.Bunların bir nezaretçiye ihtiyacı vardır. Kabul buyurulursa istifa etmek istiyorum.”

Sadaret benim dilekçemi padişaha göndermiş. Bana doğrudan doğruya Hünkardan bir yazı geldi. “İstifa kabul edilmedi deniyordu.

Ben bir daha gönderdim yine aynı cevap geldi.

Bizzat huzura çıkıp şifahi görüşmek istedim. Ben o cehaletle Padişahın huzuruna çıktım.
Sultanım; istifamın kabulünü istirham edeceğim. Durumumuz budur, dedim. Derin derin biraz düşündü. İstifa etmemi istemiyordu. Yüzünden belli idi. ısrarıma da dayanamadı. Öfkeli bir eda ile elinin tersi ile:

Haydi ! İstifa ettirdik seni dedi.

Ben dönüp işimin başına geldim.

Gece mana aleminde orduların teftiş edildiğini gördüm. Rasülüllah efendimiz (s.a.s) Yıldız Sarayının önünde duruyordu. Bütün Türk ordusunu teftiş ediyordu. Osmanlı Padişahlarının ileri gelenleri orada idi. Abdülhamit edeple fahri kainat efendimizin arkasında duruyordu.
Derken benim birliğim geldi. Başında kumandan olmadığı için darmadağınıktı.
Nerede bunun kumandanı diye sordular.
Ya Resulallah çok ısrar etti. İstifa ettirdik dedi. Rasülullah (s.a.s.)’ da
Senin istifa ettirdiğini bizde istifa ettirdik buyurdular.

Ben ağlamıyayımda kim ağlasın?

.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Nasihat, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İbretlik, İlginç | Etiketler: | 1 Comment »

KIYAMETE KADAR ÇAN SESİ DİNLEMEK

Posted by Site - Yönetici Ocak 24, 2009

RobertCollegeGouldHall1

KIYAMETE KADAR ÇAN SESİ DİNLEMEK

Ahmet Vefik Paşa’nın, Rumelihisarı’nın üst tarafında kurulan “Robert Koleji” adlı misyoner yuvasının arsasını Amerikalı protestan misyonerlere sattığını ve bu zatın, öldüğünde vasiyet ettiği gibi Eyyüb Sultan’a gömülmek istediğini, fakat zamanın padişahı Abdülhamid Han’ın buna katiyen müsaade etmeyerek:
Protestanlara arsa satan adam, kıyamete dek onların çan sesini dinlesin” diyerek Eyyüb Sultan’a değil, sattığı arsanın hemen önündeki Rumeli mezarlığına gömülmesini emretmiştir.

Müftüoğlu, Mustafa, Tarihi Gerçekler,c.2 Seha Neşriat,s.41.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Her Açtığımızda Neden ALO Deriz?

Posted by Site - Yönetici Ocak 23, 2009

Her Açtığımızda Neden ALO Deriz

Her Açtığımızda Neden ALO Deriz?

Telefonu açışımızda kullandığımız “Alo” sözcüğünün Allessandra Lolita Oswaldo isimli kişinin kısaltılmış adı olduğunu biliyor muydunuz?

Peki, neden bir başkasının değil de Allessandra Lolita Oswaldo’nun ismi?

Telefonu icat eden Graham Bell, ilk hattı sevgilisinin evine çekmişti. Atölyesinde telefon çalınca arayanın Allessandra Lolita Oswaldo’dan başkası olamayacağını bildiğinden Graham Bell, telefonu açar açmaz “Allessandra Lolita Oswaldo” diyordu. Bell, zamanla sevgilisine, adını kısaltarak hitap etmeye başladı ve telefonu her açışında onu “Ale Lolos” diye karşıladı. Çalışmaları uzadıkça Bell, sevgilisinin adını daha da kısalttı ve öne iki heceli bir ad buldu: “Alo!” Allessandra Lolita Oswaldo, geliştirip, tüm kente yaymaya çalıştığı telefondan başka bir şey düşünmeyen sevgilisinin bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden rahatsız olmaya başlayınca Graham Bell’i telefonuyla baş başa bırakıp onu terk etti. Yaşlı Bell, sevgilisinin bir gün onu arayacağı umuduyla telefonun başından ayrılmadı. Kentte çekilen telefon hatlarının sayısı da giderek artmaya başlamıştı. Bell’i artık başka kişiler de arıyordu. Fakat o, telefonun her çalışında kendisini sevgilisinin aradığını sanarak telefonunu “Alo” diyerek açıyor ve herkes “Alo” diyordu. O günlerde hemen herkes telefonu açtıklarında Alexander Graham Bell’in anısına saygı olarak “Alo” demeye başladı. Bugün hepimizin kullandığı “Alo” sözcüğü işte buradan geliyor.

….

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Yorumlar, İlginç | Etiketler: | 1 Comment »

ASLAN ve SİVRİ SİNEK

Posted by Site - Yönetici Ocak 22, 2009

Aslan ile sivri sinek hikayesi,ASLAN ve SİVRİ SİNEK

ASLAN ve SİVRİ SİNEK

Bazı alimler buyurdular : Allahu Teala Hazretleri, zayıf insanların kalplerini, zayıf cinslerinin zikirleriyle kuvvetlendirdi. Böylece halk, Allahu Teala Hazretlerinin kuvvetlı hayvanlar heyetınde zayıf varlıkları yaratmasındaki kudretini anlamış oluyor. Zira sivri sinek, küçüklügüne ragmen, filin büyüklügü heyetindedir. Hatta sivri sinegin fazladan iki kanadı bile vardır. Bu hal, Allahu Teala Hazretlerinin halkın yapmış oldugu az amele karşı, çok amelin yapmış oldugu sevabı vermesini akıldan uzak tutmamaktadır. Cüssesi küçük olan bir varlıga, cüssesi büyük olan varlıga vermiş oldugu bütün özellilkleri verdigi gibi.Yine acaibattandır ki, bu küçük varlık kendisinden çok büyük olan varlıklara zarar ve eziyet vermektedir. Fil gibi büyük hayvanlar, sivrisinegin kendilerini ısırmalarına mani olamıyor.

Sadece ‘’Rabbim Allahdır’’ dedigi için İbrahim Aleyhisselam gibi yüce bir Peygamberi ateşe atan Nemrud’u bile sivrisinek, öldürdü.

Allahu Teala Hazretlerinin lutfundandır: Aslanı gayet kuvvetli, sinek ve sivrisinegi gayet zayıf yaratması. Sonra Allahu Teala Hazretleri, sinek ve sivrisinege cesaret verdi. Böylece hiç çekinmeden ve korkmadan insanların yuzlerine ve başlarına uçuşuyorlar. Sürekli olarak bunu yapmaktan çekinmiyorlar.İnsanlar, sinek ve sivrisinegin bu hareketlerine mani olmak için mübalaga ile çalışmalarına ragmen onlara mani olamıyorlar. Allahu Teala Hazretleri ,Aslanda ise korkaklıgı yarattı. Onun bu korkaklıgı insanların meskun oldukları yerlerden ve yollarından kaçmasıyla tezahür etti. Eger aslanda sinek ve sivrisinegin cesareti bulunmuş olsaydı elbette insanlar helak olurlardı. Cenab-ı Allah’ın insanlıga büyük lutfuyla güçsüz ( ve zayıf varlıklara ) cesareti, güçlü varlıklara ise korkaklıgı verdi. Şaşılacak şey ki, Seni bu zayıf varlık karşısında güçsüz, o büyük ve güçlü varlık karşısında da güçlü kıldı.

Kaynak : Ruhü’l –Beyan Tercümesi – cilt 1 – sahife 323-324

….

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Türkiye, Yorumlar, İlginç | Etiketler: , , | 1 Comment »

Hastanın iyileşmesi için

Posted by Site - Yönetici Ocak 21, 2009

11Hastanın İyileşmesi İçin Dua

Hastanın İyileşmesi İçin Dua

Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden Osman bin Huneyf bildiriyor: İyi olması için duâ istiyen bir âmâya, abdest alıp, iki rekât namaz kılmasını, sonra “Allahümme innî es’elüke ve eteveccehü ileyke bi-Nebiyyike Muhammedin Nebiyyirrahme, yâ Muhammed innî eteveccehü bike ilâ Rabbî fî hâcetî-hâzihî, li taktıye-li, Allahümme şeffi’hü fiyye” duâsını okumasını emretmiştir.

Eshâb-ı kirâm, bu duâyı hep okurdu. Bu duâda, dileğin kabûl edilmesi için, Muhammed aleyhisselâmı vesîle edilmektedir.

Bismillâhirrahmânirrahîm ve lâ-havle ve lâ-kuvvete illâ billâhil’ aliyyil’azîm. Duâsı da bütün hastalıklar için okunur. Derdlerden kurtulmak için ve murâda kavuşmak için beşyüz kerre okunur. Evvelinde ve âhirinde yüzer def’a salevât-ı şerîfe okuyup duâ etmelidir.

Hadîs-i şerîfde buyuruldu ki, “Bir hasta, lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn kırk def’a okursa, şehîd olarak vefât eder. Şifâ bulursa, bütün günâhları afv olur.”

Bir gün iki gözü a’mâ bir kimse gelip, “yâ Resûlallah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem” Allahü teâlâya duâ et, gözlerim açılsın,” dedi. Peygamberimiz, “Kusûrsuz bir abdest al! Sonra Yâ Rabbî! Sana yalvarıyorum. Sevgili Peygamberin Muhammed aleyhisselâmı araya koyarak, senden istiyorum. Ey çok sevdiğim Peygamberim Muhammed aleyhisselâm! Seni vesîle ederek,Rabbime yalvarıyorum.Senin hâtırın için kabûl etmesini istiyorum.Yâ Rabbî! Bu yüce Peygamberi bana şefâatcı eyle! Onun hurmetine duâmı kabûl et!” duâsını okumasını söyledi. Adam, abdest alıp duâ etti. Hemen gözleri açıldı. Bu duâyı Müslümanlar, her zaman okumuşlar ve maksadlarına kavuşmuşlardır.

Kalbde imanın sabit kalması için

Bunun için, Resûlullah her zaman, “Allahümme, yâ mukallibelkulûb, sebbit kalbî, alâ dînik” duâsını okurdu ki, Ey büyük Allahım! Kalbleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren, ancak sensin. Kalbimi, dîninde sâbit kıl, yâni dîninden döndürme, ayırma! demektir.

Allahümme yâ muhavvilel havli vel-ahvâl havvil hâlenâ ilâ ahsenil hâl!

Allahümme yâ muhavvilel havli vel-ahvâl havvil hâlenâ ilâ ahsenil hâl!

Ey! herkesin hâllerini değişdiren Allahım!

bize iyi hâller ihsân eyle!

Her türlü zarardan ve şeytanın vesvesesinden korunmak için

Yâ Allah-ür-rakîb-ül-hafîz-ür-rahîm. Yâ Allah-ül-hayy-ül-halîm-ül’azîm-ür-raûf-ül-kerîm. Yâ Allah-ül-hayy-ül-kayyüm-ül-kâimü alâ külli nefsin bimâ kesebet, hul beynî ve beyne adüvvî!

E’ûzü bi-kelimâtillâhittâmmati min şerri külli şeytânın ve hâmmatin ve min şerri külli aynin lâmmetin.

Bu duâ her sabâh ve akşam üç def’a okunup kendi üzerine veyâ yanındakilerin üzerine üflenirse, göz değmesinden ve şeytânların ve hayvanların zararından korur. Bir kimseye okurken, E’ûzü yerine (Ü’îzüke) denir. İki kişiye okurken (Ü’îzü-kümâ) denir. İkiden fazla kimseye okurken, (Ü’îzü-küm) demelidir.

Her türlü kötülük için şu duâ da okunmalıdır:

E’ûzü bikelimâtillâhit-tâmmâti min şerri külli şeytânin ve hâmmatin. Ve min şerri külli effâkin kâzibetin. Ve min şerri külli gammâzin hâinetin. Ve min şerri külli aynin lâmmetin. Ve min şerri külli bid’atin dâlletin.

Zarar ve kötülüklerden kurtulmak için “Eûzü bikelimâtillâhi-ttâmmâti min şerri mâ haleka.” duâsını okuyan, bir yere gelince, o yerden kalkıncaya kadar zarar ve kötülüklerden kurtulur.

Bir hadîs-i şerîfde, “Birşeyden zarâr gören, abdest alıp iki rek’at nemâz kılsın! Sonra; Yâ Rabbî! Senden istiyorum. Senin âlemlere rahmet olan Peygamberin Muhammed aleyhisselâmı vesîle kılarak sana yalvarıyorum. Yâ Muhammed! Dileğimi kabûl etmesi için Rabbime seni vesîle ediyorum. Yâ Rabbî! Onu bana şefâ’atcı et desin” buyuruldu

Fitneden korunmak için

Fitneden korunmak için, “Allahümme innî eûzü-bike min azâbi Cehenneme ve eûzü-bike min azâbil-kabri ve eûzü-bike min fitnetil Mesîhiddeccâl ve eûzü-bike min fitnetil mahyâ velmemâti .” duâsı okunmalıdır.

Resûlullahın, “Allahümme innî es’elü-ke fiilel hayrât ve terkelmünkerât ve hubbel-mesâkin ve izâ eredte fitneten fî kavmî fe-teveffenî gayre meftûn ve es’eluke hubbeke ve hubbe men yuhibbuke ve hubbe amalin yukarribuni ileyke” duâsını okuduğunu imam-ı Muhammed bildiriyor.

Bu duâ, (Yâ Rabbî! Bana hayrlı işler yapmak, çirkin şeyleri terk etmek ve fakirleri sevmek nasip eyle! Kavmim arasında fitne çıkacağı istediğin zaman, fitneye karışmadan canımı al! Ya Rabbi, bana sevgini, seni sevenlerin sevgisini, sevgine yaklaştıracak amellerin sevgisini nasib et! ) demektir.

Çarşıya giderken ve başka zamanlarda devâmlı okunacak duâ

Lâ ilâhe illallahü vahde hü lâ şerîke leh, le hül mülkü ve le hül hamdü, yuhyî ve yümît, ve hüve hayyün lâ yemût, bi yedi-hil-hayr, ve hüve alâ külli şey’in kadîr.

Bereket Duâsı

“Ruh-ul-beyan” da diyor ki, “Eshâb-ı Kehfin Kur’an-ı kerim harfleri ile isimleri yazılı kâğıdı evinde, iş yerinde, üstünde bulundurmak insanı hastalıklardan korur, bereket verir

Tarlaya bereket gelmesi için, mahsûlün uşrunu vermeli, sonra Eshâb-ı Kehfin isimleri dört kâğıda yazılıp, ayrı ayrı sarılıp, tarlanın ayak basmıyan dört köşesine gömülmelidir.

Eshâb-ı Kehfin isimleri; Yemlîhâ, Mekselînâ, Mislînâ, Mernûş, Debernûş, Şâzenûş, Kefeştatayyûş ve köpekleri Kıtmîrdir.

Mehmet Oruc – 365 gun dua

Posted in 365 Gün Dua, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 4 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: