Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 29 Eki 2008

KIYAMETİN BÜYÜK ALAMETLERİNDEN

Posted by Site - Yönetici Ekim 29, 2008

Kiyametin buyuk alametleri,

KIYAMETİN BÜYÜK ALAMETLERİNDEN

Dâbbetü’l-arz, AIDS, world wide web (www)

Dâbbe, Arapça bir isimdir, yük ve binek hayvanı demektir. İslâm akaidinde/inancında, kıyametin büyük alametlerinden kabul edilen “Dâbbe”ye, yer hayvanı anlamında “Dâbbetü’l-arz” da denildiğini hadis-i şeriflerde görmekteyiz.

Debb ve debîb; hafif yürüme ve debelenme demektir. Hayvanlar ve çoğunlukla haşereler için kullanılır. İçkinin bedene yayılması ve bir çürüklüğün etrafına sirayeti gibi hareketi gözle görülmeyen şeyler için de kullanılır. Dâbbe de debelenen, hareket eden demektir. Şu halde tren, otomobil, bisiklet vb. şeylere lügate göre dâbbe denebilirse de ıstılahta daha çok hayvanlar için kullanılır.

“Allah bütün canlıları (her dâbbeyi) sudan yaratmıştır. Kimi karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayakla, kimi de dört ayakla yürür. Allah dilediğini yaratır. Allah şüphesiz her şeye kaadirdir.” (1) âyetinden anlaşılacağı üzere her hayvana dâbbe denir.

“Yeryüzünde yaşayan bütün canlıların (her dâbbenin) rızkı ancak Allah’a aittir.” (2) âyetinden de anlaşılan budur.

“Dâbbetü’l-arz” da; kıyametin kopmasına yakın, ortaya çıkacağı bildirilen ve kıyametin büyük alâmetlerinden olan bir yaratıktır. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de: “Söylenmiş olan (tehdit edildikleri şey) başlarına geldiği zaman onlara, yerden bir dâbbe çıkarırız da, insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını kendilerine söyler.” (3) buyrulmaktadır.

Bu âyetten anlaşılan, dâbbenin bir hayvan-ı nâtık yâni konuşan bir canlı olduğudur. (4)

Râğıbü’l-Isfahânî, yukarıdaki âyete dayanarak şöyle demektedir: “Dâbbe, tanıdığımız hayvanlara benzemeyen bir hayvandır. Ortaya çıkması kıyamete yakın bir dönemde olacaktır. Bir de denildi ki: Bununla, cahiliyede hayvan mertebesinde olan kötü insanlar kastedilmiştir.” (5)

Müfessirler yukarıdaki âyete (6) dayanarak “Dâbbetü’l-arz”ın kıyamete yakın bir zamanda ortaya çıkacağını söylerler. İbn Ömer’e (r.anhüma) göre, “dâbbe”nin çıkması hadisesi, dünyada iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran hiçbir fert kalmadığı zaman vuku bulacaktır.” İbn Merdûye’nin Ebu Saîd el-Hudrî’den (r.a.) rivayet ettiği bir hadîse göre, aynı şeyi bizzat Peygamber Efendimizin (s.a.v.) kendisinden Ebu Saîd (r.a.) de duymuştur. Bu da, insanın başkalarını iyilik yapmaya teşvik ve kötülükten sakındırma (emr bi’l-ma’rûf, mehy, ani’l-münker) vazifesini terk ettiği zaman Allah’ın, kıyametin hemen öncesinde son ihtar vazifesini görmek üzere bir “dâbbe” meydana çıkaracağını gösterir. Bununla birlikte onun tek bir hayvan mı, yoksa bütün yeryüzünü istilâ edecek bir hayvan türü mü olduğu açık değildir. (7)

Akaid kitaplarına, kıyametin alâmetlerinden biri olarak geçmiş olan “Dâbbetü’l-arz” (8) hakkında Resûlüllah’tan (s.a.v.) şöyle rivayet edilir:

“İlk çıkacak Kıyâmet alameti, güneşin battığı yerden doğması ve kuşluk vakti insanların üzerine ‘dâbbe’nin çıkmasıdır. Bu alametlerden hangisi önce belirirse, ötekisi onu kısa zamanda takip edecektir.” (9)

“Üç şey vardır ki bunlar çıktığı zaman, daha önceden iman etmeyen hiçbir kimseye (o günkü) imanı fayda vermez:

1. Güneşin batıdan doğması,

2. Deccâl,

3. Dâbbetü’l-Arz. (10)

“Dâbbe, yanında Hz. Musa’nın (a.s.) asâsı ve Hz. Süleyman’ın (a.s.) mührü olduğu halde çıkacaktır. Mü’minin yüzünü asâ ile parlatacak, kâfirin burnunu da mühürle damgalayacak. İşte o dönemde yaşayan insanlar bir araya gelecekler ve mü’minle kâfir belli olacaktır.” (11)

Bu mevzudaki rivayetler pek çoktur; ancak hiçbiri mütevâtir olmadığından, Kıyâmet gibi tamamen gaybî olan bir meselede delil olamazlar. Bunun için, “Dâbbetü’l-Arz”la ilgili teferruâtı bir yana bırakıp, Cenâb-ı Allah’ın bizi bununla ilgili olarak Kur’ân-ı Kerim’de bildirdikleriyle yetinmemiz, işin iç yüzünü ve mahiyetini O’na havale edip dabbetü’l-arz’ın kıyamete yakın zuhur edeceğine iman etmek en doğru yoldur. Bununla birlikte: “Gaybın anahtarları O’nun yanındadır. O’ndan başkası onları bilemez… ” (12)

***

DÂBBETÜ’L-ARZ VE AIDS VİRÜSÜ” (13)

Öncelikle belirtmeliyiz ki araştırma; takdire şayan bir gayret ve çalışmanın neticesidir.

Araştırmada evvela bu virüsle ilgili yerli-yabancı basına intikal etmiş bilgi-belge ve vak’alar, yayın organlarının kupürlerinin fotokopileriyle veriliyor… Ardından bu virüsün tarifi/tanımı, kaynağı, gelişme ve yayılma hızı ve saire genişçe anlatılıyor… Sonra da çalışmanın asıl gayesi olan; AIDS’in Kıyâmet alametlerinden dâbbetü’l-arz olabileceğinin te’vil ve teşbihlerle isbatına geçiliyor. Bu virüsü taşıdığı iddia edilen maymunun şekli-şemaili, çıkış yeri ve zamanı, ayrıca hastalığın insan vücudundaki tesiri cihetinden, -Kur’ân-ı Kerim ve hedis-i şeriflerde geçen- dâbbetü’l-arz’ın sıfatları ile tam bir tevafuk gösterdiği iddiasına yer veriliyor.

Araştırmadaki söz konusu te’vil ve teşbihlerdeki tevafuklara gelince…

Bilindiği gibi te’vil ve teşbihlerde, hakiki mana ile mecazi mana arasında bulunması gereken kuvvetli alakalar vardır. Halbuki dâbbetü’l-arz hakkındaki hadislerde/haberlerde dâbbe ile alakalı olarak zikredilen şekil, sıfat, çıkış yeri vs. hususulara yapılan te’vil ve teşbihlerde bu alakalar zayıftır. Mesela dâbbetü’l-arz’ın sıfatları arasında yer alan “Başı bulutlara değer” ifadesinin, bu virüsü taşıyan kişinin uçakta seyahat etmesine delaleti ile te’vili, mücerret bir ihtimaldir.

Ve yine “Peşine düşenin onu yakalayamaması” sıfatının, hastalığın tedavi edilemeyeceği, bu virüsün yakalanıp tesirsiz hale getirilemeyeceği, korunmak için alınan tedbirlerin fayda vermeyeceği… gibi açıklamalarla te’vili de mücerret bir iddiadır. Çünkü bu hastalığın bugün için tedavisinin mümkün olamaması, gelecekte de imkansız olacağını icap ettirmez. Nitekim bir zamanlar veremin de tedavisi mümkün değildi… ve bu sebeple İstanbul’da Sümbül Hoca nam bir zat, ‘verem mikrobunun dâbetü’l-arz olduğuna dair bir risâle yazmış… Fakat bilindiği gibi daha sonraki yıllarda hem aşısı bulunuyor, hem de tedavisi mümkün hale geliyor.

Kısacası her zorluğun bir kolaylığı, her yokuşun bir inişi olduğu gibi, yaşlılıktan başka her derdin de bir devası vardır. Rabbimiz (c.c.), şifası olmayan hiçbir hastalık vermemiştir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz bu hususu şöyle dile getirmişlerdir: “Allah Teala, şifası olmayan hiçbir hastalık yaratmamıştır.”(14) “Ey Allah’ın kulları tedavi olunuz! Zira Allah (c.c.), ihtiyarlıktan başka dermansız bir hastalık vermemiştir.” (15) Bir başka rivayette de, “İhtiyarlık hariç her hastalığın bir çaresi ve ilacı vardır.”(16) buyurulmuştur. Bu sebepledir ki, mensubu bulunduğumuz yüce dinimiz İslâm, insan sağlığına büyük önem vermiştir. Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde hayatın ve sağlığın insanoğluna Rabbi tarafından verilmiş en büyük emanet ve nimet olduğu belirtilerek bunların korunması emredilmiştir.

Ayrıca bu dâbenin evsafı hakkında varid olan haberlerde, zahirde ihtilaflar vardır. Mesela dâbbenin çıkış yeri ile alakalı olarak sekiz ayrı yer zikredilmektedir. Dolayısıyla yapılan te’vil ve teşbihler, bu değişik haberlerden birine uygun düşse bile, diğerlerine uymaz. Bu itibarla, ortaya konulan te’villerin kat’iyet ifade ettiğini söylemek caiz olmayacağı gibi, müdellel bir ihtimal olduğunu iddia etmek de mümkün değildir.

Hasılı, AIDS’in dâbbetü’ll-arz olarak te’vili, mücerret bir ihtimalden öte gidememektedir. Araştırmacılar da zaten, her te’villeri için “Allah Teala daha iyi bilir” demeyi ihmal etmeyip isabetli bir yol takip etmişlerdir.

Ancak ifade ve izahlardaki basit hatalarla beraber, ileri sürülen ihtimaller ve te’villerin bir kısmı, -zayıf da olsa- hakiki mana ile alakaları sebebiyle, reddedilmekten ziyade reddedilmemeye layıktırlarlar. Meselâ; İmam Şa’rânî (k.s.) hazretlerinin, “İnne hâzihi’d-dâbbeti tahrucu min ecnâdin…” (Şüphesiz bu dâbbe askerlerden çıkar) sözlerine, “1960’larda Birleşmiş Millerler Zâire’ye koruyucu kuvvet gönderdiklerinde, bu virüsü kapan askerler, kendi ülkelerine bu hastalığı taşımışlardır” (GÜNEŞ) haberinin muvafakati gibi…

***

Araştırmada dikkatimizi çeken diğer bazı noktalar…

Yazının devamını oku »

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kıyamet Alametleri, Yorumlar | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: