Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 23 Eyl 2008

Çöl Kaplanı-Medine Müdafaası ve Fahreddin Paşa.

Posted by Site - Yönetici Eylül 23, 2008

Çöl Kaplanı-Medine Müdafaası ve Fahreddin Paşa.,Fahreddin Paşa,medine mudafasi,fahreddin-pac59fanmedine-savunmasi-medine

Çöl Kaplanı-Medine Müdafaası ve Fahreddin Paşa.

“ İngilizlerin Osmanli topraklarina ( Øzellikle petrol icin ) gøz diktigi Hicaz bølgesindeki Osmanli asker ve komutanlarinin o kutsal bølgeler ugruna cektikleri cilerleri anlatan ibretlik bir yazi “

Fahreddin Paşa’nın istihbarat subaylığını yapan Yedek Subay Naci Kâşif Kıcıman Bey -merhum- hatıralarında der ki: “Seferi Kuvvetler Karargâh Müfrezesinde hazırlanan “çekirge tavası” evvela Kumandan Paşa’ya takdim edilmişti. Herkes birbirine bakıyor. Ne yapacağız? Nasıl yiyeceğiz? Diye birbirlerine göz işareti yapıyorlardı. Bununla beraber Paşa, sofra arkadaşlarına örnek olmak istiyordu. Fakat dikkat ettim; yüzündeki beşarete, gözlerindeki tebessüme rağmen, çekirge kızartması boğazından pek güçlükle geçiyordu. Sıra bana gelinceye kadar tabakta bir şey kalmamasına çok dua ettim. Amma kabul olunmadı. Esasen çekirgenin latif etlerinden yememek kabil değildi. Çünkü Paşa, her zabitin tabağına kontrol edercesine bakıyor, azalmış ise doldurtuyordu. Bazı noksan kalanlara da kendi tabağından ayırmak istiyordu. Bununla çekirgeyi ne kadar lezzetli bulduğunu itiraf etmiş oluyordu.”(1)

Bütün bu zor şartlara rağmen, “Hücre-i Saadet” uğruna ecdadımız Fahreddin Paşa’nın açtığı “Hicaz Yaranı Defteri -Gönüllü Bayrağı- altında toplanmaktan geri durmuyordu. Bu bir nevi: “Kanımın sor damlasına kadar “Yeşil Kubbe” uğruna savaşacağım” demekti.(2) Bütün asker “Yaran Defterine” yazılmakta acele ediyordu. Gönüllere verilen mükâfat ise, sadece nikelden mamul birer “Cihadiye” yüzüğüydü. (3)

Müdafaa boyunca Ferik -Korgeneral-Fahreddin Paşa askerin moralini yüksek tutmak için müsabakalar tertip ettiriyordu.(4) Bu yarışmalardan biri de Paşa’nın tertip ettiği şiir yarışmasıydı. Subay, erat ayırımının yapılmadığı, herkesin katılmasının mecburi olduğu şiir yarışmasında Paşa’nın birincilik ödülünü alan erkân-ı harbiye memuru İdris Bey şiirinde Peygamberimize olan duygularını şöyle dile getiriyordu: (5)

Dünya ve Ahiret Efendimiz,

Bir ulülemr idin, emrine girdik,

Ezelden biatlı Hakanımızsın,

Er idin sayende murada erdik,

Dünya ve Ahiret Sultanımızsın.

Unuttuk İlhan’ı, Kara Oğuz’u,

İşledik seni göz bebeğimize

Bağışla ey Şef’i kusurumuzu,

Bin küsur senelik emeğimize

Suçumuz çoksa da sun’umuz yoktur,

Şımardık müjde-i sahabetinle.

Gönlümüz ganidir, gözümüz toktur,

Doyarız bir lokma şefaatinle.

Nedense kimseler anlamaz eyvah!

O kadar saf olan dileğimizi,

Bir Ümmi isen de ya Rasulellah

Ancak sen okursun yüreğimizi.

Suları tükendi gülabdanların

Dinmedi gözümüz yaşı merhamet

Külleri soğudu buhurdanların,

Aşkınla bağrını yakmada millet.

Gelmemiş Türkçe’de “Kıys” ü “Hassan”’ın

Yok, bizde ne “Bürde” ne “Muallâka”

Yolunda baş veren Al-i Osman’ın,

Lal ile yazdığı Tarihten başka.

Ne kanlar akıttık hep senin için,

O Ulu Kitabın hakkıyçün, aziz,

Gücümüz erişsin ve erişmesin,

Uğrunda her zaman döğüşeceyiz.

Yapamaz Ertuğrul evladı Sensiz,

Can verir cananı veremez Türkler.

Ebedi Hadim-ül Harameyniyiz

Ölsek de Havzanı Ruhumuz bekler.

1-Medine Müdafaası, s.209–213.

Açlığın ve kıtlığın ulaştığı boyutu ifade eden iki vak’a:

I-“Gayet garip bir vak’a haber aldık. Medine etrafındaki teneke kulübelerde oturan siyah Tekruriler Habeşistan’dan gelmiş bir kabileden bir adam yeni defn olunmuş bir kadın cenazesini çıkararak kollarını, butlarını parça parça bir çuvala koymuş ve kulübesine getirirken devriyeler tarafından yakalanmış ve yapılan tahkikat neticesinde açlıktan buna mecbur olduğunu ve hatta tencere tencere pişirip çarşıda sattığını itiraf etmiş. (Medine Müdafaası, s.138)

II-Açlık daha bir ayda bu dereceye gelmişti. Esasen bir müddetten beri sokaklardaki kedi ve köpek birer birer kaybolmağa başlamıştı. (Medine Müdafaası, s.138)

2-“Çöl Kaplanı” lakabıyla anılan Fahreddin Paşa’nın İngilizlere karşı giriştiği “Son Medine Savunması”, bunun en çarpıcı örneğidir. Kutsal toprakları vermemek için sonuna kadar direnen ve çırpınan Fahreddin Paşa, Hz. Peygamber (s.a.v)’e olan sonsuz sevgisini şu sözlerle ifade etmişti:

“Ey Nass! Malumunuz olsun ki, şecî ve kahraman askerlerim, bütün İslam’ın sırtını dayadığı yer, manevi gücün desteği, Hilafetin gözbebeği olan Medine’yi son damla kanına, son nefesine kadar muhafazaya ve müdafaaya, saldırıları def etmeye me’murdur. Buna Müslümanca, askerce azmetmiştir. Bu asker, Medine’nin enkazı ve nihayet Ravza-i Mutahhara’nın yeşil türbesi altında, kan ve ateşten dokunmuş bir kefenle gömülmedikçe, Medine-i Münevvere kalesinin burçlarından ve nihayet Mescid-i Saadet minareleriyle yeşil kubbesinden al sancağı alınmayacaktır! Allahu Teala bizimle beraberdir! Şefaatçimiz O’nun Resulü, Peygamber Efendimiz (s.a.v)’dir! Ey bütün tarihi eşsiz kahramanlar; şan ve şerefle dolu Osmanlı ordusunun yiğit zabitleri! Ey her cenkte cihanı tir tir titretmiş, asla kimseye boyun eğmeyerek daima namus ve din borcunu kanıyla ödemiş, şecî Mehmetçiklerim, kardeşlerim, evlatlarım! Gelin hep beraber ’ın ve işte huzurunda huşû ve vecd içinde gözyaşları döktüğümüz Peygamber’in (s.a.v) karşısında, aynı yemini tekrar edelim ve diyelim ki; Ya Resulellah, biz seni bırakmayız!”

Medine Müdafaası, s.34–35.
 
3-Medine Müdafaası, s.183–187.
 
4-Medine Müdafaası, s. 219–227 vd.
 
5-Medine Müdafaası, s. 122,123.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Osmanlılar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İbretlik | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: