Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 14 May 2008

Gurur ve Kibir

Posted by Site - Yönetici Mayıs 14, 2008

Gurur ve Kibir

Gurur ve Kibir

Kibir, kişinin kendisinde bulunan ilim, mevkî ve doğruluk gibi hususiyetleri başkasından üstün görmesidir.
Bu, Allah’ın kızgınlığına, insanların hoşnutsuzluğuna sebep olduğu için sahibini felâkete götüren bir hastalıktır (et-Tâc, V, 31).

İnsan ruhunun arındırılması gereken kötülüklerden biri olan kibir, Râğıbu’l-İsfahânî’ye (Ö. 503/1109) göre, “Kendini beğenen insanın, bu isteğini nefsine tahsis ederek, kendini başkalarından daha büyük görmesidir”
(Rağıbu’l-Isfahânî, el-Müfredât, s. 421). Kibir, tekebbür ve istikbâr birbirine yakın manada kullanılmışlardır.

İmam Birgivî (Ö. 981/1573) kibir için, “Kalbin hastalıklarındandır; kendini yüksekte görerek, karşısındakinin üstünde saymaktır; zıddı zaaftır” (Birgivî, et-Tarîkatü’l-Muhammediyye, s. 68 vd.) demiş,
bazı ayet-i kerîmelerle kibri tanıtmaya çalışmıştır. Kur’an-ı Kerîm, kibiri, kibirden türeyen davranışları açıklamış, kibir ve örneklerini teşhir ederek zararlarını belirtmiş, ondan kaçınmanın ahlâkî bir zaruret olduğunu ortaya koymuştur:
“Meleklere, Âdem’e secde edin’ demiştik. İblis müstesna hepsi secde ettiler. O kaçındı, büyüklük tasladı ve inkâr edenlerden oldu” (el-Bakara, 2/34).

“Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden yüz çevirteceğim. Onlar bütün ayetleri görseler yine de inanmazlar; doğru yolu görseler, yol olarak benimsemezler… (el-A’râf, 7/146).

“Allah büyüklük taslayanları sevmez” (en-Nahl, 16/23).
Kibir, önce kişinin inanç dünyasına tesir ederek, hak ve doğruya inanmasına engel olur, Allah’ın birliğine, peygamberlere ve âhiret gününe inanmayanların inançsızlığa kibir yüzünden sürüklendikleri anlaşılmaktadır (en-Nahl,16/22; es-Sâffât, 37/35; el-Bakara, 2/87; el-A’râf, 7/75-76, 88; Nûh, 71/7; Yunus, 10/75; el-Mü’minûn, 23/27, 46-47).

Kibir, ferdin Allah’a kul olma ve ona itaat etme görevini engelleyen davranış olduğu için Kur’an bunun neticesine şöyle işaret eder:

“Kim, Allah’a kulluktan, O’na ibadetten çekinir ve büyüklenirse, bilsin ki, (Allah) kıyamette herkesi huzurunda toplayacaktır” (en-Nisâ, 4/172).

Çünkü Allah, zatına dua ve ibadet edilmesini istemekte; büyüklenerek kaçınanların, “küçülmüş kimseler olarak” cehenneme gireceklerini (el-Mü’minûn, 40/60) haber vermektedir.
Buna karşılık Allah’a ibadette büyüklük göstermeyen melekler övülerek, insanlar da bu harekete teşvik edilmektedir (el-A’râf, 7/206; el-Enbiyâ, 21 / 19).

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: Allah cc söyle buyurdu

“Büyüklük ve azamet örtümdür. Bu bakımdan bunlardan biriyle kim bana nizaa kalkışırsa, onu ateşe atarım “ (Ebû Dâvûd Libâs, 25; İbn Mâce, Zühd, 16; Ahmed b. Hanbel, II, 248).

Allah’ın Resulu (s.a.s.) yüce mertebesinde tevâzu * yönünden insanların en ileride olanıydı. Abdullah İbn Amr der ki: Resulullah’ın, kızıl bir devenin sırtında cemrelere taş attığını, önünde herhangi bir kimsenin dövülüp kovulduğunu ve “yol açınız, yol açınız” denildiğini görmedim. Resulullah (s.a.s.) hastalan ziyaret eder, cenazelerin arkasında gider, kölelerin davetine icabet ederdi. Ayakkabılarım bizzat pençeler, elbisesini yamalar, aile efrâdıyla beraber evinde onların ihtiyaçlarına koşardı.
Bir gün huzur-u saadetine bir adamcağız getirildi. Adam Resulullah’ın heybetinden tir-tir titremeye başladı. Efendimiz (s.a.s.) o adama:

“Canını sıkma! Ben padişah değilim. Ben ancak Kureyş soyundan gelen ve kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum” diyerek o kişiyi teskin etti.

Aişe vâlidemiz (r.anha), “Ey Allah’ın Resulu, Allah benim canımı sana feda etsin: Yaslanarak ye; çünkü yaslanarak yersen senin için daha kolay olur” deyince, bu ısrarına bir karşılık olarak Resulullah, alnı yere değercesine mübârek başını eğdi ve sonra şöyle dedi:
“Hayır, ben kölenin yediği gibi yer ve kölenin oturduğu gibi otururum.”

Büyüklenme üç kısımdır:
a) Cehâlet ve azgınlıktan ötürü bazı kulların kendilerini Allah’tan büyük görmeleri;
b) Peygamber’e karşı, O’nun buyruklarını küçümsemek, O’nu alelâde biri olarak görmek, prensiplerini hafife almak;
c) Etrafında bulunan insanları küçük görüp, kendini büyük görmek.

İnsan ruhunu çeşitli tezahürleriyle körelten zararlarına Kur’an-ı Kerîm’in genişçe bir açıdan baktığı kibir, maddî hayatta zararın ve kaybın sebebidir. Kibir örneklerinde gördüğümüz gibi büyüklenenler henüz dünyada iken, hareketlerinin cezasını çekerek helâk olmuşlardır. Büyüklenme ve çoğunluğa güvenmenin özellikle savaşta acı sonucuna dikkati çeken Kur’an, Huneyn muharebesindeki durumu şöyle anlatmaktadır: “O vakit, Huneyn’de çokluğunuz size güven vermişti de, bir faydası olmamıştı”(et-Tevbe, 9/25).

Şu da var ki ilâhî yardım inananların imdadına yetişti ve Huneyn’de küffâra karşı galip geldiler.
Büyüklenmenin manevî zarar ve kötülükleri, ceza ve azap şeklinde tecelli edecektir.
Şüphesiz kibirlenme insanlığı yokluğa iter. Onun giderilmesi gerekir; fakat bu kuru temenni ile değil, manevî ilâçla ve kibir ağacını kalpten söküp atacak vasıtaları kullanmakla mümkündür. Bu da iki şekilde olur:
a) Asıl ilaç; ilim ve ameldir. Şifa, bu ikisinin birleşmesiyledir. İlim, kişinin kendisini ve Allah’ını bilmesidir. Kibrin giderilmesi için bu yeterlidir. Kişi bildiği zaman bu var olan kâinat içindeki payını; Allah’ını bildiği zaman kibrin ve azametin onun hakkı olduğunu anlar. Kur’an-ı Kerîm bu hususta dikkati çekiyor:
“Canı çıksın insanın, o ne nankördür! Allah onu neden yaratmış? Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek, ona şekil vermiş, sonra tutacağı yolu kolaylaştırmıştır. Sonra onu öldürür ve kabre koyar” (Abese, 80/ 17: 22).

b) Nesep, güzellik, mal, ilim vb. gibi büyüklenmeye iten sebeplerin gelip-geçici olduğunu düşünerek kendisini bu belâdan kurtarmaya çalışmak.

Allahu Teâlâ bir başka ayette şöyle buyurmaktadır:
“Însanları küçümseyip yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi şüphesiz ki sevmez. Yürüyüşünde tabiî ol, sesini de alçalt. “ (Lokman, 31/18). Hulâsâ; gurur ve kibir sâlih ve muttaki bir müslümanda bulunmaması gereken; tevhid ehline yakışmayan en kötü huylardandır.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

Dondurma diye içeriğini bilmediğiniz buzları yemeyin

Posted by Site - Yönetici Mayıs 14, 2008

buzlu

“Dondurma diye içeriğini bilmediğiniz buzları yemeyin”

Yeni dondurma endüstrisi şeker yerine sağlıksız yapay tatlandırıcılar, doğal salep yerine suni salep, süt yerine su ve süt tozu, meyve yerine yapay meyve boyası katarak dondurmayı dondurma olmaktan çıkardılar. Şimdilerde çoğu ürün ve marka için dondurma diye sunulan ürünlerin sadece adı dondurma içeriği ise buzlu yiyecek.

Günümüzde dondurma sevmeyen yok. Özellikle sıcak bölgelerde yazın bunaltıcı sıcağında sağlıklı ve lezzetli serinlemenin yolu dondurma yemektir. Dondurma dünyanın en sevilen tatlılarından biridir. Dünya tarihi kadar eski olmasa da oldukça eski olan bu serinletici ve besleyici tatlı 2000 yıllar dev bir endüstriye dönüştü. Çok uluslu şirketlerin pazarlarda kapıştığı bu alan son yılların önemli sorunlarından birini de teşkil ediyor.

Tüketim kölesi haline getirilen 21 yüzyıl insanı, sağlıklı ve helal (inan kesim için) ürün yerine lezzet birinci tercih haline ge(tiri)ldi. Bu nedenle de tüketicilerin ezici bir çoğunluğu ürünleri niteliği incelemek yerine reklâmlarından ve ambalajlarından daha çok etkilenmektedirler. Hiç kimse “ucuz etin suyu kara olur” atasözümü hatırlamamaktadır.

Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’ne “Dondurma Tebliği” ve “Yenilebilir Buzlu Ürünler Tebliği” olmak üzere iki ayrı tebliğ var. Piyasada dondurma zannıyla tüketilen bu ürünlerin çoğu dondurma değil. Bunların ezici bir kısmı içinde süt bile barındırmayan ‘yenilebilir buzlar’. İçindeki katkıların bir kısmı ise dünyanın birçok ülkesinde yasaklanmış katkılardan oluşmaktadır. Bu katkıların birçoğu farklı ülkelerde sağlıksızlığı nedeniyle yasaklanmış katkılar. Ancak Tarım e Köy İşleri Bakanlığı EC (E) kodlu bu katkıların hemen hemen (bir istisna hariç) hiç birini yasaklamış değil.

Bizdeki sistem dünyanın tersine işlemektedir. Özellikle gelişmiş ülkelerde toplum sağlığı birinci hedef iken birde şirketlerin karı öncelik sırasının birinci sırasında yer almaktadır. Mazerette hazır eleman yok denetleyemiyoruz. T.C. Anayasanın 172. maddesi devlete yani kamu kurumlarına tüketiciyi koruma görevi vermektedir. Ancak ülkemizde tüketiciyi kamunun elinden koruyacak hiçbir mekanizma yok. Tüketiciler Birliği başta olmak üzere tüketici örgütleri kıt insan ve maddi kaynakla hem özel sektörün hem de kamunun elinde tüketici korumak için can hıraç çalışmaktadır. Dondurma raporumuz, sağlıksız dondurma üretimine izin veren ve gerekli denetim görevini yapmayarak anayasa suçu işleyen devlete (kamuya) ile sağlıksız ürün üreten üreticilere karşı tüketicilere bir uyarı ve bilgilendirme amacıyla hazırlanmış bir çalışmadır.

Ülkemizde yüzyıllardır dünyanın en leziz ve helal dondurması salep, süt ve şeker karışımından üretile gelmiştir. Dondurma bir endüstri ürünü haline geldiğinden bu yana, dondurmanın da hilelisi ve sahtesi yaygınlaştı. Süt, şeker, sahlep üçlüsü ile yapılacak dondurma gerçek dondurmadır. Kıvamını tutturamıyoruz gibi bir gerçek dışı beyanla birçok katkı kullanan üreticilerin ülke tüketicisinin inancını düşünerek jelâtini (E441) dondurma ve diğer gıda maddelerinde kullanmamaya davet ediyoruz.

Piyasada satılan ve dondurma zannedilen ürünlerin çoğu dondurma olmayıp ‘yenilebilir buzlu gıdalardır’. Bunlara dondurma diyemeyiz. Zaten mevzuatta bunlara dondurma dememektedir. Üreticiler ürünlerinin dondurma olmadığını gizlemek için ICE CREAM ve ‘buzlu yiyecek’ gibi yabancı dil ifadelerini büyükçe yazarken ‘yenilebilir buzlu yiyecek’ gibi ifadeleri küçük yazmaktadırlar. Bu nedenle mutlaka gerçekten dondurma olan ürünleri tercih edilmelidir.

Sade dondurmanın maliyeti raporumuzda hesaplanmıştır. Bu dondurmanın fiyat takdirini tüketiciye bırakıyoruz. Ancak bir nokta var ki: Özellikle 2-3 YTL’ye satılan ‘sizin için’, ‘size özel’ gibi ifadelerle sunulan ürünler dondurma değil buzlu yiyecektir. Bunların hacmine bakarak ağırlığı konusunda yanılmamalısınız. Çünkü 1000 ml yazan bu ürünler gerçekte 570 Gr’dır. İçine katılan bazı katkılar nedeniyle kabartılarak hacimli olarak gösterilmektedir.

Denetim konusunda artık Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’ndan ve taşra teşkilatlarından hiçbir beklentimiz yok. Onların mazeretleri çok. Hiçbir konuda yaptıkları analizleri yayınlamamaktadırlar. Yayınlamış olsalar tüketicilerin hiçbir gıdayı tüketmeyeceklerini ve hastanelerdeki hasta sayısında azalma olacağını ve de sosyal güvenlik kuruluşlarımızın daha az zarar edeceğini biliyorlar olsa gerek. Bakanlığa çağrımız olsa olsa artık hiç denetlemeyin yaptığınız masrafa değmez diyoruz. Nasıl olsa denetleseniz de denetlemeseniz de sonuç değişmiyor olacaktır.

Tüketicilerimiz üretim süreçlerini izleyemiyor olsalar da içeriğini bilmedikleri katkılı dondurma ve buzlu ürünleri tüketmemelidirler.

Dondurma alırken inanç ve sağlık faktörünü birlikte düşünmelidirler.

Dondurma yaz ve kış sürekli mutlaka tüketilmelidir. Ancak her satıcıdan değil güvendiğiniz satıcı ve üreticilerin ürünlerini tüketmeliyiz.

Dondurma bir tahterevalliye benziyor. Bir yiyen pişman bir de yemeyen. Yesek ayrı bir sorun yemesek ayrı bir sorun. Fiyat tek kıstas olmamalı. Maliyetinin altında satılması tehlikenin ilk adımıdır. Ancak pahalı satılması kaliteli anlamına da gelmez.

Eleştirsek bile konun hukuki sorumlusu Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ile Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri olduğundan bir sorunda mutlaka Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerine şikâyetlerimizi gecikmeden iletmeliyiz. Ancak şikâyetimizin üretimi yönelik değil de tüketime yönelik olması durumunda mutlaka yazar kasa fişi alıp bunu da her ihtimale karşın saklanması olmazsa olmaz koşullardan biridir.”

Gıda Katkı Maddeleri

Gazlı İçecekler Alkol Analiz Belgeleri

– Jelâtin (% 0,6) (E441)

E441 Gelatin alerjen olabilir. E220 içerebilir. Alerjik ve astımlılar sülfitlerden sakınmalıdır. Hayvansaldır. Domuz ve sığır gibi büyükbaş hayvanların kemiklerinden elde edilir.

E220 Sulphur dioxide kömür katranından saplanır, sülfür ve alçıtaşının yanması ile üretilir; tüm sülfürlü ilaçlar zehirlidir ve kullanımı sınırlandırılmıştır (Amerika’da, FDA** çiğ meyve ve sebzelerde kullanımını yasaklamıştır); astım nöbetlerini azdırdığı ve böbrek fonksiyonları zayıflamış olanlarda metabolizmayı zorladığı, ‘B1 vitamini’ni yok ettiği bilinir; tipik ürünler bira, hafif içecekler, kurutulmuş meyveler, meyve suyu, likör, şarap, sirke ve patates ürünleridir.

Dünyada binlerce alternatif bitki kökenli ürün olmasına rağmen ülkemizdeki üreticilerin ısrarla HARAM (Müslüman ve Yahudiler için) olduğu kuskusu yoğun olan JELATIN’i Çin’den, Avrupa ülkelerinden, Hindistan’dan, Amerika’dan, Ukrayna’dan ithal ederek kullanmaları hayret vericidir. Ülkemizdeki Müslüman tüketiciler uyanıp, haklarını aramaya başlayıncaya kadar da kullanmaya devam edecekler gibi.[i]

Dondurma üreticilerin çoğu kez ürünleri Her gıda katkı maddesine Avrupa Birliği tarafından verilen özel tanıma kodu olan EC kodu olarak da bilinen E kodlarını yazmadıkları için katkı maddesini gerçek adı hakkında sağlıklı bir bilgiye erişmek çoğu kez imkânsızlaşmaktadır. Bu nedenle dondurmalarda yada buzlu yiyeceklerde kullanılması muhtemel katkı maddelerini bilgilerinize sunuyoruz. Gıdaya katılacak katkı maddesi insan sağlığı açısından güvenli olmalı, ancak izin verilen gıdalara ve izin verildiği miktarda katılmalıdır. İzin verilmesi bunların sağlıklı ve helal olduğu anlamına gelmez. Örneğin; E441 koduna sahip Gelatin (Jelâtin) maddesi bazı dondurmalarda yer aldığı görülmüştür. Bu madde elde etme maiyeti çok düşük olması, İslami hassasiyetten uzak ülke ve üreticilerce üretilmesi ve çoğu kez DOMUZ’dan elde edilmesi nedeniyle Müslüman ve Yahudi inancına sahip kimselerce tüketilemez katkı maddeleridir.

Bazı gıda maddelerinde sığır Jelâtini yazmaktadır. Sığır Jelâtinin olması helal olduğu anlamına gelmez. Sığır Jelâtini üreten firmanın o sığır Allah adıyla kesmesi ve temizlemesi gerekmektedir. Batılı Jelâtin üreticileri sığır Jelâtini pahalı olması ve domuz Jelâtinine göre daha sert olması nedeniyle tercih etmemektedir. Helal sayılan tek sığır Jelâtini üreticisi Pakistan’dır. Pakistan’ın sığır Jelâtini üretiminin tamamı sadece Türkiye’ye gelse bile Türkiye’nin Jelâtin ihtiyacını karşılamamaktadır. Kaldı ki Türkiye sadece Pakistan’dan Jelâtin almamaktadır. Jelâtinin ana hammaddesi kemiktir. Kemik ise otel, lokanta, yemek fabrikaları gibi firmalarının atık kemiklerinin toplanması ile elde edilir. Çok miktarda emik gerektiğinden özel bir hassasiyetiniz yoksa domuz en elverişli Jelâtin hammaddesi olmaktadır.

Dondurma sandığımız ürünlere Jelâtin Niçin Eklenir?

Jelâtin ilave edilmesinin sebebi buz parçacıklarının çok küçük olarak teşekkülü sağlamaktadır. Özellikle endüstriyel üretimlerde dondurma donmaması için donma noktasındayken jelâtin çok yumuşak bir jel teşkil etmesini sağlar. Süt, şeker, yumurta ve sahlepten elde edilen gerçek yağlı sütle üretilmiş gerçek dondurmada yağ vb maddeler nedeniyle donma olmadığından jelâtine de ihtiyaç yoktur.

Jelatin yerine aynı amaçla kullanılabilecek emilgatörler var mıdır?

E441 Jelatin (Gelatin)’in görevlerini yapabilecek diğer gıda katkıları şunlardır:

a- PEKTIN (bitkisel-elma kabuklarından elde edilir) E440a

b- AGARAGAR (bitkisel-bir cins deniz yosunundan elde edilir) E406

c- GUARK TOHUMU UNU (bitkisel) E412 (Bazı dondurmalarda kullanılmaktadır)

d- MODIFIYE NISASTA (bitkisel) E1400-E1450

e- KITRE ZAMKI (bitkisel) E413

f- ARAP ZAMKI (bitkisel) E414

g- ALGINATLAR (bitkisel) E401-E404 (Bazı dondurmalarda kullanılmaktadır)

h- KARRAGENAN (bitkisel) E407 (Bazı dondurmalarda kullanılmaktadır)

Katkı Üreticisine Soru

Hej, Hvofor laver I ikke % 100 vegetabiliske vingummier. I danmark lever der mange muslimer, jøder og vegetare.Jeg finder ikke %100 vegetabiliske vingummier i danske supermarkeder. Muslimerne spiser ikke gelatine, lecitin eller E471 fra svin. Hilsen

Niçin % 100 bitkisel olan bir yumuşak şeker üretmiyorsunuz? Danimarka’da birçok Müslüman, Yahudi ve vejeteryan insan yaşıyor. Marketlerde %100 bitkisel katkılı yumuşak şeker bulamıyoruz. Müslümanlar, Domuzdan elde edilmiş gelatin, lecitin ve E 471 gibi bazı katkıları içeren gıdaları yiyemiyorlar. Selamlar H. Kayhan

Katkı Üreticisinin Cevabı

Tak for din henvendelse. Haribo Lakrids A/S anvender en gelatine fremstillet af gris og har nogle specielle egenskaber. Den giver en bl.a. en speciel mundfornemmelse, måden den smelter i munden på, fasthed og bid. Disse egenskaber og kvalitetstegn for Haribo produkter kan vi desværre ikke opnå med vegetabilsk gelatine. Med venlig hislen Haribo Lakrids A/S Maria Meldal Laboratoriet

Basvurunuz için teşekkürler. Haribo Lakrids A/S gelatini domuzdan ve değişik kaynaklardan elde etmektedir. Bu şekilde olması özel bir ağız hissi yani ağızda parçalanabilmesi, ısırma ve çiğneme hissi vermektedir. İşte Haribo, bu özellikleri bitkisel gelatin ile elde edemiyor.

Saygılarımızla Haribo Lakrids A/S Maria Meldal Laboratoriet

Mamullerimizin Hiç Birinde Domuz ve Katkı Ürünleri Yoktur Yazarsa?

Artık moda cümle gıda ürünlerinin Türkçe ve Arapçası’na “Mamulleriz hiçbirinde domuz ve domuzdan mamul katkı yoktur” ve “Mamulleriz hiçbirinde alkol ve çözeltileri yoktur” ibarelerinin yazılması ticari bir moda olmuştur. Modadır çünkü bu ibareleri yazan firmaların birçok ürününde ‘Jelatin’ katkısı vardır. Kimileri ise ‘Hayvansal jelatin’ şeklinde yazmaktadır. Ancak bu firmaların hiçbiri Jelatin satın aldıkları ülke yada üreticinin adını verememektedir. Bu nedenle bu moda tabir mütedeyyin Müslüman ve Yahudi tüketiciler açısından hiçbir anlam ifade etmemektedir.

Kaynak: Tüketiciler Birliği

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Sağlık, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , , | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: