Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 02 May 2008

BAZI GIDA ve KOZMETİK ÜRÜNLERİNDE BULUNABİLEN KATKI MADDELERİ

Posted by Site - Yönetici Mayıs 2, 2008

BAZI GIDA ve KOZMETİK ÜRÜNLERİNDE BULUNABİLEN KATKI MADDELERİ

BAZI GIDA ve KOZMETİK ÜRÜNLERİNDE BULUNABİLEN KATKI MADDELERİ

1 BEBEK MAMASI E332, E333, E508, whey*(peynir altı suyu),sukroz,laktoz,kalsiyum pantotenat,taurin, inositol*, vitaminler*
2 BİSKÜVİ E450a, E500, E471*, E481*, E482*, margarin*
3 CİPSLER E471*, E475*, E481*, E482*
4 ÇİKLET E101*, E102*, E120**, E141*, E296, E320*, E322*, E330, E420, E421, E422*, E464, E950, E951*, E965, fenilalinin, glukonatlar
5 ÇİKOLATA ŞEKERLEME E322*, E432*, E433*, E471*, E472*, E476*, E491*, E492*, E493*, E494*, E495*, E434*, E435*, E436*
6 DİŞ MACUNU Sodyum bikarbonat, gliserin*, Hidratlanmış slikat, sorbitol, tetrasodyum pirofosfat, PEG-6, PEG-32, Sodyum laurilsülfat, Aroma*, selüloz gum, Sodyum florid, Sodyum sakkarin, cl77891, Cl58000, Titanyum dioksit, kalsiyom glukonat, formaldehit, tri sodyum fosfat, dikalsiyum fosfat dihidrat, mono floro fosfat
7 DONDURMA E441**, E471*, E481*
8 EKMEK E170*, E282, E300, E432*, E433*, E434*, E435*, E436*, E471*, E472*e, enzim karışımı*,
9 GAZOZ E202, E211*, E290, E300, E330
10 HAMUR KABARTMA TOZU E450a, E500
11 HAZIR ÇORBA E100*, E150, E330, E412, E621*, malto dekstrin, peynir altı suyu*
12 HAZIR KEK E450a, E500, E471*, E481*, E482*, margarin*
13 JÖLE E100*, E162*, E297, E331, E441**
14 KAHVE KREMASI E341*,E469, E471*, E472*
15 KETÇAP E202, E211*, E300, E412
16 KOLA E150, E338, kafein
17 KREM ŞANTİ E160*, E339*, E340, E407*, E433*, E435*, E471*, E472*, E475*, E932
18 LOKUM E102*, E110*, E124*, E132*
19 MARGARİN E160a*, E202, E270*, E322*, E330, E432*, E433*, E434*, E435*, E436*, E472b*, E472c*, E475, E476, E477, vitaminler*
20 MAYONEZ E432*, E433*, E434*, E435*, E436*, E472c*, E472*e
21 MISIR GEVREĞİ E101*, E170*, E321*, E339, E341*, E375, folakin (folik asit), pantotenik asit, tiamin
22 NEKTAR (MEYVE SUYU) E300, E330
23 PASTA E432*, E433*, E434*, E435*, E436*, E441*,E450*, E471*, E472*, E475*, E477*, margarin*, E500
24 PUDİNG E102*, E110*, E160a*, E407*
25 TON BALIĞI E410, E412, E415
26 TOZ MEYVE İÇECEKLERİ E101*, E102*, E110*, E129*, E171, E330, E331, E341*, E375, E414, E415, E440, E466, E500, E551, E950, E951*, E954, maltodekstrin, folakin (folik asit)
27 TUZ E514, E554, potasyum iyodid
28 YOĞURT E441**
İşaretsiz ” siyah ” E numaraları helal kabul edilen katkıları gösterir.
kırmızı ” E numaraları sağlık için tehlikeli katkıları gösterir.
” ** ” işaretleri kesin hayvan (çoğunlukla domuz) kökenli katkıları gösterir.(haram)
” * ” Bitkisel veya hayvansal kökenli olabilir. Alkolle muamele edilmiş veya edilmemiş olabilir.Bu sebeple (şüpheli) kabul edilen katkıları gösterir.
Kaynak: animal-ingredients.hypermart.net http://www.foodag.com ve http://www.muslimconsumergroup.com HACSG (Hiperaktif çocukları destekleme grubu),www.ifanca.org, http://www.ehalalfood.com, http://www.eathalal.com, http://www.whatisinit.com, http://www.halalpak.com internet sayfalarından faydalanılmıştır.


Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, E - Domuz Kökenli - Haram Katkılı Maddeler, Güncel, Gündem, Genel, Haramlar - Helaller, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | 1 Comment »

“Oy gurban olayım sağa! Biz gardaşuk…”

Posted by Site - Yönetici Mayıs 2, 2008

evimizden-c3a7c4b1karken-okunacak-dua

“Oy gurban olayım sağa! Biz gardaşuk…”

Oflu‘nun biri Osmanlı zamanı askere alınmış. Tesadüfe bakın ki; kur’ası Yemen’e çıkmış.

O zamanlar Yemen’e altı ayda gidilir, altı ayda gelinirmiş. Tabiî gelinebilirse…

Çünkü Yemen ahâlîsi ekseriyetle Alevîliğin Zeydiyye koluna mensûb olduğundan onlar “Hilâfet”i tanımaz “İmâmet”e inanırlar. Bundan dolayı Osmanlı’yı pek çok uğraştırmışlar ve çete muharebeleriyle sayısız Anadolu evladını hâinâne bir sûrette öldürmüşlerdir.

Osmanlıların Yemen’e bir ihtiyacı yoktu. Yemen, Osmanlı toprağı olsa da, olmasa da bir şey değişmezdi. Ancak Mekke ve Medine’nin emniyeti bakımından Kızıldeniz’in girişindeki bu ülkede asker bulundurmak ihtiyacı vardı. Bu stratejik (sevku’l-ceyşî) zarûret sebebiyle oraya gönderilen Osmanlı askerlerinin pek çoğu vatanlarına dönememiş, bundan dolayı yanık türkülerimizden biri olan “Yemen Türküsü” Anadolu’da harc-ı âlem bir hâle gelmişti. Bu türküde:

“Bura Yemen’dir,

Gülü çemendir

Giden gelmiyor

Acep nedendir.”

Yahut;

“Burası Huş’tur

Yolu yokuştur

Giden gelmiyor

Acep ne iştir.”

sözleriyle bu hazîn Yemen mâcerasının dillerde kalmış bir hâtıra ve terennümüdür. “Hûş” Yemen’de merkez Sana’nın yüzelli kilometre kuzeybatısında bir şehirdir. Yemenliler buraya kelimeyi cemi’lendirerek (çoğul yaparak) “Hûşân” derler. Hâlâ burada yüksek bir dağın tepesinden Türklerden kalma bir kale ve geniş bir “Türk Şehitliği” vardır.

Bizim Oflu, on yıl burada askerlik yaptıktan sonra terhîs edilmek üzere İstanbul’a geri gelmiş. Selimiye kışlasında son günlerini geçiriyor ve terhîs tezkeresini bekliyormuş. Bu esnâda kışlanın yemekhânesinde çalıştırılıyormuş… Uzun bir sırığa takılan karavanayı iki asker omuzlarında götürüyorlarmış. Bir gün bizim Oflu’ya eş olarak acemi erlerden biri düşmüş. Karavanayı omuzlayıp götürürlerken bu acemi eri gözü ısıran, on seneden beri de vatanından çok uzakta olan Oflu’nun kafası karışmış. Sırığın diğer ucunu omuzuna atmış yürümekte olan acemiye demiş ki:

“– Ula habu karavanayı koy yere bakayum. Sağa bir şey soracağum. Yüzüne bakayrum, sanki seni bir yerden tanıyrum. Bir yandan da düşüniyrum, on seneden beri ben Yemen’deyim. Sen daha çocuksun. Ula adın nedur?”

Acemi er:

“– Mehmed” demiş ve ilâve etmiş. “Seninki?”

“– Ahmed” demiş ve bundan sonra aralarındaki konuşma şu minval üzere devam etmiş:

“– Ula nerelisun?”

“– Trabzonliyum. Ya sen?”

“– Ben da.”

“– Ula Trabzon’un neresindensun?”

“– Ofliyum. Ya sen?”

“– Ben da.”

“– Ula, Of’in hangi köyündensun?”

“– Çufaruksa!”dan,Ya sen?”

“− Ben da.”

“– Ula evunuz köyün neresündedur?”

“– Köyün yukarsunda, mezarluğun yanidur.”

“– Ula babanin adu nedur?”

“– Recep.”

Oflu heyecanla ilâve etmiş:

“− La ananun adi nedur?” Acemi er:

“− Hava!” deyince Oflu, elinde tuttuğu karavana omuzluğunu fırlatarak karşısındaki gence sarılmış ve:

“− Oy gurban olayım sağa! Biz gardaşuk. Sen benim Yemen’e giderken köyde bıraktuğum küçük gardaşum Mehmed imişsin.” demiş ve ağlamaya başlamış.

Not: “Türküm!..” veya “Kürdüm!..” diyerek birbirleriyle kavgaya heveslenen bütün evlâd-ı vatana ithâf olunur.

Kaynak: Kadir Mısıroğlu, İthaflı Fıkralar

Posted in Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İlginç | Etiketler: , | Leave a Comment »

“Allâh’a ne cevap vereceksin, onu düşün!”

Posted by Site - Yönetici Mayıs 2, 2008

Allâh’a ne cevap vereceksin, onu düşün

“Allâh’a ne cevap vereceksin, onu düşün!”

Tasavvuftan-tevâzudan mahrum zâhirî ilim erbâbı bir zât, bir gün Mevlânâ Câmi (k.s.) hazretlerinin huzurunda kendi üstünlüklerini sayıp dökerek diyor ki:

— Hüsrev’e şöyle cevap verdim… Kemâl’e böyle cevap verdim… Zâhir’e şu şekilde nazîre söyledim… Selmân’a böyle nazîre yaptım… ve diğerlerine de şöyle-şöyle cevaplar verdim, diye boş laflarla durmadan övünüp duruyordu.

Bunun üzerine Mevlânâ Câmi hazretleri şöyle buyurdular:

— Bunlara bugün bu cevabı vermişsin amma… Yarın Allâh’a ne cevap vereceksin… O mühim… Asıl sen onu söyle…

* * *

Şüphesiz Mevlânâ Câmi hazretleri bu sözleriyle, o ilmiyle mağrûr zâta, sahip olduğu ilmi nerede ve ne maksatla kullandığının kendisine mutlaka sorulacağını…

Dolayısıyla düşünmesi gerekenin, bu suâle nasıl cevap verebileceği hususu olduğunu hatırlatıyordu. Zira Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) buyurmuşlardır ki:

“Kim câhillerle münâkaşa etmek veya âlimlere karşı böbürlenmek yahut da insanların dikkatlerini kendi üzerine çekmek gâyesiyle ilim tahsil ederse, o cehennemdedir.”

(Canan, İbrahim, Kütüb-i Sitte Muhtasarı, 16, 550)

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: