Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 29 Nis 2008

Hz.Hadice’yi bu fedakârlıkları için unutmuyorum

Posted by Site - Yönetici Nisan 29, 2008

h-z-muhammed-s-a-v-in-genclik-donemi-ebu-hureyre-ve-gunahkar-kadingzel_krmz_pembe_sar_mavi_beyaz_gller_yeil_gl_15-copy

Hz.Hadice’yi bu fedakârlıkları için unutmuyorum

Eline aldığı kuru hurma dalına dayanarak Rasulullah’ın kapısına gelen yaşlı kadın içeri girmek arzusunu izhar edince Hz. Aişe validemiz “Ya Rasulellah! Kim olduğunu bilmediğimiz ihtiyare bir kadın zatınızı görmek istiyor!” dedi.”Müsaade edin gelsin!” buyurdular. İhtiyarlıktan rükû eder halde duran kadın, hurma dalından edindiği asasına dayanarak içeri girdi, bir iki adım ilerleyince onu tanıyan Rasulullah hemen ayağa kalktılar; altlarındaki içi hurma lifi dolu minderi göstererek oturmasını istediler.

Rasulullah’ın bu kadına hürmeti ve alakası, orada bulunan Hz. Ömer’in dikkatini çekti, hatta kim olduğunu merak etteğini ihtiyareye gösterilen ikramı fazla bulduğu içindir ki, ihtiyare kalkıp gidince “Ya rasülullah! Bu kadın kimdi ki; ona ayağa kalkacak kadar hürmet ettiniz, minderinizi verecek kadar alâka gösterdiniz?” dedi. Rasülullahın cevabı tek cümleden ibaretti:”bu kadın bizim hadice’nin dostlarındandı!” Efendimiz (sav) seneler evvel vefat etmiş hadice validemize neden bu kadar alâka duyuyordu ki, onun dostlarına bile ayağa kalkıyor, minderini vermek kadirşinaslığında bulunuyordu? Hz.Hadice validemizin kendisini bu derece sevdiren hususiyeti neydi? Bu sualin cevabını Hz Âişe validemizin hazır bulunduğu mecliste cereyan eden hatırada bulmak mümkündür: Peygamber Efendimiz aile sohbetinde Hz. Hadice validemizi uzun uzun yâdetmiş, bazı hatıraları yeniden anlatarak geçmiş günlerini dile getirmişti.

Hz. Aişe “Ya Rasülallah! Seneler evvel ölüp gitmiş yaşlı bir kadını bukadar hatırlayıp yadetmekte ne fayda var? Allah size ondan daha genç ve güzelini ihsan etmiş, ağzında dişi bile kalmamış bir ihtiyare yerine daha gencini vermiştir!” dedi. Aişe validemizin bu sözlerine mukabil Rasüllüllah Efendimizin Hadice validemizi niçin unutmadığını bildiren cevabı dikkat ve ibrete değer :” Ya Aişe! Seneler geçtiği halde Hadice’yi unutmayışım, onun dış güzelliğinden değildir. Herkes beni red ve inkâr ettiği zaman Hadice bana inandı ve tasdik etti. Etrafımdakiler “yalancısın!” dediği zaman Hadice bana “doğru söylüyorsun, asla çekinme!” dedi. İnsanlar benden bir pulu esirgediğinde Hadice bütün servetini önüme sererek “bunların hepsi emrindedir, istediğin kadar harcayabilirsin!” dedi. Dünyada yalnız kaldığım günlerde Hadice benden asla geri kalmadı, “bunların hepsi geçicidir, üzülme, ileride bu güçlükleri kolaylıklar takip edecektir!” dedi. İşte ben Hadice’yi bu fedakârlıkları için unutmuyorum!”. Hz Hadice’yi seneler geçtiği halde unutturmayan meziyetleri, Rasülullah nezdinde kadın arkadaşına oturduğu minderini verdirecekkadar kazanmış olduğu itibar ve kıymeti günümüz hanımlarının dikkatlerini çekmelidir. Hanımlar hizmette fedakârca çalışan kocalarına engel olmamalı, Hadice annamiz gibi bütün kuvvet ve imkânlarıyla dava uğrunda çalışan beylerini takviyeyle onlara yardımcı olmalıdırlar.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Aişe ( r.a ), H.z Hatice, H.z Muhammed ( s.a.v ), Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 2 Comments »

Yalanın bile caiz olduğu yerler

Posted by Site - Yönetici Nisan 29, 2008

cakalin-tavusluk-iddiasi

Yalanın bile caiz olduğu yerler

Gerek aile ve gerekse toplumun huzurunu-sükunu ifsat eden-bozan illetin (yalanın) bile caiz olduğu caiz olduğu yerler vardır. İşte o yerleri Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bize şöyle beyan ediyor:

“Her yalan âdemoğlunun aleyhine yazılır; ancak üç yalan hariç:

1. Kişi harpte yalan söyleyebilir; zira harp hiledir.

2. Bir adam (kırgın ve dargın olan) hanımına (başkaca çaresi ve yolu kalmamışsa) yalan söyleyerek onu razı edebilir.

3. Bir kimse, (birbirlerine küs olan iki insanın) arasını düzeltmek için yalan söyleyebilir.” (1)

***

AÇIKLAMA

Yalan, fertlerin ve toplumun huzurunu bozduğu, ahlâkını dejenere ettiği için haram kılınmıştır. Harbin/savaşın da her türlüsü zaten doğrudan milletlerin huzur ve sükûnunu bozan; din-iman, can-mal, ırz-namus emniyetine zarar veren bir illettir…

Kırgınlıklar-dargınlıklar ise genel olarak toplumun, özel olarak eşlerin, kardeşlerin-arkadaşların, evlat ile ebeveynin… huzurunu kaçıran olumsuz huylardır.

O bakımdan, gerek düşmanla savaşta onlara üstünlük sağlayıp zararlarından emin olabilmek ve gerekse küslerin/dargınların aralarını düzeltip huzuru temin etmek için başka çare kalmamışsa, yalan söylenebilir.

İşte bu noktada yalan söylemenin caiz olduğunu, bu sözlerin yalan hükmünde olmadığını haber veriyor Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) bizlere…

Hasılı;

Mü’minler arasında huzur, sükûn ve güvenin bozulması son derece tehlikeli olduğu içindir ki, bunun temin ve tesis edilmesinde “yalan” gibi bir yasağa dahi ruhsat vermiştir Yüce dinimiz.

Rabbim rızasısından, Resûlünün sünnetine ittibadan, sair sevdiklerinin yolunu takipten ayırmasın.

Halis Ece
 
DİPNOT
(1) Süyûti, Feyzu’l-Kadir, Matbaa-i Mustafa Muhammed, Mısır, 1938, V, 10.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: