Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 22 Nis 2008

HZ. ALİ’DEN (R.A.) HİKMETLİ SÖZLER

Posted by Site - Yönetici Nisan 22, 2008

H.z Ali,muhammed,peygamber,h.z hasan.hz. huseyin.ehli beyt

HZ. ALİ’DEN (R.A.) HİKMETLİ SÖZLER

• Câhil, bilmediğini sormaktan utanmasın. Âlim, içinden tam olarak çıkamadığı bir meselede, “En iyisini Allah bilir” demekten sıkılmasın.

• Hevây u hevese uymak, insanı hak yoldan alır. Uzun emelli olmak ise, âhireti unutturur.

• Gerçek fakih ve âlim odur ki;

– İnsanlara Allah’ın rahmetinden ümit kestirmez, azâbından emin kılmaz.

– Allâh’a isyan yolunda tâviz vermez.

– Kur’ân’a karşı rağbeti bıraktırıp başka şeylere götürmez.

• Kalpler, içi boş kaplara benzer. Hayırlı olan, hayırla dolu olandır.

• Takvâ, hataya devamı bırakmak, amellere güvenip aldanmamaktır.

• Elinde bolca dünyalık varsa, onunla ferahlanma! Ondan kaybettiğin olursa, hüzne boğulma! Bütün gayretini ölümden sonrası için harca…

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ali, Nasihat, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | 2 Comments »

PEYGAMBER (AS) DAN ÖNCE ve SONRA TIP

Posted by Site - Yönetici Nisan 22, 2008

PEYGAMBER (AS) DAN ÖNCE ve SONRA TIP

PEYGAMBER (AS) DAN ÖNCE ve SONRA TIP

Peygamber (as) dan önce Araplar’da tedavi için çok yanlış ve gülünç yöntemlere baş vuruluyordu. Bundan da insanlar çok zarar görüyor ve iyileşeceği yerde derdi artıyordu.

Araplarda hastalıkların sebebi kötü ruhlardı. Bunun için tedavi, sihirbazlara ve büyücülere kalmıştı. Hastaların iyileşmesi için tılsımlar yapılırdı. Hasta, ne tür hasta olursa olsun tılsım yapılır ve dağlanırdı.

Diğer yandan büyü ile sihir ile tapınaklarda kurban sunmakla tedavi yoluna gidilirdi. Hastalar iyileşmeleri için putlara yalvarırlardı.

Kemiklerden medet beklenirdi. Araplar, üzerlerinde hasta olma-maları veya iyileşmeleri ve korunmaları için hayvan kemikleri taşırlardı.

Prof Dr. Asaf Ataseven şöyle diyor:

“Araplar, beraberinde bir tavşan kemiği taşıdıkları takdirde hasta-lıklardan korunacaklarına inanırlardı; yılan sokmuş bir kimseyi zehir vücutta yayılmasın diye uyutmazlar, üzerine ziller takarlardı. Korkmuş bir kadının yüreğinin soğuduğuna inanarak sıcak su içirirlerdi. Çocukların çıkan dişlerini güneşe doğru attıkları takdirde yeni dişlerinin muntazam çıkacağına inanırlardı. Şaşıları değirmen taşına baktırarak tedavi yoluna giderlerdi. Yaraları kızgın demirle dağlarlardı. Vebadan korunmak için merkep gibi anırırlardı. Hastalıkları kahinlere gösterirler, sihir yaparlar, tapınaklarda putlara kurbanlar keserlerdi. Hastaların içine giren şeytanı bu şekilde çıkaracaklarına inanırlardı.” (Diyanet Dergisi, Özel Sayı:4/95)

Araplar, tedavi için ruh çağırırlar ve hastalıkları kovarlardı. Hastalara kurşun dökerlerdi. Zehirli hayvan sokmalarına karşı zil takarlardı… Daha bunlar gibi bir çok yanlış yollara başvururlardı.

Dünyanın diğer topluluklarında hastalar ve hastalıklar için uygulanan usul bundan pek farklı değildi.

Ölüleri diriltme, körleri iyileştirme mucizesi verilen İsa Peygamber, tıpla ilgili bilgiler vermemiş, korunma ve tedavi ile ilgili uygulamalar ortaya koymamıştı.

İncil’de: “Yıkanmamış eller insanı kirletmez.” (Matta:15/20) denilmekteydi.

Yüzyıllarca kilise, hastalara şeytan musallat olmuş muamelesi yaparak ateşlerde yakmıştır.

“Rahipler beden temizliğini ruh temizliğine aykırı saymış hep vücutlarını yıkamaktan kaçınmış-lardır. Rahip Antoni ömrü boyunca ayaklarını yıkama günahını irtikap etmemiştir. Övgüsünü almıştır.” (Ebul Hasan Ali Nedevi, Müslümanların gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti Sh.135)

“16.yyılın ünlü heykelcisi Michelangelo’ya babası yazdığı mektupta: “Yıkanmaktan sakın. Her türlü hastalık sudan gelir. Gerekirse adam tut, kirlerini kazıt. Ama sakın yıkanma.” Demiştir.

Avrupa’da insanlar ancak vaftiz olurken su ile yıkanırlardı. Yıkanmamaktan kaynaklanan kokuyu, ağır kokular sürerek vücut kokularını örtmeye çalışırlardı.” (Hayat Ansiklopedisi, Hamam Maddesi)

“17.yyıl Avrupa’da temizlik, banyo bilinmiyordu. Vaftiz suyu gitmesin diye yıkanılmazdı.” (Yılmaz Öztüna, Türkiye Tarihi:11/274)

“Avrupa’da temizlik soylular arasında bile bilinmiyordu. Çatal, kaşık bilinmiyor, banyo kullanılmı-yordu. Salgın hastalıklar yaygındı. Yıkanmak kutsal vaftiz suyundan mahrum kalmaktı.” (Age)

“1780’de sokaklardaki pis kokular karşısında yetkililer, Parislilerin evlerde lağım çukuru açmasını, lazımlıkları pencerelerden sokağa dökmemesi kararını aldı.” (Ahmet Gürkan, İslâm Kültürünün Garbı Medenileştirmesi:71)

19.y.yılın başına kadar Batı’da hastalar lanetli kimseler olarak kabul edilmiş, şeytanla işbirliği yaptığına inanılırdı; yakılır, öldürülür veya zincire vurulurdu.

19.y.yılın yarısına kadar Avrupa’da mendil kullanılmazdı. Sümük atma yarışları yapılırdı. Versay Sarayında tuvalet yoktu…

Hastalar, Hz.Peygamber (as) ile beraber şefkat, merhamet görmüş, hasta ziyareti sevaplı bir iş olarak tavsiye edilmiştir.

Peygamber (as)ın sünnetinde temizlik imanın yarısı kabul edilmiş, her türlü temizlik olmadan ibadet olmaz demiş ve abdest, gusül farz kılınmıştır. Bir şey yiyip içmeden ve yiyip içtikten sonra eller mutlaka yıkanacaktır.

Tıbb-ı Nebevi ışığında İslâm alimleri tıpta büyük buluşlar yapmışlardır. Bunlardan birkaç örnek verelim.

– İbni Sina: (980 – 1037) Tıbba çok yenilikler getirmiştir. “El-Kanun Fit-Tıp” adlı kitabı İslâm dünyasında ve Avrupa’da tıbbın temelini oluşturmuş, 600 yıl Avrupa üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulmuştur.

– Razi (864 – 925) Çiçek ve kızamık hastalıklarını keşfetmiş ve bu konuda ilk kitap yazan ilim adamıdır.

– Ali bin Abbas (? – 994) Kanser ameliyatı yapmıştır.

– Kamber Vesim (? – 1961) Verem mikrobunu bulmuştur.

– Ali Bin İsa, gözle ilgili kitap yazmış, 19.y.yıl ortalarına kadar ders kitabı olarak okutulmuştur.

– İbni Cessâs (? – 1009) Cüzam hastalığının sebep ve tedavilerini göstermiş, ilmi yollarla vebanın bulaşıcı bir hastalık olduğunu ortaya koymuştur.

– Akşemseddin (1389 – 1459) mikroptan gözle görülemeyen küçük canlılar diye bahsetmiş, mikrobu keşfetmiştir. Sirayet (bulaşma) ve kalıtım hakkında bilgiler vermiştir. (Daha geniş bilgi için Prof.Dr.İ. Canan Hadis Ans:10/539-540)

Mustafa Öselmis

Posted in Bilim, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tarih, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: