Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 06 Nis 2008

Hz. Ömer (r.a.) Nasihatler

Posted by Site - Yönetici Nisan 6, 2008

h.z.Ömer

Hz. Ömer (r.a.) Nasihatler

1. Sana kötülük yapan kimseyi ona iyilik yaparak cezâlandır.

2. Hakîkatı anlayana kadar din kardeşinin davranışını iyiye yor.

3. Müslüman kardeşinin ağzından çıkan bir lakırdıyı iyiye yor mümkün oldukça kötüye yorma.

4. Kendini töhmet altında bırakacak işlere mübâşeret eden, kendisi hakkında kötü düşünenleri kınamasın.

5. Sırrını gizleyen murâdına erer.

6. Sâdık arkadaşlar edin, gölgelerinde yaşarsın. Çünkü sâdık dostlar, huzurlu anlarda süs, sıkıntılı demlerde silahtır.

7. Seni ölüme götürse de doğruluktan ayrılma.

8. Seni ilgilendirmeyen işe karışma.

9. Henüz vukû’ bulmamış şeylerden sorma.

10. İhtiyâcını, onu gidermeni istemeyenlere iletme.

11. Yalan yere yemîni hafîfe alma, Allah seni helâk eder.

12. Kötülüklerini öğrenmek düşüncesiyle de olsa fâcirlerle arkadaş olma.

13. Düşmanlarından uzak dur.

14. Güvenmediğin dostlarından sakın. Güvenilir kimse de Allah’tan korkandır.

15. Mezarlıklarda derin saygı içinde ol.

16. Tâat ânında kendini zavallı gör.

17. Günah işlemek istersen sonunu düşün.

18. Herhangi bir işinde, Allah’tan korkanlarla istişâre et. Zîrâ Allah: Meâlen “Allah’tan, kulları arasında yalnız âlimler korkar,” buyurur.

(Hayatü’s-Sahâbe 4-209/211

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Düşündüren Sözler, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Güzel Sözler, Genel, H.z Ömer, Nasihat, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İlginç | Leave a Comment »

Su içmenin sunnetleri.

Posted by Site - Yönetici Nisan 6, 2008

Su içmenin sunnetleri

Su içmenin sunnetleri:

1- Suyu hizli degil, yavas içmek
Hazret-i Ali (ra) bildirmistir: Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Su ictiginizde emerek (yudum yudum) için, agziniza dokercesine içmeyin” buyurmustur.

2- Suyu bir defada degil, iki veya uç defada içmek ve içerken içine nefes vermemek.

Ebu Katade (ra) bildirmistir: Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki:
Sizden biriniz su içtiginde su kabina uflemesin.” (Solunum sistemindeki bakteri ve mikroplarin sindirim sistemine karismamasi icin)

Ebu Said (ra) anlatmistir: Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki:
Su bardagini agzindan uzaklastir, sonra nefes al.

3- Suyu mumkunse oturarak icmek, mumkun degilse ayakta icmek
Ebu Said el-Hudri, Resulullah’in (s.a.v.) suyu ayakta dikilerek icmeyi yasakladigini bildirmistir. Fakat Hazret-i Ali’den (ra) gelen bir rivayet de soyledir: Hazret-i Ali (ra) Kufe mescidinin kapisinda ayakta su icti ve soyle dedi: “Bazi kimseler birisinin ayakta su ictigini fena gorurler. Halbuki ben Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) benim ictigimi gordugunuz gibi su ictigini gordum.”

4- Suyu sag eliyle icmek.
Ibn-i Omer (ra) bildirmistir: Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki:
Biriniz yemek yedigi zaman sag eli ile yesin. Ictigi zaman da sag eliyle icsin. Cunku seytan sol eli ile yer, sol eli ile icer.

5- Suyu icerken “Bismillahirrahmanirrahim” demek. Ictikten sonra Allah’a hamd etmek, yani “Elhamdulillah” demek.
Ebu Hureyre (ra) uzunca bir hadisin sonunda bildirmistir: “Resulullah (s.a.v) sut kadehini aldi, Besmele cekti, icti ve Allah’a hamd etti.

Omer ibn-i Seleme (ra) bildirmistir: Ben Resulullah’in (asm) terbiyesinde bulunuyordum. Yemek yerken elim yemek kabinin her tarafinda dolasirdi. Resulullah (asm) bana: “Cocugum! Allah’in adini an. Sag elinle ye ve sana yakin olan taraftan ye” buyurdu.

6- Suyu aile icinde de olsa ikram etmek
Irbad bin Sariye (ra) bildirmistir: Allah Resulu (asm) soyle buyurdu:
Erkek hanimina su dahi icirse ondan sevap kazanir.”.

Aile ve arkadas ortaminda eger herkes susamis ise, uygun olan once baskalarina suyu ikram etmektir.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Edep - Hürmet - Saygı, Görgü Kuralları, Güncel, Gündem, Genel, Nasihat, Takva, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Salavat-ı Şerifeler

Posted by Site - Yönetici Nisan 6, 2008

Salavat-ı Şerifeler

Salavat-ı Şerifeler

1. Salât-ı Münciye

“Allâahümme salli alâa seyyidinâa Muhammedin ve alâa âali seyyidinâa Muhammedin salâaten tünciinâa bihâa min cemî’il-ehvâali ve’l âafâat. [Arapça metinde “ehvâl” kelimesi, “ahvâl” olarak dizilmiş; doğrusu burada yazıldığı gibi “ehvâl”dir. Düzeltir özür dileriz.] Ve takdıy lenâa bihâa cemî’alhaacâat ve tütahhirunâa bihâa min cemî’is-seyyi’âat ve terfeunâa bihâa indeke a’led-derecâat ve tübelligunâa bihâa aksa’l gaayâati min cemî’il-hayrâti fi’l-hayâati ve ba’del-memâat. Inneke alâa külli sey’in kadiyr.”

Mânâsı: “Allâh’ım, Efendimiz Muhammed’e ve ehl-i beytine bizi bütün korku ve âfetlerden kurtaracağın, bütün ihtiyaçlarımızı göndereceğin, bütün günahlarımızdan temizleyeceğin, nezdindeki derecelerin en yücesine yükselteceğin, hayatta ve ölümden sonra bütün hayırların nihâyetine ulaştıracağın şekilde râhmet eyle. Muhakkak sen her şeye kaadirsin.”

2. Salât-ı Nâriye

“Allâahümme salli salâaten kâamileten ve sellim selâmen tâammen alâa seyyidinâa Muhammedini’l-lezii tenhallü bi-hil’ukadü ve tenfericü bihi’l-kürabü ve tükdaa bihi’l-havâaicü ve tünâalü bihi’r ragaaibü ve husnü’lhavâatimi ve husnü’l-havâatimi ve yüsteska’l gamâamü bivechihi’l-keriim ve alâa âalihii ve sahbihii fîi külli lemhatin ve nefesin bi-adedi külli ma’lûmin lek.”

Mânâsı: “Allâh’ım, kendisi hürmetine dügümler çözülen, gamlar-kederler açılan, ihtiyaçlar giderilen, isteklere, hüsn-i hâtimelere güzel âkibetlere nâil olunan, kerem (cömertlik) sahibi yüzü-suyu hürmetine bulutların sulandığı, Efendimiz Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.) ve onun âl ve ashâbına; her bakış ve her nefeste ve zâtınca mâlum olanların sayısınca, kâmil bir rahmet ve tam bir selâmet ihsan eyle.”

Her gün Peygamber Efendimize çokça salevât okumalıdır. Bilhassa salât-i münciye, salât-i nâriye ve salât-i fethiyye‘ye devam edilmelidir. Herhangi bir sıkıntı anında bunların hatmi yapılarak duâ edilirse, Cenâb-ı Hak dilekleri kabul eder. Salât-i Münciye’nin hatmi 1000, salât-i nâriye’nin hatmi ise 4444 defa okumaktır.

3. Salât-ı Fethiyye

“Allâahümme salli ve sellim ve bâarik alâa seyyidinâ Muhammedini’l-fâtihi limâa uğlika ve’l-hâtimi limâa sebeka nâasıri’l-hakkı bi’l-hakkı ve’lhâadii ilâa sirâatıke’l müstakıym ve alâa âalihii hakka kadrihii ve mikdâarihi’lazıym.”

Mânâsı: “Allâh’im salât ve selâm eyle ve mübarek kıl; kilitlenmişlerin açıcısı, öncekilerin sonuncusu, Hakk’a hak ile yardımcı, doğru yoluna hidâyet eden Efendimiz Muhammed’e ve onun ehl-i beytine onun kadrince ve azîm mikdarınca.”

(Muhtasar İlmihal, Hasan Arıkan, Fazilet Neşriyat, İstanbul, yyy., s. 168-170)

 


Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

BİR İHTİDA HİKAYESİ

Posted by Site - Yönetici Nisan 6, 2008

20120603_194237 copy.jpgeee

BİR İHTİDA HİKAYESİ

– Nasıl Müslüman oldunuz?

– Çarşıda Hristiyanlık tebliğ yaptığım bir tezgâhım vardı. Bu tezgâhı açıyor, üzerine İncil ve diğer kitapları diziyor, insanlara bir şeyler anlatmaya çalışıyordum. Bu işi her Pazartesi yapıyordum. Yaklaşık bir sene kadar sonra yine bir pazartesi tezgâhın başında dururken bir Müslüman geldi. Beni dinledi ve sonra şunu söyledi:

– Sen bana dinini anlattın. Peki benim dinimi biliyor musun sen? Merak edip bir camiye gittin mi? Hiç Kur’ana göz attın mı? Eğer sen başkasının dinini bilmiyorsan nasıl doğruyu tebliğ ettiğine inanabilirsin ki? Doğruyu bulmak, ancak mukâyese ile olur.

O zaman bu uyarıyı çok fazla dikkate almamıştım.

Sonra düşünmeye başladım.. Söyledikleri doğruydu. Müslümanlığı öğrenmeliydim. İçimde gidip Müslüman ülkelerde misyonerlik faaliyeti yapmak isteği uyandı.

Papazdım Kur’an’ı okumaya başladıktan sonra bütün görüşlerim alt üst olmuştu. İncil’deki İsa aleyhisselam’la Pavlos’un öğrettiği İsa arasında fark vardı. Bunu anladıktan sonra gün be gün daha çok Müslümanlığa yaklaştığımı, Hristiyanlıktan uzaklaştığımı hissettim.

Ve bir Pazar günü kilise’de ayin sırasında koraya ilahi söyletiyordum. İlahi teslisle alakalı idi. O esnada çok güçlü bir şekilde İslam’a çağrıldığımı hissettim. Eve döndüğümde kalbimin “Allah Allah “ diye attığını hissediyordum. O hal içerisinde bir elime Kur!’an-ı bir elime de İncil’i aldım: ‘Rabbim! Kitabın hangisi ise ban göster diye Allah’a dua ettim. Misyoner olarak bir Müslüman ülkeye gitmek üzere tüm hazırlıklarımı bitirmiştim. Eğer Müslüman olursam büyük bir bedel ödeyeceğimin farkına vardım. Her şeyimi kaybedecektim. O anda hamdolsun Allah yardım etti. Kalbim Kur’an-a aktı ve Müslüman olmaya karar verdim. Ne olursa olsun o bedel ödemeye karar verdim.

Bir Müslüman derneğe gittim. İmama tüm hikâyemi anlattım. Çok şaşırdı. Sonra abdest aldım, şehadet getirdim ve ismimi seçtim. Dernekteki yirmiye yakın Müslüman beni gözyaşları içinde tebrik ettiler. Bir kardeş ‘ Allah birisini sevince onun kalbini İslam’a açar’ dedi. Çok sevindim. Yeniden dünyaya gelmiş gibi oldum.

(Fransız mühtedi Musa BELFORT)

Hidayete erenler islâmın gerçek değerini anlıyorlar ama, Müslüman doğup Müslüman bir ülkede yaşayanlar acaba ne kadar anlıyor. Allah insanlara şuur versin ve islâmın değerini anlayanlardan eylesin.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Her Şeyin Hayırlısını İstemek

Posted by Site - Yönetici Nisan 6, 2008

Her Şeyin Hayırlısını İstemek,Hanım takva ehli olunca

Her Şeyin Hayırlısını İstemek

Kim Allâh’tan korkarsa, Allâh ona bir çıkış yolu ihsan eder ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allâh’a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz Allâh emrini yerine getirendir. Allâh her şey için ölçü koymuştur.” (Talak, 2-3)

Fatma hanım, sırtına ekin destesini aldı ve düşünceyle ilerlemeye başladı.

Birden kayınvalidesinin sesiyle kendine geldi:
“-Kız Fatma çabuk buraya gel. Sari inek doğuruyor, yardim et!..”

Can havliyle sırtındaki destesini indirdi ve ahıra koştu.

Aman Yâ Rabbi… Hayvan da olsa, ne kadar acı çekiyordu.

Fatma hanim, kayınvalidesiyle birlikte hayvanin doğum yapmasına yardım ediyordu.

Kayınvalidesi:
“-Bir hayli zor olacak galiba!..” dedi.

-Evet zora benziyor. Dana toplu herhâlde.” diye mırıldandı Fatma hanim da…

Fatma, hayvan aci çekmesin diye şifâ âyetlerini, ardından bildiği bütün sûreleri okumaya başladı.
Kayınvalidesi:
“-Deli kız, ineğe de okunur mu?” dedi.

Fatma ise:
“-Ana bak, çok aci çekiyor, yüreğim dayanmıyor.” diye cevap verdi, gözyaşlarıyla…

Bir saat zorlu bir çabanin ardindan, sari kizin bir tosunu oldu.

Sarı kız hemen şefkatle onu yalayıp kokladı.

Fatma’nın bütün merhameti, sanki gözlerinden yaslarla ılık ılık akıyordu.

Kayınvalidesi:
“-Bak, ineğin bile yavrusu oldu. Dört senedir bu kapıdasın, bir torun veremedin kucağımıza!” dedi.

Fatma ise:
“-Allâh hayırlı evlat versin, ana.” dedi.

Kayınvalidesi ise:
“-Hayırlı, hayırsız!.. Bir evlâdın olsun. Bizi ele güne dil ettin ya!..” dedi öfkeyle…

Fatma, ikindi namazından sonra duâ için secdeye vardı ve:
Rabbim dört yıldır senden hayırlı evlâd istiyorum. Olmuyor Rabbim! Hep hayırlı istiyorum, ben âciz hâlimle nasıl hayırsız bir evlâtla bas edebilirim. Ben kendimi ıslâh edemezken onu nasıl islâh edeyim.” diye gözyaşlarıyla yıkanan, salevâtlarla taçlanan duasını bitirdi.

Dört kez hâmile kalmış, ama hepsini kaybetmişti.

Ve ısrarla “hayırlı evlat ver” diye duâ etti, etti. Birkaç ay sonra rüyasında bir ses:
“-Kızım, hayırlı bir kız evlâdın olacak, adını Hediye koy.” dedi.

O, yine hep “hayırlısını” istedi.

Nihâyet Allâh’in lutf- u keremiyle yavrucuğuna kavuştu.

İsmini, Ayşe Hediye koydu.

Yalnız Ayşe durmadan hasta oluyor, her gece doktora götürüyorlardı.

Fatma hanim, geceleri nefes alıyor mu diye sürekli onu dinliyordu.

Uyku nedir bilmez oldu. Bir gece yine doktora götürdüler.

Doktor:
“-Kızım, sen bu çocuğa köyün zor imkânlarında bakamazsın, bünyesi çok zayif ve hassas, ölür! Benim de yıllardır çocuğum olmuyor onu bana ver!” dedi.

Fatma’yi bu teklif iyice bunalttı ve:

“-Aslâ!” dedi.

Ve çocuğuyla birlikte eve döndüler.

O gece, iki rekat hâcet namazı kıldıktan sonra Rabbine yalvardı, duâ etti:
“-Rabbim, bu evlât hayirli olacaksa onu bana nasip edip sevindir. Bende büyüsün, bir yetimle evlendirip onu sevindireyim.” diye duâ etti.

Seccâdesini toplarken:
“-Veren de O, alan da O, bize sadece duâ düşer.” dedi.

Ayşe, günden güne iyi oluyordu ve gün geçtikçe büyüdü, şirin bir kız oldu.

Allah, Fatma hanıma ardı ardına dört evlat daha ihsân etti.

O, hep:
“-Hayırlı olursa nasip et, hayırsızsa ben nasıl onu islâh ederim, ben kendimi bile islâh edememişken!..” diye duâ etmeye devam etti.

Ayşe, ilkokulu bitirince Kur’ân Kursuna verdiler.

Orada çok başarılıydı.

Edebiyle, ahlâkiyla, çalışkanlığıyla kendini sevdirmişti hocalarına.

Hocaları Hafızlığa başlatmak için ısrar ediyorlardı.

Çünkü hıfzı çok kuvvetliydi.

Ayşe ise “Ya onun hakkini veremezsem, Rabbimin huzuruna nasıl çıkarım” diye iç hesapları yapıyordu.

Ve nasiptir, bu düşünce sebebiyle hıfzına başlamadı.

16 yaşındaydı, güzelliği ve edebi onu akranlarından ayırıyordu.

Yaşı küçüktü, ama çok talibi vardı.

Bir gün bir genç talip oldu, âilesi oldukça varlıklıydı.

Diğer taraftan da fakir, anasız babasız bir genç talipti:
“-Öğretmenlik imtihanlarına girdim. Kazanırsam elimde tek hünerim o… Başkaca verecek hiçbir şeyim yok.” dedi.
İki taraf için de zaman istediler.

Fatma hanım, kızına:
“-Ben çok yokluk gördüm, sen görme kızım. Fakir olan çocuk, kendine başkasını bulsun. Seni böyle göz göre göre yokluğa atamam.” dedi.

Karar verildi.

Ertesi gün, zengin gencin âilesine haber verilecekti.

Fatma hanım, o gece rüyasında Kâbe’nin duvarlarını siliyordu.

Fakir genç de sırtında harç taşıyıp, ona yardım ediyordu.

Böylece Kâbe’yi sıvayıp bitirdiler.

Uzaktan bir ses duydu:
“-Bir yetimi sevindirmek Kâbe’yi inşa etmek gibidir. Kızım verdiğin sözü unutma, yetimi sevindir. Allâh onu mübarek kılsın.

Bu sesi tanımıştı.

16 yıl önce yine rüyâda kendine çocuğunun olacağını müjdeleyen sesti.

Uyandı ve rüyasını kızına anlattı.

Ayşe ise:
“-Anneciğim sen her zaman en hayırlısını istersin, Rabbimden. Bu apaçık bir rüya!.. Rabbim gönül evlerimizi lutfuyla zengin kilsin.” dedi.

Kur’ân sadâlari içinde düğün yapıldı.

Her şeyin en sâdesi seçilmişti evi için…

Bir takısı yoktu Ayşenin, ama gönlü îmân dolu bir hazineye sahip olduğu için Allâh’a duâ ediyordu…

Unutmayalım biz insanoğlu çok âciziz.

Neyin hayır, neyin şer olduğunu bilemiyoruz.

Âyet-i kerimede buyurulduğu üzere, bazen: “Hayır ister gibi ısrarla şerri istiyoruz.”

Onun için Rabbimizden, her zaman her şeyin en hayırlısını isteyelim.

Ey Rabbimiz! Bizi Sana boyun eğenlerden kıl, neslimizden de Sana itaat eden bir ümmet çıkar, bize ibâdet usullerimizi göster, tevbemizi kabul et. Zîrâ, tevbeleri çokça kabul eden ve çok merhametli olan ancak Sen’sin.” (Bakara, 128)

Peygamberimiz s.a.v Hadis-i Şeriflerinde: Bir kadınla 4 şey için nikahlanılır:

1-Malı için

2-Güzelliği için

3-Nesebi için

4-Dini için, sen dindar olanını tercih et buyurmuşlardır.

Her şeyin madde ile ölçüldüğü günümüzde insanların kaçta kaçı dindar özelliği için tercihte bulunuyor. Diğer maddeler için yapılan evlilikler ise kısa zamanda mahkeme salonlarında son buluyor. Mal, güzellik ve bunun yanında da dindar olursa aliyyül âlâ olur. Ama Dikkat dindarlık hiçbir zaman ikinci plana itilmemeli.

.

Posted in Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 2 Comments »

 
%d blogcu bunu beğendi: