Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 03 Şub 2008

Bu Duaya Amin Diyelim – Elmalı`lı Hamdi Efendinin Duası

Posted by Site - Yönetici Şubat 3, 2008

Bu Duaya Amin Diyelim - Elmalı`lı Hamdi Efendinin Duası,Dua,Bir hac, Allah yolunda yapılan yirmi gazve (savaş ve harb’ten) daha faziletlidir.Tefekkür insanı Allah’a götürür.

Bu Duaya Amin Diyelim – Elmalı`lı Hamdi Efendinin Duası

İlahi hamdini sözüme sertaç ettim,

Zikrini kalbime miraç ettim,

Kitabını kendime minhac ettim.

 

Ben yoktum sen var ettin,

Varlığından haberdar ettin,

Aşkınla gönlümü biikarar ettin.

İnayetine sığındım kapına geldim.

Hidayetine sığındım lütfüne geldim.

Kulluk edemedim affına geldim.

 

Şaşırtma beni doğruyu söylet,

Neşeni duyur hakikatı ögret.

Sen duyurmazsan ben duyamam

Sen söyletmessen ben söyleyemem

Sen sevdirmezsen ben sevemem.

Sevdir bize hep sevdiklerini

Yerdir bize hep yerdiklerini

Yar et bize erdirdiklerini

 

Sevdin habibini kainata sevdirdin.

Sevdinde hilat-i risaleti giydirdin.

Makamı İbrahimden makamı Mahmuda erdirdin.

Server-i asfiya kıldın hatem-i enbiya kıldın.

Muhammed Mustafa kıldın.

 

Salat-ü selam,

Tahıyyat-ü ikram

Her türlü ihtiram ona,

Onun aline ahbabına

Ailesine ashabına ve

Etbaına YA RAB !

Elmalı`lı Hamdi Efendinin Duası

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye | 8 Comments »

YAŞAM İÇİN BİR BARDAK SU

Posted by Site - Yönetici Şubat 3, 2008

fresh

YAŞAM İÇİN BİR BARDAK SU

Bir yıl boyunca, kuraklığın verdiği korku ile büyük küçük toplumun her kesiminden insanlar olarak, o kabuslu günlerde, defalarca nasıl bir heyecan ve ihlasla yaptığımız yağmur dualarını hatırlayalım.

Bir yıl boyunca susuzluk tehdidi ile geçen günlerimizden sonra yağan yağmurları hangi sevinç dolu duygularla karşıladığımızı düşünelim.

Yer küremizin yüzeyinin %71 ini denizler, %29 unu karalar oluşturur.

İnsan bedeni, %25 katı maddeden, %75 sudan oluşmaktadır. Beyin dokusunun ise %85’i sudur.

Dünya oluşumundan önce de su vardı ve oluşum tamamlandıktan sonra da ilk hayat suda başladı.

Suyun hayatın olmazsa olmaz temel unsurlarından biri olduğunu biliyoruz. Gerçek anlamda faydalarının tespiti konusunda yapılan bazı çalışmaların aslında bir şans eseri ortaya çıktığını ve bu yöndeki çalışmaların o günden sonra hız kazandığını biliyor muydunuz?

İranlı hekim DR. FERİDUN Batmanghelidj, suyun hastalıklara iyi geldiğini, insanı iyileştirdiğini hapishanede bir şans eseri öğrenmiş. “1979 da İran devrimi patladığında Ben siyasi bir tutuklu olarak hapiste bulunuyordum. Bir gün koğuşta, mahkumlardan birinin, koridorda, iki büklüm olmuş vaziyette, inanılmaz mide sancılarıyla kıvrandığını gördüm. Beni görünce ızdıraplı bir sesle “Ülserim beni öldürüyor” diye seslendi. Onun için ne yaptın diye sordum. “Üç adet Tagamet ve bir şişe dolusu antiasit aldım ama banamısın demedi” diye cevap verdi.”şeklinde vakayı özetleyen Dr. FERİDUN Batmanghelidj, 10 saatten beri bu şekilde ızdırap içinde sancı çeken hasta mahkuma gayri ihtiyarı müdahale eder ve ölmek üzere olduğunu düşündüğü adama iki bardak su içirir. Fakat ne görsün, adam çok geçmeden kıvranmaktan kurtulur. O günden sonra Dr. Batmanghelidj, suyun şifa verici etkisi üzerine çalışmalarını yoğunlaştırma kararı alır. Cezaevinde kaldığı 2,5 yıl içerisinde yaklaşık 3 bin peptik ülser hastası tutuklu ve hükümlüyü iyileştirir. Tabi ki ilaç olarak yalnızca su kullanarak.

2,5 yıl kadar sonra tahliye vakti geldiğinde, hapishane müdürüne ricada bulunur ve “lütfen ben bir müddet daha burada tutuklu kalmak istiyorum, zira araştırmalarımın en önemli evresine girmiş bulunmaktayım ve bu kadar çok hastayı dünyanın hiçbir yerinde, bu koşullarda bulamam” der.

Böylece Batmanghelidj, bir müddet daha “gönüllü hapis” yatar ve çalışmalarını sürdürür. Hapiste iken keşfinin ilk duyursunu Iranian Medical Association’da yayınlatır. Tebliğinin bir tercümesini de the Journal of Clinical Gastroenterology Haziran 1983 sayısında misafir editör olarak yayınlatır. Bugün bütün dünyaya sesin duyurabilmiş ve ekol oluşturmuştur.

Dr. Batmanghelidj “Hasta Değil Susuzsunuz” kitabında vucudumuzun tam 46 nedenle suya ihtiyaç duyduğunu anlatmaktadır.

Bunlar şunlardır.

1- Hiçbir canlı susuz yaşayamaz.

2- Göreceli su yetersizliği vücudun bazı fonksiyonlarını önce bastırır, sonra öldürür.

3- Su temel enerji kaynağıdır.

4- Su vücudun her hücresinde elektriksel ve manyetik enerji üretir, bize yaşam gücü verir.

5- Hücre yapısındaki maddeleri birbirine bağlayan bir yapıştırıcıdır.

6- DNA hasarını önler ve onarım mekanizmalarının daha iyi çalışmasına yardımcı olur, böylece üretilen anormal DNA sayısı azalır.

7- Bağışıklık sisteminin (bütün mekanizmalarının) merkezi olan kemik iliğinde, bu sistemi kanser de dahil olmak üzere, çeşitli hastalıklara karşı güçlendirir.

8- Bütün besinlerin, vitamin ve minerallerin temel çözücüsüdür. Vücutta besinleri küçük parçalara ayırır, sindirimlerinde ve son metobolik aşamalarında görev yapar.

9- Besinlere enerji verir ve parçalanan besinler sindirim sırasında bu enerjiyi vücuda aktarır. Susuz yenen yemeğin vücut için hiçbir enerji değeri yoktur.

10- Su, besinlerdeki gerekli ögelerin emilimini artırır.

11- Bütün ögelerin vücuda taşınmasına yardımcı olur.

12- Akciğerlerde oksijen toplayan kırmızı kan hücrelerinin çalışma verimini artırır.

13- Hücreye ulaşan su, o hücreye oksijen verir ve atık gazları vücuttan atılmaları için akciğerlere taşır.

14- Vücudun çeşitli bölgelerinden zehirli atıkları toplar ve atılmaları için karaciğer ya da böbreklere taşır.

15- Eklem boşluklarındaki temel yağlayıcı maddedir, artrit ve sırt ağrılarının oluşumunun önlenmesinde yardımcı olur.

16- Omurgadaki diskleri “şok emici su yastıkları” na dönüştürür.

17- Bağırsakları en iyi çalıştıran yağlayıcı maddedir, kabızlığı önler.

18- Kalp krizi ve felce karşı koruyucudur.

19- Kalp ve beyin damarlarında pıhtılaşmayı önler.

20- Vücudun soğutma (terleme) ve ısıtma (elektrik) sistemleri için vazgeçilmezdir.

21- Düşünme başta olmak üzere, bütün beyin fonksiyonları için bize güç ve elektriksel enerji verir.

22- Serotonin ve diğer nörotransmitterlerin (sinir ileticileri) üretimi için vazgeçilmezdir.

23- Melatonin de dahil olmak üzere, beyinde üretilen bütün hormonların yapımı için gereklidir.

24- Çocuklarda ve yetişkinlerde dikkat yetersizliği sorununa çözüm getirir.

25- Çalışma verimini artırır ve dikkat aralığını büyütür.

26- Su dünyadaki diğer bütün içeceklerden daha kolay bulunabilir ve hiçbir yan etkisi yoktur.

27- Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesine yardımcı olur.

28- Uykuyu düzenler.

29- Yorgunluğun giderilmesine yardımcı olur ve bize gençliğin enerjisini verir.

30- Cildi yumuşatır ve yaşlılık belirtilerinin azalmasına yardımcı olur.

31- Gözlere canlılık ve parlaklık verir.

32- Glokomdan korunmamıza yardım eder.

33- Kemik iliğinde kan üretim sistemlerini düzenler, lösemi ve lenfoma oluşumunun önlenmesine yardımcı olur.

34- Vücutta enfeksiyon ve kanser hücrelerinin geliştiği bölgelerde bağışıklık sistemini güçlendirmek için çok gereklidir.

35- Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler.

36- Kadınlarda, adet öncesi ağrıyı ve ateş başmasını hafifletir.

37- Kalp atışıyla birlikte kanı sulandırıp dalgalandırarak dolaşımdaki katı maddelerin dibe çökmesini engeller.

38- İnsan vücudunda dehidrasyon sırasında kullanılabilecek bir su deposu yoktur. Bu nedenle gün boyunca düzenli olarak su içmemiz gerekir.

39- Dehidrasyon cinsellik hormonunun üretimine engel olur, bu iktidarsızlık ve libido kaybının başlıca nedenlerinden biridir.

40- Su içtiğiniz zaman susuzluk ve açlık duygularını ayırt edebilirsiniz.

41- Kilo vermenin en iyi yolu su içmektir. Düzenli aralıklarla su için ve sıkı bir rejim yapmadan zayıflayın. Acıktığınız zaman aşırı yememeli, ama susadığınızda suyunuzu içmelisiniz.

42- Dehidrasyon doku boşlukları, eklemler, böbrekler, karaciğer, beyin ve deride zehirli çökeltilerin birikmesine yol açar. Su bunları temizler.

43- Su, gebelikte sabah bulantılarını azaltır.

44- Zihin ve vücut fonksiyonlarını bütünleştirir. Karar verme ve hedefleri belirleme yeteneğini artırır.

45- Yaşlılıkta bellek kaybının önlenmesine yardımcı olur. Alzheimer, multipl skleroz, Parkinson ve Lou Gehring hastalıklarının riskini azaltır.

46- Kafein, alkol ve bazı ilaçlara duyulan bağımlılığın giderilmesine yardımcı olur.

Bir bardak suyun faydaları işte böyle. Suyun yukarıda sıralanan faydalarını okuyunca; “Canlı olan her şeyi sudan yarattık. Hala inanmıyorlar mı?” (Enbiya, 30) ayetini aklımızdan çıkarmamamız gerektiğini daha iyi anlıyoruz.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Sağlık, Türkiye, İlginç | 2 Comments »

HAZRET-İ FÂTIMA RADIYALLÂHÜ ANHÂ

Posted by Site - Yönetici Şubat 3, 2008

Hz. Fâtıma,fatc4b1matuz-zehra-r-a-kimdir-cenazesine-kac3a7-kic59fi-katc4b1ldc4b1-nasc4b1l-vefat-etti

HAZRET-İ FÂTIMA RADIYALLÂHÜ ANHÂ

Hz. Fâtıma’nın (r.anhâ) doğumu; miladî 609, Cemâziyelahirin 20. Cuma günü, Bi‘set-i Nebevî’den üç ay önce, Mekke’dedir.

Babası; âlemlere rahmet, iki cihan serveri, enbiyânın imâmı, asfiyânın tâcı, gönüllerimizin ilâcı Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimiz… Annesi, Hz. Hatîcetü’l-Kübrâ (r.anhâ) vâlidemiz… Lakabı ise Zehrâ’dır.

“Fâtıma”, kendisi ve zürriyeti cehennem ateşinden korunmuş demektir. Nitekim Deylemî’nin (rh.) Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivâyet ettiği bir hadîs-i şerifte Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.),

“Kızımı ancak, Allah onu ve sevenlerini cehennemden uzaklaştırdığı için ‘Fâtıma’ diye isimlendirdim” buyurmuşlardır.

“Zehrâ” ise, beyaz ve nûrânî yüze denmekle beraber; saf, berrak, pek parlak ay gibi mânâlara da gelmektedir. Fâtıma vâlidemiz parlak bir yüze sahipti ki, bakanın gözleri kamaşırdı. Ay ışığı gibi geceyi nurlandırırdı. Hz. Âişe’nin (r.anhâ), “Ben karanlık gecede Hz. Fâtıma’nın yüzünün aydınlığı ile iğneye iplik geçirirdim!” dediği kadar parlaktı.

***

Hz. Fâtıma (r.anhâ), kadının insan olarak hiçbir kıymet hükmünün olmadığı bir cemiyette dünyaya gelmişti. Hatta insanlar, Peygamberimiz (s.a.v.) Efendimiz’le, yaşayan erkek evlâdı olmadığı için, soyu kesik mânâsına “ebter” diyerek alay etmeye yelteniyorlardı. Böylesi bir cemiyette, Resûlüllah Efendimiz o cemiyetin bütün bu peşin hükümlerini hiçe sayıyor, mübârek kızları Hz. Fâtıma, bulundukları yere geldiğinde ayağa kalkıyor ve ona, oturması için kendi yerini gösteriyordu. Efendimiz (s.a.v.), bu hareketiyle Hz. Fâtıma’nın şahsında kadına verilmesi gereken muallâ mevkie işâret ediyorlardı.

***

Hz. Fâtıma vâlidemiz sadâkatte, ahde vefâda ve sâir bilumum güzel ahlâkta zirvede idiler. Hz. Âişe (r.anhâ) vâlidemiz, “Resûlüllah’tan başka Fâtıma’dan daha doğru sözlü birini görmedim” diyerek, onun bu hasletini de dile getirmiştir.

***

Fâtıma vâlidemiz, annelik makamının da en mümtaz örneğidir. Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve Hz. Zeynep (radıyallâhü anhüm) onun sıcak ikliminde yetişmiş ve hiç şüphesiz insanlık tarihinin iftihar tablosundaki yerlerini almışlardır.

Yine Hz. Âişe’nin (r.anhâ) bildirdiğine göre, ruh ve madde cephesiyle hâsılı her şeyiyle insanlığın ufku mübârek babalarına benzedikleri için, kendilerine, babasının kızı mânâsına, “Bint-i Ebîhâ” deniliyordu. Kezâ babalarını bağrına basıp gözetmesinden dolayı da, sahâbîler ona, “Ümmü Ebîhâ” yani babasının annesi sıfatını lâyık görmüşlerdi. Baba-kız arasındaki sevgi, nezâket ve nezâfet âlemde görülmemiş bir âhenkte idi.

***

Hz. Fâtıma vâlidemiz, Resûlüllah Efendimiz’in Cenâb-ı Hak’tan aldığı emir neticesinde Hz. Ali kerramallâhü vecheh ile evlenir. Evlilikleri süresince Hz. Ali’ye o kadar mükemmel bir eş olur ki; Hz. Ali (r.a.) de, “Ben, Fâtıma’yı incitecek ve rahatsız edecek tek bir hareket dahi yapmadım” diyerek, kendisinin de ona karşı olan nezâket ve hassâsiyetini ifade eder.

***

Hz. Fâtıma (r.anhâ), ilmî sâhada da dirâyet sahibi idi. Fıkıh ve tefsir mevzularında âlim, Kur’ân-ı Kerim’i anlayıp anlatmada, ictimaî mes’elelere hâl çereleri bulmakta eşsizdi. İslâm’da kadının muallime ve mürebbiye olmasının en güzel örnekleri ondadır.

***

Hâsılı Fâtıma vâlidemiz, engin-zengin, ince ve derin bir rûha sahipti. Necip Fâzıl’ın ifadesiyle, “Masmavi gök kadar ve en ince fikir kadar derin”di ve zengindi onun gönlü. Oruçlu olduğu halde, üç gün boyunca iftarını suyla yapıp, sofrasındaki bir lokma ekmeği kapısına gelen fakire ikrâm edecek kadar da cömertti.

Onun için daha ne söyleyebiliriz ki, bu aczimizle… O, kıyâmete kadar gelecek bütün mü’min hanımlara, numûne-i imtisâl (örnek/model) olacak her türlü güzel ahlâkın sahibiydi.

Halis Ece

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Türkiye | Leave a Comment »

Hamd mi kıymetli, şükür mü?

Posted by Site - Yönetici Şubat 3, 2008

Hamd mi kıymetli, şükür mü?

Hamd mi kıymetli, şükür mü?

“Hamd etmek şükr etmekten daha kıymetlidir. Çünkü şükr etmekte, sevgilinin nimetlerini düşünmek vardır, onlar gözönündedir. Bu ise sıfata ve fiile yönelmektir.

“Hamd ederken düşünülen ise, hamd edilen Zât’ın güzelliğidir; O’nun hüsn-i cemâli yani bizzat kendisi gözönündedir. Yani nimetleri de, elem ve keder vermesi de hep sevilmekte, medhedilmekte/övülmektedir. Zira, Cenâb-ı Hakk’ın verdiği elemler-ıztıraplar, hüzün ve kederler de, nimetleri gibi güzeldir.

“Görülüyor ki, hamd; senâ etmenin, övmenin en üstün şeklidir ve özünde hüsn-i cemâl mertebesini daha çok toplamakta; dolasıysile sevinç hâlinde de, üzüntü ve sıkıntı hâlinde de hamd edilmektedir.

“Şükür ise; nîmet zamanlarında olup devamlı değildir. Nîmet kalmayıp ihsan-ikram bitince, şükür de çabucak kaybolur gider.” (el-Mektûbat, İmâm-ı Rabbâni, 2, 33)

***

Kısacası hamd şükür’den daha umumidir; bollukta da darlıkta da, sağlıkta da hastalıkta da, hüzünde de sevinçte de hamd edilir/edilebilir. Ama şükürsadece nimet mukabili ve o nimetin ziyadeleşmesi/artması için olduğundan, hastalıkta ve sıkıntılı anlarda, kötü durumlarda şükredilmez… Şükredilirse, içinde bulunduğumuz o kötü halin -Allah korusun- daha da artmasına sebep olur.

Dilerseniz mevzumuzu, Süleyman Efendi (k.s.) hazretlerinin dilinden, sahip olduğumuz maddi-manevi tüm nimetlerin şükrünü içinde toplayan güzel bir dua ile noktalayalım.

“Yâ Rabbi! Şükründen âciz olduğumuz bütün nimetlerine, İslâm nimetine, Ümmet-i Muhammed’ten olmak nimetine; başta Zât-ı ilâhi’nin, sıfât-ı ilâhiyenin, esmâ-i ilâhiyenin ve ef’âl-i ilâhiyenin hudutsuzluğunca şükürler olsun.”

Halis ece

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: