Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Allah`ın Rahmeti ve İnsan

Posted by Site - Yönetici Ocak 23, 2008

Allah`ın Rahmeti ve İnsan

Allah`ın Rahmeti ve İnsan

Alemlerin Rabb’i, rahmet ve merhametinin bir sonucu olarak insanların istifadesi için dinini bu kadar kolaylaştırmışken, kişiye düşen ALLAH’ın bildirdiklerini öğrenerek düşünmek ve onları uygulamaktır.

Ne var ki, pek çok insan böylesine aşikar bir yol varken, kendilerine yanlış yol gösterenlerin peşine takılmakta, hayatlarının gayesini öğrenebilecekleri, fani ve baki dünya huzuruna vesile olacak Kur’an dan uzak yaşamaktadırlar.

Dinimizde iman ibadetin; ibadet üstün ahlakın, üstün ahlak da insan-ı kamil olmanın temelini teşkil eder. Kamil insan ise dünyada Rıza-yı Bari’ye uygun hareket eden ve buna karşılık olarak vadedilen ilahi nimetleri kazanarak, ebedi mutluluğa nail olmaya hak kazanan kimse demektir.

İmanın ön şartı; Yüce Rabb’imizi bilmek, onu noksan sıfatlardan tenzih edip kemal sıfatlarıyla tanımaktır. İkinci şartı ise; Hz. Muhammed (s.a.v)’i ALLAHın kulu ve resulü olduğunu kabul etmek, bildirdiklerini de hak olduğuna ve ALLAH katından geldiğine dair iman ve ikrarda bulunmaktır.

ALLAH neyi farz kılmışsa, insan kulluk bilinciyle onu yapmak durumundadır. Bunun karşılığında ALLAH’ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmayı umabilir. ALLAH’ın insanlara farz kıldığı ibadetlerde kolaylık dilemesi, ALLAH’ın merhamet ve şefkatinin bir göstergesidir. Buna rağmen, ALLAH’ın emirlerine uymayanların Ahirette güçlerinin yetmediğine veya zor geldiği için yapmadıklarına dair hiçbir mazeretleri olmayacaktır.

Bu durumu Rabb’imiz şu ayette haber vermektedir: “ALLAH size her hangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.” (maide, 5/6)

ALLAH’ın emrettiği ibadetler, hakiki iman sahiplerine son derece kolay gelir. Rabb’imiz, sonsuz bilgisi, rahmet ve merhameti ile, insanlar için en kolay, en güzel ibadetleri ve hayat tarzını bildirmiş ve bunlara uyanlara iki dünya saadetiyle müjdelemiştir. Kul olarak insanlar, onun emirlerini nihai otorite olarak kabul etmeli ve doğru yola ulaşmak için ona yönelmelidir.

Kainatı yaratması ve insanın kontrolüne vermesi, ALLAH’ın rahmetinin en köklü tecellilerindendir. Bu bakımdan insan ve toplum araştırmalarının, sosyal bilimlerin öncelikli konulardan biri haline gelmesi, çağımızın problemlerine çözümler üretebilmek için kaçınılmazdır. Bu çalışmalar Kur’an’ın anlaşılıp yorumlanması açısından da önemli katkılar sağlayabilecektir.

Kur’an’a inanan ve kendisine rehber edinen her müslüman, yaradılış gayesini, ALLAH’ın hoşnutluğunu, rahmeti ve cennetini kazanmanın yolunu, cennet ve cehennemde nasıl bir hayat olacağını, ALLAH’ın yaratışındaki sırları, güzel ahlakı ve daha bir çok bilgiyi, en doğru ve en eksiksiz şekliyle öğrenmekte mükelleftir.

Bilhassa fitne ve kargaşa dönemlerinde güzel ahlaklı olabilmek sabır ve irade gerektirir. Şartlar ne olursa olsun, dürüstlük ve güzel ahlaktan vermemek gerekir. Bu irade ve sabrı gösterebilmek için insanın güçlü bir hedefinin olması şarttır.

Müminlerin nihai hedefi ALLAH’ın rızası, rahmeti ve cenneti olduğu için, karşılarına çıkan her zorluğu basiretle aşarlar. Ama imanı zayıf ve gayesiz bir insanın böyle bir irade ve sabır gösterebilmesi için dayanak noktası yoktur. ALLAH’a güvenip, ahiret gününe iman ederler, hiç bir ahlaksızlığa asla yeltenmezler.

ALLAH bir ayetinde müminlerin içlerindeki ALLAH korkusundan dolayı güzel ahlaklarında kararlı ve sabırlı olduklarını şöyle bildirir: “Ve onlar ALLAH’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi ulaştırırlar. Rabb’lerinden içleri saygı ile titrer, kötü hesaptan korkarlar. Ve onlar Rabb’lerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederle, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.” (Rad, 13/21-22

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Bir topluluk ALLAH’ı zikretmek üzere bir araya gelirse melekler onların etrafını srar; ALLAH’ın rahmeti onları kaplar; üzerlerine sekinet (nuru) iner ve ALLAH Teala onları katında bulunanlara över.” (Müslim, Zikr, 39,38. Ayrıca Ebu Davud, Vitir, 14; Tirmizi, Daavat, 7; İbni Mace, Mukaddime,17)

ALLAH’ın selam ve rahmeti, hayat sermayesini O’nun hidayetine tabi olma yolunda kullananların üzerinedir.
ALLAH’ın Rahmeti ve İnsan

Alemlerin Rabb’i, rahmet ve merhametinin bir sonucu olarak insanların istifadesi için dinini bu kadar kolaylaştırmışken, kişiye düşen ALLAH’ın bildirdiklerini öğrenerek düşünmek ve onları uygulamaktır.

Ne var ki, pek çok insan böylesine aşikar bir yol varken, kendilerine yanlış yol gösterenlerin peşine takılmakta, hayatlarının gayesini öğrenebilecekleri, fani ve baki dünya huzuruna vesile olacak Kur’an dan uzak yaşamaktadırlar.

Dinimizde iman ibadetin; ibadet üstün ahlakın, üstün ahlak da insan-ı kamil olmanın temelini teşkil eder. Kamil insan ise dünyada Rıza-yı Bari’ye uygun hareket eden ve buna karşılık olarak vadedilen ilahi nimetleri kazanarak, ebedi mutluluğa nail olmaya hak kazanan kimse demektir.

İmanın ön şartı; Yüce Rabb’imizi bilmek, onu noksan sıfatlardan tenzih edip kemal sıfatlarıyla tanımaktır. İkinci şartı ise; Hz. Muhammed (s.a.v)’i ALLAHın kulu ve resulü olduğunu kabul etmek, bildirdiklerini de hak olduğuna ve ALLAH katından geldiğine dair iman ve ikrarda bulunmaktır.

ALLAH neyi farz kılmışsa, insan kulluk bilinciyle onu yapmak durumundadır. Bunun karşılığında ALLAH’ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmayı umabilir. ALLAH’ın insanlara farz kıldığı ibadetlerde kolaylık dilemesi,ALLAH’ın merhamet ve şefkatinin bir göstergesidir. Buna rağmen, ALLAH’ın emirlerine uymayanların Ahirette güçlerinin yetmediğine veya zor geldiği için yapmadıklarına dair hiçbir mazeretleri olmayacaktır.

Bu durumu Rabb’imiz şu ayette haber vermektedir: “ALLAH size her hangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.” (maide, 5/6)

ALLAH’ın emrettiği ibadetler, hakiki iman sahiplerine son derece kolay gelir. Rabb’imiz, sonsuz bilgisi, rahmet ve merhameti ile, insanlar için en kolay, en güzel ibadetleri ve hayat tarzını bildirmiş ve bunlara uyanlara iki dünya saadetiyle müjdelemiştir. Kul olarak insanlar, onun emirlerini nihai otorite olarak kabul etmeli ve doğru yola ulaşmak için ona yönelmelidir.

Kainatı yaratması ve insanın kontrolüne vermesi, ALLAH’ın rahmetinin en köklü tecellilerindendir. Bu bakımdan insan ve toplum araştırmalarının, sosyal bilimlerin öncelikli konulardan biri haline gelmesi, çağımızın problemlerine çözümler üretebilmek için kaçınılmazdır. Bu çalışmalar Kur’an’ın anlaşılıp yorumlanması açısından da önemli katkılar sağlayabilecektir.

Kur’an’a inanan ve kendisine rehber edinen her müslüman, yaradılış gayesini, ALLAH’ın hoşnutluğunu, rahmeti ve cennetini kazanmanın yolunu, cennet ve cehennemde nasıl bir hayat olacağını, ALLAH’ın yaratışındaki sırları, güzel ahlakı ve daha bir çok bilgiyi, en doğru ve en eksiksiz şekliyle öğrenmekte mükelleftir.

Bilhassa fitne ve kargaşa dönemlerinde güzel ahlaklı olabilmek sabır ve irade gerektirir. Şartlar ne olursa olsun, dürüstlük ve güzel ahlaktan vermemek gerekir. Bu irade ve sabrı gösterebilmek için insanın güçlü bir hedefinin olması şarttır.

Müminlerin nihai hedefi ALLAH’ın rızası, rahmeti ve cenneti olduğu için, karşılarına çıkan her zorluğu basiretle aşarlar. Ama imanı zayıf ve gayesiz bir insanın böyle bir irade ve sabır gösterebilmesi için dayanak noktası yoktur. ALLAH’a güvenip, ahiret gününe iman ederler, hiç bir ahlaksızlığa asla yeltenmezler.

ALLAH bir ayetinde müminlerin içlerindeki ALLAH korkusundan dolayı güzel ahlaklarında kararlı ve sabırlı olduklarını şöyle bildirir: “Ve onlar ALLAH’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi ulaştırırlar. Rabb’lerinden içleri saygı ile titrer, kötü hesaptan korkarlar. Ve onlar Rabb’lerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederle, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak ederler ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte onlar, bu yurdun (dünyanın güzel) sonucu (ahiret mutluluğu) onlar içindir.” (Rad, 13/21-22

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Bir topluluk ALLAH’ı zikretmek üzere bir araya gelirse melekler onların etrafını srar; ALLAH’ın rahmeti onları kaplar; üzerlerine sekinet (nuru) iner ve ALLAH Teala onları katında bulunanlara över.” (Müslim, Zikr, 39,38. Ayrıca Ebu Davud, Vitir 14; Tirmizi, Daavat, 7; İbni Mace, Mukaddime,17)

ALLAH’ın selam ve rahmeti, hayat sermayesini O’nun hidayetine tabi olma yolunda kullananların üzerinedir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

 
%d blogcu bunu beğendi: